{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/761 <br>KARAR NO:2024/1947<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/02/2022<br>NUMARASI:2021/12 E. - 2022/110 K.<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu ...'nın borcu için davacının iş yeri adresine davalı vekili tarafından hacze gelindiğini ve davacıya ait menkul malların haczedilerek davacının sigortalı çalışanı olan davacı...'a yediemin olarak teslim edildiğini, davacıların davalı vekiline bu borçla bir ilgileri olmadığını, borçlunun 1,5 yıl önce adresten çıktığını, adresteki malların kendilerine ait olduğunu anlatmaya çalıştığını, davalı vekilinin beyanları dinlemediğini, davalı vekilinin haciz esnasında protokol başlık bir belge ve senet düzenlediğini, iş bu evrakları imzalamaz ve hesabına 10.000 TL bugün ödenmez ise muhafaza yapıp iş yerini boşaltacağını davacılara söylediğini, davacıların davalı vekilinin cebri icra, baskı zorlama ve korkutmasıyla haciz esnasında davalı vekili tarafından davalı vekilinin el yazısı ile düzenlenen protokol balıklı belge ile yine davalı vekilince tüm unsurları doldurulan senedi imzalamak zorunda kaldıklarını, 10.000 TL'yi  de davalı vekilinin hesabına gönderdiklerini, davacıların davalı bankaya hiçbir nam ve ad altında bir borçları bulunmadığını, imzalatılan evraklara konu borcun dava dışı borçlunun davalı bankaya olan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını belirterek davanın kabulünü, davalı banka vekiline ödenen 10.000 TL bedelin 10.12.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans Faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davalının HMK 329/1-2 maddesi uyarınca davacılar tarafından ödenen Kdv dahil 11.800,00 TL avukatlık ücretini ödemeye ve 5.000,00 TL para cezasına mahkum edilmesini, davalı banka aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasını, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; borçluya gönderilen kat ihtarnamesinin borçlunun çalışanına haciz yapılan adreste 15.09.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, haciz mahallinde borçluya ait marka tescil belgesi olduğunun tespit edildiğini, davacı vekilinin iddia ettiğinin aksine taraflar arasında 11.12.2020 tarihinde protokol düzenlendiğini, davacılar vekili tarafından iddiaların ispat edecek nitelikte delil sunulamadığını, zorlama yapıldığı iddiası doğru olmadığını, davacılar tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ancak bu istihkak iddiası İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından haklı görülmeyerek takibin devamına karar verildiğini, taraflar arasında imzalanan protokolün üzerinden bir aya yakın süre geçtikten sonra ve protokolde kararlaştırılan ödemenin 1. taksitine bir hafta kala huzurdaki davanın açıldığını, davacılar tarafından iddia edildiği gibi korkutma ve haciz baskısı altında zorda imzalatılmış bir protokol veya bono olsaydı olayın olduğu aynı gün veya ertesi günü durumun direk savcılığa intikal ettirilmesi gerektiğini, işletmeyi borçludan  devraldıklarını beyan eden davacıların işletmenin borcundan dolayı sorumlu olduklarını, davacıların borçlunun işletme adresinde aynı iş kolunda borçlu markasını ve işletme adını kullanarak ve borçlunun demirbaşları ile borçlunun işi bıraktığını belirttikten hemen sonra faaliyetlerine devam ettiklerini, bu durum davacıların ve borçlu arasında muvazaanın olduğununu, davacıların tespiti yapılan borçluya ait markanın davacı ... tarafından devralındığını iddia etmiş ise de marka devirlerinin noterde devredilmesi yeterli olmayıp TPE'ye başvurularak marka devir işleminin tamamlanması gerektiğini, sunulan marka devir sözleşmesinde markanın devrinin 100,00 TL bedel karşılığında yapıldığını, gerçekte marka devri yapılmadığını, borçlunun alacaklılarının baskısından kurtulmak için devir yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, taraflar arasında muvazaalı olarak yapıldığını, izah edilen nedenlerle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddini, davacıların alacağın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; \"Her ne kadar davacı tarafça haciz baskısı altında verildiği iddia edilmiş ise de anılan dava konusu bonoya ilişkin tanzim edilen protokolde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden borcun kabul edildiği,haciz tarihi ile protokol tarihi aynı olsa (gerçekte bir günlük fark bulunmakta ise de fotoğraflarda bulunan haciz araçlarından bononun haciz tarihinde tanzim edildiği kanaatine ulaşılmıştır.) bile haciz sırasında bu bononun düzenlendiği hususlarının haciz tutanağından anlaşılamadığı, davacı tarafça imzalanan protokol içeriği ile bononun  ihtirazi  kayıtla karşı tarafa verildiğine dair protokol içeriğinde  herhangi bir  ihtirazi kayıt  bulunmadığı, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı tarafça bu aşamada protokolün  müzayaka halinde imzalandığı ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır. Böylelikle protokolün manevi cebir, korku, icra ve haciz tehditi içerisinde düzenlendiğinin de kanıtlanamamıştır. (Davacının davasını ispat bakımından toplanmasını istediği delil bilirkişi incelemesidir. Mahkemece hukuki nitelendirme ve değerlendirme mahkemeye ait olmakla, bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir. Bu nedenle HMK uyarınca davacının sunmak isteyip de sunamadığı ve dilekçesinde bildirdiği ancak dosyada olmayan bir delili bulunmamaktadır. İncelenen protokol bir borcun üstlenilmesi protokolü olup, her iki taraf da tacir olmakla protokol içeriği ile bağlı oldukları, haciz esnasında davalı yan işyerinde kaydi/ fiili haciz yapılmadığı bu hususun haciz tutanağına geçtiği de sabittir. İstanbul BAM 16. HD : 2018/2231: 2021/740) Son tahlilde mevcut delillerden davacının davasını kanıtlayamadığı değerlendirilerek davanın reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın reddine,Mahkememizce tedbir kararı verilip bu karar uygulandığından dava değerinin %20'si oranında hesaplanacak tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu bono ve protokol haciz günü olan 10/12/2020 tarihinde bizzat davalı taraf vekili tarafından tanzim olduğunu,  müvekkiller bono ve protokolün fotoğrafını çekmek istediklerinde de davalı taraf vekilince önce karşı çıkıldığını, müvekkillerin ödeme günlerini takip için çektiklerini beyan etmeleri üzerine dava dosyasında arka planda haciz arabasının yer aldığı dava dosyası içinde renkli örnekleri de bulunan fotoğraflar çekilebildiğini, parantez içindeki \"fotoğraflarda bulunan haciz araçlarından\" davaya konu bono ve protokol haciz tarihinde ve haciz esnasında alındığını, tarafından bir yandan bono ve protokole ilişkin fotoğrafların arka planında haciz arabası olması tespit olunmasına karşılık diğer yandan, iş bu tespite aykırı şekilde, bono ve protokolün haciz esnasında alındığının ispatlanamadığını, hüküm'ün kendi içinde çeliştiğini, davaya konu bononun protokol ağır haciz ve muhafaza tehdidi altında müvekkillere imzalatıldığını, dosya içeriğinde bulunan, arka planda, haciz arabasının bulunduğunu ve fotoğraflarla sabit olmasının yanı sıra, davalı vekilinin haciz için gelinen ... sayılı dosyasındaki 02/12/2020 tarihli menkul haciz ve muhafazası talebi ile davalı vekili müvekkillerin adresinde fiili haciz ve muhafaza talep ettiğini, talebin İcra Müdürlüğü'nün 10/12/2020 tarihli tensibi ile kabul edildiğini, davalı vekili 10/12/2020 tarihinde müvekkillerin adresine haciz ve muhafaza için gelmiş, haciz ve muhafaza tehdidi ile söz konusu protokol ve bonoyu müvekkillere imzalatması üzerine işlem yapamadığını, bono ve protokol üzerinde ihtirazi kayıt konulmamış olmasına, bononun haciz esnasında düzenlendiğinin haciz tutanağından da anlaşılamamasına ve davacının basiretli tacir gibi davranma mükellefiyeti olduğu olgularına dayandırdığını, davalı vekilince yapılan muhafaza tehdidi nedeniyle ticaretle hiçbir bağlantısı olmayan sigortalı çalışan olan müvekkil... da protokol ve senedi imzalamak zorunda kaldığını, davaya konu bono ve protokol haciz günü olan 10/12/2020 tarihinde bizzat davalı taraf vekili tarafından tanzim olunduğunu, müvekkillerin yasadan doğan haklarını kullanmalarının önüne geçmek için  tanzim tarihleri davalı vekili tarafından 11/12/2020 tarihi olarak düzenlendiğini, müvekkil...'un telefonundan çekilen fotoğraflar üzerindeki 10/12/2020 tarihi ile sabit olduğunu, 10/12/2020 tarihi itibarıyla müvekkil ...'un hesabından davalı vekilinin hesabına 10.000,00 TL bedel gönderilmesi ile de sabit olduğunu, yerel mahkeme tarafından da protokol ve bononun 10/12/2020 tarihinde tanzim olunduğunu, davalı tarafın müvekkillerin adresinde haciz ve muhafaza yapmak üzere icra dosyasında talepte bulunduğunu,  dava dışı ... ile müvekkil arasında daha önceye dayalı bir ticari ilişki olmadığını, müvekkil defterlerindeki bu iki kaydın  ticari işletmenin devri niteliğinde sayılmayacağını, dava dışı ... ile müvekkiller arasında herhangi bir muvazaalı ilişkinin olmadığını, davaya konu yerin boş olarak müvekkil tarafından kullanılmaya başlandığını, müvekkillerin davalı bankaya dava dışı ...'ya  borcu bulunmadığını, kendisinden iş yerinin devir  alınması  söz konusu olmadığını, davaya konu bono ve protokolün yer aldığı fotoğrafların arka planındaki haciz arabası birlikte değerlendirildiğinde,  müvekkillerine imzalatılan yargılamaya esas 11.12.2020 (gerçekte 10.12.2020) tarihli protokol başlıklı belge ile  15.01.2021 vade tarihli 110.000,00-TL bedelli senedin, haciz tarih ve saatinde, bizzat davalı banka vekilinin kendi el yazısı ile düzenlenerek, müvekkillere haciz esnasında Cebri İcra baskısı ve ağır korkutma sonucu baskı ile imzalatıldığını, haciz esnasında müvekkil ...'un yetkili çalışanı haczedilen menkul mallara ilişkin istihkak iddiasında bulunduğunu, İcra müdürlüğünce istihkak iddiasına ilişkin bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi'ne 12.11.2020 tarihinde gönderildiğini, müvekkillerin istihkak iddiasının sonucuna ilişkin, müvekkil ya da vekillerine herhangi bir tebligat yapılmadan, davalı vekili Av.... tarafından, 10.12.2020 tarihinde icra müdürlüğünce müvekkil adresine yeniden dava dışı borçlu ...'nın borcu için haciz ve muhafazaya gelindiğini,  davalı vekili haciz esnasında protokol başlıklı belge ve senet düzenlediğini, davaya konu senet ve protokolün bizzat davalı banka vekilince haciz anında yani 10.12.2020 tarihinde düzenlenerek müvekkillere imzalatıldığını, müvekkilin cebri icra tehdidi altında korkutarak müvekkillerime belge ve senet imzalattığı gibi icra dosyasına konu borç ihtiyati haciz aşamasında ve 96.201,720-TL olmasına rağmen müvekkillerden 110.000-TL lik senet ve 10.000,00-TL de ödeme olmak üzere 120.000,00-TL tahsil etmek suretiyle aşırı da bir menfaat sağlandığını, müvekkillerin icra dosyasına konu borca ilişkin hiçbir sorumlulukları ve davalı bankaya hiçbir nam ve ad altında borçları olmadığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/12 Esas ve 2022/110 Karar sayılı 15/02/2022 tarihli davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması veya yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne,  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... sayılı icra dosya borcunun ödenmesi konusunda davacılar ve müvekkil banka vekili arasında 11.12.2020 tarihli Protokol düzenlenmiş  ve protokol içeriğinde bahsi geçen bono ödeme amaçlı olarak verildiğini, davacılar vekili, 11.12.2020 tarihli protokolün ve ... sayılı dosya borcunu ödeme amaçlı düzenlenerek tarafa verilen bononun 10.12.2020 tarihli haciz esnasında baskı, zorlama ve ağır korkutma ile düzenlendiğini iddia ederek istirdat ve menfi tespit konulu dava açtığını, yerel mahkeme haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verdiğini, davacılar, dava konusu protokol ve bononun haciz sırasında düzenlendiğini, dolayısıyla haciz baskısı altında imzaladıklarını ispat edemediğini, dava dışı borçlu ile muvazaalı işlemler yapan ve borçlu işletmeyi devralan davacılar bu borçlarını ödemek amacıyla taraf ile anlaştığını, davacılar vekilinin, yerel mahkeme kararının İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli, 2021/12 E. ve 2022/110 K. sayılı kararının kaldırılması yönündeki taleplerin reddine, karar verilmesini talep etmştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu menfi tespit ve istirdat davasıdır... sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu  hakkında icra takibi başlatıldığı, 22/10/2020 tarihli haciz  işleminin ... / İSTANBUL\" adresinde yapıldığı, adreste ...'a ait işyerinin bulunduğu, üçüncü kişi istihkak iddiası sahibi çalışan...  tarafından borçlularla ilgisinin olmadığının beyan edildiği, mahalde bulunan  borçlu şirket adına, düzenlenmiş Marka Tescil Belgesinin bulunduğu  alacaklı vekili tarafından haciz talep edildiği, üçüncü kişi istihkak iddiası sahibi çalışan... tarafından haczedilen malların ... adına şahsına /  şirkete ait olduğu belirtilerek istihkak iddiasında bulunduğu alacaklı vekili tarafından istihkak iddiasının kabul edilmediği\" görülmekle icra müdürlüğünce dosyanın  istihkak iddiası yönünden karar verilmek üzere icra mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, ... gün... sayılı kararı ile üçüncü şahsın Mercii Kararının tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde istihkak davası açmakta muhtar olmak üzere takibin devamına, karar verildiği görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve mali müşavir bilirkişiye ait  22.11.2021 tarihli  bilirkişi raporunda özetle; \"davacının 2020-2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davacının ticari defterlerine göre dava dışı ... tarafından davacı adına 31.07.2019 tarihli 035816 no.lu 11.800,00 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, bu faturanın bedeli ise davacı yan tarafından 18.09.2019 tarihinde ödenerek cari hesabın sıfırlanmış olduğunu, davacı yanın dava dışı ... ile ticari ilişkisinin iki adet kayıttan ibaret olduğunu, davacı şirketin incelenen ticaret sicil kayıtlarında, tescil tarihinin 01.06.2017, sermayesinin 100,00 TL, meslek grubunun 5- bilgi teknolojileri olduğunu, dava dışı şirketin incelenen ticaret sicil kayıtlarında 28.02.2014 tarihinde 100,00 TL sermaye ile tescil edildiğini, meslek grubunun 72 - Baklava pasta ve şekerli mamuller olduğunu, dava dışı ... şirketinin 09.08.2019 terki ticaret yaptığının görüldüğünü, davalı şirket vekili vasıtası ilk olarak 22.10.2020 tarihinde haciz tutanağının tutulduğunu, yine 10.12.2020 tarihinde davacıların bulunduğu adrese haciz işlemine gelindiğini, bu kapsamda haciz baskısı altında protokol ve 110.000,00 TL bedelli senet imzalatıldığının ifade edildiğini, dosyada mübrez protokol incelendiğinde, protokol gereğince  davacılar tarafından muhtelif tarihlerde toplamda 110.000,00 TL tutarında davalı şirket vekiline ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, yine davacı ... tarafından davalı şirket vekili hesabına 10.12.2020 tarihinde 10.000,00 TL ödeme yapıldığının görüldüğünü, davacı yan tarafından dava dilekçesinde belirtilen “..Müvekkil ile ... satışa konulan 33 adet üründen yalnızca 10 adet makine ve ekipman ile Glutensiz Ürünler Atölyesi isimli markanın satışına ilişkin toplamda KDV dahil 81.800,00 TL bedel üzerinden anlaşmışlardır. Anılan bedel müvekkil tarafından 5 taksit halinde dava dışı borçluya ödenmiştir...” iddiasına karşın davacı yanın ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanılmadığını\" belirtilmiştir.11/12/2020 tarihli protokolde davacılar tarafından icra dosyasındaki borca istinaden davalıya senet verildiği ve senetin keşide tarihinin 11/12/2020, vade tarihinin 15/01/2021 , bedelinin 110.000,00 TL olduğu ve ödemelerin takside bağlandığı görülmüştür. Davacılar tarafından protokolün ve senedin  haciz baskısı altında alındığı ve geçersiz olduğu ileri sürülmektedir.Mahkemenin karar gerekçesinde; protokolde 11/12/2020 tarihi yazılıyorsa da, bu protokolün  gerçekte haciz sırasında yapıldığının, dosyada bulunan fotoğraflardan ve fotoğraftaki haciz aracından anlaşıldığı belirtilmiştir.Somut olayda protokolün ve senedin haciz esnasında düzenlendiği fotoğraftan  anlaşılıyor ise de, protokol ve senette ihtirazı kaydın yer almadığı, yapılan ödemede de ihtirazı kaydın bulunmadığı, haciz esnasında işyerinde borçluya ait marka tescil belgesi bulunduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde bir kısım menkullerin borçludan alındığının ancak bedelinin ödendiğinin kabul edildiği ancak davacı defterlerinde ödemelere ilişkin kayıt bulunmadığı, istihkak davası açıldığına dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bu hususta dosyaya delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacıların iddiasının sübut bulmadığı, borçlu ile yapılan yazışmaların davanın ispatı yönünden yeterli olmadığı kanaatiyle mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Davacılardan...'un diğer davacının sigortalı çalışanı olması sebebi ile sorumlu olmayacağı ileri sürülmüş ise de protokolde ve senette imzası bulunduğundan sorumlu olacağından bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacılar  vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarih ve 2021/12 E. 2022/110 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL  harcın davacılar dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e994487c455b4851","SID":"894035be0e373f03"}}