{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/383 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/796<br>DAVA\t: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/07/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma arasında 03/07/2012 tarihli “gayrimenkul franchise alt lisans sözleşmesi” ve yine bila tarihli “ek protokol” tanzim edildiğini, müvekkilinin işbu sözleşmeler ile birlikte 03/07/2012 (sözleşmenin imza tarihinde) tanzim tarihli 10 adet senedi teminat olarak davalı firmaya teslim ettiğini, davalının henüz daha ticari faaliyet başlamadan vaad ettiği iş ve hizmetleri yerine getirmekten imtina etmeye başladığını, hiçbir mal veya hizmet almadan müvekkiline ...   Noterliği’nin 08/03/2013 tarih ve ... yevmiye no’lu ihbarnamesi ile “söz konusu sözleşmenin feshedildiği, senetlerin geçersiz olduğu ve iade edilmesi gerektiği” beyan edildiğini, bahsi geçen teminat senetlerinin müvekkiline teslim edilmediğini, davalının müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/ ...  esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu nedenle müvekkilinin  icra baskısı nedeniyle “ihtirazi kayıt konularak” ödeme yapmak zorunda kaldığını, ardından kendileri  .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/ ...  Esas sayılı dosyası ile istirdat davası açtıklarını, 28/11/2016 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini, davalının 27/04/2021 tarihinde borca itiraz dilekçesi  sunduğunu, takibin durdurulduğunu, ...  Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu 2021/ ...  esas sayılı dava 15/12/2021 tarihinde 2021/... karar numarası ile karara çıktığını, bu kararın davalı tarafça istinaf edildiğini, istinafta red kararı verildiğini, tüm bu süreçte müvekkilinin uğradığı zararının tanziminin gerektiğini, bu yüzden iş bu davayı açtıklarını, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davayı süresinde ikame etmediğini, mevzuatın ve içtihatların aradığı şartların mevcut olmadığı, davanın  ... nde görülmesi gerektiğini, munzam zarar davasının ikame edilebilmesi için aranan usuli şartların da sorgulanması ve bu yönüyle de usulden reddi gerektiğini,  söz konusu senetlerin ve bedellerin teminat kapsamında olmayıp sözleşmeden kaynaklı sisteme giriş ücreti olup sözleşmenin sona ermesi halinde dahi iade edilmemesi gereken bedeller olduğunu, huzurdaki somut olayda temel olarak, temerrüt şartı sağlanmadığını, müvekkili şirketin borçlu olmadığını, davacı tarafın munzam zararını ispat etmesi gerekirken bu yönde bir ispat aracı da sunmadığını, davacının davasını ispat edemediğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:<br>Dava , munzam zarar istemine ilişkindir.<br>Davacı dava dilekçesinde; davalının  ...  İcra Müdürlüğü’nün 2021/...  Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ilişkin ... Mahkemesi kararı doğrultusunda davacının  uğramış olduğu aşkın zararın  davalıdan tahsilinin talep edildiğini, davalının dilekçe içeriğinde yer verilen kararlarda bedelsiz çeklerden dolayı kusurlu olduğunun sabit olduğunu, davacının zararının icra inkar tazminatı ile karşılanmayacak düzeyde olduğunu beyan etmiş ve  munzam zarar dolayısıyla davacının uğramış olduğu zararın tespit edilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı davaya cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.<br>Uyuşmazlığın temelini oluşturan munzam (aşkın) zarara ilişkin olarak yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde de \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bundan hareketle uygulamada munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur. <br> Munzam zarardan sorumluluk, borçlunun temerrüde düşmekteki kusuruna dayanan bir sorumluluk olup kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle  temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlunun temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olup borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını kanıtlayarak munzam zarar sorumluluğundan kurtulabilir. <br> TBK'nın yukarıda belirtilen maddesi uyarınca borçlunun munzam zarardan sorumlu tutulabilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının davacı tarafından kanıtlanması gerekmekte olup soyut olarak aşkın zarar iddiası, enflasyon oranı, paranın alım gücü gibi değişkenlik arz eden durumlar bu zararın varlık ve miktarı için yeterli değildir. Örneğin davacının burada alacağını gününde alamaması nedeni ile  başka bir bankadan kredi aldığını ve özellikle bu krediyi davalının borcunu vaktinde ödememesi nedeni ile aynı gün vadesi gelmiş başka bir borcunu ödemek üzere aldığını ispatlamış olması gerekir. (Bknz: Fikret Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015,Yetkin yayınları syf:1106-1107). <br>Yargıtay 4.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2007/1834 Esas-2008/1961 Karar sayı ve 19.02.2008 tarihli kararında da açıklandığı üzere yargılamanın belirli bir süreci gerektirmesi olağan olup, davalının kötü niyetli olarak yargılamayı sürümcemede bıraktığı da kanıtlanmamıştır. Aynı biçimde, kesinleşmiş ilama konu alacağın ödetilmesi yöntemi yasada düzenlenmiş ve yaptırımları da yine yasada ön görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, yargılama ve hükmün infazı aşamasından kaynaklandığı ileri sürülen munzam zarardan davalının sorumlu tutulması mümkün olmadığı belirtilmiştir (Bknz. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2020/276 Esas, 2022/209 Karar Sayılı, 14/02/2022 Tarihli İlamı). <br>Emsal mahiyetteki ... Hukuk Dairesinin 2023/... E. 2024/... K. Sayılı kararında \"..davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak  munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.\" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. <br>Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafça her ne kadar müvekkili tarafından davalya verilen senetlerin kötüniyetle takibe konulup tahsil edildiğini, akabinde ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/...  E. Sayılı dosyası ile açtıkları davanın kabul edilip ödenen bedelin istirdadına karar verildiği ve bu kapsamda alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz üzerine de  ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... E., 2021/... K. Sayılı kararı ile de davalının takibe itirazının reddine karar verildiği beyan edilmiş ve ilgili dosyanın yapılan incelemesinde davacının icra inkar tazminatı isteminin de kabulüne karar verildiği görülmüş ise de, bir itirazın iptali davasında İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte,  kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Bu sebeple taraflar arasında görülmüş olan itirazın iptali davasında davalının itiraz etmesi bir yasal hakkını kullanma olup itirazının haksız olduğu kanaati ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması başlı başına davalının itirazında kötüniyetli olduğunu ispatlamamaktadır. TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Bu sebeple iyiniyetin varlığının asıl olması, yargılamanın belirli bir süreci gerektirmesinin olağan olması, bu hususun tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği, aynı şekilde faizi aşan zarar ve genel ekonomik olumsuzluklar (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) iddiası dışında, davacıların hükmün infazı esnasında geç ödemeden kaynaklandığı ileri sürülen munzam zarar bakımından somut herhangi bir zarara ilişkin delil ibraz edilememiş olduğu görülmekle Yargıtay ... Hukuk Dairesi 2020/... Esas, 2021/3278 Karar sayılı ilamı, benzer mahiyette olan ...  Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2022/2013 Esas,2022/...  Karar Sayılı, 27/10/2022 Tarihli ilamı, ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2022/... Esas, 2022/... Karar Sayılı, 19/04/2022 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davanın REDDİNE,<br>2-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60  TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, <br>4-) Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-) Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, <br>6-) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan  alınarak hazineye irad kaydına.<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.  13/11/2024 <br><br>Katip ...<br>e-imza <br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imza<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba6b8fadb53ce975","SID":"f6b24a3205f7736f"}}