{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1814 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2024/1407<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/15 E -  2022/399 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 20/11/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/12/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına vekaleten işlem yapan davalının herhangi bir alacağı olmadığı halde müvekkilinin banka hesabından ara ara olmak üzere toplamda 687.620,00 TL'yi vekalet görevini kötüye kullanarak bizzat kendi banka hesabına göndermek suretiyle sebepsiz zenginleştiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının doğru olmadığını, banka dekontlarında paraların müvekkili tarafından gönderildiğine ilişkin bilgi ve paranın gönderiliş amacına ilişkin açıklama bulunmadığını, ödemelerin davacının müvekkiline olan borcunun iadesi için yapıldığını, havalenin bir ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, bu karinenin aksinin havaleyi gönderenin ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıya 21/04/2014 tarihli noter vekaletnamesi ile bankacılık işlemleri, vergi muhasebe işlemleri ve şirket adına iş takibi yapılması yönünde vekalet verildiği, vekaletname kapsamında verilen yetkiler çerçevesinde davalının davacı şirketin TBK 551 maddesinde sözü edilen  ticari vekili olarak nitelendirilebileceği, banka hesap hareketlerindeki işlemlerin davacı şirket adına vekaletnamedeki yetkiye istinaden davalı tarafından gerçekleştirildiği, davacı şirkete ait paranın davalı hesabına aktarılması işleminin dayanağının bulunmadığı, ödemelerin davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer almadığı, ticari vekil konumunda olan davalının şirket hesabından kendi hesabına yapmış olduğu havale işlemlerini haklı kılan bir ispat vasıtası sunmadığı, cevap dilekçesinde şirkete verilen borcun iadesi olduğu iddia edilmiş ise de taraflar arasında vekalet ilişkisi dışında bir ticari ilişki bulunmadığının defter kayıtları incelenerek bilirkişilerce tespit edildiği, ticari vekilin sadakat ve özen borcu gereği vekalet görevini en uygun biçimde yerine getirme, vekil edeni bilgilendirme, gerektiğinde tavsiyede bulunma ve uygun zamanlarda hesap verme yükümlülüğü olduğu ve bu yükümlülüğün ihlâli halinde kasıt, ihmal veya dikkatsizlikle müvekkiline verdiği zararlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı şirket adına ticari vekil olan davalı tarafından vekaleten hareket edilerek kendi hesabına yapılan ve dayanağı kanıtlanamayan ödemelerin davacıya iadesine ilişkin açılan davanın asıl alacak yönünden kabulüne, takipten önce temerrüdün gerçekleşmemesi nedeniyle işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit bulunduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, takibin kötü niyetle yapıldığı kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda davanın hangi oranda kabul ve red edildiğinin belirtilmediğini, ortaya çıkabilecek vekalet ücreti hesabının kararda yer almadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu, davacı iddialarının doğru olmadığını, banka dekontlarında paranın müvekkili tarafından gönderildiğine ilişkin bilgi bulunmadığını, dekontlarda paranın hangi hukuki ilişkiye dayanarak gönderildiğine ilişkin açıklama bulunmadığından borç ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, paranın hangi ilişki nedeniyle müvekkiline gönderildiğini davacının ispat etmesi gerektiğini, davacının ticari defterlerinde müvekkilinden alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, banka yazısının davacının talebi üzerine davacıya hitaben düzenlendiğini ve gerçeği yansıtmadığını,  vekaletnamenin işlemlerin yapılmaya başlandığı tarihten sonra verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davacı şirketin banka hesabından davalının banka hesabına yapılan ödemeler nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, itirazın iptali  istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2020/9488 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 13/11/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 687.620,00 TL asıl alacak, 291.824,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 979.444,04 TL alacağın tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/21710 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz ettiği, yetki itirazının davacı alacaklı tarafından kabul edilmesi üzerine dosyanın Ankara 17.İcra Müdürlüğünün 2020/9488 Esasına kaydedildiği, davalı borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine  davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafından davalıya Ankara 47. Noterliğinin 21/04/2014 tarih ve 12627 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile bankacılık işlemleri yapmaya, davacı şirket adına hesap açmaya, hesaptan para çekmeye, para yatırmaya, ahzu kabze, elektronik şifreleri almaya ve ve başkaca işlemleri yapmaya yönelik yetki verildiği görülmüştür. <br>Davacının ticari defterleri incelenmek ve banka kayıtları celp edilmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda özetle;  davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında davalı ile arasında bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, davalının davacı adına vekaleten iş yapmış olduğu, paranın hangi ilişkiye dayanılarak gönderildiğine ilişkin bir açıklama bulunmamakla birlikte ... şubesi yazısında 07/04/2016 ile 13/03/2018 tarihi arasındaki hesap hareketlerindeki işlemlerin internet şubesi ile yapıldığı ve o dönemdeki internet şubesi yetkilisinin davalı ... olduğunun belirtildiği, davacı tarafından davalıya 21/04/2016 tarihli vekaletnamede bankacılık işlemleri için çok geniş yetkiler verildiği, davalıya internet bankacılığı işlemleri şifre alma hatta şifreyi dahi değiştirme yetkisi verilmiş iken davalı kontrolünde olan bankacılık işlemlerinden dolayı davacı şirketin davalıya bir borcun ödendiği iddiasının yeterli olmadığının düşünüldüğü, davalının şirketteki vekaletini kullanarak kendi şahsi hesabına para gönderdiği, taraflar arasında ticari ilişki de olmadığından gönderilen paralar nedeni ile davalının belirli bir borç ve hizmet ilişkisi tespit edilemediği, yapılan ödemelerin defterde kaydına rastlanmadığı, bir borç ilişkisi olsa dahi parayı aktaran davalının kendisi olduğundan dayanağı sunmasının kendisine duyulan güven gereği olduğu belirtilmiştir. <br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalının açıkça istinafa konu ettiği hususlar itibariyle yapılan değerlendirmede şirketin banka hesabından vekaletnamede verilen yetkiler itibariyle ticari vekil statüsünde olan davalı tarafından kendi hesabına yapılan ödemelerin dayanağının bulunduğunun ispat edilememiş olmasına, davada kabul ve red edilen miktarların karar içeriğinden anlaşılıyor olmasına ve alacağın likid olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 46.971,32TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 11.742,83TL harcın mahsubu ile bakiye 35.228,49‬TL harcın istinaf eden  davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 20/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t<br><br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>   e-imzalıdır<br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e80a2fc385fc6ce","SID":"fdd40d386464b98f"}}