{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1338 Esas <br>KARAR NO: 2024/1451<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/06/2024<br>NUMARASI: 2023/248 Esas, 2024/394 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali  (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkili tarafından organize edilecek etkinliklerde davalının gelen misafirlere konaklama ve çeşitli hizmetler vereceğini, Covid 19'un araya girmesi nedeniyle iptal edilen  organizasyon nedeniyle ödenen 24.047,00 Euro bedelin iade edilmediğini, müvekkili şirketin 14/11/2022 tarinde davalıya cari hesabı gönderdiğini, davalının cari hesap mutabakatına itirazda bulunmadan imzalayarak davacı şirkete gönderdiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, ödeme yapmayan davalıya Antalya ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, davalının ise Üsküdar ... Noterliği'nin 09.12.2022 tarihli ... nolu ihtarnamesi ile bu tutarın avans olduğunu iddia ederek avansın 2022 yılı sonuna kadar kullanılması gerektiğini, bu tarihten sonra kullanılmayan avansın iadesinin mümkün olmadığının kendilerine bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalıya gönderdiği Antalya .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 13.12.2022 tarihli ihtarname ile bedelin avans niteliğinde olmadığını, bu yönde yazılı bir anlaşmanın olmadığını bildirerek bedelin iadesinin davalıdan talep edildiğini, davalının ise gönderdiği Üsküdar ... Noterliği'nin 29.12.2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ödeme yapmayacağını bildirmesi üzerine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E saylı dosyası ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline takibin devamına ve davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının da beyan ettiği üzere davacı ile müvekkili arasında imzalanan 26.11.2019 tarihli sözleşme konusu 28 Nisan - 6 Mayıs 2020 tarihleri arasında yapılması planlanan etkinliğin Covid-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilmediğini, yapılan görüşmeler sonucunda tarafların, iyiniyet çerçevesinde anlaşma yaparak anlaşmanın uygulanması konusunda mutabık kaldıklarını, müvekkiline muhtelif zamanlarda ödenmiş olan toplamda 111.650,00-Euro'nun 87.603,00-Euro'sunun müvekkili tarafından geri ödendiğini, bununla birlikte 24.047,00-Euro tutarındaki bakiyenin ise, 2021 yılı sonuna kadar davacı tarafından başka etkinliklerde, konaklamalarda kullanılması noktasında anlaşma sağlandığını, bu tutara ilişkin etkinlik/konaklamada kullanılması için belirlenen sürenin, daha sonra karşılıklı mutabakat ile 2022 yılı sonuna kadar uzatıldığını, bu tutarın kullanımının süre şartına bağlandığını, tutarın müvekkili tarafından nakden iade edilmeyeceğini, ileriki tarihlerde muhatap tarafından kullanılmak üzere peşinat olarak tutulacağının sabit olduğunu, müvekkili tarafından iade anlaşmasının bu şekilde yapıldığını, iade talebinin taraflar arasında varılan mutabakata aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin sulhen sona erdirildiğini, 24.047,00-Euro'nun sonraki tarihlerde davacı tarafından başka etkinliklerde kullanılmasına ilişkin yeni bir sözleşme kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan grup etkinliğine ve konaklamaya ilişkin sözleşmenin (Anlaşma Mektubu - Etkinlik Grubu) davacının edimlerini yerine getiremeyecek olması nedeniyle sona erdirildiğini, daha sonrasında tarafların ticari ilişkinin devamı için karşılıklı edimlerini belirleyerek yeni bir anlaşma sağlandığını, ilgili anlaşmanın önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olmadığını,  nitekim 26.11.2019 tarihli sözleşmenin davacı organizatörün, müvekkili oteline yönlendirdiği bir düğün etkinliği ile ilgili olduğunu, o sözleşmenin sonlandırılmasının ardından yapılan anlaşmada davacının başka etkinlikler için kullanılmak üzere müvekkili hesaplarında bir miktarın tutulmasının öngörüldüğünü, bu anlaşma doğrultusunda tarafların 24.047,00-Euro'nun 2021 yılı sonuna kadar sözde alacaklı tarafından başka etkinliklerde kullanılmak üzere, müvekkili nezdinde peşinat olarak tutulması noktasında anlaşma sağlandığını, belirtilen esaslar üzerinde yeni bir anlaşma ile mutabık kalındığını, bu hususun davacının dava dilekçesinde delil olarak belirtmiş olduğu taraflar arasındaki yazışmalarla da sabit olduğunu, yine karşılıklı mutabakat ile anlaşmanın 2022 yılı sonuna kadar uzatıldığını, tarafların söz konusu tutarın 2021 ve 2022 yıllarında kullanılmasına ilişkin anlaşması sonrası bu tutarın davacı tarafından kullanılamamasının davacının kusuru olduğunu, kullanıma yönelik taahhüt borcunun tek taraflı olarak iade hakkına dönüştürülemeyeceğini, bu nedenlerle kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının müvekkilinden iade talep edemeyeceğini, davacının takibe konu ettiği cari hesap kayıtlarının ise, sadece peşinat tutarını gösterdiğini, bu tutarın müvekkili yönünden bir nakdi iade borcu niteliğini ifade etmediğini, davacının müvekkili nezdindeki 24.047-Euro tutarındaki paranın sebepsiz olarak Müvekkili hesaplarında tutulduğunu ve iade edilmediğini iddia ettiğini, davacının bu iddialarının kabul edildiği ihtimalde sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmeden döndüğüne veya sözleşmeyi feshettiğine ilişkin usulüne uygun bir bildirimde bulunmadığını belirterek  ıslah suretiyle sunduğu cevap dilekçesindeki beyanlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında imzalanan sözleşmede, konaklama ve organizasyon edimlerinin birlikte yüklenildiği, sözleşmenin içeriği itibariyle paket tur sözleşmesi olduğu,  paket tur sözleşmesinde davacı şirketin tüketici olarak kabul edildiği, taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde (TKHK md. 3) olduğu gerekçesiyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu, 6502 Sayılı Yasanın 51. maddesine göre Tüketici Kanunun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan davanın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın taraflarının ticari şirket olduğunu, uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin paket tur sözleşmesi olmadığını, icra dosyasının dayanağının cari hesap mutabakatı olduğunu, dava konusu olayda tüketici işlemi olmadığını, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusunun temelinin konaklama/otel sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin taraflar arasındaki e-mail yazışmalarıyla tasfiye edildiğini, asıl sözleşmenin tasfiyesiyle tarafların harcama garantili kontenjan sözleşmesi konusunda mutabık kaldıklarını, tacirler arası kontenjan sözleşmesinden kaynaklandığını, otel işleten davalı ile seyahat acentesi davacının turizm sektöründe faaliyet gösteren ticari işletmelerden olduğunu, olayda paket tur sözleşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla tüketici işlemi olmadığını, uyumazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğunu, bu nedenlerle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, konaklama sözleşmesi gereğince covid nedeniyle davalı otel tarafından verilemeyen konaklama hizmeti nedeniyle davacı organizatör şirket tarafından avans olarak davalı otele verilen bedelin ödenmemesi üzerine davacının cari hesap onayına dayanarak başlattığı takibe vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davalı otel, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ile davacı organizatörün hakkı baki kalmak kaydıyla avans bedelinin 30/06/2022 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davacının bu hakkını bu tarihe kadar kullanmadığını, dolayısıyla avans bedelinin iadesinin yeni anlaşma gereğince mümkün olmadığını savunmuştur. Paket tur sözleşmesi, TKHK'nın 51.maddesinde düzenlenmiş ve \"Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir: a)Ulaştırma b)Konaklama c)Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri.\" şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki 06/11/2019 tarihli anlaşma mektubu-etkinlik grubu başlıklı sözleşmeye göre, davacı organizatörün 28/04/2020-06/05/2020 tarihleri arasındaki düğün etkinliği için rezerve konuk odasını rezerve edeceği, davalı otelin de rezerve konuk odasını organizatör davacının kullanımına sunacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin konusu konaklama hizmetidir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme, TKHK'nın 51. maddesinde düzenlenen paket tur sözleşmesi niteliğinde değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nun 4. maddesinde ticari davalar düzenlenmiştir. 4/1. fıkrada, her iki tarafında ticari işletmesi İle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda veya yasada belirtilen kanun veya düzenlemelerden kaynaklanan davaların ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Düzenleme kapsamında, TTK ‘nun 4/1-a/f de sayılan, TTK ‘da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davalardır.  Somut olayda, her iki taraf tacir olup, talep konusu her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu davanın nisbi ticari dava olduğunun kabulü ve aynı yasanın 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekecektir. Dolayısıyla nisbi ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yerinde olmamıştır.  Açıklanan nedenlerle, mahkemece, işin esasına ilişkin uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi  gerekirken,  görevsizlik kararı verilmesi doğru kabul edilemeyeceğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne ve ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-Davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜNE,2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/248 Esas, 2024/394 Karar sayılı ve 12/06/2024 tarihli kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 6-Taraf vekillerince yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/11/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"484557cc05c58124","SID":"ba878e5343547f74"}}