{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/929 Esas<br>KARAR NO:2024/1436<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/10/2023<br>NUMARASI:2021/735 Esas, 2023/755 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ile davalı  arasında ticari ilişkinin 2016 yılında başladığı ve 2019 yılı Ekim ayında sona erdiğini, davalının acenteler ile seyahat ürün tedarikçileri arasında ilişkiyi sağlayan online satış platformu olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin de davalının sağladığı online hizmeti kullanarak müşterilerine sağladığı uçak bileti, konaklama gibi seyahat ürünlerini davalıdan satın alarak müşterilerine ulaştırdığını, aralarındaki ticari ilişkiye istinaden yapılan ödemelerin, davalıya yapılan havalelerin ve teminat niteliğinde haiz ileri tarihli muhtemel cari hesap teminatı olarak çeklerin verildiğini, bunun karşılığı olarak da davalının müvekkiline faturalar kestiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin 2019 yılı Ekim oyunda sona erdiğini, aralarındaki cari hesabın kapatıldığını, davalı tarafından kesilen faturalar ile müvekkili tarafından yapılan ödemelerin arasında büyük farklar olduğunu, müvekkili tarafından davalıya verilen müvekkilinin ... Bankası ... Şubesine ait 28/02/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli, 24/04/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli, 29/05/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli çeklerin tamamının karşılıksız olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı ile arasındaki ticari ilişkiye istinaden çek teslimlerinden ve almadığı hizmet bedellerinden dolayı davalıdan 628.911,09 TL alacaklı olduğu ve 600.000,00 TL bedelli çeklerin tamamının karşılıksız çıktığını, müvekkilinin davalıdan söz konusu çek bedellerinden hariç olmak üzere 28.911,09 TL alacaklı olduğundan 28.911,09 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle dava konusu 28/02/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli 24/04/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli ve 29/05/2020 tarihli... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli çeklerin iptaline karar verilmesini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, müvekkilinin davalıdan söz konusu çek bedellerinden hariç olmak üzere 28.911,09 TL alacaklı olduğundan 28.911,09 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ticari faizi ile ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı .... Şti. ile (\"... İletişim\") müvekkili arasında 13.04.2016 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesinin 15. maddesine göre sözleşmeden kaynaklanan veya sözleşme hakkında çıkan her türlü uyuşmazlık veya talepte İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, bu sebeple yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı ... Şti. ile müvekkili arasında 13.04.2016 tarihinde distribütörlük sözleşmesi  imzalandığını, Sözleşme ile ... müvekkilin sistemini kullanarak bu sistem üzerinden nihai tüketicilere uçak bileti, otel konaklama ve diğer turistik hizmetlerin satış ve rezervasyon hizmetlerini sağladığını, taraflar arasında ticari ilişki gereğince Sözleşme’nin 8.15’i maddesinde de belirtildiği üzere, müvekkilce ...’e, ... sistemi üzerinden yaptığı tüm satışların bedeli oranında bir fatura düzenleneceğini, daha sonra ... İletişimin, söz konusu satışlardan kazandığı komisyon bedellerini KDV oranlarını da dikkate alarak “Komisyon Bedeli” adı altında ...’ye fatura edeceğini, davacının tek taraflı ticari defterlerine dayanarak yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesinin herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, zira davacının ticari defterlerindeki kayıtları ile müvekkilin kayıtlarının birbiriyle uyuşmadığını, aslen müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı kayıtlarında ... numaralı ve ... numaralı toplam 6.300,96 TL tutarında komisyon faturası gözükmesine rağmen bu komisyon faturalarının müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini, faturaların tebliğ edilmesi durumunda itiraz hakkının saklı kalması kaydıyla müvekkile gönderilmeyen komisyon faturalarına istinaden müvekkilden herhangi bir alacak iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, cari hesaplardan da görüleceği üzere zaman zaman müvekkil tarafından da davacıya çek ciro edilerek verildiğini, taraflar arasında alınan / verilen çeklerin ve cari hesaptaki diğer kalemlerin incelenmesi neticesinde davacının aslında taraflar arasındaki ticari ilişkiyi defterlerine olması gerektiği şekilde işlemediği, söz konusu ilişkiyi olduğu gibi işlemiş olsaydı davacının müvekkile borçlu olduğunun açıkça görüleceğini, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi dışında ayrıca charter ilişkisi de bulunduğunu, bu işlemin yapılabilmesi için ... tarafından davacıya şifre verildiğini ve charter satışlarına ilişkin ticari ilişki başladığını, ... sözcüğü kiralama anlamına gelmekte olup charter uçuş da uçak kiralayan tur firmaları ve seyahat acentelerinin düzenlediği uçuşlar olarak bilindiğini, bu sebeple davacının müvekkile, müvekkil de sisteminden tedarik ettiği charter ürünlerinden kaynaklanan 11.498.- USD tutarında da borcu bulunduğunu belirtmiş ve taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 15. Maddesine göre huzurdaki ihtilaf açısından İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğundan mahkemenin yetkisizliğine ve yetkisizlik kararı sebebiyle Antalya 4 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/99 D. İş sayılı dosyasından ve mahkeme dosyasından verilen bütün ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasını, aslen davacının müvekkile 32.065,08 TL + 11.498 USD borcu bulunmakta olduğundan usul ve yasaya aykırı davanın reddini, müvekkilin herhangi bir borcu olduğunu kabul etmemekle birlikte yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının bulunduğuna kanaat getirilmesi durumunda müvekkilin alacağı ile davacının alacağı arasında gerekli takas ve mahsup işleminin yapılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; 18/11/2019  tarihi itibariyle davacının davalıdan  628.911,09 TL alacaklı gözüktüğü,  davalının incelenen ticari defterlerindeki kayıtlara göre;  10/03/2020  tarihi itibariyle davacının davalıya  75.434,39 TL borçlu gözüktüğü, her iki tarafın  ticari defterlerindeki kayıtların birbiri ile uyuşmadığı,  davacı kayıtlarında bulunan  hizmet bedeli olarak davalının borçlandırılması hususuna ilişkin kayıtların alt belgelerinin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmediği, bu durumda davacının iddiasını ispat edemediği  hüküm vermeye elverişli, denetime açık son bilirkişi kök ve ek raporu ile anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davadaki taleplerinin 3 adet çekin iptali ve bunlar yönünden borçlu olmadığının tespiti olduğunu, Mahkemece davanın sadece alacak davası gibi yorumlanarak karar verildiğini, çeklerin iptali ve bu çekler yönünden müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmemesinin HMK 26/1 maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırı olduğundan istinaf konusu kararın kaldırılması gerektiğini, davaya konu çekler yönünden karar verilmediğinden bu çeklerin geçerliliğinin devam edeceğini, dava konusu çeklerin davalı şirkete verildiğinin maddi gerçeğinin sabit olduğunu, davalı tarafın da bunların kendilerine teslim edilmediği, bulunmadığı veya geçersizliğini iddia etmediğini, Mahkemenin gerekçesinin olsa olsa alacak davası yönünden kısmen kabul gerekçesi yapılabileceğini, Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davaya konu üç adet çek nedeniyle menfi tespit ve alacak istemine  ilişkindir.Mahkemece, davanın  reddine karar verilmiş, davacı vekili hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur. HMK'nın 297/2 fıkrası; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmünü düzenlemektedir.Somut olayda, davacı, dava konusu 28/02/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli 24/04/2020 tarihli ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli ve 29/05/2020 tarihli... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli çeklerin iptaline, bu çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, ayrıca söz konusu çek bedellerinden hariç olmak üzere 28.911,09 TL alacaklı olduğundan 28.911,09 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ticari faizi ile ödenmesini talep etmiş, mahkemece ispat edilemeyen  davanın reddine karar vermiştir. Davacı dava dilekçesinde, dava konusu üç adet çek yönünden borçlu olmadığının tespitini  de talep etmesine rağmen mahkemece, HMK 297/2. fıkrasındaki emredici düzenlemeye aykırı olarak, davacının menfi tespit  talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmemiştir.Yasa gereğince bütün talepler hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.Yine HMK 297/1-c maddesi uyarınca, Mahkemenin red gerekçesinde, davacının davaya konu çekler yönünden menfi tespit talebi tartışılmamış,  menfi tespit talebi hakkında herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir.Oysa kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297/2. fıkrası gereğince, davacının dava dilekçesinde yer alan menfi tespit talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetli olmamıştır. İşin esası hakkında inceleme yapılabilmesi için ilk derece mahkemesince, kararın gerekçesinde, taleplerin her birinin kabul veya red gerekçesinin tartışılarak, davacının tüm taleplerinin olumlu veya olumsuz   karar verilmesi gerekeceğinden, HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/735 Esas, 2023/755 Karar sayılı ve 19/10/2023 tarihli  kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13e9a9a04995368f","SID":"a3f6aed327650e98"}}