{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1389 Esas<br>KARAR NO: 2024/1452<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/05/2024<br>NUMARASI: 2023/568 Esas, 2024/311 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Mesuliyet Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 07.03.2014 tarihinde ... kargo binasında icra ettiği beton dökme faaliyeti sırasında beton pompası flaşının kopması nedeniyle ... adlı işçinin yaralandığını,  işçi tarafından açılan tazminat davasında aleyhine çıkan hüküm nedeniyle davacı şirketin Bakırköy ... İcra Dairesine 21.07.2017 tarihinde ödemiş olduğu 24.020,21 TL'yi davalı ... A.Ş’den tazmini için başlattığı icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tazmin talebinin zamanaşımına uğradığını, olayın teminat kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsüne kusur atfı da yapılmadığını, ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye karşı açılan İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/264 E. Sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında ... San. ve Tic. A.Ş.'ye KTK anlamında herhangi bir kusur atfı yapılmadığını, müvekkili ... A.Ş. nin davadan/kazadan ilk kez aleyhine yapılan arabuluculuk başvurusu ile haberdar olduğunu, müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvuru ya da usulüne uygun ihbar yapılmadığını, ihbar yapılmadığından davada müvekkilinin savunma ve davaya dahil olma imkanının bulunmadığını, kurulan hükmün kabulünün ve şirkete rücusunun mümkün olmadığını, müvekkili şirketin dava öncesi temerrüde düşürülmediğini, dava konusu talebin kazadan kaynaklı (haksız fiilden) maddi tazminat talebine ilişkin olduğunu, avans faiz talep edilemeyeceğini, üçüncü şahıslara karşı mali sorumluluk sigortasının gerçek ya da tüzel kişilerin, kendilerinin veya çalışanlarının üçüncü şahıslara verebilecekleri her türlü bedeni ve maddi zararlar nedeniyle kendisine yöneltilebilecek tazminat talepleri ile ilgili sorumluluklarını sadece sigortalı kusuru oranında  teminat altına alan sigorta türü olduğunu, ... numaralı Üçüncü Şahıs&Ürün Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi'nde sigortalı ... San. Ve Tic. A.Ş. nedeniyle varsa dahi sorumluluğun yalnızca sigortalı kusuru ve koasürans payı doğrultusunda olacağını, davacının müşterek ve müteselsil sorumluluktan dolayı tüm kusurluları kapsayacak bir şekilde ödeme yaptığından tüm tazminatı müvekkili şirketten talep etmesini mümkün olmadığını, poliçe özel şartları gereği taleplerin poliçe teminatı dışında olduğunu, poliçede her bir hasarda en az 5.000,00-EUR olmak üzere hasarın %10'u oranında muafiyet oranı bulunduğunu, taleplerin muafiyet altında kaldığını, işçinin sigortalı şirkette SGK'ya tabi olarak çalışıp çalışmadığının tespitinin gerektiğini, sigortalı şirket çalışanı olması halinde sorumluluğun doğmayacağını, mezkur olay nedeniyle poliçe kapsamında yapılan/yapılacak ödemeler nispetince poliçe teminat limitinin eksildiğinin/tüketildiğinin dikkate alınmasının gerektiğine, müvekkili sigorta şirketine karşı mükerrerliğin önlenmesini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; olayda davacının davalı sigorta şirketinden alacağının taraflar arasındaki poliçe kapsamında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına 21.07.2017 tarihinde yaptığı ödemeden sonra muaccel hale geldiğini, TTK 1420/1 maddesindeki 2 yıllık süre dolduğunu, davacı tarafın her halükarda rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl içinde davalı sigorta şirketine başvurması kanunen mümkünken rizikonun  07/03/2014 tarihinde gerçekleştiği değerlendirildiğinde davacının icra takibini 6 yıllık süre dolduktan sonra  29/05/2023 tarihinde başlattığı, davalı tarafın yasal sürede zamanaşımı itirazında bulunduğu, davacının davaya konu ettiği alacağın TTK 1420. maddesi kapsamında zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında tanzim edilen söz konusu sigortanın sorumluluk sigortası olduğu dikkate alındığında davada gözetilmesi gereken zamanaşımı hükmünün TTK'nın 1482. maddesi olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, sorumluluk sigortalarında tazminat istemlerini düzenleyen zamanaşımına ilişkin bu ayrık düzenlemenin hiçbir suretle incelenmediğini, olaya 1420. madde hükmündeki zamanaşımı sürelerinin hatalı olarak tatbik edildiğini, TTK'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin 1420. maddesinin zamanaşımı bakımından genel hüküm niteliğinde olduğunu, TTK'nın 1482. maddesinin ise salt sorumluluk sigortalarında tazminat istemlerine uygulanmak üzere düzenlendiğini, TTK  madde 1482 gerekçesinden de, sorumluluk sigortalarında 2 ve 6 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanmayacağının anlaşılacağını, nitekim TTK madde 1482 gerekçesinde; \"Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir.\" ifadelerine yer verildiğini, her ne kadar gerekçede beş yıla ilişkin yanlışlık olsa da sorumluluk sigortalarına ilişkin tazminat taleplerinde, TTK m.1420'deki zamanaşımı sürelerinden farklı bir düzenlemeye gidildiğinin açıkça belirtildiğini, dava konusu alacak isteminin sorumluluk sigortasına dayalı tazminat talebi oluşu da dikkate alındığında, somut olayda TTK m.1482'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, tazminat talebine konu olayın 07.03.2014 tarihinde gerçekleşmesi ve icra takibinin de 18.05.2023 tarihinde başlatılması sebebiyle dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, mahkemenin aksi yöndeki kararı hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacının iş yerinde meydana gelen kaza nedeniyle dava dışı kişiye sigortalı tarafından ödenen zarar bedelinin  sorumluluk sigortası poliçesi gereğince davalı sigortacıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, süresinde cevap dilekçesi ile beraber zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda; İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/559 sayılı gerekçeli kararında, zarara sebebiyet veren aracın 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanuna tabi bir yolda seyir halinde değil ... ek kargo binası şantiyesinde park pozisyonunda beton dökme faaliyeti icra ettiği sırada hasarın oluştuğu, bu nedenle her ne kadar bahse konu poliçeden 16.07.2014 tarihinde ... sayılı hasar dosyası açılmış olsa da huzurda görülen dava dosyasının ... numaralı İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi teminatı kapsamına girmediği, dava dosyasına ibraz edilen bir diğer poliçenin ... numaralı 24.12.2013-24.12.2014 dönemini kapsayan 7.855,68 USD prime haiz USD para birimi ile tanzim edilmiş olan 3. Şahıs Mali Sorumluk Sigorta Poliçesi olduğu, mezkur poliçeden 16.07.2014 tarihinde ... numaralı hasar dosyasının açıldığı, İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/264 E sayılı dava dosyasında bahse konu hasar dosyası kapsamında davalı tarafa 19.08.2014 tarihinde davanın ihbar edildiği, mezkur poliçenin 3. sayfasının muafiyet başlıklı kısmına kadar sigorta şirketinin sistemine tanımlı klozların otomatik olarak poliçe ön yüzünde yer aldığı, muafiyet başlığından sonra ise sigorta sektöründe underwriter (teknik uzman) olarak tabir edilen riziko kabul ve fiyatlama yapan personelin poliçe klozlarında (özel şartlarına) ek olarak teminatlarda genişletme yaptığı, riziko faaliyet konusu bilgisini düzelttiği, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Sigortanın Mevzuu ve Şumulü Genel Şartlarının 1. maddesi incelendiğinde; \"sigortanın mer'iyet müddeti esnasında vukua gelecek bir hadisede şahısların ölmesi, yaralanması veya sıhhatinin muhtel olması, b)Üçüncü şahıslara ait mallarda ziya ve hasar (maddi zarar ve ziyanlar) husule gelmesi sebebi ile poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin neticelerine karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki mes'uliyete müteallik mevzuatı hükümleri dairesinde ve işbu poliçede tespit olunan meblağlara kadar temin eder. İşbu poliçe, sigortalıyı haklı taleplere karşı olduğu gibi yersiz ve aşırı taleplere karşı da korur.\" hükmüne amir olduğu, yine aynı genel şartların 3A-4 maddesi incelendiğinde ise; \"Madde 3 A) Sigorta, aşağıda sayılan zarar ve ziyanlara taalluk eden talepleri temin etmez: 4) Motorlu nakil vasıtalariyle römorkların, motorlu bisikletlerin ve her nev'i ha vasıtalarının kondüktörleri, zilyetleri (detenteur) veya sahiplerine karşı ileri sürülen mutalebeler.\" hükmünün bulunduğunu, ... poliçe klozu son bendinde genel şartların 3A-4 maddesinde teminat dışı olan hasar türünün davacı lehine değiştirilerek şu şartlarla teminata dahil edildiğinin tespit edildiğini: “İşbu poliçede sigortalının kullandığı makine ve forkliftlerin 3. şahıslara verecekleri zararlar ve motorlu araç ile ilgili sorumluluklar olay başı ve poliçe süresince 150.000 EURO limitle teminata dahil edilmiş olup bu teminat açısından riziko adresi T.C sınırları olup beher hasarda hasarın %10'u en az 5.000 EUR muafiyet uygulanacaktır.\" notunun düşüldüğü, bu genişletme klozu ile davaya konu zararın poliçe teminatı kapsamına girdiği, dosyaya ibraz edilen ödeme makbuzlarında Bakırköy ... İcra Dairesine 21.07.2017 tarihinde 24.020,21 TL bedelin ödenmiş olduğu, TCMB arşiv kayıtları incelendiğinde ödeme tarihinde EUR/TL TCMB döviz satış kurunun 4,1184 TL olduğu, bu nedenle ödenen hasarın EURO karşılığının 5.832,41 EURO olduğu, poliçe özel şartında yer alan muafiyet klozu mucibince (%10'u en az 5.000 EURO) poliçe kapsamında ödenebilecek hasar tutarının 832.41 EURO olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna göre, olayın Üçüncü Şahıs Mali Sorumluk Sigorta Poliçesi gereğince teminat kapsamında olduğu tespit edilmiştir. Davacı sigortalı şirket de bu sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak iş bu davayı açtığından somut olayda sorumluluk sigortaları yönünden zamanaşımı konusu değerlendirilmelidir. Sigorta hukukundan doğan talep haklarına ilişkin zamanaşımı genel olarak Türk Ticaret Kanunu madde 1420 hükmü ile sorumluluk sözleşmeleri yönünden ise özel olarak TTK m. 1482 hükmü ile düzenlenmiştir. Genel nitelikli olan m. 1420 hükmüne göre, diğer kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere; sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl ve m. 1482 hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler ise rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Sorumluluk sigortalarında zamanaşımını özel olarak düzenleyen m. 1482 hükmüne göre ise, sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Genel nitelikli olan TTK m. 1420 hükmü ile zamanaşımı yönünden ikili süre öngörülmüştür. Biri, sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması, diğeri ise, sigorta tazminatı ve bedeline ilişkin taleplerin her halde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması halidir. Özel nitelikli olan TTK m. 1482 hükmü ile de sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımının üst sınırı on yıl olarak belirtilmiştir. Sigortaya ilişkin olarak TTK’da bu süreler dışında başka bir süre öngörülmemiştir. TTK m. 1420’de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları yönünden getirilmiş olduğundan, sorumluluk sigortalarından doğan tüm talepler bakımından da uygulanması söz konusudur. Bu bağlamda, sorumluluk sigortaları kapsamında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayan iki yıl ve her halde teminat altına alınan olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. O nedenle sorumluluk sigortalarında zamanaşımının üst sınırı on yıl olmalıdır (bkz. Emine YAZICI/Zehra, Ş. ÖĞÜZ, Sigorta Hukuku, 3. Bası, Filiz Kitapevi, İstanbul 2020, s. 173-179; Tamer BOZKURT, Sigorta Hukuku, 12. Bası, Onikilevha, İstanbul 2021, 248). Zira anılan düzenlemenin aksine bir düzenleme bulunmadığı gibi bu hususta TBK’nın ilgili hükümlerine de yollama yapılmamıştır. Hal böyle olunca, sorumluluk sözleşmelerinden doğan talep haklarının sigortacıya karşı ileri sürülmesinde ceza zamanaşımının uygulama yeri bulunmamaktadır. (Y. 11 HD. 05/06/2024 T. 2024/738 E. 2024/4711 K. Sayılı ilamı muhalefet şerhi) Somut olayda, iş kazasına bağlı yaralanma ile sonuçlanan olay tarihinin 07/03/2014 olduğu, 02/07/2014 tarihinde davacı sigortalıya karşı maddi-manevi tazminat davasının açıldığı, iş kazası ile ilgili olayın davacı şirket tarafından davalı sigorta şirketine  15/07/2014 tarihinde ihbar edildiği, tazminat davası devam ederken  davacı şirket tarafından davanın 19/08/2014 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbarının talep edildiği, davalı sigorta şirketinin de 05/12/2016 tarihinde ihbara karşı beyan dilekçesini sunduğu, işçi tarafından açılan tazminat davasının kesinleşme tarihinin 17/07/2017 olduğu, davacı sigortalı tarafından dava dışı işçiye 21/07/2014 tarihinde ödemenin yapıldığı, davacı sigortalı şirket tarafından yapılan ödeme nedeniyle davalı sigorta şirketi aleyhine başlatılan icra takibinin takip tarihinin 18/05/2023 olduğu anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 15/07/2014 tarihinde olayın ihbar edildiği dikkate alındığında ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonra 30/08/2014 tarihinde tazminat alacağının muaccel hale geldiği, bu tarihten 2 yıl sonrası olan 30/08/2016 tarihinde ise tazminat alacağının zamanaşımına uğradığı tespit edilmekle takip tarihi olan 18/05/2023 tarihi itibariyle davacı sigortalı şirketi talebinin zamanaşımına uğradığı tespit edilmiştir. Ödeme tarihi olan 21/07/2017 tarihi dikkate alındığında dahi takip tarihi olan 18/05/2023 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi yine dolmuştur. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/568 Esas, 2024/311 Karar sayılı ve 08/05/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e743de08229ad11","SID":"ab5bf5647c334f5d"}}