{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1064 <br>KARAR NO: 2024/1591<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>ESAS NO: 2020/568 <br>KARAR NO: 2021/203<br>KARAR TARİHİ: 01/03/2021<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 04/12/2024<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki hizmet ilişkisine karşılık kesilen fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura alacakları götürülecek borç olduğundan müvekkilin adresi Beylikdüzü ilçesinde olması sebebi ile Büyükçekmece İcra Müdürlükleri yetkili olduğunu, bu nedenle yapılan yetki itirazı yerinde olmadığını, faturaların davalıya iletildiğini, davalı yanca faturalara itiraz edilmediğini belirterek itirazın iptalini ve ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ticari alım-satım ilişkisine dayanan 2019 yılına ait 8 adet fatura karşılığı bakiye alacağına dayalı itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde ve dava değeri 103.500 TL  üzerinden açıldığı, taraf ba-bs bildirimleri incelendiğinde; davacının 11 adet fatura ile KDV hariç 110.697,00 TL'lik bildirimde bulunduğu, davalının ise 7 adet fatura ile KDV hariç 62.697,00 TL'lik bildirimde bulunduğu, ancak davalı yan ticari defterlerinde 44.000,00 TL karşılığı 3 adet fatura dışındaki davacı defterlerinde kayıtlı faturaları kaydettiği böylelikle kendi ticari defterlerine göre ilgili faturaya konu hizmeti aldığını kabul ettiği, ancak 3 adet fatura karşılığı mal /hizmetin davalı yanca ifa edildiği kabul edilmemekle, davacı yanda bu 3 fatura karşılığı edimini yerine getirdiğini ispat edemediği, ayrıca davacı yan yemin deliline de dayanmadığı görülmekle davacının alacağı 59.500,00-TL olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne ve de İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 59.500,00-TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak 59.500,00-TL yönünden üzerinden davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı yanca süresinde cevap dilekçesi sunulmadığını, müvekkilimin hizmeti ifa etmediğine dair herhangi bir itiraz sunulmadığını, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı yanca deftere işlenmeyen faturalar e fatura olup davalıya tebliğine ilişkin elektronik posta durum listesi ve mail kayıtları dosyada mübrez olduğunu, faturaların kanuna uygun şekilde iade edildiğine ilişkin herhangi bir ihtarname veya belge sunulmadığını, kaldı ki bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalının defterine kaydetmediği faturalardan sonra kesilmiş faturalar davalının defterinde kayıtlı olduğu gibi ödeme de yapıldığını, bunun yanı sıra 16.04.2019 ve 16.05.2019 tarihli faturalar 5.000,00 TL üzeri faturaların olup e-arşiv faturalar olup sistemden gönderildiğini ve iade işleminin de sistemden yapıldığını, kanuna aykırı şekilde ispat yükünün taraflarına yüklendiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı taraf ile anlaşma sağlanmasına rağmen davacı tarafından üstlenilen edimler gereği gibi ifa edilmediğini, bu nedenle müvekkil şirkete tahakkuk ettirilen faturalar haksız olduğunu, ispatın davacıya yana ait olduğunu, davacı yan bu hususta dosyaya yazılı bir ispat sunmadığını, müvekkil şirketin defterlerinden faturalara itiraz edildiği açıkça anlaşıldığını, faturaların taraflarınca kabul edilmemekle birlikte e-fatura olarak tanzim edildiğinden sistem üzerinden iadesi mümkün olmadığını, varlığı iddia edilen alacak açıkça yargılamaya tabi olduğundan icra inkar tazminatının davalı şirkete yükletilmesi hükmünün hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava şartı niteliğindeki icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz değerlendirilmemiştir. 2004 sayılı İİK.nun 50. maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir. Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla takip, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerin bulunduğu icra dairesinde başlatılabilir. Somut olayda; sözleşme ilişkisi tarafların kabulünde olduğu için var ise TBK'nın 89. maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki davacının yerleşim yerinin bulunduğu Beylikdüzü ilçesinin bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Daireleri yetkili bulunduğundan icra dairesinin yetkisine yapılan itiraza itibar edilmemiştir. İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi  kaynaklı takip konusu edilen 8 ayrı fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.  Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan 05/02/2020 tarihli raporda:\" Tarafların 2019 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, bu itibarla HMK 222. Md. Ve 6102 sayılı TTK. Md. 64/3 gereğince mevcut haliyle tarafların ticari defterlerinin lehine delil olma niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre 31.12.2019 itibariyle davalıdan 103.500,00 TL alacaklı, Davalının ticari defterlerine göre  31.12.2019 itibariyle davacıya 59.500,00 TL.lu gözüktüğü, tarafların cari hesapları arasındaki farklılığın (103.500,00-59.500,00)=44.000,00 TL olduğu, bu farkın ise davacı tarafından düzenlenen 16.04.2019 tarihli ... nolu 20.000,00 TL bedelli, 16.05.2019 tarihli, ... nolu, 20.000,00 TL bedelli ve 18.09.2019 tarihli .. nolu 4.000,00 TL bedelli  faturalardan kaynaklandığı, davalı tarafça kayıtlara alınmayan faturaların kayıtlara alınmama sebebine ilişkin dosyaya bilgi belge sunulmadığı, iade faturası ya da noter ihtarı bul.unmadığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların E-Fatura olduğu, davacının incelemeye faturaların elektronik ortamda oluşturulup karşı tarafa gönderildiğine dair elektronik rapor durumu listesi ve iki adet mail yazışması sunduğu, söz konusu yazışmaların .. asistanı ... ile ... ve ...arasında geçtiği..\" bildirilmiştir. E-Fatura; faturaların elektronik ortamda düzenleyebilme, iletebilme ve saklayabilme imkanı sunan sistemdir. E-Arşiv Fatura ise, E-Fatura sistemine kayıtlı olmayan kişi ve kuruluşlara düzenlenen E-Faturalardır. Bu iki sistem arasındaki temel fark adına fatura düzenlenen kişinin E-Fatura kullanıcısı olup olmadığıdır. E-Fatura’da, fatura elektronik ortamda alıcısına iletilir ve kağıt çıktı alınmaz. E-Arşiv Fatura’da ise alıcı e-Fatura kullanıcısı olmadığı için, fatura hem elektronik hem de kağıt çıktı olarak iletilebilir. E-Fatura, alıcısına GİB üzerinden E-Fatura kapalı devre sistemiyle ulaştırıldığı için göndericiler ve alıcılar bu sistem üzerinden işlem yapabileceği için adına fatura düzenlenen karşı taraf alıcı faturayı ret veya iade edebilir. E-Arşiv Fatura muhatabına mail veya sms ile ulaştırılabilir. Bu durumda düzenlenen e-arşiv faturanın alıcısına teslim edildiği hususun ispatı fatura düzenleyene düşer. Mahkemece davalı tarafın ticari defterine kaydedilen takip konusu 5 adet faturanın bedeli olan 59.500,00 TL yönünden davanın kabulü, davalı defterine kaydedilmeyen 3 adet faturanın bedeli olan 44.000,00 TL yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir. Mahkemece Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 09/09/2020 tarihli davalı tarafın BA form bilgilerini içeren 09/09/2020 tarihli müzekkere cevabına göre davalı tarafça 2019 yılında davacının düzenlediği KDV hariç 62.697,00 TL toplam bedelli 7 ayrı faturanın bildirildiği anlaşılmaktadır. Davanın tarafları arasında 2019 yılında takip konusu edilen 8 ayrı faturanın da içinde bulunduğu 15 ayrı faturanın davacı tarafça düzenlenmiş olması nedeniyle vergi dairesine davalı tarafça bildirilen 7 ayrı faturanın hangi faturalar olduğu tespit edilememektedir. Davalı tarafça yapılan ödemelerin de takip konusu edilmeyen 2019 yılına ait diğer faturalar yönünden kabul edilmesi gerektiğine dair taraf defterleri de birbirini teyit etmektedir. Bu durumda davacı tarafça düzenlenen 16.04.2019 tarihli ... nolu 20.000,00 TL bedelli, 16.05.2019 tarihli, ... nolu, 20.000,00 TL bedelli ve 18.09.2019 tarihli ... nolu 4.000,00 TL bedelli toplam 44.000,00 TL bedelli e-arşiv faturaların davalı ticari defterlerinde yer almadığı, HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı,  bu faturaların BA formu ile davalı tarafça bildirildiğinin tespit edilemediği, davacı tarafça faturaların davalıya tebliğ edilmesinin ve davacı ticari defterindeki tek taraflı kaydın faturaların konusu yazılım hizmetinin gerçekleştirildiğine dair delil olarak kabul edilemeyeceği, TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca faturaların konusu yazılım hizmetinin gerçekleştirildiğinin varlığını davacının ispat etmesi gerektiği, davacı tarafça bu kapsamda yazılı delilinde ibraz edilemediği kanaati ile mahkemece davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesinin ve davaya konu alacağın faturaya dayalı likit bir alacak olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı ve davalı tarafların istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 1.059,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 631,70 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/12/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e5de938fb47b7cd","SID":"785a53609c4103d5"}}