{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/907 <br>KARAR NO: 2024/1728<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2022<br>NUMARASI: 2020/843 Esas - 2022/29 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilince davalı aleyhine 69.680-TL cari hesap alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkilince düzenlenen faturalar ve cari hesap hareketleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun görüleceğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; HMK'nin 222/3. maddesi gereğince davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının ticari defterlerinin lehine delil olacağı, celp edilen BA/BS formlarının tetkikinde, davacı ve davalının BA/BS formlarının uyumlu olmadığı, davacı tarafından davalıya kesilen faturalardan 112.100-TL bedelli faturanın davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği, bu fatura kapsamındaki malların teslim olgusunun gerçekleştiğinin kabul edildiği, davalı tarafından kesilen iade faturası ve yapılan ödeme düşüldükten sonra davacı defterlerinde yer alan 69.680-TL alacak üzerinden takibin devamına karar vermek gerektiği, takip öncesi temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği, icra inkar tazminatı talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 69.680-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine, hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; müvekkil şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, tebligatın müvekkili şirket ile bağı olmayan ...'a yapıldığını, tebligatın usulsüz olması nedeniyle delillerinin toplanması gerektiğini, ilgili mevzuat uyarınca kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiğini, bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu hususun tebliğ mazbatasında belirtilerek tebligatın o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılacağını, bahse konu tebligatın ilgili kanun ve yönetmelikteki sıfatlara haiz olmayan, müvekkili şirket ile alakası olmayan birisine yapıldığını, kendisine usulüne uygun tebligat yapılmayan müvekkili şirket ticari defterlerini sunamamış olup, davacının ticari defterlerine göre 69.680-TL borçlu göründüğü tespitini kabul etmediklerini, müvekkili şirket nezdinde BA/BS beyannamelerinin hatalı olarak beyan edilmesinin VUK kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkil şirket tarafından usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerde görüleceği üzere söz konusu alacak miktarının bahse konu miktardan oldukça düşük olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tebligat Kanununun 35/1. maddesinde \"Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.\", 35/4. maddesinde ise \"Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.\" hükümleri düzenlenmiştir. Davalı vekilince, müvekkiline usulsüz tebligat yapıldığı ileri sürülmüştür. Tebligatların incelenmesinde; dava dilekçesinin tebliği için davalının bilinen adresine çıkarılan tebligatın, muhatabın tanınmadığı şerhiyle iade edildiği, mahkemece davalının ticaret sicil kayıtlarındaki adresinin tespit edilerek bu adrese TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapıldığı, davalının tebligat yapılamayan adresinin de ticaret sicil kaydındaki adres ile aynı olduğu, sonraki tüm tebligatların da aynı adrese TK'nın 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin bilinen ve ticaret sicilinde kayıtlı adresine tebligat yapılamaması üzerine, TK'nın 35/4. maddesi hükmüne uygun olarak tebligat yapılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin müvekkiline usulsüz tebligat yapıldığı hususunda ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre, davalıya hitaben düzenlenen 16.01.2020 tarihli 5.243,05-TL, 15.06.2020 tarihli 22.420-TL ve 20.05.2020 tarihli 112.100-TL tutarlı üç adet fatura bulunduğu, buna karşılık davalının 24.01.2020 tarihli 5.243,05-TL, 29.05.2020 tarihli 15.000-TL ve 19.06.2020 tarihli 5.000-TL tutarlı ödemelerinin bulunduğu, aynı zamanda davalının düzenlediği 31.05.2020 tarihli 44.840-TL tutarlı iade faturasının da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalarından 112.100-TL'lik faturanın KDV hariç 95.000-TL olarak davalının BA bildiriminde yer aldığı, davacının BA bildiriminde ise davalıya ait KDV hariç 38.000-TL tutarlı bir faturanın yer aldığı, davalının davacıdan aldığı 15.06.2020 tarihli 22.420-TL tutarlı satış faturasını BA beyannamesine kaydetmesi gerekirken ilgili tutara BS beyannamesinde yer verdiği, 22.420-TL tutarlı davacı satış fatura matrahı olan 19.000-TL'nin davalıya ait BA beyannamesine eklenmesi neticesinde, tarafların BA/BS beyannamelerinde 114.000-TL olarak mutabık kaldıklarının anlaşıldığı, buna göre davacının bakiye alacağının 69.680-TL olduğu görüşü bildirilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı gibi, faturalar konusu malların teslimine dair başkaca bir delil de ibraz edilmemiştir. Ancak dayanak davacı faturalarından 112.100-TL tutarlı fatura davalı KDV hariç 95.000-TL olarak BA formu ile vergi dairesine beyan etmiş olup, bunun sonucu olarak fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Davacının 5.243,05-TL tutarlı faturasına ait aynı tutarda davalı ödemesi bulunmakta olup, bu ödeme davacının defterlerinde kayıtlıdır. Bu durumda birebir bedelinin ödenmiş olması, davalının bu fatura içeriği malları teslim aldığını göstermektedir. Davacının 22.420-TL tutarlı fatura konusu malların teslimi konusunda da bir delil bulunmamaktadır. Ancak davacının BA bildiriminde davalıya ait KDV hariç 38.000-TL tutarlı bir iade faturası yer almakta olup, davalının bu tutarlı bir iade faturasının kendi BS bildiriminde yer alması beklenir ise de davalının 2020 BS bildiriminde 2 adet belge toplamı KDV hariç 57.000-TL beyan edilmiştir. Bu belgelerden birisi davacının BA bildiriminde yer alan KDV hariç 38.000-TL tutarlı fatura olduğuna göre, kalan fatura KDV hariç 19.000-TL'ye karşılık gelmektedir. Bunun KDV dahil karşılığı 22.420-TL olup, bu fatura ise davacının 15.06.2020 tarihli 22.420-TL tutarlı satış faturasıdır. Bu durumda fatura konusu mallar teslim alınmadan iadesi söz konusu olamayacağından, davalının, davacının 22.420-TL tutarlı (KDV hariç 19.000-TL) tutarlı faturası konusu malları teslim aldığı ancak buna ilişkin iade faturası düzenlediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak davacının içeriği malların teslimi kanıtlanan 16.01.2020 tarihli 5.243,05-TL, 15.06.2020 tarihli 22.420-TL ve 20.05.2020 tarihli 112.100-TL tutarlı faturaları toplamı 139.763,05-TL alacağından, davalının toplam 25.243,05-TL ödemesi ile davacıda kayıtlı 44.840-TL iade faturası bedelinin mahsubu sonucunda, davacının davalıdan 69.680-TL tutarında bakiye alacağının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı takibe konu  miktar kadar asıl alacağının varlığını ispatlamış olup mahkemece davanın asıl alacak bakımından itirazın kısmen iptaline karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin alacak miktarına yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf nedenleri de yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 4.759,84-TL istinaf karar harcından yatırılan 1.189,96‬-TL harcın mahsubu ile kalan 3.569,88‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 26-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f44c7a5552ad87e4","SID":"7509e76d23d8b7d6"}}