{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/922 Esas<br>KARAR NO:2024/2029<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:26/10/2021<br>NUMARASI:2020/113 E. - 2021/325 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekilinin dava  dilekçesinde özetle;  dünyaca tanınmış ve herkesçe bilinen ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde  müvekkili  adına tescil edildiğini, tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin kombiden dizel enjektörlere, güneş panellerinden elektrikli el aletlerine uzanan geniş bir ürün yelpazesinde ürünlerinin mevcut olduğunu, öncelikle müvekkilinin ...'nin merkezinin  Federal Almanya Cumhuriyeti'nde mukim bir şirket olduğunu, Türkiye'de herhangi bir ikamet adresinin bulunmadığını, müvekkili  şirket tarafından öğrenildiği üzere 1 numaralı davalı ... tarafından ... isimli alan adının tescil edildiğini, müvekkili şirket tarafından bu ihlalin giderilmesi ve alan adının kullanılmamasına yönelik ihtar gönderilmiş olmasına rağmen işbu ihlalin devam ettiğini, söz konusu alan adında içeriğinde “...” markası kullanıldığı gibi ... servisi vb. ifadelerle tüketiciler nezdinde yanıltıcı ibareler kullanıldığını, 2 nolu  davalı ... ... isimli alan adı satışı yapılan kendisine ait web sitesi vasıtasıyla içerisinde ... markasının yer aldığı ... vb. alan adlarının pazarlanması faaliyetlerini yürüttüğünü,  müvekkili şirket tarafından bu faaliyetlerine son verilmesine yönelik ihtarname gönderildiğini ancak davalı faaliyetlerinin devam ettiğini,  müvekkili şirkete ait marka ve logoları taşıyan ve-veya halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan hiçbir marka ve logolu ürünler yahut web sitesi içeriği ve alan adı üzerinde kullanılmaması, taklit olarak üretilmiş ürünlerin satış, satışa arz ve depolama gibi eylemlerde bulunulmaması gerektiğini, bu hususun davalılar noter vasıtası ile ihtar edildiğini ancak davalılar müvekkili şirkete ait markanın izinsiz ve haksız bir şekilde kullanmaya ve pazarlamaya devam ettiklerini beyanla, maddi-manevi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6769 Sayılı  Sınai Mülkiyet Kanunu 149. Maddesi uyarınca müvekkilleri adına tescilli ... marka ve logoların davalılar tarafın kullanım hakkı bulunmamasına rağmen web sitesi içeriği ve alan adı üzerinde kullanılması sebebiyle, ...engellenmesine yönelik  tedbir kararı verilmesini, fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine,  tecavüz filinin önlenmesine ve giderilmesine, ... isimli alan adından müvekkilinin markasının çıkarılmasına, söz konusu siteye erişimin tamamen durdurulmasına, iki numaralı davalının ... markasını alan adlarında kullanılacak şekilde pazarlamasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davacı vekilince müvekkiline gönderilen ihtarnamede, ... ve ... alan adlarının .... marka ve logolarını ihtiva ettiği belirtilerek kullanımın sonlandırılmasının talep edildiğini,  müvekkilinin ihtarın kendisine tebliğinden sonra davacı vekillerine ulaşarak... alan adını elektrikli ürünlerin tamiri konusunda çalıştığı için aldığını, kullanımının marka ihlaline konu olduğunu bilmediğini ve ihtar ile öğrendiğini belirterek hemen kullanımı sona erdirdiğini ve söz konusu sitenin erişiminin engellendiğini, ayrıca ... alan adının müvekkilinin soy isiminin ve isminin bir kısmının birleşimi ile elde edilmiş olduğunu, (...) alan adının davacının  markalarını ihtiva etmediğini, ancak ihtarnamede markanın logo kullanımına ilişkin ihtarın yapılması sebebiyle müvekkilinin işbu sitede markaya ait tüm ibareleri ve logoların kullanımını sona erdirerek ihtarda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, İş bu davanın konusu olan ... alan adının ihtarda gerçeğe aykırı olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de müvekkilinin işbu alan adını hiç kullanmadığını, bu alan adında herhangi bir içerik sağlamadığını, ancak yine de kapalı olan siteye ilişkin var ise gerekli yükümlülüklerini yerine getireceğini bildirdiğini, davaya konu  ... alan adının müvekkil tarafından kullanılmadığını ve gün itibariyle tescil tarihinin şikayetten çok önce sona ermesi sebebiyle ihalilin olmadığını, müvekkilinin ihtarın kendisine tebliği neticesinde ihtarnameye ilişkin bildirilen talepleri yerine getirdiğini, kendisinin davaya konu işbu alan adını kullanmadığını, herhangi bir içerik paylaşımı yapmadığını, diğer iki alan adında olduğu gibi hak ihlalinin varlığını öğrendiği anda tüm ibareleri sona erdireceğini iyi niyetle bildirdiğini, müvekkilinin marka tecavüzüne ilişkin herhangi bir eylemi bulunmadığını, davacı tarafından iddia edilen etkilerin sona erdiğini,  davaya konu alan adının, diğer davalı ... şirketi tarafından müvekkiline sağlandığını, bu alan adının marka haklarını ihlal ettiğine ilişkin müvekkiline yer sağlayıcı tarafından öncesinde bilgilendirme yapılmadığını, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Madde 4 maddesi 1. Fıkrası uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun sadece ve sadece internet ortamında kullanıma sunduğu içerik paylaşımlarına ilişkin olduğunu, ancak davacının  dilekçesinde belirttiği gibi söz konusu alan adında herhangi bir paylaşım yapılmadığını, davacı şirketin markaları yahut logolarının dava konusu alan adında kullandığını, dolayısıyla  alan adının kullanımına ilişkin herhangi bir eylemi yahut ticari kazancının bulunmadığını, davacının iyi niyet ve dürüstlük kuralını ihlal ederek iş bu davayı müvekkiline yönelttiğini, markanın üçüncü kişilerce dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanımının kanun tarafından hüküm altına alındığını, müvekkilinin eyleminin bu kanun çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı ... vekilinin davaya herhangi bir cevap vermediği, 26.10.2021 tarihli duruşmada müvekkiline husumet yöneltilmesinin imkanının olmadığını, müvekkili yönünden davanın reddini talep ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm bu açıklanan nedenlerle, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde  davalılardan ... tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, giderilmesine, bu doğrultuda ... isimli alan adından davacıya ait \"...\" ibareli markanın çıkarılmasına, siteye erişimin engellenmesine, diğer davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın yukarıda açıklanan gerekçeler mucibince reddine,1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davalılardan ... tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, bu tecavüzün önlenmesine, giderilmesine, bu doğrultuda ... isimli alan adından davacıya ait \"...\" ibareli markanın çıkarılmasına, siteye erişimin engellenmesine, 2-Diğer davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın reddine\"  karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... A.Ş.'nin  ... isimli site üzerinden müvekkili şirketin tescil edilmiş markası olan ...ibaresini içeren internet alan adlarının pazarlanması faaliyetlerini yürüttüğünü, Davalı hali hazırda müvekkili şirket adına tescilli ... ibarelerini içeren alan adlarının pazarlanması faaliyetlerine devam ettiğini diğer davalı ...'nin de “...” alan adlarını ... ait olan siteden satın aldığını,  ...'un hem alan adı pazarlaması hem de yer sağlayıcı, barındırma (hosting) hizmeti sunduğunu,  bilgisayar mühendisi olan bilirkişinin “ ... A.Ş. ... web sitesi üzerinden hem alan adı tahsisi hem de hosting (barındırma) hizmeti veren bir şirket olduğu, ... alan adını diğer davalıya tahsis ettiği/sattığının tespit edildiği”  şeklinde beyanlarda bulunulduğunu, ... hem alan adı tahsisi hem de barındırma hizmeti sunan bir şirket olup, Bilirkişilerin bu tespitlerinin akabinde somut olay yönünden ... barındırma hizmeti sağlamadığı sadece park etme hizmeti sağladığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz edecek nitelikte bir işlemin oluşmadığını yönünde tespitte bulunduklarını, ancak ... muhatap alarak 5661 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 5. Maddesi kapsamında keşide ettikleri ihtarname ile marka hakkına tecavüz oluşturacak içeriğin bildirimi yapıldığını, davalının herhangi bir önlem almadığını,  basiretli tacir gibi hareket etmemesinden dolayı sorumluluğunun doğması gerektiğini,  5661 sayılı yasanın 5. Maddesi incelendiğinde görüleceği üzere 2. Fıkrasında “Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.”  hükmü bulunduğunu,  Müvekkili şirketin yasa hükmüne uygun davranarak yer sağlayıcı olan .... verdiği hizmetin tüketicileri yanılttığından bahisle gerekli bildirimde bulunduğunu, 1 nolu davalının kendi adına tescil ettirdiği “...” alan adı için 2 nolu davalıdan hosting (barındırma) hizmeti aldığını, Sınai Mülkiyet Kanunu gerekse 5651 Sayılı yasa kapsamında sorumluluğu doğacağını, -Davalı ...’nin park hizmeti sunduğu kabul edilse dahi marka ihlali gerçekleştiğini, park etme hizmeti, sahibine gelir sağlaması amacıyla elde tutulan sayfaların üçüncü kişilere satışı olduğunu,  Yani 2 nolu davalı müvekkili markasına sahip alan adını üçüncü kişilere satmak adına elinde tuttuğunu ve akabinde bunun satışını sağladığını, ilk derece mahkemesi, park etme hizmetinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde yapmış olduğu değerlendirmede müvekkili şirketin markasının tanınmış marka olduğunu göz ardı ederek değerlendirmede bulunduğunu, Park hizmetinin  istisnai olarak bir markanın, tanınmış marka olması halinde marka hakkına tecavüz oluşturacağını, Bilirkişi raporunda “Yasaman, Zeynep. Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali. On İki Levha Yayıncılık, 2020.” Kitabından faydalanılarak rapor hazırlanmıştır. Adı geçen eserin 708. sayfasında,  “Sondan başlamak gerekirse, alan adının alan adı sahibince belli bir mal veya hizmet ile ilgili fiilen kullanılmasa da parking sitelere park edilerek orada yer alan bağlantılara tıklanması suretiyle ücret alınması söz konusu olmaktadır. Bu halde, alan adının tahsis edilmesi ve sonrasında parking sitelere park edilerek bir kazanç sağlanması ticaret alanında kullanım olarak kabul edilmektedir. Ancak burada başka bir sorun ortaya çıkmaktadır. O da, her ne kadar söz konusu kullanım ticaret alanında bir kullanım ise de, marka hakkının ihlali için mal ve hizmetler ile ilgili bir kullanım olması, bu mal veya hizmetlerin marka sahibinin mal veya hizmetleri ile aynı veya benzer olması gerekmektedir. Dolayısı ile alan adının park edildiği sitede yer alan reklam bağlantılarına konu mal veya hizmetlerin marka sahibinin mal veya hizmetlerinden farklı olması halinde, tanınmış marka istisnası hali hariç, marka sahibi tecavüzü ortaya koyamayacaktır. Oysa markası üçüncü kişilerce haksız olarak kullanılmakta, kendisi de markasından oluşan ibareyi internette alan adı olarak kullanmaktan engellenmiş olacaktır. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, tanınmış markanın salt tahsisi tanınmış markanın ihlali için yeterli bir unsur teşkil etmektedir; zira tanınmış markanın üçüncü kişilerce alan adı alınması, fiilen kullanılmasa bile, markanın itibarından, ayırt ediciliğinden faydalanma amacını taşımaktadır. (Yasaman, Zeynep. Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali. On İki Levha Yayıncılık, 2020, s.708)” denilerek tanınmış marka durumunun bir istisna ve bunun neticesinde de park etme hizmeti ile alan adı tahsisi marka hakkına tecavüz oluşturacağını, bu nedenle Davalı ... A.Ş.’nin faaliyetleri marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğundan dolayı davalı yönünden verilen red kararı kaldırılarak İstinaf başvurumuzun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin dava taleplerini karşılar hiçbir kullanımın olmaması sebebiyle, hükmedilen kararın hukuki geçerliliği ya da uygulanabilirliği bulunmadığını, İlk olarak davaya konu ... isimli alan adının dava tarihinde ve öncesinde kayıtlı olduğuna ilişkin bir tespit dosyası bulunmadığını, Davacı tarafça esas dava öncesinde delil tespiti dosyası ikame edilmediğini, kullanımın tespiti yapılmadığını, geçmişe dönük tespiti olmayan marka tecavüzü hakkında dava hakkı ileri sürülemeyeceğini, -Müvekkilinin ihtardan sonra ihtarda belirtilen ... adındaki kullanımı hemen sona erdirdiğini, ... sayfasında davacıya ait tüm ibareleri çıkardığını ve son olarak davaya konu ... alan adının hiç kullanmadığını, kullanıma ilişkin tek bir delil sunulamadığını, bu alan adında herhangi bir içerik sağlamadığını, ancak yine de kapalı olan siteye ilişkin var ise gerekli yükümlülüklerini yerine getireceğini bildirdiğini,  hem ihtar hem da hem de karar tarihlerinde kullanımın bulunmaması sebebiyle tecavüzün önlenmesi talebinin ve bu yönde karara hükmedilmesinin hiçbir hukuki yararı ve geçerliliği bulunmadığını,-erişilemeyen ve ulaşılamayan bir internet sitesinden kazanç sağlayamayacağını, tek bir kullanımın dahi ispat edilemediği bir alan adı için, erişim engelleme ve pazarlamanını önlenmesi talebi farazi ve mesnetsiz olduğunu, hukuki yararı bulunmadığını, -Dava tarihi itibariyle davaya konu alan adına ilişkin tescil tarihi sona ererek müvekkilinin alan adı hakkında hiçbir yetki, sorumluluk ve yükümlülüğü kalmadığını, davacının sunduğu evraklar ile bilirkişi raporunda da açık olduğunu, Müvekkilinin ihtar sonrası alan adı ile illiyet bağını sonlandırdığı için alan adı sahibinin kim olduğunu dahi bilemediğini, markalara ilişkin haklar nasıl ki tescil süresince geçerli ise; alan adlarına ilişkin sorumluluk ve denetim de sözleşme süresi ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunda ve denetiminde bulunmadığı süre zarfında müvekkiline dava yöneltilmesinin hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olduğunu, -Müvekkilinin ticari kullanım gayesinin olmadığının dava dosyasında sabit olduğunu, SMK Madde 7/3 (d) belirtilen ticari kullanım şartının gerçekleşmediğini, Marka Vekili Bilirkişisi tarafından yapılan araştırmada; alan adının kullanılmadığı ve ticari kullanım şartının gerçekleşmediği tespit edilmesine rağmen, güncel ve yeterli karar araştırması yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, ticari kullanım şartı gerçekleşmeden marka tecavüzünün söz konusu olamayacağını, Marka hakkı sahibinin bu kullanımı engelleyebilmesi için asli şartın; ticari etki yaratacak şekilde kullanım olduğunu, ...i'nin 2'inci maddesinde neyin internet kullanımı sayılacağının belirtildiğini, bu maddeye göre ''ticari etki doğuran kullanım'' var ise ancak internette kullanım söz konusu olarak kabul edildiğini,-Web sitesine dava tarihi itibariyle ulaşılamadığı ve kullanımın olmadığı bilirkişi araştırmasıyla sabit olduğunu, Bilirkişilerce tespit edildiği üzere müvekkili tarafından bir alan adı kullanımı bulunmadığını, işbu durumun markadan haksız yararlanma, markanın itibarını zedeleme ve markanın ayırt edici karakterini zedeleme hususlarının da mevcut olmadığını gösterdiğini,  ancak bu hallerden 3 halden birinin varlığı halinde marka hakkı sahibinin SMK 7/3-d atıfıyla 7/2-c uyarınca internet alan adı kullanımını engelleyebileceğini, bilirkişiler tarafından, müvekkilinin davacının markalarından haksız bir yarar sağladığına yahut markanın ayırt edici karakterini zedelediğine ilişkin hiçbir tespit yapılamadığını, SMK 7/2 - c'ye atfı zorunlu kılan 3 halden birinin bile var olmadığı dikkate alınarak davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini,-Müvekkilinin alan adı tescil talebinin de, davacının marka sınıfları ile aynı veya benzer mal ve hizmetler için olmadığını, müvekkil tarafından ticari etki yaratacak şekilde kullanım gerçekleşmediği gibi tescil talebinin de iyi niyetli bir girişim olduğunu,  davacının markalarının beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerine yönelik olmasına karşın, kullanılmayan alan adında matkap-servis gibi ibareler yer almadığını,-Var olmayan ihlal talepleri ve buna isitnaden verilen fiili uygulanması mümkün olmayan hükümlerin markaların tekelleşme amacına yönelik olduğunu, markanın tekelleşmesinin ve marka hakları üzerinde  haksız yarar sağlanmanın önüne geçilmesi gerektiğini, -davaya konu alan adının tescili için müvekkilini yönlendiren ve alan adı temini sağlayan ... Şirketi olup, şirketin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin durumdan haberdar olacağı ve müvekkili gibi iyi niyetli üçüncü kişileri işbu hususta -fikri ve sınai haklara ilişkin marka ihlalinin bulunması- uyarmakla yükümlü olduğunu, Davaya konu alan adında herhangi bir paylaşım yapılmadığı Bilirkişi Raporuyla sabit olup müvekkilinin başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığından kararın istinaf incelemesiyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın müşterilerine verdiği hiçbir hizmet bakımından “içerik sağlayıcı” olmadığını, yasal mevzuat bakımından sorumluluğuna gidilemeyeceğini, söz konusu hususun 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da açıkça hüküm altına alındığını, kanunun 2. Maddesi uyarınca İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri  ifade eder, İçerik sağlayıcının sorumluluğu   MADDE 4- (1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.   (2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.  (3) İçerik sağlayıcı, Başkanlığın bu Kanun ve diğer kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında; talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim eder ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alır Yer sağlayıcının yükümlülükleri   MADDE 5- (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.   (2) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.  (3) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. (4) Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler. (5) Yer sağlayıcı, Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla yükümlüdür. (6) Yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya bu Kanundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında Başkanlık tarafından on bin Türk Lirasından yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.  Erişim sağlayıcının yükümlülükleri   MADDE 6- (1) Erişim sağlayıcı;   a) Herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi halinde erişimi engellemekle,   b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,   b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla, ç) Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla, d) Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla, yükümlüdür.  (2) Erişim sağlayıcı, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini kontrol etmekle yükümlü değildir.  (3) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde yer alan yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından onbin Yeni Türk Lirasından ellibin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir hükümleri bulunduğunu, Yasal mevzuat hükümleri gereğince adı geçen hizmetleri sunan Müvekkili firmanın verilen hizmetin niteliğine göre yer sağlayıcı ya da erişim sağlayıcı olması sebebiyle hukuka aykırı içerikten dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,-Müvekkil firma veri tabanında gerçekleştirilen araştırmada, ... internet sitesi için ... numaralı müşteri paneli üzerinden 09.05.2019 tarihinde alan adı (domain) satın alınmış olduğu ve Müvekkili Firma nezdinde barındırma (hosting) hizmeti bulunmadığı tespit edildiğini ayrıca alan adının da yayını bulunmadığı tespit edildiğini, kurulan akit “mesafeli satış” sözleşmesi olduğundan üyelerin açık kimlik, iletişim ve adres bilgileri gibi bilgilerin kayıt esnasında doğruluğunu teyit etme imkânımız da bulunmadığını, ... veya barındırma, bir web sitesinde sitenin içerik sağlayıcısı tarafından yayınlanmak istenen sayfaların, resimlerin veya dokümanların internet kullanıcıları tarafından erişebilmesi için bir sunucuda tutulması olduğunu, yasanın 4. Maddesinde ise internet sitelerinde yer alan içerikten doğan sorumluluğun adresi olarak içerik sağlayıcı gösterildiğini, 4. Madde kapsamında “İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.” denilmek sureti ile içerik sağlayıcının sorumluluk kapsamı belirlendiğini, Müvekkilinin yer sağlayıcı olduğunu, verdiği hizmet bakımından anılan internet sitesinde yer aldığı iddia edilen hukuka aykırı içerikten 5651 Sayılı Yasa uyarınca sorumlu tutulamayacağını, emsal kararların da dosyaya sunulduğunu, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  ... markasının aynı zamanda bir tanınmış marka olduğunu, tanınmış markaların kullanımında ticari etki edecek şekilde kullanım şartı aranmaksızın tüketici nezdinde iltibas yaratacak derece kullanım marka hakkına tecavüz teşkil edeceğini, tanınmış markaların alan adlarında esas unsur olarak kullanılmasının dahi marka hakkına tecavüzün gerçekleşmesi için yeterli olduğunu,  e-tespit tutanaklarına da yansıdığı üzere alan adları ... adına tescil edildiği ve sitelerde ürün satışı dahi yapıldığını, Davalının ilgili alan adlarının kullanmadığına ilişkin beyanları gerçeği yansıtmadığını, ...sorgusu sonucunda davalı adına tescilli ... internet sitesinde dava tarihinden sonra sitenin aktif olduğu gözüktüğünü, tanınmış markaların alan adı olarak tahsis edilmesi durumunda SMK 7/3-d gereğince aranan ticari kullanım şartının varlığına gerek olmadığını, emsal dosyaların da sunulduğunu, Davalı ...'nin ....  alan adlarını satın alarak tescil edip kullandığını, davalı ...'nin internet alan adlarında esas unsur olarak müvekkiline ait tanınmış marka olan ... ibaresini kullandığını,  bu kullanım ile tüketiciler nezdinde iltibas yaratılmaya çalışıldığını, müvekkiline ait dünyaca tanınır bir markanın, davalı tarafından alan adında esas unsur olarak kullanılmasındaki amaç, markanın tanınırlığından faydalanılarak maddi bir kazanç elde etmekten başkaca bir şey olmadığını, SMK 7/3-d aranan ticari etki yaratacak kullanım da sağlandığını, müvekkiline ait markanın birden çok alanda tescilli bir marka olduğunu,  Müvekkilinin şirketin markasının 7. Sınıfta tanımlı emtialar için de tescillenmiş olup bu sınıftaki emtiaların elektrikli el aletlerine ilişkin olduğunu, bir tanınmış marka olduğundan davalı tarafça marka hakkına tecavüz gerçekleştiğini, davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, 6769 Sayılı  Kanun hükümleri kapsamında açılmış,  davalıların alan adı kullanımlarının davacı adına TPMK nezdinde tescilli \"...\" ibareli marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve giderilmesi, ... isimli alan adına erişimin engellenmesi ve pazarlamanın önlenmesi taleplerine ilişkin davadır.Dosyaya sunulan 26.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda  özetle\"...İnceleme tarihinde dava konusu “...” alan adının kayıtlı olmadığı ve siteye erişimin  sağlanamadığı, ...gereğince sadece sorgu anında kayıtlı olan alan adı bilgisine erişilebileceği, bu nedenle 28.02.2020 dava tarihindeki alan adı bilgisinin tespit edilemediği, dava dilekçesi ekinde yer alan e-tespit tutanağındaki ...com sorgu sonucuna göre, ... alan adının ilk 09.05.2019 tarihinde kayıt edildiği, 09.05.2020 tarihine kadar kayıtlı  olduğu ve kayıt işlemini (... A.Ş. şirketi adına reseller (aracı) olarak ... A.Ş’nin yaptığı, kayıt talebini yapanın isminin ... olarak girildiği, ... A.Ş.’nin ... web sitesi üzerinden hem alan adı tahsisi  hizmeti hem de hosting (barındırma) hizmeti veren bir şirket olduğu, “...” alan adını diğer davalıya tahsis ettiği/sattığı ancak barındırma (yer sağlama) hizmeti sattığı konusunda dosya kapsamında delil bulunmadığı, davalının verdiği alan adı kayıt hizmetinin 5651 sayılı yasadaki  Yer Sağlayıcı, Erişim Sağlayıcı, İçerik Sağlayıcı, Toplu Kullanım Sağlayıcı ve Sosyal Ağ Sağlayıcı tanımlarına uymadığı, e-tespit tutanağında tarayıcıda ...com adresinde görülen sayfanın adı tahsis eden ve/veya  barındırma (hosting) hizmeti veren şirketlerin genelde ücretsiz bir hizmet olarak sundukları “Park” sayfası  olduğu ve verilen hizmetin “Park etme hizmeti” olduğu, davacıya ait tanınmış ... markasının, (1) nolu davalı tarafından  “...” alan adında kullanılması eyleminin davacı .... ve .... sayı ile tescili ... markasına tecavüz oluşturduğu, SMK 7/5. maddede düzenlenen “...” şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, davacıya ait tanınmış ... markasının (2) nolu davalı tarafından  “...” alan adı olarak (1) nolu davalıya tahsis edilmesi ve ... A.Ş. (...com) sistemlerinde park  hizmeti verilmesi eyleminin dosya kapsamında bulunan deliller kapsamında davacı ... markalarına tecavüz oluşturmadığı, ancak (2) nolu davalının davacı tarafından gönderilen ihtarname ile ihlal bildirimi yapıldıktan sonra gerekli tedbirleri almaması nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında sorumlu olabileceği...\" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; Dosya içeriğinde, bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan ayrıntılı raporda, ....com alan adı için ... adresinde  yapılan ... sorgusu sonucu bu alan adının kayıtlı olmadığının tespit edildiği, tarayıcı (...) ile ....com adresine erişmek istenildiğinde de “...” (Bu siteye erişielmemektedir) ifadesi ile web sitesinin aktif olmadığının  görüldüğüne ilişkin tespit yapıldığı ancak dava dilekçesi ekinde sunulan Beyoğlu ...Noterliği 11.02.2020 tarihli ve ... yevmiye ve ... başvuru numaralı e-tespit tutanağındaki ... sorgu sonucu içeren internet sayfası, dava tarihindeki alan adı bilgisinin durumunu tespit etme imkanı sağladığını,  E-tespit tutanağında, ... sitesinde yapılan sorgu sonucu alan adının ilk 09.05.2019 tarihinde kayıt edildiği, 09.05.2020 tarihine kadar kayıtlı olduğu ve kayıt işlemini (...) ... A.Ş. şirketi adına reseller (aracı) olarak ... A.Ş'nin yaptığının görüldüğünü, kayıt talebini yapanın isminin ... olduğu ve ... A.Ş.'nin ... web sitesi üzerinden hem alan adı tahsisi hizmeti hem de hosting (barındırma) hizmeti veren bir şirket olduğu ve ....com alan adını 1.davalıya sattığının tespit edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bilgisayar mühendisi tarafından hazırlanan raporda, davalının barındırma hizmeti sattığı konusunda delil bulunmadığı,  sayfa genel olarak “Park” sayfası olarak tanımlanmakta ve verilen hizmete de park etme hizmeti denmekte olduğu, ....com için ...sitesinde yapılan sorguda da alan adına ait web sitesinin hiç arşivlenmediğinin tespit edildiği, ... tarafından alan adı tahsisi yapmaya yetkili kuruluşların ...- ... adresinde sürekli güncellendiği ve alan adı tahsisi yapmaya yetkili kuruluşların da ... ve... tarafından belirlenen politikalar çerçevesinde hizmet sunduğu, ancak alan adı teknik olarak yasada tanımlanan içerik tanımına uymadığı çünkü yer sağlayıcının değil, alan adı tahsisini yapan şirketin bile abuse (kötüye kullanım) dışında kaldıramayacağı/değiştiremeyeceği bir veri olduğu, alan adı sisteminin altyapısı, bu yetkiyi sadece alan adı sahibine verdiği, alan adı tahsisi yapan şirketlerin 5651 yasadaki başta yer sağlayıcı tanımı olmak üzere sağlayıcı tanımlarından hiç birine uymadığı tespitlerinin yapıldığı buna göre davalının içerik sağlayıcısı olduğunun kanıtlanamadığı, bununla birlikte park hizmeti için davalının yer sağlayıcısı olduğu kabul edilse bile   5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da MADDE 5- (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. hükmünün bulunduğu ve gerek madde düzenlemesi gerek bilirkişi raporuna göre davalı .....şirketinin sorumluluğunun bulunmadığının sabit olduğu anlaşılmakla davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır, Davalı ... ...vekili istinaf istemine ilişkin olarak; Davalı taraf, alan adının dava tarihinden önce kullanıma kapıldığını ileri sürmüş olup, dosya içeriğinde, bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan ayrıntılı raporda,...com alan adı için https: /...com adresinde  yapılan ... sorgusu sonucu bu alan adının kayıtlı olmadığının tespit edildiği, tarayıcı (...) ile ....com adresine erişmek istenildiğinde de “...” (Bu siteye erişielmemektedir) ifadesi ile web sitesinin aktif olmadığının  görüldüğüne ilişkin tespit yapıldığı ancak dava dilekçesi ekinde sunulan Beyoğlu ... Noterliği 11.02.2020 tarihli ve... yevmiye ve .... başvuru numaralı e-tespit tutanağındaki ... sorgu sonucu içeren internet sayfası, dava tarihindeki alan adı bilgisinin durumunu tespit etme imkanı sağladığını,  E-tespit tutanağında,... sitesinde yapılan sorgu sonucu alan adının ilk 09.05.2019 tarihinde kayıt edildiği, 09.05.2020 tarihine kadar kayıtlı olduğu ve kayıt işlemini (...) ... A.Ş. şirketi adına reseller (aracı) olarak ... A.Ş'nin yaptığının görüldüğünü, kayıt talebini yapanın isminin ... olduğunun tespitinin yapıldığı, dava açılma tarihinin 28/02/2020 olduğu, tescil süresinin dava açıldıktan sonra dolduğu, buna göre dava açıldığında kullanımın devam etmediği bu yöndeki men ve ref istemleri yönünden davanın konusuz kaldığı bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak  davalı ...’nin 09.05.2019 tarihinde “...” alan adını, adına kayıt ettirdiği, alan adında davacıya ait ... markasının yer aldığı,  alan adında bulunan “...” ve “...” sözcüklerinin markalı ürünün cinsini ve bu ürün için servis hizmeti verildiği izlenimini oluşturan ekler olduğu, site arşiv kayıtlarının incelenmesinde sitenin davalı tarafından aktif/fonksiyonel bir kullanımına rastlanılmadığı, ancak  e-ticaret ile internet üzerinden faaliyet gösteren şirketler için bir markanın tanınmışlığı ön planda olup internet arama motorları üzerinden yapılacak aramalarda tanınmış markanın itibarından ve tanınmışlığından faydalanılması suretiyle hukuka aykırı menfaat temin edilmesi tanınmış markanın itibarına zarar vereceğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının tanınmış markası ile davalı kendi faaliyetleri arasında hukuka aykırı bir bağ kurmak düşüncesiyle haksız bir alan adını kullanımının, basiretli tacir olarak tüketiciler nezdinde iltibas yaratabileceğinin düşünülmesi gerektiği, alan adında yer alan kelimelerin “... markalı matkap ürününe ilişkin teknik servis hizmeti” verildiğine dair izlenim yarattığı, bu hizmetin 37. Sınıfta “elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri” kapsamında bulunduğu,  davacıya ait ... ve ... sayılı ... markalarının 07. Sınıfta “Matkaplar” emtiasında tescili olduğu, 07. Sınıfta yer alan “Matkaplar” ile 37. Sınıfta yer alan “Elektrikli aletlerin bakım ve tamir hizmetleri” nin birbirini tamamlayan, benzer, ilintili mal ve hizmetler olduğu, ayrıca davacı adına ... sayı ile tescilli ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu’nun tanınmış marka listesinde yer aldığı,  buna göre sınıfsal olarak aynı olmadığı iddiasının da dinlenemeyeceği, bu nedenlerle marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, davacı  vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, davacı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 26/10/2021 tarih, 2020/113 E., 2021/325 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davalılardan ... tarafından gerçekleştirilen kullanımların, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile, -... isimli alan adından davacıya ait \"...\" ibareli markanın çıkarılmasına,-siteye erişimin engellenmesine, tecavüzün önlenmesine, giderilmesine ilişkin taleplerinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 2-Diğer davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın reddine,  4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile kalan 373,20 TL bakiye karar harcının davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,  -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı ... A.Ş vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a  verilmesine, -Davacı tarafından yapılan: 2.000,00  TL bilirkişi ücreti, 192,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.192,00 TL ve 108,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 2.300,80 TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, -Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,  5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalı ...'ye verilmesine, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6e91350a8952bf1","SID":"30079708c3e3d017"}}