{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2024/2253 <br>KARAR NO:2024/1908<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:27/03/2024<br>NUMARASI:2023/258 Esas - 2024/225 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:08/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/03/2014 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın seyir halinde iken yaya ...'ye çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkili ...'nün yaralandığını,  Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında plakası tespit edilemeyen aracın Güvence Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ...'nün, söz konusu trafik kazası nedeniyle, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nden 03/11/2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %5,1 oranında malul kaldığını, müvekkilinin bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için  sigorta şirketinden ZMSS  kapsamında  alacağı olan maluliyet  tazminat miktarının  bilirkişi marifeti  ile  hesaplanarak  müvekkiliene ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nün 19.03.2014  tarihinde yaya olarak seyir halinde iken  sürücüsünü ve plakasını tespit edemediği  bir aracın kendisine çarptığını ve  kaza neticesinde yaralandığını iddia ettiğini, her ne kadar davacı taraf kazanın 19.03.2014 tarihinde olduğunu söylemiş olsa da diğer tüm evrak ve tutanaklarda 15.12.2014 şeklinde olduğunu, bu nedenle talebin zaman aşımına uğramış olduğunu, kazanın 15.12.2014  günü meydana geldiğini, kaza tarihi üzerinden dokuz yılı aşkın bir süre geçmekle KTK’ nin 109. Maddesine göre zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu dava dilekçesindeki tazminat taleplerinin dava konusu kazadan kaynaklandığının açıkça anlaşıldığını, zamanaşımı başlangıç tarihinin kaza tarihi değil de rapor tarihi olarak esas alınması gerekirken zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  iddialarının aksine tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olacağı kabul edilse dahi mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmaksızın karar verildiğini, zamanaşımı hususunda belirleyici olacak olan tedavi evrakları ilgili hastanelerden istenmeksizin ve gerekçeli kararda da gerekçelendirilmeksizin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığını, mahkemece dava konusu alacakların zamanaşımına uğraması konusunda eksik incelemeyle davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından plakası tespit edilemeyen aracın yaya olan davacıyı çarpması ile  meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır.Somut olayda; dava dilekçesinde davaya konu trafik kazasının 19/03/2014 tarihinde meydana geldiği belirtilmiştir. Dosyada bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25/02/2025 tarihli Daimi Arama Kararında olay tarihi 15/12/2014 olarak belirtilmiştir. Arabuluculuk son tutanağında da trafik kaza tarihi 15/12/2014 olarak gösterilmiştir.Mahkemece 27/03/2024 tarihli celsede davacı vekilinden açıklama istenmiş, davacı vekili de kaza tarihinin 15/12/2014 olduğunun dava dilekçesinde sehven diğer tarihin yazıldığını beyan etmiştir.Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 15/12/2014 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 12/04/2023 tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar sekiz yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir.Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini belirttiği Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nden alınan 03/11/2022 tarihli  raporun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Ancak davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince  arabuluculukta geçen süre ve pandemi dönemi duraklama süreleri de dikkate verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05d3dd3070fa6897","SID":"cc62fb4efb4b5bd6"}}