{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2182 <br>KARAR NO: 2024/2317<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/07/2024<br>ESAS NO: 2022/935<br>KARAR NO: 2024/751<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2024<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 21/11/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2024 tarih ve 2022/935 Esas -  2024/751 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, sıhhi tesisat malzemeleri satımı ve yapımı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı ... Ltd. Şti., davacı müvekkili şirketten sıhhi tesisat malzemeleri aldığını, davacı şirketin, davalı ile aralarında ticari alım - satımdan kaynaklı edimini yerine getirdiğini, yani satmış olduğu malzemeleri teslim ettiğini ve buna karşılık davalı şirketin aşağıda tarih ve sıra numaraları belirtilen fatura bedellerini ödemediğini, davalı şirket tarafından  ödenmeyen 23 adet fatura olduğunu, delil olarak karşı tarafın ticari defterlerine dayandıklarını,  taraflar arasındaki ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve müvekkiline mal teslim borcunu yerine getirmesine rağmen davalı şirket tarafından 23 adet fatura bedelinde gösterilen tutarın ödenmemesi sonucu fazlaya ilişkin hakkı saklı kaydıyla şimdilik 20.000 TL'nin ticari işlerde uygulanacak faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket nezdinde talep edebileceği hiçbir alacağı bulunmadığını, taraflar arasında vaki ticari ilişki  davacı tarafından tanzim edilen faturaların müvekkili şirket tarafından ticari defterlere işlenmesi ve bunların karşılıklarının ticari defter kayıtlarına işlenmesi fiilen ve hukuken mümkün olmayan türden ödenmiş olunması fırsat bilinerek bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde delil olarak münhasıran müvekkiline ait ticari defter kayıtlarına dayanıldığını, davacı şirket ile müvekkili arasında vaki ticari ilişkinin devam ettiği dönemde davacının ödeme güçlüğü içerisine düşmesi, ekonomik olarak zor bir duruma girmesi, hakkında sayıca fazla icra takibinin ikame edilerek haciz işlemlerine maruz kalması nedeniyle davacı tarafın bir kısım faturalar yönünden müvekkilinden olan alacaklarının aynî olarak daire tapusu ve araç devirleri ile gösterdiği başkaca kişilere ödenmesini istediğini, davacının müvekkilinden olan alacaklarının belirtildiği şekilde başkaca üçüncü kişilere ödenmesini istemesinin altında yatan sebebin  davacı şirketin mali yönden içerisinde bulunduğu olumsuzluklar nedenine dayandığı ise vekil eden şirket tarafından söz konusu üçüncü kişilere yapılan devirler gerçekleştikten sonra öğrendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından bahse konu olan faturaların karşılığı ödemeler aynî şekilde davacının gösterdiği üçüncü kişilere yapıldığını, aradaki güven ve devam eden ilişki nedeniyle bu hususta davacıdan bir yazı ya da belge alınmadığını, gelinen safhada davacının tabiri caiz ise borca battığının öğrenilmesi ve taraflar arasında var olan güvenin yok olması üzerine müvekkili tarafından davacıdan bu devirlerin borç ödemesi olarak yapıldığının ispatı kapsamında bir yazı alınmak istenildiğini ve talepte bulunulduğunu, davacı şirket yetkilisinin aksi bir tutum içerisine girerek işbu eldeki davayı ikame ettiğini,  davacı tarafın  davasının tamamen kötü niyetli olduğunu,  davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf dava dilekçesinde davalının defterlerine münhasıran dayandığı görülmüştür. Mahkememizce taraflara ticari defterler için 13/04/2023 tarihinde kesin süre verilmiş, her iki taraf da sunmuş ancak fiziki olarak sunulmadığından doğruluğunun tespiti amacıyla tekrar kesin süre verilmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişiye sunması ancak fiziki olarak sunmaması  ticari defterlerin ibrazından kaçınmış anlamına gelmediğinden mahkememiz davalı defterleri ve davacı defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı defterlerine münhasıran dayanılması sebebi ile ve davalının kayıtlarında davalının davacıdan 6.879,60 TL alacağı bulunduğundan...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın faturaya dayalı alacak istemine ilişkin olduğunu, bu davada HMK m. 222/5 uyarınca delil olarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanıldığını, yapılan yargılama sırasında mahkemece davalı tarafa ticari defterlerini sunması için defalarca kesin süre verilmiş ancak davalı taraf defterlerini tam ve eksiksiz olarak sunmadığını, kesin süreye uymadığını, bu nedenle esasında iddiaların ispatlanmış sayılması gerekirken mahkemece davalı tarafa tekrar tekrar süre verildiğini, davalı tarafa ticari defterlerini sunması için mahkemece defalarca (13/04/2023 - 19/10/2023 - 23/11/2023 tarihlerinde yani en az 3 kere) kesin süre verildiğini, ancak davalı tarafın ne mahkemeye ne de bilirkişiye fiziki ve elektronik defterlerini tam ve eksiksiz olarak ibraz etmediğini, bu hususların duruşma zabıtları ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, 27/07/2023 tarihli ve 29/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerini tam ve eksiksiz olarak sunmadığının açıkça belirtildiğini, sonraki aşamada da en son duruşma olan 07/03/2024 tarihli duruşmada taraflara fiziki ve e-defterlerini fiziken ve dijital ortamda mahkemeye sunması için tekrar 2 haftalık kesin süre verilmiş, aksi halde defter ibrazından kaçınmış sayılacağı, yapılan yargılamada ticari defterlerin sunulmasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle yerinde inceleme taleplerinin kabul edilmeyeceği ihtar edildiğini, UYAP kayıtlarında yapılan incelemede davalı tarafın ticari defterlerini sunduğuna ilişkin bir üst yazılı dilekçe, bir alındı belgesi vs. olmadığını, buna rağmen son bilirkişi ek raporunda bilirkişinin görüş değiştirdiğini, delil olarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmalarına rağmen davalının kendisine 4 ayrı zamanda verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ne mahkemeye ne de bilirkişiye tam ve eksiksiz olarak ibraz etmediğinden ötürü iddianın ispat edildiğini, yerel mahkemece iddialarının ispatlanmış sayılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, gerekçesinde \"13/04/2023 tarihinde taraflara kesin süre verildiğini, her iki tarafın da defterleri sunduğunu ancak fiziki olarak sunulmadığı için doğruluğunun tespiti amacıyla tekrar kesin süre verildiğini, davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişiye sunması ancak fiziki olarak sunmamasının ticari defterlerin ibrazından kaçınmış anlamına gelmeyeceğini\" belirterek davanın reddine karar verdiğini, ayrıca davalı ticari defterlerindeki müvekkili şirkete yapılan sözde ödeme kayıtlarının dayanak belgelerinin araştırılmamasının da hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği üzere; delil olarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmalarına rağmen davalının kendisine defalarca verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini tam ve eksiksiz olarak ibraz etmediğinin duruşma zabıtları ve bilirkişi raporlarıyla sabit olmasından ötürü iddiamız ispatlanmış sayılacağından hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.  Davacı satım akdine konu malları davalıya teslim ettiğini, davalının fatura bedelini ödemediğini iddia etmiş, davalı ise fatura bedelini ödediğini savunmuştur. Davanın dayandığı temel ilişki, satış sözleşmesidir.<br>Satış sözleşmesi, TBK'nın 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması, ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında, bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. Kural olarak satış sözleşmelerinde satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti satıcı tarafa düşmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davalı ödeme yaptığını savunmakla ispat yükünü üzerine almış olup davacının davalıya malı teslim ettiği bu suretle ispat edilmiş sayılmakta olup davacının teslimi ispatına gerek kalmamıştır.  Davacının bu alacağına karşın davalının ödemede bulunduğunu ispatı gerekmektedir.<br>Ticari defterlere münhasır delil olarak dayanılması: HMK'nın 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken 222. Maddenin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.<br>Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her iki tarafta tacir olup davada davacı yan, davalı tarafın -hasmının ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanmasına ilişkin HMK'nın 222/5. maddesinin uygulanma yeri bulunmaktadır. Davacı taraf davalının münhasıran ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır.<br>Davalı, fatura bedeline mahsuben davacıya ödeme yaptığını savunmuş, ilk derece mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan ilk raporda davacının dava konusu ettiği faturalar toplamının 702.794,82 TL tutarında olduğu, davaya konu bu faturaların davalı şirket defterlerine işlendiği,  davalının 119.500,00 TL ödeme ve diğer ödemelerine ait ispata yarar belgenin bulunmadığının belirtildiği,  bilirkişi ek raporunda ise davalının  ödemelerinin 800.490,00 TL olduğu belirtilmişse de tevsik eden belgenin bulunup bulunmadığı anlaşılamamıştır. Bu durumda davacının davaya konu faturalardaki malları teslimi ispat ettiği anlaşılmış, davalının ödemelerini ise ispatlar belgelerin (tevsik eden kayıtların)  yeterince  tereddüte mahal vermeden ortaya konulmadığı görülmüştür. Buna göre davalının verdiği senetlerin, banka ödeme dekontlarının ilgili bankalardan sorularak ödenip ödenmediği, ödenmişse kime, ne miktar ödendiği üzerinde durulması, aynı zamanda davalının ödemesi olarak dikkate alınan tapu kayıtlarının-taşınmazların neye göre ödeme olarak göz önüne alındığı, davacı ile ilgisinin de ödeme yaptığını savunan davalı tarafça ispatı gerekmekte olup bu konuda davacının yazılı talimatının olup olmadığının ortaya konulması amacıyla dosyaya rapor sunan bilirkişi dışında bir mali müşavirden rapor alınması ve son olarak ispat yükü üzerinde olan davalının yemin delilline  dayandığı nazara alınarak davacıya yemin teklif edip etmeyeceği  hatırlatılarak hüküm tesisi gerekirken davanın reddi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin  istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen  11/07/2024 tarih ve 2022/935 Esas -  2024/751 sayılı nihai kararın  KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.  20/11/2024\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46b224cdf3317d0e","SID":"115eea707c96896b"}}