{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/418 <br>KARAR NO: 2024/1695<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2021<br>NUMARASI: 2019/529 Esas - 2021/884 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>Davanın reddine ilişkin kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında 25.01.2017 tarihinde 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalandığını,sözleşmeye göre davalının müvekkilinden aldığı otogaz ürünleri kendi istasyonlarında satacağını, taraflar arasındaki ürün alım taahhütnamesine göre davalının yıllık asgari 110 ton otogaz ürününü satın almayı taahhüt ettiğini, davalının anlaşma süresinin hitamında her bir yıllık sürenin sonunda eksik kalan miktar üzerinden ton başına 70-USD tutarında ödeme gününde uygulanan TCMB satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, davalının 13.12.2016'dan 31.07.2019 tarihine kadar eksik ürün alarak cezai şartın doğumuna sebebiyet verdiğini, davalının 229 ton eksik ürün aldığını, davalının müvekkiline 16.030-USD cezai şart borcunun bulunduğunu belirterek otogaz ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart olarak şimdilik 10.000-TL'nin temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının, dönemsel ifa ile ilgili karşı tarafın edimini tam olarak yerine getirmemesine rağmen müteakip yıllar ihtirazi kayıt koymadan mal teslim etmesinin zımnen haktan feragat anlamına gelmekte ise de taraflar arasındaki sözleşme ve buna ilişkin bayililik protokolünün h. maddesinde “... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.'nin herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı” hükmü yer aldığı, yeni mal tesliminin sözleşmenin eylemli olarak tadili anlamına gelmeyeceği, kaldı ki davacı tarafından 20.03.2018 tarihli ve 29.01.2019 tarihli ihtarlarda ihtirazı kayıt belirtildiği, davacının 16.041,67-USD = 88.870,85 TL cezai şart alacağı bulunduğu, TTK’nın 22. maddesine göre, tacir sıfatına haiz bir borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemeyeceği, ancak, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere, cezai şartın fahişliği borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerektiği, davalının böyle bir savunması bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı; sözleşme sonrası süreçte ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhran ve çoğunlukla çiftçi kitleden oluşan müşterilerin düştüğü gelirsel daralmanın taahhüdün yerine getirilmesine engel olduğunu, ek raporda müvekkilinin cezai şart ödemesininekonomik mahvına neden olacağı yönünde görüş belirtildiğini, cevap dilekçesi sunulmamış ise de inkar kapsamında beyanda bulunulabileceğini, dosya kapsamından açıkça işletmenin zarar içinde olduğunun ve icra takipleri ile tazyik altında olduğunun anlaşıldığını, 5 yıl boyunca zarar eden şirketin cezai şart ödemesinin ekonomik mahvına neden olacağını, dava kapsamında cezai şartın koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin fesihle sona ermesi üzerine davalı bayiin tonaj taahhüdü nedeniyle kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 25/01/2017 tarihinde 5 yıl süreli otogaz bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme 31/07/2019 tarihinde davalının EPDK lisansının iptali nedeniyle sona etmiştir. Davacı, 31/07/2019 tarihine kadar davalının 229 ton eksik ürün aldığını, 16.030-USD cezai şart alacağı oluştuğunu iddia etmiş olup şimdilik 10.000-TL cezai şart bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Taraflar arasında akdedilen 25/01/2017 tarihli bayilik sözleşmesinin eki olan aynı tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi \"...yıllık asgari 110 ton (anlaşma süresince 550 ton) otogaz ürününü, münhasıran davacıdan veya ...A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ederiz. Yukarıda beyan ettiğimiz satım alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediğimiz takdirde, (a) Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 70-USD nin TCMB satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyeti ödemeyi,.. (c) Söz konusu kar mahrumiyetinin, ... A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte edilebileceğini...taahhüt ederiz....” şeklindedir. Sözleşmenin 23. maddesinde sözleşmede ki bir hükmün uygulanmamasının ilgili sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu ve uygulanmayacağını iddia etme hakkı vermeyeceği, taahhütnamede ise taahhütnameye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyeti bedelinin bir yıllık dönem sonunda ve davacının belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca taahhütnamede bu tutarın anlaşma süresi sonucunda toplam olarak talep edilmesine muvafakat edildiği belirtilmiştir.Davacı tarafından 20.03.2018 tarihli ve 29.01.2019 tarihli ihtarlarda bir önceki döneme ilişkin ihtirazı kayıt bildirilmiştir. Bu durumda davacının taahhüt ihlaline dayalı olarak cezai şarta hak kazandığını kabul etmek gerekir.Taraflar, cezanın miktarını tayin etmekte serbest iseler de TBK'nın 182. maddesi hükmüne göre hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Davacının, alacaklı olduğunu iddia ettiği 16.030-USD tenkisi gerektirir niteliktedir. Ancak dava kısmi olarak açıldığından,talep olunan ve hükmolunan miktar bakımından tenkisi gerektirir bir hal bulunmamaktadır.Henüz talep edilmeyen miktar için de tenkis değerlendirilmesi yapılması mümkün değildir.İlk derece  mahkemesince, kısmi olarak açılan davada sonuç olarak 10.000-TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 683,10-TL istinaf karar harcından yatırılan ‬170,80-TL harcın mahsubu ile kalan 512,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 65,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8af5c6138e3c7ab0","SID":"5fa78e1249021fed"}}