{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/668 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1448<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/07/2021 (Dava) - 10/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/475 Esas - 2022/60 Karar <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2022 tarihli 2021/475 Esas ve 2022/60 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tapunun ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki binanın ... adına kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm ve ... adına kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüm üzerinde ... lehine 10.03.2010 gün-938 yevmiye sayılı 300.000-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, kredinin asıl borçlusunun ...  Şti. olduğunu, müvekkillerinin taşınmazı ipotek işleminden sonra satın aldıklarını, ipotek verenin 3. Şahıs olduğunu, Asıl borçluların borcunu ödememesi üzerine İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2015/12316 sayılı dosyasında ... tarafından müvekkillerine ait 2 bağımsız bölümle ilgili ipoteğin paraya çevrilmesine dair icra takibi başlatıldığını, bu takibe karşı 18.09.2015 tarihinde icra dosyasına 113.450-TL ödeme yapıldığını ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1190E- 2017/665K sayılı menfi tespit davası açıldığını verilen kararın İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/1910E-2020/219K sayılı kararı ile sonuçlandığını, verilen karara göre bakiye olarak tüm harç ve masraflar dahil 207.658,43-TL bakiye borç kaldığını, bakiye borcun 194.000-TL'si 08.03.2021 tarihinde, 12.715-TL'si 31.03.2021 tarihinde ve 3.000-TL'si 17.05.2021 tarihinde olmak üzere toplam 323.165-TL icra dosyasına ödendiğini, netice olarak kredi borcunun tamamının ödendiğini, ipoteğe konu borcun kapandığını, borç bittiği için ipoteğin kaldırılması için bankaya Aliağa 3. Noterliği'nin 20.05.2021 tarih -03667 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, banka tarafından bu ihtarnameye cevaben keşide edilen 27.05.2021 tarih-03875 ihtarnamede: İpotekten kaynaklanan borcun halen sona ermediği, kredi borcunun bir kısmının ... isimli kişi tarafından ödendiği, bu kişinin bankaya rücu etme ihtimali olduğu ve bu sebeple mevcut ipoteğin ...'a temlik edildiğinin bildirildiğini, ...’ın ancak davalı bankaya ya da ilgili şirkete rücu hakkı olduğunu, müvekkillerinin sadece ipotek veren 3. Şahıs konumunda olduklarını bu nedenle rücu hakkı bulunmadığını, müvekkillerinin ... şirketinin bankaya olan tüm borçlarını faizi ve ferileriyle birlikte icra dosyasına ödeyip kapattıklarını arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını, dava öncesi talep edilen ihtiyati tedbir talebinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/51 D.İş sayılı dosyasından reddedildiğini, İcra İflas Kanunu 72. Maddeye göre: \" İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" bu tedbir taleplerini tekrarladıklarını, beyanla Öncelikle ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki binanın ... adına kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm ve ... adına kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalılar lehine tesis edilmiş ipoteklerin paraya çevrilmesinin önlenmesi ve bu yönde açılacak takiplerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkillerinin davalılara herhangi bir borçlarının olmadığının tespitine, davalı banka lehine tesis edilmiş, daha sonra davalı ...'a temlik edilmiş olan ipoteklerin fekkine, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi açılması halinde davalıların %20'den az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı  ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacıların, icra dosyasına bir kısım ödeme yaparak, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1190 esas sayılı menfi tespit davasını açtıklarını ancak davanın reddi ile davacıların bankaya borçlu olduklarının tespit edildiğini ve İzmir B.A.M. 17. Hukuk Dairesi 2017/1910 esas, 2020/219 karar sayılı ilamında , dava tarihi itibari ile 54.277,81 TL, asıl alacak, 1.085,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.363,36 TL, banka alacağının bulunduğunun tespitine KESİN OLARAK karar verdiğini, bu ilam doğrultusunda, İzmir 24. İcra Müd. 2015/12316 esas sayılı icra takip dosya borcu bilirkişi marifeti ile hesaplanmış ve dosya borcu resmi olarak davacı borçlular tarafından ödenerek , davalı banka tarafından alacak tahsilatı gerçekleştirildiğini, Davacıların, Aliağa 3. Noterliği'nin 20/05/2021 tarihli, 03667 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tesis edilen ipotek limitinin 300.000 TL olduğundan bahisle, ipotek borcundan daha fazla ödeme yapılmış olması nedeni ile 23.165,00 TL'nin iadesini ve ipoteğin fekkini talep ettiklerini, Davalı banka ile dava dışı ...  Şti. Arasında imzalanan kredi sözleşmeleri uyarınca, dava dışı şirkete kredi kullandırılmış olup, kullandırılan krediler başta olmak üzere ...  Şti. firmasının davalı bankaya karşı asaleten ve/veya kefaleten doğmuş ve doğacak bilcümle borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ...'ün maliki bulunduğu davaya konu taşınmazlar üzerine 300.000-TL miktarlı iki ayrı ipotek konulduğunu, taşınmazların sonrasında ipotek borcu ile yüklü olarak davacılara satışının yapıldığını, banka lehine tesis ve tescil edilen ipotek miktarının toplam 600.000 TL olduğunu, ayrıca gerek banka kayıtları gerekse İzmir B.A.M. 17. Hukuk Dairesi 2017/1910 esas sayılı 2020/219 karar sayılı ilamında da kesin olarak tespit edildiği üzere, lehine ipotek verilen dava dışı  ... Şti. Firmasının davalı bankaya olan borçlarının 107.292,00 TL'lik kısmı, 3. Kişi ... tarafından ödendiğini, 6098 sayılı TBK’nun 127. Maddesi uyarınca, davalı bankaya ödeme yapan 3. Kişi ...'ın davalı bankaya halef olduğu ve dolayısı ile işbu alacak için banka lehine tesis edilen teminatlara rücu etme ihtimali olduğu açık ve tartışmasız olduğundan davacıların ipotek fek taleplerinin yerine getirilemediğini, davanın açıldığı tarih itibarı ile müvekkili bankanın gerek ... firmasından gerekse davacılardan kredi alacağının kalmadığını, bu nedenle bankaya karış menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, davacı tarafından harcın eksik ödendiğini beyanla öncelikli olarak harcın ikmalini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle, kendisinin dava dışı şirketin borçlarından 107.292,00 TL sini ödediğini ve bu nedenle alacaklının haklarına halef olduğunu, dava konusu ipotekler üzerinde de hak sahibi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...taşınmazların üzerinde bulunan ipoteklerin dava dışı ...  Şti.'nin bankadan kullandığı/kullanacağı kredilerin teminatı olarak banka lehine ipotek tesis edildiği, davacıların taşınmazı ipotek yükü ile ve bilerek satın aldıkları, dava dışı şirketin borçlarının bir kısmının davacılar tarafından ödendiği ancak 107.292,00-TL'nin davalı ... tarafından ödenmiş olduğu, ...'ın bu miktar yönünden alacaklı davalı bankanın haklarına halef olduğu, bu itibarla ipoteğin fek talebinin banka tarafından kabul edilmemesinin yerinde olduğu, aksi halde bankanın sorumluluğunun doğabileceği, davalı ...'ın da yaptığı ödeme miktarı kadar ipotek alacaklısı konumuna geçtiği, ödediği bedelin kendisine ödenmemesi halinde ipoteğin fekkine rıza vermekten kaçınabileceği, davacıların da verilen süreye rağmen depo kararını yerine getirmedikleri...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tapunun ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki binanın ... adına kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm ve ... adına kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüm üzerinde ... lehine 10.03.2010 gün-938 yevmiye sayılı 300.000-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, bu kredinin asıl borçlusunun ...  Şti. olduğunu, müvekkilleri bu taşınmazı ipotek işleminden sonra  satın almış olup ipotek veren 3. şahıs olduğunu, asıl borçluların borcunu ödememesi üzerine İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2015/12316 sayılı dosyasında  ... tarafından müvekkillerine ait 2 bağımsız bölümle ilgili ipoteğin paraya çevrilmesine dair icra takibi başlatıldığını, bu takibe karşı 18.09.2015 tarihinde icra dosyasına 113.450-TL ödeme yapıldığını ve daha sonra taraflarınca İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1190E- 2017/665K sayılı menfi tespit davası açıldığını, daha sonra bu davanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/1910E-2020/219K sayılı dosyasında sonuca bağlandığını, Mahkemece verilen nihai karar neticesinde icra müdürlüğü tarafından  yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen 01.02.2021 tarihli rapora göre bakiye olarak tüm haç ve masraflar dahil 207.658,43-TL bakiye borç kaldığını, bakiye borcun tamamının toplam 323.165-TL olarak icra dosyasına ödendiğini; netice olarak kredi borcunun  tamamının ödendiğini, ipotek verilmesine konu dosya borcunun tamamen  kapandığını, Mahkemece yapılan yargılama ve icra müdürlüğünce hesaplanan dosya borcunun tamamı ödenmiş olduğundan müvekkillerinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin derhal kaldırılması için bankaya Aliağa 3. Noterliği'nin 20.05.2021 tarih -03667 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, banka tarafından bu ihtarnameye cevaben keşide edilen 27.05.2021 tarih-03875 ihtarnamede: \"İpotekten kaynaklanan borcun halen sona ermediği, kredi borcunun bir kısmının ... isimli kişi tarafından ödendiği, bu kişinin bankaya rücu etme ihtimali olduğu ve bu sebeple mevcut ipoteğin ...'a temlik edildiğinin\" bildirildiğini, bunun üzerine hem ...'na hem de ...'a karşı işbu menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasının açıldığını,  Yerel Mahkeme kararında;  davalı taraflar arasındaki halefiyet ve alacağın temliki ilişkinin mutlak doğru olduğu varsayımından hareketle davanın reddine karar verdiğini, oysa  ... davalı bankaya ...  Şti.'nin herhangi bir kredi borcunu ödemiş ise ödediği bu bedelden dolayı bu şirkete rücu edebileceğini, bu kredi borcuna borçlu olmayan, kefil olmayan, sadece ipotek veren üçüncü şahıs konumundaki müvekkillerine rücu imkanı, müvekkillerinden herhangi bir bedel talep etme hakkı bulunmadığını, Mahkemece davanın esasına girilmediğini, davalılar arasındaki halefiyet-temlik ilişkisi, temlik sözleşmesinin geçerli olup olmadığının incelenmediğini, davalı bankanın beyanının koşulsuz doğru kabul edildiğini, kararın gerekçesinde ...'ın   ... Şti'nin borcunu ödemek için bankaya yaptığı 107.292-TL ödemenin kefil sıfatıyla yapıldığının belirtildiğini, oysa gerçekte ...'ın kefil olarak ödeme yapmadığını, dışarıdan haricen üçüncü bir şahıs olarak ödeme yaptığını, ama gerçekte ...'ın bu ödemeleri ...  Şti. adına yaptığını, ödeme sırasında banka dekontuna kendi adını yazdırdığını, yoksa gerçekte borca kefil olmayan dışarıdan bir kişinin kendisi ile alakası olmayan bir borcu ödemiş olmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, alacağın temliki bir tasarruf işlemi olduğu için bunun geçerli olması için alacaklının temlik ettiği alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerektiğini, oysa ipoteğin paraya çevrilmesine dair icra takibinin yapıldığı icra dairesine müvekkillerince borcun tamamı ödenmiş olduğundan, ... Bankasının alacağı tamamen sona ermiş olduğundan ... Bankasının ipotek üzerinde tasarruf yetkisi tamamen ortadan kalktığı bir aşamada ...'a temlik işleminin gerçekleştiğini, yani olmayan bir alacağın temlikinin de hükümsüz olduğunu, müvekkillerinin evlerini icra satışından kurtarabilmek için bankaya olan tüm borçlarını ödedikten sonra ipoteğin kaldırılmasını beklerken davalı bankanın kötü niyetli olarak alacağı ve ipoteği ...'a temlik ettiğini,  ...'ın davalı banka ile ...  Şti. arasındaki kredi ilişkisinde kefil olmadığını, ...  Şti.'nin ortağı da olmadığını, bu şirketin bankaya olan borcunu ödemesini gerektirecek hiçbir sebep bulunmadığını, dolaysıyla ... tarafından ödendiği iddia edilen bedellerin esasen borçlu şirketin kendisi tarafından ödendiğini ve banka ile danışıklı olarak müvekkiline ait ipoteklerin kaldırılmadığını belirterek  kararın kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden hüküm tesis edilmesini, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  İİK'nun 72. Maddesine dayalı menfi tespit, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı;davacıların taşınmazı ipotek yükü ile birlikte satın aldıkları, dava dışı ...   Şti.'nin borçlarının bir kısmının davacılar tarafından ödendiği ancak 107.292,00-TL'sinin davalı ... tarafından ödenmiş olduğu, ...'ın ödemiş olduğu  miktar yönünden alacaklı davalı bankanın haklarına halef olduğu, davalı ...'in dava dışı ...  Şti.'nin borcuna mahsuben kefil sıfatı ile yaptığı ödeme kadar alacaklı olduğu, bu miktar ödenmeden taşınmazlar üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilemeyeceği;  dosya kapsamına göre mahkemenin kararına esas gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu nazara alınarak,  davacılar vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2022 tarihli, 2021/475 Esas ve 2022/60 Karar  sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>\t3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee48aa9ad4d13470","SID":"b570c1d9841dd4d1"}}