{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/720 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1690<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 27/01/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2020/574 Esas - 2022/68 Karar<br>DAVA             \t\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t\t: 09/10/2020<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarihli 2020/574 Esas ve 2022/68 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.09.2011 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla ... Sokak No: ... önüne geldiği sırada aracını park ederek araçtan indiği sırada yolun dik rampa olması sebebiyle aracın hareket ederek yokuş aşağı indiği sırada aşağıdan yukarıya doğru yolun sağından çıkmakta olan yaya ...’e ön tamponuyla çarptığını, daha sonra sokağın sonundaki ... Sokağı'nda bulunan ... İlköğretim Okulu'nun yaya kaldırım bordur taşlarına ön tamponuyla çarparak durması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. Maddesinin tali kusurlar kısmında belirtilen 47/1-d “Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymamak (aracını rampa ve yokuşlara park ederken inişe göre geri vitese atmamak, direksiyonu sol tarafa çevirmek, kaldırıma sabitlememek, aracının el frenini tam çekmemek.)” kuralını ihlal eden ... plakalı araç sürücüsü ...’ın aslen kusurlu olduğunu, yaya ...’in ise herhangi bir kusurunun olmadığını, söz konusu kazayla ilgili olarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/21343 soruşturma numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararının dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, kazanın ardından müvekkilin tedavi maksadıyla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini, kaza sebebiyle müvekkilde meydana gelen arazların fonksiyon kaybına tekabül eden oranın belirlenmesi maksadıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne müracaat edildiğini, müracaata istinaden müvekkile yapılan tetkik ve incelemeler neticesinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre sürekli işgöremezlik oranının %36 (otuzaltı) ve geçici iş göremezlik süresinin 6 (altı) ay olarak tespit edildiğini, akabinde 26/03/2018 tarihinde KTK m.97'ye uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, Sigorta şirketince başvuruya istinaden taraflarına dönüş yapılmadığından Sigorta  Tahkim  Komisyonu'na başvuru yapıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvuruya istinaden yürütülen tahkim yargılamasında, iş göremezlik tazminatının hesaplanması için aktüer bilirkişiye başvurulmuş olup, aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada müvekkilinin 155.107,46TL sürekli iş göremezlik ve 4.056,97TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 159.164,43TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, yapılan bu tespit ve diğer değerlendirmeler üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 2019.E.87922, 06/03/2020 - K-2020/20881 sayılı kararda; 159.164,43TL'nin 28.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketi'nden tahsiline hükmedildiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin bu kararına davalı sigorta şirketi tarafından itirazda bulunulduğunu, İtiraz Hakem Heyetince verilen 2020.i.15017, 08.08.2020 - 2020/İHK-13281 sayılı kararda; \"Hakem heyeti, aşağıda açıklanan farklı görüşler nedeniyle ekseriyetli bir karara varamadığından dosyanın iadesine karar verilmiştir.\" demek suretiyle dosyadan el çekerek davanın yerel mahkemede açılmasına karar verildiğini, İtiraz Hakem Heyeti'nin el çekme kararı üzerine taraflarınca 24 Ağustos 2020 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, işbu yol ile de herhangi bir anlaşma sağlanamadığından işbu davayı açtıklarını belirterek, izah edilen nedenlerle müvekkilinin, başvuru konusu trafik kazası nedeniyle %36(otuzaltı) kalıcı sakatlığına istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 155.107,46-TL sürekli iş göremezlik ve 4.056,97 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 159.164,43-TL'nin davalı sigorta şirketine yapılan başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın  yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın haksız fiilden doğan zarara ilişkin tazminat talepli olduğunu, işbu davanın hasarın meydana geldiği yerde, haksız fiilden zarar gören davacının yerleşim yerinde veya müvekkil şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul'daki mahkemelerden birinde açılması gerektiğini, davacının, HMK'da yetkili olarak belirtilen mahkemelerin hiçbirinde davasını ikame etmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 30/09/2011 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın, müvekkil şirkete 26/01/2011-2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 124374811 numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başına 200.000,00 TL olduğunu, poliçe teminat limitlerini belirtmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, müvekkil sigortacı şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, müvekkil şirketin daha önce yapmış olduğu ödeme dolayısıyla bakiye tazminat borcunun kalmadığını, kaza sebebiyle müvekkil sigorta şirketi nezdinde 124374811-0001 nolu hasar dosyası açılmış olup  talebin incelendiğini, ekli temliknameden de açıkça görüleceği üzere davacı yanın, işbu dosyaya konu alacağının %20’sini ... Sis. Ltd. Şti.’ne temlik ettiğini, davacı yanın 2014 yılında  şirkete yapmış olduğu başvuru üzerine 44.892,54 TL’nin 35.914,03 TL’sinin ...'e, temlikname gereği  8.978,51-TL’sinin temlik alana 02.05.2014 tarihinde ödendiğini, tazminatın %20’lik kısmı için aktif husumet yokluğundan davanın reddinin gerekeceğinin açık olduğunu, artan maluliyet söz konusu olmadığından talep ve ibranın zamanaşımına uğradığını, dosyaya sunulan iki raporun karşılaştırıldığında her iki rapora dayanak arazların aynı (opere sag kalça parsiyel protezi) olduğunun açıkça görüldüğünü, maluliyet oranı farkının ise tamamen cetvel farkından kaynaklandığını, zira eski tarihli olan %19’luk raporun Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne göre düzenlenmiş iken bu sefer talebe konu %36’lık raporun ise Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği’ne göre düzenlendiğini, iki raporun karşılaştırıldığında arazda bir artış, gelişen durum  olmadığının açıkça görüldüğünü, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tahkim yargılamasında aldırılan bilirişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davacı yanın taleplerinin tahkim aşamasında Sigorta Tahkim Komisyon'unca aldırılmış bilirkişi raporuna dayandığını, ancak hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kazazedenin şirket tarafından 02.05.2014 tarihinde yapılan ödeme tarihine göre hesaplanmış sürekli sakatlık tazminatından; yapılan ödeme, faizi ile güncellenmiş haliyle çıkarılmamış olup yapılan ödeme direkt olarak tenzil edildiğini, bilirkişi raporunun tarihine göre yapılan hesaplamada da kazanın 2011 yılında gerçekleşmiş olması sebebiyle bahsedilen hesaplama arasında fahiş farkın mevcut olduğunu,  davacının ödemeden 6 yıl geçmiş olduktan sonra  bulunduğu talebin kötüniyetli olduğunu, ayrıca yapılan bu hesaplamadan da müvekkili şirketçe yapılan ödemenin, direkt olarak faizi ile güncellenmiş hali tenzil edilmeden poliçe teminat limitinden çıkarıldığını, bu nedenle haksız olarak müvekkil şirketin poliçe teminat tutarının tamamını ödemesinin talep edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte belirlenecek kusur ve maluliyet oranları neticesinde dosyanın yeniden hesap bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılmasının gerektiğini, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, bu amaçla davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümlerine sevkine karar verilmesini talep ettiklerini, hazırlanacak bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde; maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, maluliyetin sürekli olup olmadığı ve efor kaybına neden olup olmadığı konularının belirlenmesi gerektiğini, artan maluliyet oluşmaması sebebiyle,  davanın zamanaşımı sebebiyle usulden reddine, esastan inceleme yapılacak ise; kabul anlamına gelmemekle birlikte, yapılan ödeme nedeniyle davanın reddine, tahkim başvurusu sebebiyle alınmış hatalı hesap raporunun hükme esas alınmamasına, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, maluliyet oranı tespiti için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü’ne sevkine, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddine, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasına, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflarına şayet bir tazminat sorumluluğu doğacak ise hesaplanacak tazminatın temlik edilen %20'lik kısmı için aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden, faiz talebinin reddine, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun davalı tarafa tebliğine, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Oluş şekilde belirtilen trafik kazası neticesinde davacı asilin % 36 oranında kalıcı maluliyetinin oluştuğu ve her ne kadar davacı asilin kazadan kaynaklı 9 aylık geçici iş göremezliğe uğradığı dosya kapsamında sabit ise de talep gibi bu sürenin 6 ay üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde söz konusu kazadan kaynaklı olarak davacı asilin  4.145,58 TL'lik geçici iş göremezlik zararının oluştuğu ve bu  zararın davalı yanca karşılanmadığı  yine söz konusu kazadan kaynaklı olarak davacı asilin 508.563,95 TL'lik kalıcı iş göremezlik zararının oluştuğu ve davalı sigorta şirketince yapılan ödemenin güncelleştirilmiş bedeli göz önüne alındığında davacı asilin karşılanmamış 432.235,41 TL'lik zararının olduğu ve ancak davalı sigorta şirketinin istem konusu edilen tazminatlar bakımından sorumluluk limitinin 200.000,00 TL ile sınırlı olduğu göz önüne alınarak talep konusu edilen geçici iş göremezlik zarar tutarı olan 4.056,97 TL geçici iş göremezlik  tazminat tutarının tam kabul edildiği, her ne kadar dava dilekçesinde 155.107,46 TL tutarında sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilmiş ise de sorumluluk limitinden davacı zararının karşılandığı sabit olan 44.892,54 TL ve geçici iş göremezlik talep tutarı olan 4.056,97 TL'nin düşülmesi ile davalı sigorta şirketinin poliçe limitinden 151.050,49 TL kaldığı anlaşılmakla sürekli iş göremezlik talebinin bu tutar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kısmen kabul edildiği değerlendirilerek açılı davanın kısmen kabulü ile talep gibi 4.056,97 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 151.050,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 155.107,46 TL maddi tazminatın her ne kadar davacı yanca başvuru tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de KTK 97 göz önüne alınarak başvurunun davalı yana 15/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı yanın bu tarihten itibaren 8 iş günü geçmekle temerrüte düştüğü göz önüne alınarak davalının temerrüt tarihi olarak tespit edilen 28/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği..\" gerekçesiyle \"...Davanın kısmen kabulü ile; 4.056,97 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 151.050,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 155.107,46 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihi olarak tespit edilen 28/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı  zararlardan sigorta şirketin sorumlu olmadığını, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracını park ederek araçtan indiği sırada yolun dik rampa olması sebebiyle aracın hareket ederek yokuş aşağı indiği sırada kazanın meydana geldiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca işletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararların teminat dışı olduğunu, hükme esas alınan hesaplamada TRH 2010 mortalite tablosu  ile  progresif rant yönetiminin esas alınmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi Kararlarının geri yürümezliği maddesi gereğince tazminat hesabında %1,8 teknik faizin esas alınmasını, Yargıtay’ın esas aldığı %10 artırım ve %10 eksiltmeli devre başı ödemeli progresif rant yöntemi hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığını, güncel Yargıtay Kararı doğrultusunda yapılacak olan hesaplamada TRH-2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınmasının gerektiğini, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki davada uygulanmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, açıklanan nedenlerle geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerekirken aleyhe hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı yan alacağının %20 'sini temlik ettiğini, davacı yan, 21.02.2014 tarihinde dosyaya konu alacağının %20’sini ... Ltd. Şti.’ye temlik ettiğini, bu nedenle mahkemenin temlik hususunu araştırmadan hüküm kurmasının hatalı olduğunu, zira alacağın %20'sinin temlikten dolayı hesaplanacak tazminattan tenzil edilmesinin gerektiğini, davacı uyuşmazlığa konu işbu davayı maluliyet artışı iddiası ile ikame ettiğini, ödemeye esas alınan son rapordan sonraki tedavi evraklarını dosyaya sunmadan ödeme talep edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacı maluliyet artışı sebebi bu davayı ikame etmiş olsa da ödemeye esas alınan rapordan sonra yapılan tedavi evrakların sunulmadığını, artan maluliyetin trafik kazası ile illiyet bağı araştırılmadan maluliyet oranı belirlenmesinin haksız olduğunu, maluliyet oranının doğruluğunun tespiti teknik bir konu olduğunu,  oranın doğruluğu teyit ettirilmeden kabul edilmemesi gerektiğini, davacının kaza neticesinde oluşan maluliyete ilişkin şikayetleri nedeniyle tedavisinin devam ettiği iddiasına ilişkin dosyada hiçbir evrakının bulunmadığını, maluliyet artışı nedeniyle başvuranın tazminat talep edebilmesi için son alınan sağlık raporundan sonra tedavi görmesi, muayenelerinin yapılması ve mevcut ise artan maluliyetin kaza neticesinde oluşup oluşmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, davacının kaza neticesinde oluşan ve ödemeye esas alınan rapordan sonraki tedavileri ile belirlenecek (tedavi evraklarının dosyaya sunulması ile) maluliyetinin belirlenmesi amacıyla; son maluliyet raporunu aldığı hastaneye sevki gerekirken hatalı rapor üzerinden hüküm kurulduğunu,  faizin temerrüt tarihinden itibaren işletilmesinin hatalı olduğunu, sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirket temerrüde düşmemiş olup, davacının faiz isteme hakkının doğmadığını, mahkeme aksi kanaatteyse faiz dava tarihinden itibaren işletilmesinin gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkilinin, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulünün gerektiğini, bu itibarla davacının bu yöndeki taleplerinin de reddinin gerektiğini, gerekçelerini belirttikleri itirazlarının kabulü ile; tehiri icra taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılarak davanın reddine, kararın kaldırılmasının gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, cismani zarar sebebiyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>1-Davalı vekili tarafından sigortalı aracın park halinde olduğu, işletilme unsuru gerçekleşmediğinden zararın teminat kapsamında olmadığını  iddia ederek kararı istinaf etmiş ise de; 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci maddesinde bir aracın işletilmesinden doğan sorumluluğun, 85/3 ncü maddesinde ise işletilme halinde olmayan motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından doğan  sorumluluğun düzenlendiği, 2918 sayılı Yasa’nın 85/1 nci maddesinde düzenlenen sorumluluğun bir tehlike sorumluluğu, 85/3 ncü maddesinde düzenlenen sorumluluğun ise bir tehlike sorumluluğu olmayıp, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bir kusur sorumluluğu olduğu, bu noktada üzerinde aracın işletilme halinde olmasından neyin anlaşılması gerektiğinin tespiti edilmesinin lazım geldiği, bu hususta bir kısım yazarlar aracın işletilme halinde olmasından anlaşılması gerekenin (ki bu görüş mekanik görüş olarak adlandırılmaktadır.) tehlikenin motorlu aracın mekanik aksamının çalışması, özellikle motor ve ışık düzeninin çalışması veya bunlar çalışmasa dahi aracın kendiliğinden de olsa (örneğin park halinde bulunan bir aracın freninin veya vitesinin boşalarak kendiliğinden hareket etmesi gibi) hareket halinde olmasını ararken, karşı görüşte olanlar ise aracın trafiğe çıkarılmasının ve karayolunda bulunmasının işletilme halinde olduğunun kabulü için yeterli bulunduğunu, Yasa’nın 85/3'ncü maddesinin açık hükmü karşısında mekanik sistemin benimsenmesi gerek ise de, bunun her somut olayın ve özellikle sürücüsünün amacı nazara alınarak değerlendirilmesi gerekeceği, somut olayda davalıya sigortalı kamyonetin eğimli yolda aracın hareket etmesini engelleyecek gerekli ve yeterli tedbir alınmadan park edilmesi nedeniyle kamyonetin kendiliğinden hareket ederek davacı yayaya çarptığı sabit olup, araç kendiliğinden de olsa harekete geztiğinden aracın işletilme halinde olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (bknz Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/4271 esas, 2019/548\tkarar sayılı, 2016/5836 esas, 2019/1540 karar sayılı emsal kararları).<br>2-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, maluliyetin tespitine yönelik olarak alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, kaza ile maluliyet arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun belirlendiği, raporun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, eldeki davanın maluliyette gelişen durum iddiasına dayalı olarak değil, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasına dayanılarak açıldığı, dolayısıyla davacının maluliyetinde gelişen bir durum olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin maluliyet raporu yönünden istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>3-19.06.2021 tarihinde RG’de yayınlanan 7327 sy İcra ve İflas Kanunun ile Bazı Kanunlarda Değişik Yapılmasına Dair Kanunun 18. Maddesi ile  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ve 92. Maddesinde yapılan değişikliklerin,  7327 sy yasanın 23. Maddesine göre RG’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği öngörülmüştür. Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında davalı sigortanın sorumluluğu belirlenirken poliçenin düzenlendiği tarihte geçerli bulunan poliçe özel ve genel şartları ile bu tarihte yürürlükte olan 2918 sy Karayolları Trafik Kanunu hükümleri dikkate alınacaktır. 7327 sy yasa ile yapılan değişikliklerin geçmişe etkili olacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığından, poliçe tanzim tarihi olan 26/01/2011 tarihinde yürürlükte olmayan bu değişikliklerin somut olaya uygulanmasına yasal olanak bulunmadığından, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br> 4-Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas. – 2020/8874 Karar. Sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas. – 2021/34 Karar. Sayılı ilamı) bakiye ömür süreleri önceki yıllarda 1931 tarihli “PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına” karar verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda  tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması doğru olmuş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı reddedilmiştir.<br>5-Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/14573 esas, 2017/6035 karar sayılı, 29/05/2017 tarihli, 2017/1541 Esas,2017/9897 Karar sayılı, 31.10.2017 tarihli emsal ilamlarında da   belirtildiği üzere \"Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçenin düzenlendiği tarihte geçerli bulunan poliçe özel ve genel şartları ile yasal hükümlere göre belirlenecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1425. maddesine göre de sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Genel Şartların C.10. maddesi ile de 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Genel Şartların C.11 maddesine göre, genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır.<br> Bu durumda, artık yeni genel şartların, 01.06.2015 tarihinden önce akdedilmiş sözleşmelere uygulanması mümkün olmayıp, dava konusu trafik  sigorta poliçesinin tanzim tarihi 26/01/2011 tarihi olduğundan davacının geçici ve sürekli iş göremezlik taleplerinin değerlendirilmesinde eski genel şartların uygulanması gerektiği, eski Genel Şartlara göre geçici iş göremezlik tazminatının trafik sigortası teminatı içinde yer aldığı, sürekli iş göremezlik tazminatı hesabında, Yargıtay’ın benimsediği işlemiş devre iskontosuz, işleyecek devre %10 artırım ve iskonto esasına dayalı progresif rant yönteminin uygulanması gerektiği, somut olayda da hesaplamanın bu yönteme göre yapıldığı görülmekle davacı vekilinin hesaplamada %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği ve geçici iş göremezlik zararının teminat dışı olduğu yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>6-Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir. Tam temlikte alacağın aslı ve fer’ileri temlik alana geçmekte olup alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temlik konusu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur. <br>Dosya kapsamından; davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan 21/02/2014 tarihli “temlikname” başlıklı belgede, davacı ... tarafından davaya konu trafik kazasından doğan tazminat alacağının %20’sinin ... A.Ş.’ye devredildiği bilgisinin yer aldığı, mahkemece anılan belgenin gerekçeli kararda değerlendirilmediği, bu belgenin fotokopi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, mahkemece “temlikname” başlıklı belgenin aslının ya da onaylı örneğinin dosyaya kazandırılması ve daha sonra bu belge değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı kabul edilmiştir. (bknz Yargıtay 4. H.D.'nin 27/09/2022 tarihli, 2022/6268                                 esas, 2022/10863\t karar sayılı, 09.11.2022 tarihli, 2021/18862 esas, 2022/14313 karar sayılı, 2021/16807 esas, 2022/12536 karar sayılı emsal kararları)<br>7-Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarihli, 2020/574 Esas ve 2022/68 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>3- İSTİNAF AŞAMASINDA, davalı taraftan alınan 2.648,75-TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 20/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b629743bbfe7610f","SID":"5a52b9ee2dd5c95a"}}