{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/406 <br>KARAR NO: 2024/1719<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2020<br>NUMARASI: 2018/352 Esas - 2020/616 Karar<br>DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2024<br>Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili,taraflar arasında 16/01/2012 tarihli süresiz bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından gönderilen 22/02/2018 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini;davalının 09/01/2018 tarihinde bayi performans değerlendirme toplantısı yaptığını, toplantıdan sonra 19/01/2018 tarihinde gönderdiği ihtarnamede, toplantıya atıf yapılarak performansın yükseltilmesi için verilen 3 aylık sürenin sonunda 2018 Nisan'da yeniden toplantı yapılacağı ve performans düşüklüğünün 3 ay daha devam etmesi halinde fesih yapılabileceğinin bildirildiğini, fakat davalının verdiği süreye uymadan 22/02/2018 tarihinde sözleşmeyi fesih ettiğini; feshe gerekçe yapılan hususların gerçeği yansıtmadığını, sözleşmeye göre araç ve yedek parça satış hedeflerinin mutabakatla belirleneceğinin kabul edildiğini, ancak 2017 yılı için müvekkilinin kabul ettiği bir mutabakat bulunmadığını, davalının makul olmayan bir şekilde 04/04/2017 tarihli e-postayla 2016 yılına göre 2017 yılı hedefini (%1,7) %70 oranında artırdığını; diğer bir kısım bayilerin yetkisiz satışları sebebiyle rekabet ortamının bozulduğunu ve müvekkilinin satışlarının olumsuz etkilendiğini, davalının bu tip yetkisiz satıcılara yapılan satışları engellemediğini, davalıya yeni genel müdür atanmadan önceki dönem denetim sisteminden vazgeçildiğini, böylece dolaylı olarak usulsüz filo satışına göz yumulduğunu, davalının kusuruyla haksız rekabet ortamı oluşturulduğunu, diğer bayilerin de bu konudaki rahatsızlıklarını e-postalarla bildirdiklerini; müşteri memnuniyetsizliği iddiasının doğru olmadığını,fesih ihbarında bildirilen 25/04/2017, 19/05/2017 ve 15/02/2018 tarihli müvekkili şirketin küçük hissedarı ...'ın gönderdiği e-postaların haklı fesih sebebi teşkil etmeyeceğini, 15/02/2018 tarihli e-postanın da haklı ve doğru olduğunu, iftira, tehdit ve hakaret içermediğini, davalıya yeni genel müdür atanmasıyla birlikte bayilere blok satışların yapılarak aynı model bir kaç araba alınınca kabule bağlı olmadan başka bir model aracın zorla satıldığını, bu şekilde piyasada tutulmayan müvekkilinin stoklarında bulunan bir aracın 17/03/2017 tarihinde müvekkiline zorla fatura edildiğini, sonra bu aracın davalıya iade edildiğini, bir kaç gün sonra yapılan bayiler toplantısında davalı şirketin genel müdürünün iade faturası kesmenin kendisini yok saymak anlamına geleceğini söyleyerek adeta göz dağı verdiğini; 15/02/2018 tarihli e-postadaki ifadelerin sözleşmenin 9.2.1.1'e aykırılık oluşturmadığını, davalının genel müdürünün müvekkiline kişisel husumet beslediğini, \"Size silahımı çekeceğim; beni yok sayanı ben de yok sayarım\" şeklinde tehditler savurduğunu; fesih ihbar müvekkiline ulaşmadan satış ve satış sonrası işlemlerin yapılabilmesi için gerekli olan ...'yi (bayi yönetim sistemini) kapattığını;haksız fesih sebebiyle 6 yıl süren bayilik sözleşmesi uyarınca son 5 yıllık ortalaması olan 544.363,53-TL portföy tazminatı hakları bulunduğunu; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000-TL kar kaybı alacağı doğduğunu; davalı tarafından belirlenen bayilik ağı sistemine katılmak için yüksek miktarda sadece markaya özgü yatırımlar yapmak zorunda kaldığını,yatırım maliyetlerinin karşılıksız kaldığını, “Yeni Bayi Yönetim Sistemi Kurulum ve Kullanım Bedeli” adı altında davalı tarafça düzenlenen toplam 45.430-TL bedelli 26/03/2014 tarihli faturanın ödendiğini; yine standartlara uyum için görsel uygulama, consult güvenlik kartları,özel tamir aletleri vs. bedelleri adı altında binlerce TL ödemek zorunda kaldığını; fesihten sonra müvekkilinin elinde KDV dahil 447.317,94-TL bedelli yedek parça kaldığını,yedek parçalar için şimdilik 50.000-TL istenildiğini; 2018 yılı Şubat döneminde 22/02/2018 fesih tarihine kadar olan süreçte (01-22 Şubat arası) müşterilere satılan araçlardan doğan müvekkiline ödenmesi gereken Hedef Gerçekleştirme Primi ve Kalite Primi toplamı 50.301,08-TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini; fesih tarihinde müvekkilinin elinde kalan 27 aracı davalının geri almadığını ama satılması halinde katılım payı ödeneceğinin bildirildiğini, 8 tanesinin münferit kişilere satıldığını ve bu araçların katılım payı ödendiğini, ancak dava dışı ... Tur. Tic. Ltd. Şti.'ye satılan 18 adet için katılım payının bu şirketin kardeş şirket olduğundan bahisle ödenmediğini,62.178,92-TL katılım bedeli ödenmesi gerektiğini,müvekkilinin saygınlığı ve imajının zedelendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 544.363,53-TL portföy tazminatı, şimdilik 100.000-TL kar kaybı; şimdilik 50.000-TL yatırım bedeli/diğer harcamaların, şimdilik 50.000-TL'ye tekabül eden yedek parçaların davalı tarafça geri alınmasına, 50.301,08TL hedef ve kalite  priminin, 62.178,92-TL katılım bedelinin, 100.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili 01/07/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, 100.000-TL kar kaybı alacağını 555.048,34-TL'ye, 50.000-TL yatırım bedeli harcamalarını 69.781,21-TL'ye ve 50.000-TL yedek parça alacağını 74.381,38-TL'ye artırdıklarını belirterek, dava dilekçesindeki ve ıslah edilen tutarların avans faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, bayilik sözleşmesinin performans yetersizliği nedeniyle değil, davacının müvekkiline, yöneticilerine ve diğer bayilere karşı davranışları neticesinde sözleşmenin sürdürülmesinin dürüstlük ve güven kuralları çerçevesinde beklenemeyecek hale gelmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini; davacının kusurlu davranışlarıyla sözleşmenin feshine sebep olduğundan tüm taleplerinin reddi gerektiğini; davacının son yıllarda performans seviyesinin giderek düştüğünü ve bu durumun kronikleştiğini; davacı şirketin sahibi ...'ın müvekkilinin genel müdürüne 25/04/2017 tarihinde gönderdiği e-postada, performans düşüklüğü sebebinin genel müdürün gelmesine bağlanarak, konuyu kişisel husumet boyutuna getirdiğini; 09/01/2018 tarihinde bayi performans değerlendirme toplantısı yapıldığını, toplantı tutanağının 10/01/2018 tarihinde davacıya e-postayla gönderildiğini, davacının buna cevaben 16/01/2018 tarihinde gönderdiği e-postada istenilen aksiyonların mantıklı, reel ve uygulanabilir olduğunu, destek için teşekkür ettiğini aynı gün gerekli aksiyon alınarak hayata geçirildiğinin belirtildiğini; toplantıda paylaşılan tespitlerin 19/01/2018 tarihli ihtarnameyle davacıya iletildiğini,durumun 3 ay içinde düzeltilmesi gerektiği ve sözleşmenin 8.5.6 ve 9.2.1.1 fesih şartları maddesinin ihtar edildiğini; davacınındoğal bir uyarı niteliğinde olan ihtara karşı davacı, 13/02/2018 tarihinde gönderdiği cevabi ihtarla müvekkiline asılsız ithamlarda bulunduğunu; yine davacının 15/02/2018 tarihinde gönderdiği e-postanın müvekkilinin genel müdürü ile bazı çalışanları hedef alarak iftira, hakaret ve tehdit vari ifadeler içerdiğini, aynı gün söz konusu e-postanın müvekkilinin itibarını sarsmak amacıyla tüm ... bayi teşkilatına iletildiğini, \"yandaş bayiler\" ifadesiyle diğer bayiler de asılsız iddialarla ilişkilendirilerek zan altında bırakıldığını; davacının müvekkilin yanı sıra bayilik teşkilatını da hedef alan bu yaklaşımının ticari hayatın olağan akışı içinde bir bayilik ilişkisinin sürdürülmesini olanaksız hale getirdiğini, davacının, dürüstlük kuralına uymayan ve taraflar arasındaki güven ilişkisini temelinden sarsan bu davranışları haklı fesih sebebi teşkil ettiğinden 22/02/2018 tarihinde noterden gönderilen ihtarla feshedildiğini; sözleşmenin yukarıda belirtilen sebeple feshedildiğini ancak davacının feshin sanki performans yetersizliği sebebiyle yapıldığını göstermeye çalıştığını; ayrıca davacı şirket sahibi ...'nin müvekkilinin genel müdürüne gönderdiği 25/04/2017 tarihli e-postada gerçeğe aykırı iddia ve ithamlarda bulunduğunu, bu e-postaya müvekkilinin genel müdürü tarafından 04/05/2017 tarihinde e-postayla cevap verildiğini, hiç bir bayiyle husumet içinde olunmadığının bildirildiğini; sonrasında yukarıda belirtilen e-posta ve ihtar sürecinin vuku bulduğunu; davacı şirket sahibinin 15/02/2018 tarihli e-postasında bayi toplantısında satış ekibinin ve genel müdürün pis tavırlar gösterdiğinin, büyük fiyat farklarıyla yandaş bayi ve yetkisiz satıcılara araç sattırıldığı, bu şartlar altında o makamda oturacağının düşünülmediğinin belirtildiğini; şirket tüzel kişiliğine saldırı niteliği taşıyan bu e-postadan sonra sözleşmenin feshedildiğini, bu e-posta içeriğinin sözleşmenin 9.2.1.1'deki fesih şartları maddesine karşılık geldiğini; ...'nin şirketin sahibi olduğunun bilindiğini; davacının kendi başarısızlığını genel müdür değişikliğine bağladığını; davacının 2017 hedef mutabakatını imzalamayan tek bayi olmasına rağmen ilgili yıl primini aldığını, hedeflerin istatistikler dikkate alınarak makul bir şekilde belirlendiğini; davacının bahsettiği filo satışlarının engellendiğini, bu husustaki uyarıların bayilere yapıldığını ve yaptırım uygulandığını; sözleşmenin 4.1.1 ve 6.2 maddelerine göre bayinin belirlenen miktarlarda araç alma yükümlülüğü olduğunu; fesih haklı sebeple olduğundan portföy tazminatı ve kar kaybı istenemeyeceğini; davacının yatırımlarının karşılığını aldığını,5 yıllık amortisman sürelerinin dolduğunu, son 5 yılda 544.363,53-TL kar ettiğini belirttiğini,yatırımları olmasaydı bu karın sağlanamayacağını; sözleşme 9.4.5'e göre davacının stokunda kalan yedek parçaların ve araçların iade alınması zorunluluğu bulunmadığını,aynı şekilde prim alacağının hesabı için kullanılan SSI ve CSI skor hesabının her çeyrek dönem sonunda yapıldığını, 2018 yılı ilk 3 ay skorunun Mart ayı sonunda çıktığını, buna göre Nisan ayında kalite primi verileceğini, sözleşme bu dönemin ortasında feshedildiğinden kalite prim hesabı yapılmadığını; fesih tarihinde davacının elinde 27 araç bulunduğunu, bunun 8 tanesinin bireysel müşterilere satıldığını, bunların katılım payının davacıya ödendiğini, 18 tanesinin ise fesih tarihi olan 22/02/2018'de davacıyla aynı ekonomik bütünlük içindeki şirkete satıldığından katılım payı ödenmediğini ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, fesih şartlarının belirlendiği sözleşmenin 9.2.1.1 maddesinde davalının, davalıya bağlı kuruluşun, diğer bir bayilik ağı üyesinin veya yetkili servisinin kabul görmüş ismini, itibarını veya imajını menfi yönde etkileyebilecek faaliyette bulunulmasının veya işlerle iştigal etmesinin ki, buna davalının  veya davalıya bağlı kuruluşun kullanılan ticari marka veya ticari unvan ile ilgili haklarının veya itibarının menfi yönde etkilenmesi de dahil olduğunun düzenlendiği; davalının feshi ihbarında bu hükme dayanıldığı, davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisi olduğunu belirterek ... tarafından 15/02/2018 tarihinde tüm ... Bayi teşkilatına gönderilen e-postanın davalı şirketin ve yetkililerinin itibarını zedelediği, bu durum sözleşmenin 9.2.1.1 maddesinde açıklanan haklı nedeni oluşturduğundan, davalının feshinin haklı bulunduğu; sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden portföy tazminatı, kar kaybı ve manevi tazminat talep edilemeyeceği; davacının fesih tarihinden sonra 27/04/2018 tarihinde yedek parça aldığı, 31/12/2018 itibariyle stokunda 74.381,38-TL tutarında yedek parça kaldığı ve fesihten sonra da ... özel servisi statüsünde yedek parça satışı yaparak elindeki stoğu erittiği anlaşıldığından yedek parça iade tazminatı talebinin yerinde olmadığı; davacının 28/02/2018 tarihinde dava dışı ...  Ltd. Şti.'ye KDV hariç 819.461,00 TL tutarında 18 adet araç fatura ettiği, bu araç satışına dayalı katılım bedeli olarak 62.178,92- TL talep edildiği, davacının ayrıca, 01-22 Şubat 2018 tarihleri arası doğan 50.301,08-TL prim alacağı talep ettiği, bu tutarların neye göre hesaplandığının bilirkişilerce tespit edilemediği, davacı vekilinin 27/02/2020 tarihli dilekçesi ekinde davalının yetkili bayiliği kapsamında kendisine sattığı \"bayi sistem programı\" ile yapılan katılım payı ve prim hesaplamalarını ibraz ettiğini, buna göre davacının 28/02/2018 itibariyle 67.178,92-TL katılım bedeli ve 59.355,28-TL prim alacağının hesaplandığı, bu hesaplamanın davalı tarafa tebliğ edildiği ve davalı vekilinin 25/06/2020 tarihli celsede hesaplamaya itirazları olmadığını bildirdiği, taleple bağlı olarak 62.178,92-TL katılım bedeli tazminatı ve 50.301,08-TL prim alacağı tazminatı talebinin yerinde bulunduğu; yatırım harcamaları talebine istinaden de 45.430-TL ödeme ile davalıdan satın alınan \"yeni bayii yönetim sistemi kullanım programı (fesih sonrası davalıya iade edilen) ile davacının envanter defterinde demirbaş- amortisman olarak kaydedilen yatırımlar olduğu, 2018 yılı dönem başında 38.050,72-TL olan demirbaşların amortisman sonrası net defter değerinin ise 31.730,49-TL olduğu,davacının faydalı ömrünü tamamlamayan yatırım toplamının 38.050,72+ 31.70,49=69.781,21-TL olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiği ve 69.781,21-TL yatırım harcamaları tazminatı isteminin kabulünün gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, denkleştirme tazminatı, kar kaybı, yedek parçaların bedeli mukabili alınması ve manevi tazminat taleplerinin reddine; davacının karşılıksız kalan yatırım bedeli alacağı isteminin kısmen kabulü ile 45.430-TL, 50.301,08-TL hedef prim alacağı ve 62.178,92-TL katılım bedeli alacağının dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline ve fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.<br>TAVZİH KARARI: Mahkemece 22/12/2020 tarihli tavzih kararıyla davacının tavzih talebinin kabulüne, mahkemenin 15/10/2020 tarihli kararının  6. sayfa 1. nolu bendinin ikinci paragrafın; \" Davacının, davalının yönlendirme ve talimatlarıyla yapmak zorunda kaldığını beyan ettiği, markaya özgü yatırım harcamalarının; 45.430-TL ödeme ile davalıdan satın alınan \"yeni bayii yönetim sistemi kullanım programı (fesih sonrası davalıya iade edilen) ile davacının envanter defterinde demirbaş- amortisman olarak kaydedilen yatırımlar olduğu, 2018 yılı dönem başında 38.050,72- TL olan demirbaşların amortisman sonrası net defter değerinin ise 31.730,49 TL olduğu, davacının, faydalı ömrünü tamamlamayan yatırım toplamının 38.050,72 + 31.70,49 = 69.781,21-TL olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu yatırımlardan 45.430- TL bedelli  \"yeni bayii yönetim sistemi kullanım programının sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından geri alındığı, geri alınan haliyle programın kullanımının mümkün bulunduğu (faydalı süresinin dolmadığı) ,45.430-TL üzerinden davacının yatırım harcamaları tazminatı istemi kısmen kabul edildiği, bilirkişi raporunda belirlenen 69.781,21-TL yatırım harcamasının ise faydalı ömrünü tamamlayan yatırımlardan oluştuğu, davacı tarafından sözleşmenin ağır kusurlu olarak haksız feshi sonucu faydalı süresi dolan bu yatırım bedellerinin istenemeyeceği gerekçesiyle, bu yatırım kalemleri nedeniyle istenen bakiye yatırım bedeli isteminin reddine karar verilmiştir şeklinde tavzihine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davacı vekili,sözleşmenin, davalı tarafça haksız feshedildiği, feshe dayanak gösterilen 15/02/2018 tarihli e-postadaki ifadelerin “eleştiri” niteliğinde olup, salt bu e-posta nedeniyle sözleşme ilişkisinin çekilmez hale geldiğinin kabul edilemeyeceğini, e-postanın tehdit, hakaret ve iftira içermediğini, eleştirinin ağır olmasını onu eleştiri olmaktan çıkarmayacağı, sözleşmenin 9.2.1.1'deki fesih şartlarının bulunmadığını, aynı durumlardan muzdarip diğer bayilerin de davalıya e-postalar gönderdiğini, fesih haklı olduğundan bahisle kar kaybı talebinin reddinin doğru olmadığını; müvekkilinin Balıkesir ili ve çevresinde hizmet verdiği kabul edildiğinden, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak kabulünün ve  fesihle birlikte portföy tazminatına karar verilmesi gerektiğini; yedek parçaların ücreti karşılığında davalı tarafça geri alınması talebinin reddinin hatalı olduğunu, zira fesihten sonra işletmesini ayakta tutabilmek için yaptığı satışların ret gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmelerin devam edeceğine yönelik güveni sebebiyle yapmak zorunda kaldığı yatırım ve harcamaların tamamının kabul edilmesi gerekirken sadece 45.300-TL kısmının kabul edilmesinin doğru olmadığını; manevi tazminat taleplerinin şartları bulunmasına rağmen reddedildiğini ve maddi tazminat istemleri yönünden müvekkili lehine 18.951,45-TL vekalet ücreti verilmişken, davalı lehine 75.085,06-TL'ye hükmedilmesinin tarifeye aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı vekili, davacının 27/02/2020 tarihli dilekçesiyle birlikte sunduğu Ek-2 ve  Ek-3'teki belgeleri HMK 145'e aykırı olarak sonradan dosyaya sunduğunu, gerekçeli karardaki davacı vekilinin 27/02/2020 tarihli dilekçesinde sunduğu hesaplamalara 25/06/2020 tarihli duruşmadaki beyanlarında itirazları olmadığı şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, duruşmada tebligata bir itirazın olup olmadığının sorulduğunu ve tutanağa da \"tebligat sonucu bir itirazımız yoktur\" şeklinde yazıldığını, kaldı ki tüm beyanlarında davacının taleplerinin haksız olduğunun savunulduğunu,davacının kardeş şirketine yapılan 18 aracın satışının muvazaalı bir satış olduğunun değerlendirilmediğini, bu satışların prime esas olamayacağı gibi katılım bedellerine hükmedilmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, sözleşmenin 2. maddesine göre bayiin nihai müşteriye satış yapmakla yükümlü olduğunu, davacının dava dışı ... Oto. Ltd. Şti.’ye sattığını belirttiği 18 araca ilişkin katılım bedelinin, müvekkilinin uyguladığı ek-2'de sunulan “... A.Ş. Bayi Prim Sistemi” kapsamında değerlendirilebileceğini, davacının beyan dilekçesine ek olarak sunduğu “Kalite Prim Sistemi” ile ilgisi bulunmadığını, “Kalite Prim Sistemi”nin 3 aylık dönem sonunda ve birçok unsur esas alınarak belirlenen bir prim olduğunu, prim hesabı yapılırken müvekkili tarafından 01/03/2017 tarihli duyuruyla bayilerle paylaşılmış ve ek-3'te sunulan “... Perakende ve Filo Satış Prosedürü”nün dikkate alınması gerektiğini, her üç dokümanda da katılım bedeli diye bir uygulama bulunmadığını, müvekkili tarafından bayilerine her iki doküman uyarınca farklı kriterler ve esaslar dikkate alınmak suretiyle prim ödemesi yapıldığını, “Kalite Prim Sistemi”nde “katılım” ibaresi sadece “Araç Cirosu: Araç alım cirosundan filo katılımı, sadık müşteri katılımı, stok katılımı, ÖTV katılımı gibi ...’a fatura edilen tutarlar düşülerek hesaplanır” tanımı içinde geçtiğini, bu dokümanlar uyarınca gerekli tespitler yapılmadan hesaplama yapılamayacağını, nitekim bilirkişi heyetinin de katılım bedelinin neye göre hesaplandığı tespit edilemediğinden hesaplama yapmadığını; 18 adet aracın 22/02/2018 tarihinde fesih e-postasının gönderilmesinden hemen sonra davacının kardeş şirketine satıldığını, bu satışlar için 01/03/2018 tarihli e-postayla prim istenildiğini, fakat bu isteğin önce e-postayla ardından 02/03/2018 tarihinde noterden gönderilen ihtarla kabul edilmediğini ve davacının dosyaya sunmadığı faturaların davacıya iade edildiğini; davacının amacının bu araçlar için katkı payı almak ve sonrasında başka müşterilere satmak olduğunu,prim bedeline hükmedilmesinin haksız olduğunu,bilirkişilerce haklı fesih sebebiyle prim istenemeyeceğinin ve bunun da davacı tarafından neye göre hesaplandığının anlaşılamadığının belirtildiğini, cevap dilekçesinde ifade edildiği üzere “Kalite Prim Sistemi” uyarınca bayilere üçer aylık dönemleri esas almak suretiyle prim verildiğini,  2018 yılının ilk 3 ayına ilişkin primlerin de söz konusu dönemin sonunda hesaplanıp, diğer bayilere bu şekilde kalite primi ödemesinin yapıldığını, feshin ise 22/02/2018 tarihinde yapıldığını, sadece araç satışına ilişkin unsurlar içermeyen bir prim sisteminde üç aylık dönem sonunda belirlenen kalite priminin hesaplamasının yapılamayacağını, davacının sunduğu “Kalite Prim Sistemi” konulu dokümanda “3. Örnek Prim Tutarı Hesaplamaları” başlıklı sayfaya bakıldığında, iki farklı örneğe yer verildiğini, örneklerde “prim katsayı yüzdesi”, “gizli müşteri çarpanı”, “reddedenler analizi çarpanı”, “satış personel devir hızı çarpanı”, “Satış Sonrası Personel Devir Hızı Çarpanı” gibi unsurlar bakımından farklı oranların ortaya çıktığını, bunun sonucu olarak da prim hak edişinin farklılaşabildiğini, davacının 6 yıl bayiilik döneminde yatırımlar yapmak durumunda olduğunu ve karşılığını aldığını, bu yatırımların faydalı ömrünü tamamladığını, mahkemece kabul edilen bayiilik faaliyetinin yürütülmesi için geliştirilmiş \"yeni bayi yönetim sistemi kullanım programı\"nın da bu kapsamda olup 26/03/2014 tarihinde davacıya fatura edildiğini, davalının 4 yıl boyunca bu programı kullanarak faaliyetini sürdürdüğü,programın iade edilmediğini, bu hususta hiç bir delil sunmadığını;kendi kusuruyla feshe sebep olan davacının taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek, kararın kabul edilen kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle davacı bayiin denkleştirme tazminatı, kar kaybı, yatırım bedeli, stokda kalan yedek parçaların iade alınması, hedef ve kalite prim, 18 adet aracın katılım bedeli ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 16/01/2012 tarihli bayilik sözleşmesine göre davacı, davalı distribütör markası araçlarının satış ve satış sonrası hizmetleri faaliyetini yürütmektedir. Davacı şirketin kurucu ortağı olduğu ve taraflar arasındaki iş yapım süreçlerinde davacıyı temsilen hareket eden dava dışı ...'ın, davalı şirket genel müdürü ...'e, davalı ve davacı  yetkililerine 15/02/2018 tarihinde saat 10:48'de gönderdiği e-postada,\" İstanbul bayi toplantısında satış ekibinin ve genel müdürün aynı pis tavırları gösterdiğini, kendilerinin ve çalışanların ekmekleriyle oynandığını, itibarlarını ayaklar altına alındığını, sahte (arka bahçe) satışlarla Devleti, ...'i, kamuoyunu ve bir kaç bayii dışında yetkili satıcıları yanılttıklarını, zarara uğrattıklarını, yetkisiz satıcılara paralar kazandığını, fiyat farkıyla yandaş bayi ve yetkisiz satıcılara araçlar sattırıldığını, gerekirse ...'den ulaşacakları kişilere ...'ın Türkiye operasyonunun düştüğü durumu, mağdur olan yetkili satıcılarla rekabet kurumunun bilgilendirmeyi düşündüğünü, bundan böyle yandaş bayiler hariç diğer bayilerle nasıl diyalog kurulacağının merak edildiğini, bu şartlar altında genel müdürün o makamda oturacağını düşünmediğini\" belirtmiştir. ..., söz konusu e-postayı aynı gün saat 17:46'da tüm bayi sahiplerine de göndermiştir. Davalı, fesih sebeplerinin düzenlendiği sözleşmenin 9.2.1.1 maddesindeki ...'ın, davalının, davalıya bağlı kuruluşun, diğer bir ... Bayilik Ağı üyesinin veya ... yetkili servisinin kabul görmüş ismini, itibarını veya imajını menfi yönde etkileyebilecek faaliyette bulunulmasının veya işlerle iştigal etmesinin ki, buna davalının  veya davalıya bağlı kuruluşun kullanılan ticari marka veya ticari unvan ile ilgili haklarının veya itibarının menfi yönde etkilenmesin de dahil olduğunun düzenlendiğini; bu hükme istinaden 15/02/2018 e-postadaki ifadeler sebebiyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur.Davacı ise söz konusu ifadelerin eleştiri sınırları içinde kaldığını belirtmiştir.Buna göre, dosyadaki tüm bilgilere göre davacı şirketin davalı nezdinde ki işlerini takip eden ortağının, yukarıda belirtilen e-postada kullandığı \"pis tavırlar\", \"sahte satış\", \"bir kısım-yandaş bayilerle satışlar yaptırma\" gibi ifadelerin, hem distribütör ve bayi arasındaki güven ilişkisi hem de sözleşmenin fesih sebebi olarak zikredilmiş 9.2.1.1 maddesindeki hüküm uyarınca, ...'ın, davalı distribütörün, bayiilik ağı üyelerinin ve kabul görmüş kişileri olarak genel müdür ile satış ekibinin itibarını ve imajını menfi yönde etkileyeceği ve davalı açısından sözleşme ilişkisinin sürdürülemeyecek şekilde çekilmez hale geldiği kabul edilmelidir. Bu nedenle, mahkemenin davalı şirketin  22/02/2018 tarihli fesih bildiriminin haklı fesih olduğunun kabulü yerinde bulunmuştur.Mahkemece, sözleşmenin davalı tarafça haklı feshedildiği tespitine istinaden denkleştirme tazminatı, kar kaybı, yedek parçaların bedeli mukabili alınması ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, bu kısım davacı tarafça istinaf edilmiştir. Davalının fesih bildirimi haklı nedene dayandığından ,davacının portföy tazminatı, kar kaybı ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin karar da isabetsizlik bulunmamaktadır.Sözleşmenin \"Fesih Sonrası Ürünlerin İktisabı\" başlıklı 9.4.5 maddesinin (ii) paragrafında, fesih üzerine bayiide bulunan yedek parçaları davalının bayiiden geri satın almayı kabul edebileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi bu düzenleme davalıya davacı bayiinin elinde kalmış yedek parçaları geri alma zorunluluğu getirmeyip, bu hususu davalının takdirine bırakmıştır.Davacının ,Fesih sonrası elinde kalan yedek parça stokunun büyük bir bölümünün yürüttüğü  özel servis faaliyetinde kullanılarak tüketildiği ve fesihden sonra yedek parça satın  aldığı tespit edilmiş olup, feshe kendi kusuruyla sebebiyet vermiş davacının elinde kalmış olan yedek parçaların bedeli karşılığında, davalı tarafından geri alınması talebinin mahkemece reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Mahkemece; 45.430-TL ile davalıdan satın alınan \"yeni bayii yönetim sistemi kullanım programı ( fesih sonrası davalıya iade edilen) yatırım bedeli, 50.301,08-TL hedef ve kalite prim ve 62.178,92-TL katılım bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davacı dava dilekçesinde yatırım bedeli alacağından 50.000-TL sini talep etmiş bilirkişi raporundan sonra bu talebini 69.781,21-TL'ye yükselterek ıslah etmiştir. Mahkemece fesihten sonra davalıya iade edildiği belirtilen \"yeni bayi yönetim sistemi kullanım programı\" için davacının davalıya 45.430-TL ödediği tespiti üzerine, talebin kısmen kabulüyle bu miktar hüküm altına alınmıştır. Davacının ıslah dilekçesinin dayanağını teşkil eden, 10/02/2020 tarihli ek raporda davacının makine ve teçhizatlarının amortisman sonrası net defter değerinin 38.050,72-TL, demirbaşların amortisman sonrası net defter değerinin ise 31.703,49-TL olduğunu, buna göre faydalı ömrünü tamamlayan yatırım toplamının 69.781,21-TL olduğunu belirlemişlerdir. Davacı, bu rapora karşı sunduğu 27/02/2020 tarihli itiraz dilekçesinde 45.430-TL program bedeli ödendiğini de iddia etmiştir. Ancak sözleşmenin feshine sebep olan davacının, sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde yaptığı,faydalı ömrünü tamamlayan  harcamaları zarar ziyan olarak  talep hakkı bulunmamaktadır.İlk derece  mahkemesince programın davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de, davalı bu tespiti kabul etmediği gibi programın davalıya teslimine ilişkin belge sunulmamıştır. Bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Hedef prim ve kalite primi alacağı bamından davacı fesihten önce doğmuş 01-22 Şubat 2018 tarihleri arasında müşterilere satılan araçlardan doğan müvekkiline ödenmesi gerekli hedef gerçekleştirme primi ve kalite primi toplam 50.301,08-TL alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplama yönteminin tespit edilemediği gerekçesiyle hesaplama yapılamamıştır. Davacı vekili, dosyaya sunduğu 27/02/2020 tarihli dilekçesinde bu hesaplamanın nasıl yapılacağını gösteren bir tablo sunmuş, bu dilekçe davalı vekiline tebliğ edilmiş, takip eden 25/06/2020 tarihli duruşmada davalı vekili \"yapılan tebligat sonucu bir itirazımız yoktur. Gerekirse yazılı beyanda bulunuruz, sözleşme haklı olarak feshedilmiştir\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece bu beyan, davacı vekilinin anılan dilekçesiyle sunduğu hesaplamaya davalı vekilinin itirazının bulunmadığı şeklinde kabul edilerek, başkaca bir gerekçeye dayanmadan söz konusu miktarın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davalı vekilinin istinaf dilekçesinde de belirttiği gibi, davalı vekilinin 25/06/2020 tarihli \"tebligat sonucu bir itirazımız yoktur\" ifadesinin, tebliğ edilen davacı şirketin yaptığı prim alacağı talebinin kabul edildiği şeklinde yorumlanması mümkün değildir.Davacı vekili dava-delil ve 27/02/2020 tarihli dilekçesinin ekinde ve davalı da istinaf dilekçesinin ekinde, davalının düzenlediği 05/01/2017 tarihli \"Kalite Prim Sistemi\" konulu yazıyı dosyaya sunmuşlardır. Bu yazıda müşteri memnuniyeti ölçümlemesinde 2016 Ekim ayı itibariyle yeni bir sisteme geçildiği, bu nedenle prim hak edişlerinin belirlenmesinde düşüş olabileceğinden prim yüzdelerinin belirlenmesinde \"çan eğrisi sistemi\" kullanıldığı, bu sistemde alınacak prim bayi skorlarının ortalama skora göre (kaç standart sapma içinde) nerede olduğuna göre belirleneceği, anket sonucu alınan skorun tüm bayilerin aldıkları skorlara göre \"A+\" ile \"F\" arasında oluşturulan skalaya dönüştürüleceği, yeni kalite prim sisteminin 31/12/2016 itibariyle yapılacak hesaplamalarda geçerli olduğu; devamında hesaplama yönteminde \"Kalite Prim Tutarı=(A:Ciro)x(B:Prim Katsayı Yüzdesi)x(C:Çarpanlar)\" formülünün kullanıldığı; \"A:Ciro\" bileşeni için araç cirosunun hesabının, cirodan filo katılımı, sadık müşteri katılımı, stok katılımı, ÖTV katılımı gibi davalıya fatura edilen tutarların düşülerek yapılacağı; yedek parça cirosu hesabının, alımlardan garanti kleym ve banko satış tutarları düşülerek yapılacağı, aksesuar alımlarının yedek parça cirosuna dahil edilmeyeceği; \"B:Prim Katsayı Yüzdesi\" bileşeni için dönem sonunda satış ve satış sonrası müşteri memnuniyet anket skorlarının yayınlanacağı, bu skorlara göre Türkiye ortalaması ve standart sapma değerlerinin hesaplanacağı ve harf notu hesaplama tablosuna (Tablo 1) göre her bayiin hem satış hem de satış sonrası için \"A\" ile \"F\" arasında müşteri memnuniyeti harf notu oluşacağı, harf notlarının ilgili dönem sonunda müşteri memnuniyet sonuçlarıyla birlikte yayınlanacağı, prim katsayı tablosundan satış ve satış sonrası harf notlarının karşılığına gelen prim katsayı yüzdesinin belirleneceği, yüzde oranların Tablo-2'de belirtildiği (Tablo-2'de \"F\"de yüzdenin 0,0; \"A+\"da ise 3,4 olduğu ve bu skala içinde belirtilen aralıkta farklı değerler bulunmaktadır); \"C:Çarpanlar\" bileşeninin bayiin gizli müşteri, reddedenler araştırması ve personel devir hızlarında sergilediği performansı normal dağılım eğrisi kullanarak diğer bayilerle kıyaslayan kalite primine %10'a kadar etki edebilen performans göstergeleri olduğu; \"gizli müşteri (Satış) Çarpanı\"nın bayiin gizli müşteri skorunun tüm bayilerin ortalama skoruna göre kaç standart sapma uzağında olduğuna göre belirleneceği, bayilerin gizli müşteri skorlarına ilişkin standart sapmalar hesaplanarak, gösterilen çan eğrisi ve bölgelerin oluşturulacağı, 6 bölgeye ayrılan çan eğrisinde, bayi skorunun karşılık geldiği bölgedeki çarpanın bulunacağı; \"Reddedenler (Satış) Çarpanı\"nın reddedenler araştırmasındaki ölçütlerden biri olan, bayinin “müşteri takip araması” skorunun tüm bayilerin ortalama skoruna göre kaç standart sapma uzağında olduğuna göre belirleneceği, bayilerin \"Reddedenler Araştırması Müşteri Takip Araması\" skorlarına ilişkin standart sapmalar hesaplanarak, gösterilen çan eğrisi ve bölgeler oluşturulacağı, 6 bölgeye ayrılan çan eğrisinde, bayi skorunun karşıtlık geldiği bölgedeki çarpanın bulunacağı; \"Personel Devir Hızı (Satış ve Satış Sonrası) Çarpanı\"nın bayiin personel devir hızı oranının tüm bayilerin oluşturduğu ortalama orana göre kaç standart sapma uzağında olduğuna göre belirleneceği, bayilerin \"Personel Devir Hızı Oranlarına\" ilişkin standart sapmalar hesaplanarak, gösterilen çan eğrisi ve bölgelerin oluşturulacağı, 6 bölgeye ayrılan çan eğrisinde, bayi personel devir hızı oranının karşılık geldiği bölgedeki çarpanın bulunacağı, \"Satış\" ve \"Satış Sonrası Hizmetler\" için personel devir hızı oranları ve dolayısıyla standart sapmalarının ayrı ayrı hesaplanacağı; \"Personel Devir Hızı\"nın son 12 ayda bayiden ayrılmış olan toplam personel sayısının, bayide çalışan mevcut personel sayısına oranı olduğu; prim hak edişine ilişkin ön şartları yerine getirmiş olan bayilerin hesaplanan prim tutarının, değerlendirme dönemi olan 3 aylık dönemi takip eden ay içinde fatura karşılığı yapılacağı; prime hak kazanabilmek için ön şartların yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, bunun kontrolünün davalı tarafından gerçekleştirileceği, ön şartları yerine getirmeyen bayiin kalite primi alamayaacğı, bu 6 adet ön şart Minimum Bayi Standartları Denetim Sistemi (DSI) skoru, bayi organizasyon yapısı, davalı şirket Bayi Prim Sistemi'ne sahip olmak, eğitimlere katılım, özel servis ekipmanı bulundurmak ve portal, ... ve Müşteri Takip Modülü kullanmak şeklinde belirlenmiştir. Davacı vekili, 27/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinin ekinde, tek sayfadan oluşan ve \"Şubat 2018 Satışları (haksız feshe kadar)\" başlıklı davacının kendisinin oluşturduğu satış primi tablosu eklemiştir. Bu tabloya göre, şasi numarası belirtilmiş 12 adet araç için KDV hariç toplam 50.301,08-TL prim hak edildiğini belirtmiştir. Bu tabloda %2 prime konu alış toplamı, %1 prime konu alış toplamı, %1 satış primi, %2 satış primi, 1,7 kalite primi, %3,4 kalite primi, %1 risturn primi tutarları toplanmak suretiyle söz konusu miktar bulunmuştur. Bu hesaplama davalı tarafından kabul edilmediği gibi davalı bu belgenin davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını savunmuştur.  Dosyaya \"... \"ne ait 2012-2018 tarihleri arasında \"Satıcı Ekstresi\" 109 sayfa halinde kitapçık halinde sunulmuştur. Davalı vekili feshin üç aylık süre dolmadan yapıldığından bayi kalite priminin hesaplanamadığını ileri sürerek bu hesaplamayı yapmaya yarar verileri dosyaya sunmamıştır. Her ne kadar hesaplama yönteminin ne şekilde olacağına ilişkin bilgileri dosyaya sunmuş ise de, davacının sözleşme yürürlükte iken hak ettiği prim hesaplamasına yarar bilgiler davalı elinde olduğundan bayiisi ile ilişki sona ermiş olsa da prim  miktarını hesaplamaya yarar verileri dosyaya sunması iyi niyet kuralları gereğidir.Bu nedenle bilirkişiler tarafından hesaplama yapılamamıştır. Davacı feshe neden olan e-posta dan sonra   2018 yılı 22 şubat tarihine kadar bayi olarak hizmet verdiğinden  prim talep etme hakkı doğmuş olup, sözleşmenin feshinde kusurlu olsa dahi davacı, doğmuş olan prim alacağını talep etmekte haklıdır. Dosyaya sunulan \"satıcı ekstre\"sinde davacıya ödenen prim miktarları belli olup, Dairemizce ödenen miktarlar ekstrelerde tespit edilebildiği kadar işaretlenmiştir.Davalının  aylık olarak satışlardan elde edilen satış primi ve bayi kalite primi şeklinde biri aylık diğeri üç aylık dönemde ödenen iki tür prim ödediği belirlenmektedir. 2018 yılı ikinci ayda sözleşme fesih edilmiş olup, elde prim talebine ilişkin olarak 2017 yılı prim ödemeleri dikkate alınmıştır.2017 yılı satıcı ekstresinde 31 Mart 2017 tarihinde 13.226,15-TL, Haziran 2017 döneminde (ekstrenin 31/12/2017 tarihinde yapılan ödemeler içinde olup, 4.732,80-TL kalite revizyon pirimi ödenmiştir) Eylül 2017 kalite revizyon primi ise 23.529,74-TL'dir. Aralık 2017 tarihinde ise (bayi performans primi olarak 31 Aralık 2017 tarihinde 590+ 236+ 236+ 472+ 14.256,47+ 832,12) = 16.622,59-TL bayi kalite primi ödenmiştir. Buna göre toplamda 16.622,59+ 4.732,80+ 23.529,74+ 13.226,15-TL kalite primi  ödenmiş olup aylık ortalama 4.842,60-TLdir. 1 ocak 2018 tarihinden itibaren fesih tarihine kadar hesaplanması gereken 53 gün için 8.395-TL tutarı, davacının hak ettiğinin kabulü gerekir. Davacının satış hedef pirimi olarak adlandırdığı satıcı ekstresinde \"perakende risturn primi, perakende revizyon primi, satış sonrası prim\"ler toplamı ise her ayın son günü esas alınarak davacıya ödenmiştir. 2018 yılı ocak ayında bu primin, kalite primi hariç performansı yetersiz olsa da davacıya ödendiği fesih ihtarnamesinin ikinci sayfasında kabul edilmiştir. Ancak ne kadar ödeme yapıldığı ekstreden tespit edilememiştir. Hesaplama kolaylığı olması bakımından sözleşmenin ihtilafsız olan 2017 yılında, davacıya Şubat 2017'de  33.014,85-TL perakende revizyon ve 5.343,77-TL toptan alım primi olmak üzere toplam 38.358,62-TL; Mart 2017'de perakende risturn 27.625,52-TL, toptan alım primi 1.551,35-TL perakende revizyon primi  24.210,28-TL olmak üzere toplam 53.387,15-TL; (Nisan ve Mayıs ayları tespit edilememiştir); Haziran 2017'de perakende risturn ve perakende revizyon primi olarak 17.228,13+11.249,60-TL olmak üzere toplam 28,477,73-TL; (Temmuz ayı tespit edilememiştir); 2017 Ağustos ayı sonunda perakende revizyon primi 34.355,03+5.737,09-TL perakende revizyon ve 1.995,19-TL perakende ek prim olmak üzere toplam 42.087,31-TL; Eylül 2017'de 35.718,39-TL perakende risturn ve 17.023.33-TL satış sonrası prim olmak üzere toplam 52.741,72-TL; 31/10/2017 tarihinde 96.508,83-TL perakende revizyon primi ödendiği; Kasım 2017 de  39.014,34-TL perakende revizyon primi ödendiği; Aralık 2017 tarihinde ise  satış sonrası prim 5.584,27-TL, perakende risturn 115.723,26-TL ve perakende revizyon 609,16-TL olmak üzere toplamda 121.916,69-TL ödendiği belirlenmiştir. Hedef prim ödemesi yapıldığı tespit edilen aylar Şubat, Mart, Haziran, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları olup, toplam 8 ay tespit edilebilmiştir. Bu aylarda davalı, davacıya toplamda satış primi olarak 38.358,62+53.387,15+ 28.477,73+ 42.087,31+ 52.741,72+ 96.508,83+39.014,34+121.916,69-TL olmak üzere toplam 8 aylık dönemde  472.492,39-TL ödenmiştir. Aylık ortalama ise 59.061,54-TL etmektedir. 22 gün olası hedef prim hesabı ise 59.061.54: 30x22=43.311,80-TL'dir. Kalite primi ilavesi sonucunda +8.395=51.706,80-TL hesaplanmakla, davacının talebi olan 50.301,08-TL hedef  prim+kalite prim alacağı talebinde haklı bulunmuştur. Fesih tarihi itibariyle davacının elinde 27 adet ...an araç kaldığı ,9 adedinin nihai  tüketiciye satıldığı ve davalı tarafından davacıya katılım bedelinin ödendiğinde ihtilaf yoktur.  18 adet araç ise fesih tarihinde ... Petrol İnş. Ltd. Şti.'ye satılmıştır.Davalı, bu araçların davacının kardeş şirketine toptan satıldığını belirterek katılım payı bedelini ödememiştir. Mahkemece bu talep de, yukarıda prim alacağı bahsinde açıklanmış, davacının 27/02/2020 tarihli dilekçesi ve eklerinin, davalıya tebliğine rağmen 25/06/2020 tarihli duruşmada davalı vekilinin \"yapılan tebligat sonucu bir itirazımız yoktur. Gerekirse yazılı beyanda bulunuruz sözleşme haklı olarak feshedilmiştir\" şeklindeki beyanına istinaden,katılım bedeli alaacğına  itiraz olmadığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.Ancak ,hesaplama şeklini gösterir dilekçeye itiraz edilmemesi katılım bedelinin kabul edildiği anlamına gelmez. Davacı, satış yapılan şirketin kardeş şirket olmadığı itirazında bulunmadığı gibi, bu husus her iki şirketin ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, fesih tarihi itibariyle davacı şirket elinde kalan araçlardan sözleşme yürürlükte iken bayilik faaliyeti kapsamında satıldığı sonucuna varılamayacağından ,davacının fesihten sonra araç satışı  başına verildiği anlaşılan katılım payı alacağını davalıdan tahsil edebilmek amacıyla nihai müşteri olmayan kardeş şirkete yaptığı satış nedeniyle katılım payına hak kazanmadığının kabulü gerekir. İlk derece mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan (02/01/2020 tarihli ve 30996 sayılı RG) AAÜT'nin 13/3'te bulunan maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı\" düzenlenmiştir. Portföy, kar kaybı, yatırım bedeline ilişkin talepler maddi tazminat kabilinden olduğu halde tümüyle reddedilen kısımlar bakımından maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın sadece 50.301,08-TL hedef prim alacağı üzerinden kısmen kabulü gerekirken yatırım bedeli ve katılım bedeli taleplerinin de kabulü ile reddedilen maddi tazminat istekleri bakımından tarifeye aykırı şekilde vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde  bulunmamış, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 50.301,08-TL prim alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine; denkleştirme tazminatı, kar kaybı alacağı, karşılıksız kalan yatırım bedeli alacağı, katılım bedeli alacağı, yedek parça alacağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 Tarih 2018/352 Esas - 2020/616 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne; 50.301,08-TL hedef ve kalite  prim alacağının dava tarihinden itibaren değişen oranlarda  avans faizi işletilerek  davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Denkleştirme tazminatı, kar kaybı tazminatı, karşılıksız kalan yatırım bedeli, katılım bedeli alacağı, yedek parça alacağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 3.436,06-TL karar ve ilam  harcının davacı tarafından peşin yatırılan 16.340,50-TL ile 8.526-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 24.866,50-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 21.430,44‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 3.471,96‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 6.250-TL bilirkişi ücreti ve 458,60-TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.708,60-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 231-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 14-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 13-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Kabul edilen kısım bakımından (prim) davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen maddi tazminat (portföy, kar kaybı, yatırım bedeli) taleplerinin tamamı yönünden davalı lehine takdir olunan 30.000-TL, reddedilen alacak talepleri bakımından (katılım bedeli, yedek parça) 30.000-TL olmak üzere toplam 60.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Tümüyle reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine takdir olunan 13.450-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine\" Yatırılan (Davacı 108,8‬0-TL, davalı 2.697-TL) peşin istinaf karar harçlarının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan 100,85-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 4-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 19,85-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 19-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanınüzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e8fae59805dffc8","SID":"82d1fcbb02c621d8"}}