{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1231 - 2024/1665<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1231 <br>KARAR NO\t: 2024/1665<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 20/02/2023<br>NUMARASI\t: 2021/934 Esas - 2023/137 Karar<br><br>DAVACI \t: RENKSAN AMBALAJ PAZARLAMA ETİKET BASIM REKLAM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: OLCAN KAĞIT VE AMBALAJ SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 19/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t  : 20/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ   \t  : 20/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu Olcan Kâğıt Ve Ambalaj San. Tic. A.Ş.  ile davacı şirketin ticari ilişkisi çerçevesinde, davacının davalıya  24.08.2021 tarihli ekteki fatura konusu yumurta viyol etiketleri satıp işbu malları kendisine gönderdiğini, davalı borçlu firma fatura konusu malları teslim aldığını ancak buna rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili davalı firma çalışanları ve yetkilileriyle defalarca şifahen görüştüğünü ancak olumlu bir sonuç alamadığını, borçların ödenmemesi üzerine, ödenmeyen alacakların tahsili için müvekkili şirket tarafından yasal işlemlere başlanıldığını, bu çerçevede borçlular aleyhine Gebze İcra Müdürlüğü 2021/22241 E. sayılı dosyasıyla genel haciz yolu ile (ilamsız) icra takibi başlatıldığını, davalı/Borçlu, müvekkili şirkete borçlu olduğunu bilmesine karşın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, bu  nedenlerle; müvekkili şirketin fazlaya ve fer’ilere ilişkin hak ve alacakları ile diğer sebep ve ilişkilere ilişkin yasal ve sözleşmesel bilcümle hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle davalı borçlu şirketin taşınır, taşınmaz ve üçüncü şahıslardaki tüm varlıklarına ihtiyati haciz konulmasına, davalı/Borçlu’nun Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/22241 Esas sayılı dosyasına ilişkin tüm itirazlarının iptaline ve icra takibinin aynen devamına, davalı/Borçlu’nun takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirkete inkâr tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı/borçlu’ya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği fatura ile kendilerine teslim edilen malların <br>ayıplı olduğunu, Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/106 D.İş esas sayısı ile ayıpların tespiti için dava açtıklarını, bu davada bilirkişi raporu aldıklarını bu raporun sonuç bölümünde yapışma sorununu değerlendirdiğini, etiketlerin bir kısmının yapışıp, bir kısmının yapışmamasının ortamın nem toz sıcaklık ve mevsime bağlı olarak değişkenlik gösterebileceğini bildirmiş, davalı diğer bir beyan dilekçesinde ayıplı mallarla ilgili iade faturası kesip davacıya ilettiklerini, davacı tarafından iade faturalarının kabul edilmediğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/22241 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın  18.221,82.-EURO asıl alacak üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarının EURO cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle devamına, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının (182.117,97-TL) %20'si oranında olan 36.423,60.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini, yetkili İcra Müdürlükleri ve yetkili mahkemelerin Gaziantep İcra Müdürlüğü ve Gaziantep Mahkemeleri olduğunu, etiketlerin yapışkanlarında bir sorun olup olmadığı hususunun gözle görülebilecek bir ayıp niteliğinde olmayıp gizli ayıp niteliğinde olduğunu, kaldı ki Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporunda yapılan incelemeye göre de sayın bilirkişi etiketleri 12 saat boyunca bekletip, bu şekilde ürünlerin ayıplı olduğu sonucuna ulaştığını, Mahkemenin hangi hususa dayanarak \"Bu husular açık ayıp niteliğindedir. Normal bir muayene ile fark edilebilecek, gözle görülebilir ayıplardır ve 2 gün içinde bildirimde bulunulmalıdır\"  böyle bir gerekçe sunduğunun anlaşılamadığını, \"İncelenen defter kayıtlarına ve davalı vekilinin beyanlarına göre, faturalara itiraz mevcut olmayıp, malların iadesi iade faturası kesilmek sureti ile yapılmıştır\" dendiğini, faturaya itiraz süresi geçtikten sonra ayıp tespit edildiğinden iade faturasının kesildiğini, yazışmadan da anlaşılacağı üzere davacı taraf ayıbın etiketten kaynaklı olup olmadığı konusunda tereddütünü dile getirdiğini, ancak ayıbın etiketten kaynaklandığının Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 D.İş dosyası ile sabit olduğunu, ticari defterler arasında çelişkinin mevcut olduğunu, Mahkemenin ek bilirkişi raporu talep etmesi gerekirken, eksik inceleme konusu vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu<br> belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; %20'den az olmamak kaydı ile takip çıkışı yabancı para miktarı üzerinden icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilerek hukuka ve yasaya aykırı olarak takip çıkışına göre tazminata hükmedildiğini, zira davacının alacağını yabancı para cinsinden talep ettiğini ve halen icra takibinin buna göre işlem gördüğünü, Mahkemece takibin başlatıldığı güne göre inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esas itibariyle dava dilekçesinde talep edilen hususların karşılanmış olduğu maddi hata sonucu karşı taraf vekiline hiç vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken fahiş miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini, aleyhimize herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini bu mümkün değilse kararın bu yönden bozularak Mahkemeye gönderilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, TBK 89/1 ve HMK 10. maddeleri yetkili mahkemenin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/106 D.iş dosyasından alınan bilirkişi raporunun davalı tarafın iddia ettiğinin aksine tarafımızdan kaynaklanan bir ayıpın tespitini sağlamadığını, davalı tarafın süresi içerisinde faturaya itiraz etmeyerek, fatura konusu ve içeriğini kabul ettiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2023 tarih, 2021/934 Esas - 2023/137 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında açık hesaba dayalı ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacının davalıya 24.08.2021 tarihli faturaya konu malları gönderdiği, davalının anılan malları teslim almasına rağmen bedelini ödemediğinden bahisle takip başlattığı, başlatılan takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğu, itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, davalının cevap dilekçesinde, davacı tarafından gönderilen etiketlerin ayıplı olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu  23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun  ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu   219 ve devamı madde  hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu  23/1-c  madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu  219 ve devamı  hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)<br>6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde;  Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.<br>Ayıp bildirimi bakımından, tarafların tacir olmaları herhangi bir değişiklik yaratmayacaktır. Başka bir ifade ile, TTK md. 18/3’de yer alan “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüte düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” hükmü ayıp bildirimlerini kapsamadığından, tarafların tacir olmaları halinde dahi ayıp bildirimi herhangi bir şekilde yapılabilecektir. (Benzer yönde YHGK, 24.05.2017 T., 2017/19-1633 E., 2017/1013 K)<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;<br>1-Davacının istinaf taleplerinin incelenmesinde; Davacı taraf, davacı lehine hükmedilen icra inkar tazminatının yabancı para olarak hükmedilmesini talep etmiştir. Dava yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK. m. 67 uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatına, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden karar verilmesi (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/6235 esas 2024/566 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2021/1308 esas 2022/6854 karar sayılı ilamı)gerektiğinden mahkemece kabul edilen kısım yönünden icra inkar tazminatına yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı üzerinden hükmedilmesi isabetlidir.<br>Ancak; 6100 sayılı yasanın 326/2.maddesine göre; Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Yine aynı yasanın 323/1.maddesinde yargılama giderlerinin neler olduğu sayılmıştır. Eldeki olayda dava değerinin talep edilen alacağın takip tarihindeki kur üzerinden “TL” karşılığı olduğu nazara alınarak; (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/2882 esas 2015/1304 karar sayılı ilamı) mahkemece davanın sadece takip öncesi işlemiş faiz miktarı olan 65,90 Euro yönünden (65,90x 9,9795= 657,65 TL)reddine karar verilmesine rağmen, yargılama giderlerinin paylaştırılmasında ve karşı vekalet ücretinde bu hususun gözetilmeyerek hatalı hesaplama yapılması anılan yasal düzenlemelere aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararının anılan sebeplerle davacı yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Davalının istinaf istemlerinin değerlendirilmesinde; 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesinde yetkili icra dairesinin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. HMK'nın 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 10. maddesinde de; \"Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.\" denilmiştir. TBK'nın 89. maddesinde \"Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ve sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, bunların dışındaki bütün borçlar ise doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>Eldeki olayda; alacağın para alacağı olduğu 2004 sayılı yasanın 50.maddesi, 6100 sayılı yasanın 10.maddesi ve 6098 sayılı yasanın 89.maddesi gereği para borcunun götürülecek borçlardan olduğu alacaklının ikamet yerinde ifa edileceği, davacının yerleşim yerinin Gebze ilçesi sınırlarında olması nedeniyle Gebze icra dairelerinin ve mahkemelerinin de yetkili olduğu anlaşıldığından davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Yine tarafların defterlerindeki kayıtların dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre davalının gönderdiği iade faturalarının davacının defterlerinde olmaması ve davalının kayıtlarını TL olarak tutması dışında birbirini doğruladığı, faturaya konu malların teslimi hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı ve anılan malların davacıya iade de edilmediğinin anlaşılması karşısında, yine defterlerdeki miktar farklılığının bilirkişinin davalının defterlerindeki alacak miktarını çevirdiği döviz kurundan kaynaklandığının tespiti karşısında defter kayıtlarını hükme esas almasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Ancak; 6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılması; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar incelemede yaptırabilir (281/3). Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 266.maddesi gereğince \"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.\"<br>Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi hakimin, bilirkişinin yerine geçerek hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisiyle karar verebileceği anlamına gelmez. HGK’nın 04.02.2009 tarihli 2008/4-823 Esas, 2009/50 Karar sayılı kararında da hakimin kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamayacağı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsi bilgisiyle sonuca gidemeyeceği, o konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir.<br>Eldeki olayda; delil tespiti yapılan Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 D.İş sayılı dosyasındaki tespitler nazara alındığında, mahkemece, davaya konu edilen mallar üzerinde bir inceleme yaptırılmadan anılan malların açık ayıplı olarak kabul edilerek hüküm verilmesi yukarıdaki yasal düzenlemelere aykırı olduğu anlaşılmaktadır.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 DİŞ sayılı dosyasının dosyaya eklenerek, davaya konu edilen 24.08.2021 tarihli faturaya konu mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişiden anılan malların teslim tarihi itibariyle ayıplı olup olmadıkları, ayıplı ise ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğunun tespiti, anılan ayıbın basit bir gözden geçirmeyle anlaşılıp anlaşılamayacağı, gizli ayıplı ise kullanmayla mı ortaya çıkacağı hususlarında taraf ve mahkeme denetimine elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuca göre yukarıdaki ilkelere göre bir değerlendirme yapılması, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti bakımından 1 numaralı bentteki hususlar gözetilerek hüküm kurulmasından ibarettir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; tarafların istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6)  maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2023 tarih, 2021/934 Esas - 2023/137 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine,<br>5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince Gebze İcra Dairesinin 2021/22241 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatırana iadesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"221a3cf02b5c6882","SID":"2bd9b3cba0cef29c"}}