{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2050 - 2024/1398<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2050 <br>KARAR NO\t: 2024/1398<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/122 Esas 2022/428 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 28/11/2024<br><br>\tİlk Derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 24.10.2008 tarihinde, davalılardan ... Bakanlığına ait, ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, davalı ...’in sevk ve idaresindeki 098356 plakalı askeri araçla kavşakta dur levhasına uymayarak davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ceza dosyasında davalı sürücünün asli, ...’in tali, davacının kusursuz olduğunun belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL geçici işgörmezlik tazminatı ile 10.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 11.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 5.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline tazminatlara kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiş, 02.06.2016 tarihli dilekçe ile davalı ... hakkındaki davayı geri aldıklarını beyan etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, yetki, husumet, zamanaşımı yargı yolu bakımından davanın reddini, maliki oldukları araç sürüsünün kusursuz olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili; dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, kazaya karışan askeri aracın 01.01.2008/01.01.2009 tarihleri arasında 100.000 TL limitle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını, kusur, müterafik kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, davacıda kask bulunmaması nedeniyle belirlenecek tazminattan indirim yapılmasını, dava tarihinden faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı ...; usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, 29.06.2018 tarihli dilekçesi ile davacının kendisi hakkındaki davayı geri almasına muvafakat ettiğini belirtmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkeme; davanın çift taraflı trafik kazası sonucunda ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralanmasıAnkara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.01.2018 tarihli raporla;  Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca  %13,1 oranında maluliyeti bulunduğu, 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kalması sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece verilen 02.11.2018 tarihli karar ile; 1.000 TL geçici iş göremezlik bedeli ve 10.000 kalıcı iş göremezlik bedeli olmak üzere 11.000 TL'nin davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ'den tahsiline, 5.000 TL manevi tazminatın davalı ... Bakanlığından tahsiline, davalı ... hakkındaki davanın ise geri alınması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup kararın davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunda bulunmayan davalılar yönünden usulü kazanılmış haklar korunarak davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ehliyetinin olup olmadığının araştırılması ve müterafik kusur indirimi değerlendirilmesinin yapılması, aracın özelliğine göre takılması gereken koruyucu dizliğin takılıp takılmadığının araştırılması, maluliyetin koruyucu dizlik takılması halinde oluşup oluşmayacağını doktor bilirkişi alınarak belirlenmesi ve bu nedenle müterafik kusur indiriminin ayrıca değerlendirilmesi, davalı sigorta şirketinin 19.01.2010 tarihinde yapıldığını iddia ettiği 13.838,64 TL ödemenin araştırılması ve değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; davacının yolcu olarak bulunduğu, motosiklet sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığı tespit edildiğinden davacının, dava dışı sürücünün eşi olduğundan ve eşinin motosiklet kullanma ehliyetinin olup olmadığı bilmesi gerektiğinden ehliyetsiz kişinin kullandığı motosiklete bilerek bindiği değerlendirilerek hesaplanacak tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, davacının koruyucu dizlik takması halinde yaralanmasının ve maluliyetinin aynı şekilde gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yönünden  alınan 19.10.2021 tarihli raporda; yaralanma ve ölümlere karşı koruyucu dizliğin etkisinin tespit edilebilmesi için çarpmanın şekli, kazaya karışan araçların türü, kişinin motosiklette bulunduğu konum, koruyucu dizliğin türü, kişinin kaza esnasındaki bilinç durumu gibi pek çok etkenin bilinmesinin gerektiği, bunlar bilinse dahi koruyucu dizlik takılmamasının yaralanmaya olan etkisini kazanın türü ve yaralanmanın şiddetine bağlı olarak kesin olarak tespit edilemeyeceğinin bildirildiği, anılan rapor gözetildiğinde davacının koruyucu dizlik takmamasının, yaralanması ve maluliyetinin derecesini artırıp artırmayacağının tespitinin mümkün olmadığı, yaralanma ve maluliyet durumunun birçok farklı etkene dayalı olarak gelişeceği anlaşılmış olup esasen koruyucu dizlik takılmamasının yaralanmanın ve maluliyetin derecesini artırdığına dair ispatın iddia eden tarafta olduğu ve davalıların bu iddialarını ispatlayamadıkları alınan doktor raporunun ise dizlik takılmasının etkisinin belirlenemeyeceği yönünde olduğu da gözetilerek bu nedene dayalı olarak tazminattan herhangi bir indirim yapılmasına gerek görülmediği, davalı sigorta şirketinin 19.01.2020 tarihinde 13.838,64 TL ödediğini  davacı vekilinin 08.03.2022 tarihli duruşmada davacının bahsedilen ödemeyi kabul ettiğini ve bu nedenle isticvap için duruşmaya gelmediğini beyan ettiği, davadan önce yapılan 13.838,64 TL tutarlı ödemenin ödeme tarihi itibariyle mevcut verilere göre davacının zararını karşılamadığı, ilk karara esas rapor tarihi verilerine göre  davacının yolcu olarak bulunduğu  araç sürücüsünün %25, sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusuru dikkate alınarak yapılan hesaplamada 3.530,35 TL geçici iş göremezlik, 53.242,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, ehliyetsiz sürücünün aracına bilerek binilmesi nedeniyle hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında geçici iş göremezlik tazminatlarının 2.824,28 TL, kalıcı tazminat tutarının ise 42.594,15 TL olacağı, bu tutarda güncellenmiş ödeme olan 24.549,06 TL çıkarıldığında kalıcı iş göremezlik tazminatının 18.045,09 TL'ye ineceği, davacının talebinin kalıcı maluliyet yönünden 10.000 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 1.000 TL olduğu da gözetilerek talebin hesaplanan tazminat miktarının altında olduğu ve ilk hükümde verilen tazminat tutarlarının değişmediği anlaşılmış olup, davacı ile davalı ... dışındaki diğer davalıların ilk hükmü istinaf etmemiş olmaları ve bu nedenle doğan kazanılmış haklar gözetilerek, manevi tazminat açısından ise davacının maluliyet oranı, müterafik kusuru, davacının ekonomik ve sosyal konumu gözetilerek daha önce hükmedilen 5.000 TL manevi tazminatın isabetli olduğu ve değiştirilmesinin gerekmediği gözetilerek davanın kabulüne, 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.000 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 11.000 TL'nin davalı ...'den kaza tarihi 24.10.2008 den itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş.'den dava tarihi 24.10.2016 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 5.000 TL manevi tazminatın davalı ...'den 24.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, idarenin hizmet kusuruna dayanılarak davalı İdare aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler sona ermiş olduğundan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, idareye ait aracın kusurlu olup olmadığı, varsa neye göre tespit edildiğinin, kazanın oluş şeklinin, dış etkenlerin, beklenmeyen öngörülmeyecek hallerin varlığı, karşı tarafın veya üçüncü kişilerin kusur durumlarının incelenmesi gerektiğini, olayda idarenin kusuru bulunmadığını, kaldı ki Borçlar Kanununun 55.maddesi gereğince de sorumluluklarından bahsedilmeyeceğini, kamu görevlisi zarar doğurucu eylemini kamusal görevin yerine getirilmesi vesilesiyle yapmışsa, artık görev kusuru değil salt kişisel kusur söz konusu olup dolayısıyla sorumluluğun bu kapsamda araştırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi kurulunca düzenlenmiş olan 29.06.2018 tarihli kusur raporuna ve 29.08.2018 günlü hesap raporuna ilişkin olarak davaya konu olayda bakanlığa ait araç sürücüsü ...’e % 75 kusur izafe edilmiş ise de raporu kabul etmediklerini, diğer araç sürücüsü olan ...’in kusurunun gözardı edildiğini, bu araç ile ilgili hiçbir güvenlik önleminin araştırılmadığını, motosiklet kullananı ve diğer yolcuya ilişkin kask, dizlik ve diğer aparatların takma zorunluluğunun gözardı edildiğini, motosiklet sürücüsü ...‘in motosiklet kullanma ehliyeti bulunmadığını, ehliyetsiz kullanılan araç sürücüsünün kuralları bilmemesinin hata yapması durumunu ortaya çıkardığını,  çalışmayan bir kimse için işgücü kaybı hesaplanarak tazminat belirlemenin hakkaniyete aykırı olacağını, manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili 24.10.2008 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının davalılardan, manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında sürücü aleyhine açılan davayı geri aldığını beyan etmiş; mahkemece davalı araç sürücüsünün %75, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürüsünün %25, davacının da müterafik kusurlu olması, davacının %13,1 maluliyet oranı, 9 ay iş göremezlik süresi karşılığı maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili görev zamanaşımı, yargı yolu, kusur ve müterafik kusur, maluliyet oranı maddi ve manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. <br>1-Davalı ... vekili, görev, yargı yolu ve zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; davanın davalı sürücü, işleten ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açıldığı, zorunlu mali mesuliyet sigortası TTK‘da düzenlendiğinden, müteselsil sorumlular hakkında birlikte açılan davanın Ticaret mahkemesinde görülmüş olmasında  ve davanın Bakanlık aleyhine 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi gereğince işleten sıfatına dayanılarak husumet yöneltildiğinden davalı bakanlık vekilinin görev ve yargı yoluna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br> 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun \"Zamanaşımı\" başlığını taşıyan 109/1.maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmü nazara alındığında, davalı ... Bakanlığının işleten sıfatına sahip olduğu aracın karıştığı trafik kazasının 24.10.2008 tarihinde meydana geldiği, davacının kaza nedeniyle yaralandığı uygulanacak zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK gereğince 8 yıl olduğu, buna göre davanın zamanaşımı süresi dolmadan 24.10.2016 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir.<br>2-Davalı işleten vekili kusur ve müterafik kusura itiraz etmiştir. Dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kaza tespit tutanağında yapılan değerlendirme, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 15.01.2013 Tarih 2012/7329 Esas 2013/1018 Karar sayılı karar ile onama kararına konu Ankara 25.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2009 Tarih 2009/218 Esas ve 2009/564 Karar sayılı dosyasında alınan kusur raporu ve mahkemece kusur bilirkişisinden alınan 29.06.2018 kusur raporunun aynı yönde olduğu ve kazanın, 24.10.2008 günü saat 09.50 sıralarında, ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka askeri arazi taşıtı ile Umut sokağı takiben, Uğurlu sokak istikametine seyirle olay mahalli olan Kıbrıs caddesi kavşağına geldiğinde; kendisine hitap eden yol- ver trafik işaret levhasına riayet etmeden kavşağa giriş yaptığı sırada, solundan Kıbrıs caddesinden düz seyirle kavşağa ilk geçiş hakkı ile giriş yapan ...‘in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletle, askeri aracın sol ön kısmına, motosikletin sol yan kısmıyla çarpışmalarına bağlı motosiklet sürücüsü ile motosiklette yolcu olarak bulunan ...’in yaralanmasıyla sonuçlanan davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, olay yerinin; asfalt kaplı, zemin yüzeyinin kuru, 9 m genişliğinde, aydınlatmanın, yaya kaldırımının, askeri aracın seyir yönüne göre dur- yol- ver trafik işaret levhasının olduğu, düz ve eğimli tek yönlü bölünmemiş, kavşak olduğu motosiklet sürücüsü ...’in 2918 sayılı KTK’nun 52/a maddesine (kavşaklara yaklaşırken seyir hızını azaltmamak) riayetsizliğinden tali kusurlu (%25 oranında), askeri araç sürüsü ...’in 2918 KTK’nun 84/h, 57/a maddesi gereğince kavşaklarda geçiş önceliğine riayetsizliği nedeniyle asli kusurlu (%75), davacının ehliyetsiz sürüsünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.<br>3-Davacının maluliyetine ilişkin rapor Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'ndan alınmış, 08.11.2018 tarihli raporda; 01.07.1973 doğumlu ...’in 24.10.2008 tarihli kaza nedeniyle distal femur kırığı ve proksimal tibia kırığı nedeniyle şahsın maluliyetinin hesaplanmasında olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında kaza anındaki yaşı:35, MGN: 1, sağ diz hareket kısıtlılığı için; A cetveli XII. Liste, ASN:22-İ-a, AAÖ:10, İGS: A olarak alındığında vücut genel çalışma gücünden %13.1 (yüzde on üç virgül bir) oranında kaybettiği, 9 (dokuz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı belirlenmiştir.<br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. <br>4-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.<br>Davalı işleten vekili istinaf dilekçesinde, davacının koruyucu kıyafet (dizlik) kullanmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de kaza tespit tutanağı ve toplanan delillere göre, davacının kaza esnasında koruyucu kıyafet (dizlik) kullanmadığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 19.10.2021 tarihli raporuyla da; davacının yaralanması nedeniyle koruyucu kıyafet kullanmaması halinde dahi, bu güvenlik tedbirinin alınmaması ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı ispat edilemediğinden bu hususa yönelik istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. <br>5-Mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarına davalı işleten vekili tarafından fahiş olduğu gerekçesiyle itiraz edilmiştir. <br>Davacının tazminat istemi TBK'nın 56. Maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir.<br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; davacının yaralanmasının şekli ve niteliği, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, davacının kusursuz, davalı sürücünün asli kusurlu oluşu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki (2008 )paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için manevi tazminat isteme şartlarının oluştuğu ve belirlenen manevi tazminatın uygun takdir edildiği anlaşıldığından bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacının maluliyet oranının yasal mevzuat uyarınca ve yetkili kurumca belirlenmiş olmasına, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının olayın oluşuna ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, manevi tazminatın takdirinde TBK’nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde, davalı işletenin maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı ... tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalı bakanlığa iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d32a384258b154c7","SID":"b582a42a19b1ac53"}}