{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/894 Esas<br>KARAR NO: 2024/1802 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/255 Esas-2022/9 Karar<br>TARİH: 18/01/2022<br>DAVA: Müdahalenin Men'i<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait olan Esenler şubesinde hesap açmak için başvuruda bulunduğunu, davalının da gerekli incelemeği yaparak davacının bu talebini kabul ettiğini ve davacıya  26.02.2019 tarihinde ... numaralı hesabı açarak  davacının kullanımına tahsis ettiğini, davacının hesap açma talebi kabul edilmeden önce ünvanında geçen \"ödeme hizmetleri\" ibaresinden ötürü, iş bankası genel müdürlüğünce davacıdan \"... logolu ...' ın BDDK lisanslı firma ile sözlşemesinin olup olmadığı bu konuda yetkili olup olmadığı sorulduğunu, 25.02.2019 tarihinde bu konuda müvekkilinin yetkili olduğunu gösteren başta entegratörülük sözleşmesi olmak üzere belgelerin kendilerine mail atıldığını, akabinde bu belgeler üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirmeler tahtında davacı adına hesap açılarak kullanımına tahsis ettiğini,  daha sonra davalının tasarrufu ve kullanımı tamamen davacıya ait olan ... numaralı hesabı re'sen kapattığının bildirildiğini, yazı içeriği incelendiğinde ise davacıya ait hesabın \"yasadışı şans oyunları\" gerekçesi ile kapatılığının bildirildiğini ve davacının bu şekilde bir eğlem ve işlemi olmadığı gibi, bu konuda davacı hakkında alınmış herhangi bir idari kurum kararı da bulunmadığını beyan ederek yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilerek müvekkiline ait ... Bankası Esenler Şubesinde bulunan ... numaralı hesabın tekrar aktif hale getirilmesine ve davacının kullanımına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket adına, müvekkili Banka Esenler Şubesi nezdinde 26.02.2019 tarihinde ... numaralı hesap açıldığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun reddi gerektiğini, davacının müvekkil Banka nezdindeki hesap hareketleri üzerinde müvekkili bankaca yapılan inceleme sonucunda, ilgili hesabın 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesinde tanımlanmış suçlarda kullanıldığı şüphesi oluştuğunu, bu doğrultuda 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri ve bu kapsamda ilgili Kanun’un 19/A maddesinde yer verilen düzenlemeler ile müvekkil Bankaya yüklenilen yasal yükümlülükler uyarınca ve yetkisi dahilinde hareket edildiğini, hesap üzerinde yaptığı incelemede hesabın sözleşme hükümlerine ve yasalara aykırı kullanıldığı yönünde şüphe duymuş ve haklı sebeple hesabı kapatıldığını beyan ederek beyan ederek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/01/2022 tarih ve 2019/255 Esas 2022/9 Karar sayılı kararında; \" Dava, bankacılık mevzuatından kaynaklı çekişmenin giderilmesine ilişkindir. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, davalı bankadan davacının hesap hareketleri ve BDDK'dan davacı hakkında soruşturmaya ilişkin herhangi bir rapora rastlanmadığına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.Mahkememizce 15/01/2020 tarihli celsede dosyanın bir bankacı bir hesap uzmanı ve bir emekli müfettişten oluşan bilirkişi heyetine verilerek davacıya ait hesabın şans oyunları için kullanıp kullanılmadığı konusunda rapor hazırlanmasına karar verilmiş, 04/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davaya konu olan davacı firmaya ait ... Bankası Esenler Şubesi nezdindeki ... no.lu hesabın yasa dışı bahis ve şans oyunları için kullanıldığı yönünde herhangi bir tespitin yapılamadığı, davaya konu olan hesabın davalı banka tarafından kapatılmasının yerinde olmadığı, 15.03.2019 tarihinde davalı banka tarafından kapatılan davacıya ait ... no lu hesapta, davacının 2.849,20 TL mevduatının bulunduğu görüşü bildirilmiştir. Mahkememizce 16/12/2020 tarihli celsede davacı taraf ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenerek bilirkişiden; davacı şirketin davalı bankada bulunan hesabına para yatırma ve çekme işlemi yapan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davacı şirketin davalı bankada bulunan hesabına para yatırma ve çekme işlemi yapan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ticari ilişkisi var ise davalı bankada bulunan hesaba hangi ticari iş için bankacılık işlemi yapıldığının, davacının \"... Üyeliği\" işleminin kendi ticari defterlerinde nasıl tanımlandığının ve muhasebeleştirildiğinin tespit edilerek rapor aldırılmasına karar verilmiş,18/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda yer alan tespitlerde görüş ve kanaatimizi değiştirecek herhangi bir hususa rastlanmadığı, davaya konu olan davacı firmaya ait ... Bankası Esenler Şubesi nezdindeki ... no.lu hesabın yasa dışı bahis ve şans oyunları için kullanıldığı yönünde herhangi bir tespitin yapılamadığı, davaya konu olan hesabın davalı banka tarafından kapatılmasının yerinde olmadığı,  15.03.2019 tarihinde davalı banka tarafından kapatılan davacıya ait ... no.lu hesapta, davacının 2.849,20 TL mevduatının bulunduğu görüşü bildirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin hesabın davacı yanca yasa dışı şans oyunları için kullanıldığı yönünde herhangi bir tespitin yapılamadığı bu hususun mahkememizce aldırılan bilirkişi yazısı ve BDDK müzekkere cevabi yazısıyla da sabit olduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile; davacıya ait ... Bankası Esenler Şubesi'nde bulunan ... numaralı hesaba müdahalenin men-i ile ilgili hesabın aktif hale getirilmesi ve davacı kullanımına verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile; Davacıya ait ... Bankası Esenler Şubesi'nde bulunan ... numaralı hesaba müdahalenin men-i ile ilgili hesabın aktif hale getirilmesi ve davacı kullanımına verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davacı şirket ile akdedilen ve dosyaya celp edilen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinde,  \"Sözleşme hükümlerinden herhangi birine uymaması, Bankanın hizmetlerini kötüye kullanması, hesapların amacı dışında kullanılması, Şube, interaktif bankacılık ve ATM marifetiyle yapılan işlemler nedeniyle Bankanın doğrudan veya dolaylı zarara uğratılması, iflası, Kredi Kartı limitinin aşılması veya diğer haklı nedenlerin bulunması halinde, Bankanın, bildirim yapmak suretiyle, adına açılan hesapların tamamının veya bir kısmının kullanımını kesmeye/kapatmaya ve/veya Sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğunu ve/veya İnteraktif Bankacılık uygulamalarını durdurmaya ve/veya Sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğunu, Bankanın Kredi Kartını/Ek Kartı iade etmesini talep edebileceğini, ayrıca geçerlilik süresi sona ermiş kartı/kartları yenilemeyebileceğini, Banka tarafından Sözleşmenin feshi veya Kredi Kartının/Kartlarının yenilenmemesi durumunda, Kredi Kartının/Kartlarının kullanımından doğan borç ve yükümlülüklerin devam ettiğini, borç ve yükümlülükleri tamamen tasfiye edilinceye kadar bu Sözleşme hükümlerinin geçerli olacağını ve Bankanın fesih bildirimine rağmen Kredi Kartının/Kartlarının kullanımından doğacak borç ve yükümlülüklerin, ihbara gerek duyulmaksızın ve Kredi Kartının/Kartlarının kullanıldığı tarihten itibaren muaccel olacağını.\" düzenlemesinin yer aldığını, Söz konusu düzenleme bizzat davacı şirket tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince değerlendirmeye alınmadığını, Sadece anılan düzenleme dahi davanın haksızlığını ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekliliğinin ortaya koyduğunu, müvekkili bankanın, hesap üzerinde yaptığı incelemede hesabın sözleşme hükümlerine ve yasalara aykırı kullanıldığı yönünde şüphe duyduğunu ve haklı sebeple hesabı kapattığını, sözleşme hükümleri uyarınca hareket edilmiş olduğundan, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi, (maalesef bilirkişi raporlarına dayanmış ve eksik inceleme sonucunda) dava dosyasına sunmuş olduğumuz savunmalarımızın hiç birini değerlendirmediğini, gerçekten gerekçeli karar incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin \"dava konusu uyuşmazlığa ilişkin hesabın davacı yanca yasa dışı şans oyunları için kullanıldığı yönünde herhangi bir tespitin yapılamadığı bu hususun mahkemece aldırılan bilirkişi yazısı ve BDDK müzekkere cevabi yazısıyla da sabit olduğu anlaşılmakla\" şeklinde bir gerekçe oluşturduğu ve diğer savunmalarını değerlendirmediği/dikkate almadığının kolaylıkla görülebileceğini, Hesabın kapatılmasının tek temeli davacının dava konusu hesabı yasa dışı oyunlar için kullanıp kullanmadığı olmadığını, davacının bu eylemleri dosyada sunulan belgelerle ortada olsa da, savunmalarımızda yer verilen \"bankaların her hesap açmak isteyen müşteriye hizmet sunma zorunluluğu olmadığını, açılan hesapların sonsuza kadar hizmet vermesi yönünde bir zorunluluğun da bankalara yüklenemeyeceği\" yönündeki iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, Bankaların her isteyene hesap açma ve işletme zorunluluğu bulunmamakta ve davacının da başka bankalarda hesap açma serbestisi ve seçeneği bulunmakta iken, Anayasa ve temel hak ve özgürlüklere de aykırı olacak şekilde, müvekkili bankanın davacı ile çalışmasının mahkeme eliyle zorunlu kılınması son derece hukuka aykırı olduğunu, bu hususa her dilekçemizde yer verilmiş olsa da ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, müvekkili banka, üstelik de sözleşme ile taraflarca kabul edilmiş olan düzenlemelere göre hareket ederek, davacı firma ile çalışmamak yönündeki iradesini ortaya koyduğunu ve hesabı hukuka uygun bir şekilde kapattığını, ilk derece mahkemesinin kararı esasen tarafların birbirine tanıdığı sözleşmeyi feshetme yetkisine yargı tarafından müdahale anlamına gelmektedir ki bu hususun da kabulünün mümkün olmadığı ve sözleşme serbestisi ilkesini ve hukuk sistemini en derin şekilde aksatacak bu kararın kaldırılması gerekliliğinin açık olduğunu, İzah edildiği gibi, bizzat davacı şirket tarafından imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi gereği müvekkili Banka, \"gerekli gördüğü hallerde sözleşmeyi askıya alarak hesabı kapatabilir ve/veya sözleşmeyi feshedebilir.\" maddesinin olduğunu, sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere bankanın bu haklarını davacının sözleşme hükümlerinden herhangi birine uymaması, bankanın hizmetlerini kötüye kullanması, hesapların amacı dışında kullanılması  veya diğer haklı nedenlerin bulunması halinde kullanabilme hakkında sahip olduğunu, Somut olayda davacının hesaplarına çok çeşitli kaynaklardan giriş yapıldığını ve bu işlemler banka hesabının amacı dışında veya kötüye kullanıldığı yönünde yorumlanarak hesabın kullanıma kapatıldığını, ne yazık ki ilk derece mahkemesi taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılan bu düzenlemeleri göz ardı etmiş ve gerçeklerle uzaktan yakında ilgisi olmayan, adeta mahkeme yerine geçerek hüküm tesis eden ve asla ilk derece mahkemesince hükme esas alınmaması gereken bilirkişi raporu doğrultusunda, eksik inceleme ile karar tesis ettiğini, Müvekkili Bankanın dilekçelerinde açıklanan şekilde özellikleri olan hesapları bünyesinde kullanıma kapattığını, bu uygulamanın diğer bankalarca da gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu, esasen aşağıda belirtildiği gibi de yasal olarak zorunlu olduğunu, somut olayda müvekkili banaknın davacı şirketin hesabında sistemsel olarak bazı anormallikler tespit ettiğini, bunu da hesabı kapatmak için haklı sebep olarak değerlendirdiğini, bu hareketlerin tespitinden sonra müvekkili bankanın halen davacı şirket ile çalıştırılmaya mahkum edilmesinin kabul edilebilir bir yanı olmadığı gibi sözleşme hukuku düzenlemelerine ve aşağıda yer verilen yasal düzenlemelere de son derece aykırı olduğunu, bu kapsamda da, ilk derece mahkemesinin müdahalenin meni yönünde tesis ettiğini, kararın da kaldırılması gerekliliğinin ortada olduğunu, dilekçelerinde de belirttikleri üzere davaya konu hesabın 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesinde tanımlanmış suçlarda kullanıldığı şüphesi oluştuğunu, bu doğrultuda 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri ve bu kapsamda ilgili Kanun’un 19/A maddesinde yer verilen düzenlemeler ile müvekkili bankaya yüklenilen yasal yükümlülükler uyarınca söz konusu sözleşme düzenlemeleri uyarınca hareket edildiğini, yasa ile getirilen yükümlülükler karşısında müvekkili banka nezdinde oluşan şüphe, yukarıda belirtilen hesabın açık tutulması zorunluluğu bulunmaması ilkesi ile birlikte, dava konusu hesabın kapatılması için yeterli olduğunu, yasa dışı kumar ve bahis işlemlerinin bankalar üzerinden çalışma şekli, yaygın olarak gerçek kişilere belli ücretler karşılığı hesap açtırılarak hesabın aracı hesap olarak kullanılması yada atıl firma devirleri veya yeni firma kurularak bu firma hesapları üzerinden mal hizmet alım satımı görüntüsü altında para toplanması dağıtılması şeklinde olduğunu,Dilekçelerimizde de belirtiliği üzere, Hesapların genellikle yeni açılmış hesap olmaları, hesap açılışını takip eden birkaç gün içerisinde hesaplara yoğun para giriş ve çıkışlarının başlaması, gönderici hesapların genelde yasal ve yasadışı bahis işlemleri görülen başka hesaplarla da ilişkisinin olması (yasadışı bahis oyuncuları), aracı olarak kullanılan hesaplarda gelen tutarları karşılayan çıkışların olması ve çıkış hesaplarında da yasadışı bahis bağlantılı işlemlerinin bulunması, işlemlerin hem ticari firmalar için hem de gerçek kişiler için müşteri profillerine uygun olmayacak yoğunlukta ve gece saatlerinde gerçekleşmesi, gibi ortak özelliklere sahip olan yasadışı bahis ve kumar hesaplarının kullanıma kapatılmasının bankalara yüklenilen yasal bir zorunluluk olduğunu, Bu hususların ispatı ve hesaba kimler tarafından hangi gerekçelerle ara yatırlığı hususlarının tespiti için yeni bir bilirkişi heyetince inceleme yapılması talep edilmiş ise de ilk derece mahkemesi bu talebimize ilişkin bir karar dahi vermeden eksik inceleme neticesinde hukuka uygun olmayan bir karar tesis edildiğini, Ayrıca ilk derece mahkemesince 16.12.2020 tarihli duruşmada, davacı vekiline, dava dilekçesinde üstüne basa basa vurguladığı ... uygulamasının ne olduğunun ve nasıl çalıştığının açıklamasının yapılması için kesin süre verildiğini, Davacı tarafın ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmesine ve davacının kapatılan hesabına para yatırma ve çekme işlemi yapan kişilerle ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespitinin ile hangi ticari iş için bankacılık işlemi yapıldığının tespitinin istenilmesine karar verildiğini, Davacının \"... Üyeliği\" işleminin kendi ticari defterlerinde nasıl tanımlandığının ve muhasebeleştirildiğinin tespitinin istenilmesine ve davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin mali müşavir aracılığı ile incelenmesinin istenilmesine karar verildiğini, Öte yandan söz konusu ara kararlar davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının defterleri ve Megakart adı altında kurulduğu iddia edilen sistemin detayları mahkemeye sunulmadığını, mahkemenin ara kararını yerine getirmekten imtina ederek defterlerini sunmamış olan davacının davasının kabul edilmesinin hiç bir hukuki açıklanması bulunmadığının açık olduğunu, Ayrıca söz konusu incelemenin gerçekleştirilmiş olsa idi taraflarınca yapılan savunmaların doğruluğu kolaylıkla ortaya çıkartabilecekken ilk derece mahkemesi verdiği ara karara kendisi de uymamış bu ara karardan dönüldüğüne dair başka bir karar da tesis etmediğini, adeta kendi verdiği ara kararı görmezden gelerek hukuka aykırı hüküm tesis ettiğini, usul kurallarına da uymayan söz konusu kararın sırf bu nedenle dahi kaldırılması gerekliliğinin ortada olduğunu, İleri sürerek; Öncelikle ilk derece mahkemesinin kararın, temyiz talep süresi sonuna kadar icrasının geri bırakılmasına, bunun yanı sıra İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kanunlara, usul hükümlerine ve hakkaniyete aykırı 18.01.2022 tarih, 2019/255 E, 2022/9 K sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı banka nezdinde bulunan banka hesabının davalı tarafından haksız olarak kapatıldığı iddiası ile hesabın tekrar açık hale getirilmesi ve davacı kullanımına tahsis edilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun 2/d maddesi kapsamında, bankacılık, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasası, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler, döviz, taşınmaz, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi, tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu faaliyetlere aracılık edenler ile noterler, spor kulüpleri ve Cumhurbaşkanınca belirlenen diğer alanlarda faaliyet gösterenler “Yükümlü” olarak tanımlandığı, aynı Kanun 4. maddesi gereği şüpheli işlem bildirimlerinin yapılmasından sorumlu tutulmuştur. Kanun’un 4. Maddesi ve Kanuna dayanılarak hazırlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in (“Yönetmelik”) 27. Maddesi uyarınca Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunlu tutulmuştur. Kanunun bir gereği olarak Türk mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar “MASAK Uyum Politikası” belirlemekte ve bu politika çerçevesinde MASAK ile iş birliği içerisinde hareket etmektedir. Yükümlülüğe konu şüpheli işlem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama” başlıklı 282. maddesi nazara alınarak “Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkarmak veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla yapıldığı düşünülen işlemler” olarak tanımlanabilir. Bu düzenleme ve 7258 sayılı Futbol Ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis Ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. Maddesinde öngörülen düzenleme dikkate alındığında yasa dışı bahis, kumar, terörün finansmanı gibi suçlar kapsamına girebilecek işlemler, şüpheli işlem olarak sayılabilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/1024 esas ve 2023/817 karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 25/02/2019 tarihli bankacılık hizmetleri sözleşmesi, genel kredi sözleşmesi ve business card üyelik sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmelere istinaden davacı adına 26/02/2019 tarihli dava konusu vadesiz hesabın açıldığı, akabinde 15/03/2019 tarihinde davalı tarafından hesabın kapatıldığı ve davacıya hesabın yasa dışı şans oyunları kapama gerekçesi ile bankacılık hizmetleri sözleşmesinin feshedilmek suretiyle kapatıldığının bildirildiği görülmüş, davacı vekili, davacının isnat edildiği şekilde herhangi bir eyleminin bulunmadığını, hesabın somut delile dayanılmaksızın kapatıldığını, bu hususta haklarında herhangi bir idari karar bulunmadığını, bu sebeple hesabın tekrar açılarak aktif hale getirilmesini talep etmiş, davalı vekili, hesabın 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesinde tanımlanmış yasa dışı şans oyunlarına ilişkin suçlarda kullanıldığı şüphesi sebebiyle 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri ve bu kapsamda ilgili Kanun’un 19/A maddesinde yer verilen düzenlemeler ile davalı Bankaya yüklenilen yasal yükümlülükler uyarınca ve yetkisi dahilinde ve taraflar arasında akdedilen bankacılık hizmet sözleşmesinin J.1 maddesi uyarınca kapatıldığını, dava konusu işlemde herhangi bir yasaya aykırılık bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Mahkemece davacının hesap kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre; hesap açıldıktan sonra kapatılma tarihine kadar 09/03/2019, 11/03/2019 ve 12/03/2019 tarihlerinde çoğunluğu gece saatlerinde olmak üzere davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabına on dört farklı kişi tarafından on dört kez  iş cep ve internet havale yöntemi ile toplam miktarı 3.880,00 TL olan para yatırma işlemi yapıldığı, söz konusu para yatırma işlemlerinde açıklama bulunmadığı, davacı vekili tarafından da Mahkemenin talep etmesine rağmen davacı şirketin işleyişi ve söz konusu para yatırma işlemlerinin kaynağına ilişkin herhangi bir bilgi dosyaya sunulmadığı, davacının  ticari sicil kaydındaki çalışma konusunun yurtiçi ve yurdışında finans, ekonomi, ticari, mali ve idari alanlarda yönetim danışmanlığı ve finansal hizmetler vermek olarak belirlendiği dikkate alındığında söz konusu havale işlemleri ile bu hizmetlerin bağdaştırılamadığı ve davacı tarafından buna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, davalı banka tarafından her ne kadar yukarıdaki mevzuat çerçevesinde Başkanlığa bildirim yapılmamış ve davacı hakkında herhangi bir soruşturma raporu bulunmuyor yada bildirimde bulunulsa bile davacı aleyhine bir tespit yapılmamış olması halinde dahi, basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan ve en hafif kusurundan sorumlu tutulan bankanın yukarıda belirtilen mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükler çerçevesinde ve taraflar arasında akdedilen ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının kabul ettiği bankacılık hizmetleri sözleşmesinin hesap açılmasının tamamen bankanın takdirinde olduğuna dair A.1 maddesi ve fesih yetkisi veren J.1 maddesi uyarınca davacı banka hesabındaki hesap hareketlerini riskli işlem kategorisinde değerlendirmesine ve sözleşme yapma ve devam ettirme serbestisi kapsamında sözleşmeyi feshetmesine engel teşkil etmediği, kaldı ki hesap hareketlerindeki kısa sürede geç saatlerde on dört farklı kişi tarafından yapılan kaynağı açıklanmayan havaleler ve  işlemler dikkate alındığında söz konusu işlemlerin riskli işlem kategorisinde değerlendirilmesinin makul olduğu ve davalı bankayı davacı ile sözleşme yapmaya ve yapılmış sözleşmenin devamına zorlayan herhangi bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalıyı davacı ile yapılan sözleşmenin devam etmesine ve davacıya hizmet vermesine zorlayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç olarak; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2022 tarih ve 2019/255 Esas-2022/9 Karar sayılı kararının HMK' nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 383,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...'ye 1.320,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 1.320,00-TL arabuluculuk ücreti'nin 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'a göre davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 50,00-TL toplamı 270,70-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 14/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86f333949b4c2a21","SID":"08020e1b899eafdd"}}