{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: Av.<br>\t<br>DAVALI \t: .... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ<br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... .... Sigorta AŞ. tarafından davacı ..... aleyhine Konya ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, davacının takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, söz konusu takibe ilişkin takip talebinde borcun kaynağı \"Maliki/Sürücüsü olduğunuz şirketimize sigortalı ....plakalı araç ile 03.11.2011 tarihinde meydana gelen kazada, kaza sırasında alkollü ve ehliyetsiz olmanız sebebiyle ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi\" olarak gösterildiğini, bahse konu trafik kazası 03.11.2011 tarihinde ..... sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile müvekkil .....'in sürücüsü olduğu ..... plakalı aracın çarpışması sonucu ölümlü trafik kazası şeklinde meydana geldiğini, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca .... Soruşturma numaralı dosya üzerinden soruşturma yürütülmüş ve Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E. Sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiğini, alınan bilirkişi raporuna göre .....' ün asli kusurlu olduğu ve müvekkil .....' in tali kusurlu olduğu tespit edildiğini, davacının bahse konu trafik kazasında alkollü olmadığı gibi kendisinin kazanın oluşumunda ağır bir kusuru da bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin davacı aleyhine kaza sırasında alkollü ve ehliyetsiz olduğundan bahisle tazminatın rücuen tahsili talep etmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, öncelikle icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, mümkün olmadığı takdirde uygun görülecek teminatla takibin durdurulmasına, davacının davalı sigorta şirketine borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle takip miktarının % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın mahiyeti ve davacının tazminat talepleri nazara alındığında davacı taraf zorunlu dava şartı arabuluculuğa başvurmadan işbu davayı açtığını, öncelikle davacının işbu ikame ettiği dava kazanın meydana geldiği tarih baz alındığında zamanaşımına uğradığını, 03.11.2011 tarihinde ..... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracı ile Konya ili istikametinden Karapınar istikametine doğru seyri sırasında aynı istikamette bir traktör tarafından çekme ve çekilme şartlarına uymadan çekilmeye çalışılan davalı .....'in sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın sol arka kısmına aracının sağ ön kısmıyla çarpması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada; sürücü .....'ün asli kusurlu, davalı .....'in ise tali kusurlu bulunduğunu, KTK. m. 102’ye göre, bir römorkun veya yarı römorkun veya çekilen aracın sebep olduğu zararlardan dolayı, çekicinin işleteni, motorlu aracı işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu tutulduğunu, kazada dava dışı .....'nun yaralandığı ve sonrasında vefat ettiğini,  davalı sigorta şirketi tarafından dava konusu kazada yaralanıp vefat eden .....'ya ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca 22.11.2016 tarihinde 86.858,14 TL ve 12,915,00 TL  tazminat ödemesi yapıldığını, sigorta ettirene karşı rücu hakkı bulunduğunu, hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak karşı tarafça hak kaybına uğratılmak, alacaklarına kavuşmalarını geciktirmek amacıyla açılmış  işbu davanın reddedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;<br>Dava, \"Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)\" davasıdır.<br>Mahkememizce Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'na, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı'na, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na, Konya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü'ne, Konya 10. İcra Müdürlüğü'ne, yazılar yazılarak gerekli bilgi ve belgeler getirtilerek dosyamız arasına konulmuştur.<br>Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile verilen Görevsizlik Kararı üzerine karar 06/06/2023 tarihinde kesinleştirilerek dosya Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayısına kaydedilerek, Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas .... Karar sayılı ilamı ile verilen karşı görevsizlik Kararı üzerine, Konya BAM 4. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile yargı yerinin Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesi üzerine dosya Mahkememizin .... Esas sırasına kaydı yapılmıştır.<br>Konya .. İcra Dairesi'nin ....sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının .... .... Sigorta A.Ş., borçlularının .... Mad. Paket Nak. Ve Pls. San. Tic. Ltd. Şti., .... olduğu, borcun 99.773,14 TL asıl alacaktan kaynaklandığı ve toplam 103.168,16 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür.<br>Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayısı üzerinden Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nin 31/12/2012 tarihli raporda sonuç olarak; sürücü .....'ün asli kusurlu, sürücü .....'in tali kusurlu, sanık sürücü .....'nun kusursuz olduğu belirtilmiştir.<br>Somut olayda; 03.11.2011 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, davalı sigorta şirketi tarafından dava konusu kazada yaralanıp vefat eden .....'ya 22.11.2016 tarihinde 86.858,14 TL ve 12,915,00 TL  tazminat ödemesi yapıldığı iddia edilmiştir. Gerçekleşen kazaya bağlı olarak, rücu şartlarının oluştuğundan bahisle Konya ... İcra Müdürlüğünün .... esas nolu dosyasında davacı hakkında takip yapılmıştır. Davacı tarafından ise rücu şartlarının oluşmadığından bahisle mahkememizde menfi tespit davası açılmıştır. Davalı tarafça, davalının alkollü olduğuna ve sürücü ehliyetinin bulunmadığına yönelik iddiada bulunulmuş, davacı tarafa iddiasını destekler mahiyette delilini sunmak için kesin süre verilmiş, ancak davalı tarafça bu yönde bir delil sunulmamıştır. Mahkememizce Konya İl Nüfus Müdürlüğüne yazılan yazıya gelen cevaptan, davacının kaza tarihinde kullandığı aracı kullanmaya yeterli derecede sürücü belgesinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dosya içine giren belgelerden, davacının araç kullandığı esnada alkollü olduğuna yönelik bir delile ulaşılamamıştır.<br>Sigortacı tarafından açılan rücu davaları KTK.95/2 ve Genel Şartların 4/2 maddeleri uyarınca sigorta ettirene karşı açılabilir. Sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan sürücü ile sigortacı arasında sigorta sözleşmesi bulunmadığından anılan madde hükümlerinin sürücüye karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.(11.HD.17.11.2003, E.2003/11975 K.2003/11020)<br>Gerçekleşen kazada, davacının sadece araç sürücüsü olması ve davalı sigorta şirketi ile sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında, davalı tarafın sigortalısı olmayan davacı araç sürücüsüne müracaat edemeyeceği şüpheden uzaktır. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın rücu şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın, rücu edemeyeceğini bildiği halde  kazaya karışan aracın sürücüsü olan davacı hakkında icra takibi yoluna müracaat etmesi nedeniyle, kötü niyetli olarak hareket ettiği sonucuna varılmakla, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının davasının KABULÜ İLE; Konya .. İcra Müdürlüğünün ....esas nolu dosyasında takibi yapılan alacak nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine,<br>Takibin haksız olarak yapıldığı anlaşıldığından, %20 kötü niyet tazminatı olan 19.954,63 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, hukuki yarar konusu araştırılmadan hüküm tesis edilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece zamanaşımı def'i incelenmeden ve herhangi bir gerekçe oluşturulmaksızın hüküm tesis edildiğini, işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması nedeniyle de kaldırılması gerektiğini, dava dilekçesinde davacının sigortalı aracın sürücüsü olduğu için kendisine karşı takip yapılmaması gerektiği yönünde bir iddia ve talebi olmamasına rağmen yerel mahkemece \"Gerçekleşen kazada, davacının sadece araç sürücüsü olması ve davalı sigorta şirketi ile sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında, davalı tarafın sigortalısı olmayan davacı araç sürücüsüne müracaat edemeyeceği şüpheden uzaktır.\" gerekçesi ile davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava tek celsede sonuçlandırılmış olup toplanması talep edilen deliller toplanmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar tesis edildiğini, borçlu-davacı lehine %20 tazminata karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın reddi yönünde yeni bir karar tesis edilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, Menfi Tespit istemine ilişkindir.<br>Konya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile davalı .... .... Sigorta A.Ş. Tarafından, davalı ve dava dışı ... Mad ... Ltd.Şti hakkında, \"maliki/sürücüsü olduğunun şirketimize sigortalı .... plakalı ara. İle 03/11/2011 tarihinde meydana gelen kazada, kaza sırasında alkollü ve ehliyetsiz olmanın sebebiyle ödenen tazminatın rücuen tahsili\" talepli olarak 99.77,14 TL asıl alacak, 3.395,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.168,16 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği,<br>Davacı tarafça, rücu alacağına konu kaza esnasında alkollü olmadığı, kaza nın oluşumunda ağır kusurunun bulunmadığı, ehliyetsiz olduğundan bahisle tazminatın rücuen tahsilinin talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu bildirilerek eldeki menfi tespit davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, davacı vekilince, menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davanın zamanaşımına  uğradığı, davacının davada ileri sürmediği hususların mahkemece kendiliğinden dikkate alınarak karar verilmesinin yerinde olmadığı, delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiği, aleyhlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı, sebeplerine dayalı olarak istinaf isteminde bulunulduğu görülmüştür.<br>1-Hukuki yarar ve zamanaşımı itirazının incelenmesinde;<br>Y. HGK'nın  2017/(19)11-938 E. -  2021/1565 K sayılı kararında da ifade edildiği üzere;<br>Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir  hukukî  ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.<br>Başka bir deyişle  hukukî  bir  yarar  bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan  hukukî  ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra  takibinden  sonra da ileri sürülebilir.<br>Borçlunun icra  takibinden  önce (İİK m. 72/II) veya sonra (İİK m. 72/III) menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde  korunmaya değer bir hukukî  yararının  bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir  yararının  bulunması hâlinde de borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Ancak açılmış ve görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar için, ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukukî yarar yoktur.<br>Bunun dışında icra  takibi taraflar arasındaki maddi  ilişkiyi  tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının  takibe  girişmesinden sonra, hatta  takip  kesinleştikten  sonra da  borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra  takibi  dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur.<br>Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).<br>Anlatılanlar çerçevesinde, dava konusu icra takibinin kesinleşmiş olduğu, bu itibarla davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, menfi tespit davasında, borçlu olunmadığı iddia edilen alacağın mevcut olduğu sürece zamanaşımı işlemeyeceği, İİK'nın 72.maddesinde düzenlenen menfi tespit davasının zamanaşımına tabi olmadığı, bu nedenlerle davalının itirazının reddi gerekmiştir.<br>2-Davada ileri sürülmeyen hususların, mahkemece kendiliğinden dikkate alınarak  karar verildiği itirazının değerlendirilmesinde;<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki menfi tespit davasında davacının, sadece borcu inkar etmesi halinde dahi, alacağı ve alacak nedenini ispat yükünün davalı alacaklıya düşeceği, kaldı ki, dava dilekçesinde, davacının, icra takibinde alacak sebepleri olarak bildirilen alkollü araç kullanma ve ehliyetsiz olma iddiasının doğru olmadığı açıkça bildirildiğinden, itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-Esasa ilişkin yapılan incelemede;<br>Konya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasında, ZMM sigortacısı tarafından, zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın rücuen kendi sigortalısına yönelik, \"alkollü ve ehliyetsiz olma\" sebepleriyle rücu isteminde ilişkindir.<br>Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı \" B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde \"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.<br>Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.<br>Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:<br>a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,<br>b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,<br>c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,<br>ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,<br>d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,<br>e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,<br>f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,<br>Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.\" denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.<br>Söz konusu kaza nedeniyle Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E. Sayılı dosyasından alınan kusur raporlarında davacı sürücünün tali kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği,  davacı sürücünün alkollü şekilde kazaya neden olduğuna yönelik bir belirleme bulunmadığı, kaza tespit tutanağında davacının kullandığı araç için gereken ehliyetnameye (E sınıfı) sahip olduğu belirlendiği, kaldı ki, davacının sigortalı araç sürücüsü olduğu, sigortalı araç işleteninin dava dışı, icra dosyasında gösterilen diğer borçlu olduğu, davalı sigortanın hak sahiplerine ödediği tazminatı  davacıdan  talep hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, itiraz yerinde değildir.<br>4-Kötüniyet Tazminatına itirazın incelenmesinde;<br>Yukarıda ki maddede de  ifade  edildiği üzere, Sigorta Genel Şartları, \"Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı B.4 maddesinde sayılan rücu sebeplerinin birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebileceği düzenlenmiş olup, davacının sigortalı aracın sürücü, sigortalının ise dava dışı şirket olduğunun davalının da kabulünde olduğu, sigorta poliçesinin tarafı olan davalı sigorta şirketinin, ileri sürdüğü sebepler ve sigorta genel şartlarının ilgili hükümleri gereği, sigortalı araç sürücüsüne rücu edilemeyeceği husunu bilmediğinin düşünülemeyeceği, bu itibarla davacıya yönelik icra takibi yapılmasında, davalı alacaklının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle, mahkemece davalı hakkında İİK'nın 72/5.maddesi gereğince alacağın %20'si oranında  kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmadığında, itirazın reddi gerekmiştir.<br>Bu nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut  delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 6.815,50 TL harçtan peşin alınan 1.703,88‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 5.111,62‬ TL harç giderinin davalı .... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>  e-imzalı<br><br>Üye<br><br>  e-imzalı<br>Üye<br><br> e-imzalı <br><br>Katip<br><br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a20740ee0e92508","SID":"23229dc79c6dddc3"}}