{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1234 <br>KARAR NO\t: 2024/1650<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/03/2023<br>NUMARASI\t: 2021/536 Esas - 2023/158 Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... (MAVİKENT İNŞAAT) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 09/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t  : 20/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 20/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişkiye binaen müvekkil şirket davalı tarafa eksiksiz bir hizmet sunmuş davalı tarafça talep edilen ticari ilişkiye konu tüm malzemeleri davalıya teslim ettiğini, müvekkil şirket davalı tarafa sunmuş olduğu hizmet ve mallara ilişkin olarak takibe konu faturayı düzenlendiğini, davalı kesilen faturaya itiraz etmediğini, ancak  söz konusu faturaya konu alacağın ödemesi kendisine yapılan uyarılara rağmen davalı tarafından yapılmadığını, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından alacağının tahsili istemi ile 13.07.2021 Tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı (İcra Dosyasının Borçlusu) tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğü’nün 2021/103834 E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı 03.08.2021 tarihinde itiraz edildiğini, itirazının üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında faturanın düzenlendiği dönemde ticari ilişki mevcut olup, davalının ticari defterlerinde bu hususa ilişkin kayıtlar bulunduğunu, davalı faturadan dolayı müvekkile borçlu olduğunu, ancak davalı  icra dosyasına yaptığı itirazında sadece alacağın yargılamayı gerektirdiğini iddia ederek bu fatura alacağına ilişkin herhangi ödeme belgesi sunmadığını, müvekkil şirketin hakkını sürüncemede bırakmak amacıyla borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama süresince müvekkilin zarara uğramaması adına davalının taşınır ve taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı tarafa düştüğünü, davacı tarafın firmasını kapatacağını söyleyerek stok fazlası olduğunu, yeni firma kuracağını kurduktan sonra kağıt üzerinde fatura konusu malları yeni firmasına aktaracağını söylediğini,  davalının akrabası olan şahsa yardım etmek amacı ile bu faturaları teslim aldığını, ancak ortada hiç bir şekilde bir mal alımı, mal teslimi söz konusu olmadığını, gerçek  bir alacağın mevcudiyeti bulunması durumunda davacı tarafın bu alacağını talep etmesi için 4 yıl beklemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın reddini, davacı taraf kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine icra takibi yaptığı için davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet  tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin davacının kötü niyetli olduğuna dair dosya içerisinde bilgi ve belge olmadığından REDDİNE,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda taraflarının defterlerini sunmadığının belirtildiğini, taraflarınca defterlerin uhdelerinde olmadığı, mali müşavir ...'ın söz konusu dönemde mükellefi adına ticari defterlerini tuttuğu ve ilgili döneme ait defterlerin ...'da olduğunun bildirildiğini, davalının ilgili faturayı teslim aldığını cevap dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini, bu durumda davalının ticari defterlerinin incelenmesinin söz konusu davanın ispatı bakımından önem taşıdığını, ancak davalı tarafın kasten ticari defterlerini sunmadığını, mahkemece işbu hususun tamamen göz ardı edildiğini, davalının BA formlarında mal alışı olarak bildirdiği \"3 faturanın- 131.935,00-TL\" işbu dava nezdinde davacı ile davalı arasında görülmekte olan diğer itirazın iptali dava dosyalarına konu fatura bedellerinin toplamı olduğunu, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih, 2021/536 Esas - 2023/158 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının 051658 numaralı faturaya dayanarak alacak iddiası ile takip başlattığı, başlatılan takibe davalının süresinde itiraz etmesi üzerine itirazın iptali amacıyla eldeki davanın açıldığı, fatura konusu malların davalıya teslim edilmesine rağmen davalının ödemede bulunmadığını iddia ettiği, davalının anılan iddiayı kabul etmediği, davaya konu faturayı davacının yeni açacağı firmaya aktarması için teslim aldığını, fatura konusu malların teslim edilmediğini savunduğu, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek başına fatura düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı tarafından tanzim edilen 05.11.2018 tarih 051658 seri nolu 45.345,00 TL bedelli satış faturasına dayalı olarak Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/103834 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır.<br>Mahkemece davacıya 14.06.2022 tarihli duruşmada ticari defterleri sunması veya yerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verildiği ve bu hususta davacı asile tebligat çıkarıldığı, anılan tebligatın uyap sisteminden oluşturulduğu ancak davacı asile tebliğ edildiğine dair bir kayıt olmadığı, dolayısıyla davacıya verilen kesin sürenin başlamadığı, bu esnada davacı vekilinin 30.06.2022 uyap kayıt tarihli beyan dilekçesi ile davacıya ait ticari defterlerin muhasebeci ...’da bulunduğu bildirilerek, ticari defterlerin bulunduğu adresin “...” olarak bildirildiği, defter incelemesinin bu adreste yapılmasının talep edilmesine rağmen, mahkemece davacının ticari defterleri sunmadığından bahisle yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yine davalının ticari defterlerinin incelenmesi için 14.06.2022 tarihli duruşmada ve 11.10.2022 tarihli duruşmada ara karar oluşturulduğu, davalı adına çıkarılan ticari defterlerin ibrazına yönelik davetiyelerin bile ikmal iade edildiği, buna rağmen davalıya usulüne tebligat yapılmadan davalının da defterlerini sunmadığının kabulü de usul ve yasaya aykırıdır.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; fatura düzenlenmesi tek başına taraflar arasında akdi ilişkinin varlığını göstermeye yetmese de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Bu bağlamda, davalıya ait 2018 yılına ait BA formlarında davacıdan 3 adet belge ile 131.935,00 TL tutarında (KDV hariç) alım yaptığı görülmektedir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davaya konu faturanın bu belgelerden biri olup olmadığının tespiti yapılamadığı bildirilmiş ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan dava dışı 2 adet fatura ile birlikte davaya konu faturanın KDV hariç bedellerinin toplamının BA formlarındaki 131.955,00 TL’ye tekabül ettiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece davaya konu faturanın davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine gönderilerek, anılan faturanın davalının 2018 yılı 11 aya ait BA formunda kayıtlı olup olmadığı sorularak bu hususun araştırılması ve davalının faturayı tebliğ aldığına yönelik beyanı ile birlikte değerlendirilmesi gerekirken anılan eksikliğin giderilmemesi de hatalıdır.<br>O halde mahkemece; davacının süresi içinde ticari defterlerinin bulunduğu yeri bildirdiği nazara alınarak ve davalıya ticari defterlerini sunması için usulüne uygun muhtıra tebliğ edilerek, taraflar defterlerini sunduğunda davaya konu fatura ile sınırlı bilirkişi incelemesi yapılması; öncesinde davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekeceğinden davaya konu faturanın da müzekkereye eklenerek davalının bulunduğu vergi dairesinden davaya konu faturanın davalının 2018 yılı 11. Ayında BA olarak bildirimi yapılıp yapılmasının sorulması, yapılarak esas hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yerinde olmamıştır.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6)  maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih, 2021/536 Esas - 2023/158 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55ed8df097fbce2f","SID":"a345b64059650f5f"}}