{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 08/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/04/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 08/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  davalı ile davacı arasında uzun süreli ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından ödenmeyip takip başlatılan çekler haricinde davacı şirketin dava konusu 251.877,25 TL faturalı cari hesap alacağının mevcut olduğunu, faturalar ve cari hesaba dayalı alacakları için de icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, her ne kadar icra takibi 567.000,00 TL üzerinden açılmış ise de takipten sonra muhasebesel hata ve eksiklik nedeniyle tutarın bu şekilde bildirildiğini,  fatura muhteviyatı akaryakıtın bir kısmının ... sistemi ile davalıya teslim edildiğini, bir kısmının ise toptan alımları olduğunu irsaliye ile davalıya imza karşılığı teslim edildiğini beyanla, davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 251.877,25 TL üzerinden devamına, %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı tarafın icra takibine dayanak olarak gösterdiği fatura ve mal teslim iddialarnın şirkete kayyım atanmadan önceki döneme ilişkin olduğunu, takip dayanağı fatura ve mal teslim iddiaları ve buna bağlı alacak iddialarını kabul etmediklerini, davacının alacak iddiası doğru olsa bile şirketin önceki yönetim kurulu tarafından ödenme ihtimali bulunduğunu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine birden fazla takip yapılmak suretiyle aynı alacağın farklı takip türleri üzerinden mükerrer tahsil yolunun açık görünmekte olduğunu, davacı ile aynı grup şirketi ....Ltd. Şti tarafından da davalı şirket aleyhine hem kambiyo senedine özgü takip hem de faturaya dayalı ilamsız takip yapıldığını, söz konusu takiplerin Antalya 12. icra md. ...E ve ....E den yapıldığını, aynı grup şirketleri tarafından şirkete TMSF kayyım atandıktan sonra yüklü miktarda tahsilde tekerrür etmemek üzere kaydı yapılmasının da şüpheli bulunduğunu,  davacı tarafın takibe konu edilen alacak miktarı ile iş bu davaya konu alacak miktarının farklılığına ilişkin beyanlarının da köyü niyetlerini ortaya koyduğunu, muvazalı işlem olma ihtimalinin de değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... Taraflar arasında fatura kayıtlarından daha fazla para alışverişi bulunduğu, ticari defterlerin farklılığının ... tarihli raporun ... Sayfasında ... arasında numaralandırılarak belirtilen kalemlerdeki farklılıklardan kaynaklandığı kabul edilmiştir. Fark nedeniyle davacı alacaklı olduğunu ispat külfeti altında olduğundan, davacının defterlerini destekler mahiyette deliller sunması halinde davacı defterlerine göre değerlendirme yapılabilecektir. Davacı yanca 2015 yılı farklı kayıtlar yönünden borcunu azaltan kayıt olduğu anlaşılmakla herhangi bir ispat aranmasına gerek bulunmadığı, davalı kayıtlarında ödenmeyen çek olarak kaydedilen  ... ve ... nolu toplam 281.000,00 TL tutarları çeklerin davacı yanca sunulan dekontlar uyarınca ödendiği anlaşıldığından bu kayıtlar yönünden davacı defterlerine itibar edileceği, davacı yanca iade kaydı girilen çek ile ilgili ... Bankası ... tarihli cevabi yazı uyarınca çekin ödenmediğinin anlaşıldığı ve bu kayıtlar yönünden davacı defterlerine itibar edileceği, yine davalının defterlerinin içerik olarak gerçeği yansıtmadığının anlaşılması nedeniyle davalı defterinde kayıt bulunmayan 2017 yılı yönünden de davacının kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği , davacı yanın ... nolu çek yönünden itirazı üzerine  alınan ... tarihli ek bilirkişi raporunda bu çek yönünden ilgili çekin ödenmediği ve çekin davacının çekle ilgili başlattığı takip dosyalarında da yer almadığı belirlenmekle bu çek bedeline ilişkin isteminde de davacı yanın haklı olduğu, neticeten itibar edilen ... tarihli rapor uyarınca davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan 275.439,96 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla dava açılırken belirlenen talep tutarı ile bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş, İİK 67 şartları oluşmakla davacı lehine hükmolunan alacağın yüzde 20 si tutarında icra inkar tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur:...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesince verilen kararın eksik inceleme ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde verildiğini, davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlarının düzgün tutulmadığını, ilk derece mahkemesince alınan ek raporlarla da çelişkilerin giderilmediğini, bilirkişi tarafından, muhasebe hatası sonucunda rapor düzenlenerek karar verildiğini, davacı tarafın talep ettiği cari hesap alacaklarının aynı zamanda kambiyo takiplerine de konu edildiği tespit edilmesine rağmen sanki davacı tarafın alacağı varmış gibi karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine   ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıya ne miktar akaryakıt satışı yaptığı davalının ne miktar ödeme yaptığı, davalının davacıya ödeme için verdiği çeklerin ne kadarının ödendiği hususlarında olduğu anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın incelenmesinde fayda bulunmaktadır. <br>Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK, m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK)  göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir.<br>Ticari nitelikteki satış sözleşmelerinde, satış bedelinin tahsili için başlattığı ilamsız icra takibi itiraza uğrayan alacaklının açtığı itirazın iptali davasında, hangi tarafın hangi olayı ispat etmesi gerektiği, ödeme emrine itiraz dilekçesi, tarafların dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında mahkemeye sundukları dilekçeler ve ön inceleme aşamasında alınan beyanlara göre tespit ve tayin edilecektir. Bu aşamadan sonra mahkemece yapılacak iş, belirlenen ispat yüküne göre, taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri için gerekli olanağı tanımak ve yargılamayı neticelendirmektir. Mahkemece, taraf iddia ve savunmalarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, uyuşmazlık konusu olayların doğru bir şekilde tespit edilmesi, kimin neyi, ne şekilde ispat edeceğinin belirlenmesi, bu anlamda doğru bir yargılama stratejisi oluşturulması gerekecektir (Yücesoy Yılmaz, Y.: Ticari Nitelikteki (Tacirler Arasındaki) Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili İçin Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara, 2014 s: 71).<br>Uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura,  faturaların ve ticari defterlerin delil olma niteliği üzerinde  de durmakta yarar vardır. <br>Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" şeklinde tanımlanmıştır.<br>Bu hükümler çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında ise fatura; \"Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir\" şeklinde tanımlanmaktadır.<br>Bu yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç; 6102 Sayılı TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.\t<br>Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  ... )<br>Somut olayda tarafların ticari defterleri incelenmiş ve sonuç olarak davacının davalıya düzenlediği akaryakıt satımına ilişkin faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı taraf faturalara ilişkin ödeme yaptığını ispat etmelidir. <br>Bilirkişi ek raporunda; davacının ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihi ... itibari ile davalıdan cari hesap alacağının 630.854,96TL olduğunun kayıtlı olduğu, ancak davacının 630.854,96TL’lik cari hesap alacağı içerisinde Antalya 15. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği ... nolu 100.000TL tutarlı çekin iade kaydı girildiğinden bu alacak bakiyesi içerisinde yer aldığı, yine 25.05.2017 tarihinde Antalya 15. İcra Müdürlüğü’nün ...E . dosyasında icra takibine konu ettiği ... nolu 100.000TL tutarlı çekin iade kaydı girildiğinden bu alacak bakiyesi içerisinde yer aldığı, yine 23.06.2017 tarihinde Antalya 15. İcra Müdürlüğü’nün ...E . Sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği ... nolu 52.000TL tutarlı çekin iade kaydı girildiğinden bu alacak bakiyesi içerisinde yer aldığı, davacının bu çeklerle ilgili icra takibini başlatmış olmasından ötürü bu tutarların cari hesaptan düşülmesi gerektiği, 23.09.2016 vadeli ... nolu 111.215,00TL ‘lik çek ile 30.09.2016 vadeli ... nolu 112.200,00TL’lik çeklerle ilgili davacının Antalya 15.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiği davacının bu çeklerle ilgili icra takibini başlatmış olmasından ötürü bu tutarların cari hesaptan düşülmesi gerektiği değerlendirilmiş olup davacının kayıtlarına göre cari hesap alacağının 155.439,96TL olması gerektiği tespit edilmiştir. <br>Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan 2. ek raporda ; davalının ciro ederek davacıya verdiği ….Ltd. Şti’ne ait 03.01.2017 tarihli ... nolu 120.000,00TL’lik çekin davalının cari hesabından düşülerek tahsilat olarak kayıt edildiği,  çekin gününde ödenmemesi nedeniyle çek keşidecisi tarafından parça parça toplam 120.000,00TL ödeme yapıldığı, davacının kök raporda incelenen ticari defterlerinde de bu ödemelerin davalı ödemesi olarak kayıt edildiği, çekin ödeme olarak girişinin 09.09.2016 tarihinde yapıldığı, takip tarihine kadar da bu çekin iade kaydının girilmediği, bu çekin davacının çeklerle ilgili başlattığı takiplerde de yer almamasından ötürü davacının itirazında haklı olduğu , takip tarihi itibari ile davacının cari hesap alacağının (155.439,96TL+120.000,00TL=)275.439,96TL olması gerektiği tespit edilmiştir. <br>Bilirkişi 2. Ek raporunda 120.000,00 TL mükerrer ödeme kaydının düşülerek davacının cari hesap alacağının (155.439,96TL+120.000,00TL=)275.439,96TL olması gerektiği yönündeki tespit isabetli olup davalı vekilinin buna ilişen itirazlarının ve istinafının reddi gerekmiştir. <br>Sonuç olarak; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararı isabetli olmuş ise de mahkemenin gerekçesinde 120.000,00 TL lik çekin yukarıda anlatıldığı şekilde mükerrer ödeme kaydı nedeniyle cari hesaba eklenmesi gerektiği sabit iken davalının bu çeke ilişkin ödeme yapmaması gerekçesine dayanan kabulü hatalı olmuştur. <br>Bu sebeplerle, 6100 Sayılı HMK 'nın 353/1-b-2 maddesine göre; davanın esası ile ilgili olarak \"yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzeltilerek  yeniden esas hakkında\"  duruşma yapılmadan karar verilir hükmü mevcuttur. İlk derece mahkemesince ulaştığı sonuç olan hüküm her ne kadar doğru olsa da gerekçesinin bir kısmı  hatalıdır.  Bu nedenle, dairemizce yukarıda izah olunan gerekçe ve nedenlerle ve dairemiz kararında belirtilen gerekçelere dayanılarak ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi re'sen düzeltilerek yeniden esas hakkında 6100 Sayılı HMK 'nun 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/04/2021 Tarih  ... Esas -  ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜYLE,<br>a-Davalının Antalya 15. İcra Dairesi' nin ... esas sayılı takibe yaptığı itirazının 251.877,25 TL lik asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına,<br>B-Hükm altına alınan alacağın  (alacağı olan251.877,25 TL ) % 20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>c-Alınması gerekli 17.205,73 TL harçtan peşin alınan 1.466,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.739,29  TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>d-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 1.466,44 TL peşin harç,  1.300,00 TL bilirkişi ücreti, 188,65 TL tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 2.990,99 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 26.081,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>f-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalı harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan  yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ad55b22316a65f8","SID":"051f80f28cda6ec4"}}