{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2224 <br>KARAR NO\t: 2024/1410<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br> <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/116 Esas 2022/256 Karar<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18/11/2024<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 19.11.2020 tarihinde  davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı ...' nın eşi diğer davacıların babası ... idaresinde iken tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, davacılar desteğinin vefat ettiğini, davalıya destekten yoksun kalma tazminatının tahsili amacıyla başvurulduğunu ancak olumsuz yanıt alındığını belirterek davacıların her biri için şimdilik 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19.11.2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.<br>Davalı vekili,  ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile teminat altına alındığını, davalının sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, dava konusu tek taraflı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün %l00 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, uyuşmazlığın (yeni) Poliçe Genel Şartlarına tabi olduğundan davalı şirketin sürücünün kusuruna denk gelen dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, KTK 92.maddesi g bendi ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartların A.6. maddesi d bendi gereğince sürücü olan desteğin kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinden sigortacının sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece toplanan delillere göre; olay tarihi olan 19.11.2020 günü sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Kırıkkale istikametinden Karakeçili istikametine seyri sırasında olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek önce orta refüje çarparak seyrine göre sağ tarafından yol dışında kalmasıyla ölümlü trafik kazası meydana geldiği, tek taraflı kazada müteveffa ...'nın %100 kusurlu olduğu, ... plakalı aracın davalı ... nezdinde sigortalandığı, %100 kusurlu olan müteveffanın mirasçıları olan davacılar tarafından açılan destekten yoksun kalma davasında müteveffanın kullandığı aracın ZMMS sigortacısından yerleşik Yargıtay içtihatları ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gözönünde bulundurulduğunda kapsam dışında olmakla davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecekleri belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Anayasa Mahkemesi' nin 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal kararı içeriğine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle KTK, Türk Borçlar Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirleneceğini, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık Genel Şartların kural olarak belirleyici olamayacağını, genel şartların sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanununa aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceğini,  bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan Genel Şartların birçok hükmünün uygulanamaz hale getirildiğini, açılan davalarda TBK'nın hükümleri ile yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtayın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekeceğini, davaya konu kazanın Anayasa Mahkemesi'nin Sigorta Genel Şartlarını iptal kararı 09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayınlandıktan sonra meydana geldiğini, davalının destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>HMK’nın 355 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, ölümlü trafik kazası nedeniyle davacı eş ve çocuklar tarafından, desteğin sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. <br>\tDavacılar vekili, 19.11.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı davacı ...'nın eşi, diğer davacıların babası ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yaptığı tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini belirterek davacılar için ayrı ayrı destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t Dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında ve olay yeri tespit tutanağında kazanın, 19.11.2020 günü saat 16.45 sıralarında ...' nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Kırıkkale istikaetinden Karakeçili istikametine seyri sırasında Kırıkkale Kulu yolu 17. Km sinde direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkarak takla atması sonucunda kazanın meydana geldiği, olay yerinde sürücünün vefat ettiği, sürücünün 2918 Sayılı KTK’nın 52/1 a-b maddesi gereğince aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.<br>\tKırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/10816 soruşturma sayılı dosyasında 31.03.2021 tarihli Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair kararında davacıların müşteki olduğu, olayın tek taraflı trafik kazası neticesinde ölüm olup 19.11.2020 tarihinde müteveffanın kullanmakta olduğu ... plaka sayılı araçla direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yoldan çıkarak takla atması sonucu ... 'nın ölümü nedeniyle hazırlık soruşturması başlatılmış ise de, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağının düzenlendiği, ölüm nedeninin künt kafa travması ve genel beden travmasına bağlı gövde kemik kırığı, bilateral hemorotarksın eşlik ettiği iç organ hasarı ile ölümü nedeniyle ölümünde kusur izafe edilebilecek başka kimse olmadığı, müteveffanın olay tarihinde kullanmakta olduğu otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından çıkarak takla atması ve ölenin kendi kusuru sebebiyle geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vefat ettiği,  ölümünde başka herhangi bir kimsenin taksirli, kasıtlı eyleminin veya etkisinin bulunmadığı, olayda şüpheli bir durumun bulunmadığı,  Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına karar verildiği, mahkemece alınan 08.10.2021 tarihli ATK raporunda ...' nın sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, bölünmüş yolu takiben seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetine gerekli özeni göstermeden, hızını mahal şartlarına göre ayarlamadan yaklaştığı olay mahalli kavşakta, sevk ve idare hatası sonucu hakimiyetini kaybettiği aracı ile önce orta refüje çarpıp ardından seyrine göre sağ tarafından yoldan çıkmasıyla meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu kazanın oluşumunda davacıların eşi ve babası sürücü ...'nın asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. <br>\tDava konusu kaza 19.11.2020 tarihinde meydana gelmiş, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 18.11.2020 tarihinde düzenlemiştir. <br>\tDavalı, kaza yapan aracı ZMMS ile sigortalayan sigorta şirketi olup, kanunla sınırları belirlenen işletenin üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğunu üstlenir. <br>\t01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün veya işletenin kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır.<br>\tPoliçe ve kaza tarihinde yürürlükte olan 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesine eklenen \"h\" ve \"i\" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı ve 17.07.2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesinin \"i\" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş, \"h\" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen \"İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri\" maddesine ilişkin gerekçesinde; \"2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir.<br>\tYukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin KTK’nın 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez. Kural uyarınca sigortalının sorumluluk riski kapsamında değerlendirilemeyecek risklerden doğan tazminat taleplerinden dolayı zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanılarak sigorta şirketinden talepte bulunulmayacaktır. Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına aldığı riskler ile sınırlandırılması suretiyle ilgililerin, işletenin dahi sorumlu olmadığı tazminat taleplerini sigorta şirketine yöneltmelerinin önüne geçilmesinin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda esasen sigortalıdan talepte bulunması mümkün olmayan ilgililerin, sigorta şirketinden de talepte bulunamamasının Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal ettiği söylenemez. Kuralın ilgililerin menfaatleri ile sigorta şirketinin menfaatleri arasında makul bir denge kurulmasını engelleyen bir yönünün bulunmadığı görülmektedir.\" denilerek, 2918 Sayılı yasanın 85. maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tBuna göre, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin \"h\" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Yasanın 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.\t<br>\tSomut olayda, desteğin sürücüsü olduğu araçta kusuru ile sebebiyet verdiği kazada vefat ettiği, poliçenin düzenleme tarihinin de 18.01.2020 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kaza ve poliçe düzenleme tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK’nın 92/h maddesi gereğince sigorta şirketi tarafından işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu poliçe limitleri kapsamında teminat altına aldığından üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararlarından sorumlu olduğu, başka bir deyişle sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, sigortalı araçta sürücü olan ...' nın üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, sürücünün vefatı nedeniyle oluşan destek zararlarının poliçe teminatı kapsamında olmadığı anlaşıldığından dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemenin gerekçesine göre yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacılardan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>5- Kararın taraflara tebliğine, <br>Duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 15/11/2024 Tarihi tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48871098326d9640","SID":"921b2d92f61f119e"}}