{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1049 <br>KARAR NO: 2024/1870<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/02/2022<br>NUMARASI: 2021/627 Esas - 2022/149 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;   davalı tarafından davacı aleyhine Malkara İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası ile bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, takip konusu bononun müvekkilinin sorumlu olduğu bölgede satılacak yem ve gübrelerin bedelinin teminatı olarak davacıdan alındığını, bononun teminat senedi niteliğinde olup davacının davalının işçisi olduğunu, davalı adına satılan gübre ve yemlerin bedeli olan 15.000 TL ‘nin alacaklı davalı ... tarafından davacıdan tahsil edildiğini, bononun 10.000 TL yönünden bedelsiz kaldığını ileri sürerek davacının 10.000 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine,  yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalının davacıdan bono nedeniyle alacaklı olduğunu, taraflar arasında işçilik ilişkisi, iş sözleşmesi bulunmadığını, takip dayanağı senedin teminat olarak alınmadığını, davacının davalıdan satın aldığı mal nedeniyle senedin tanzim edildiğini, senet nedeniyle davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini ve  inkar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.Davacı vekilince verilen replik dilekçesinde, taraflar arasındaki iş ilişkisi nedeniyle daha sonra dava açılacağını beyan ederek dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.Davalı vekilince verilen düplik dilekçesinde, davacının 07.10.2016 ve 27.04.2017 tarihlerinde takip dosyasına ödeme taahhüdünde bulunduğunu savunarak cevap dilekçesini tekrar etmiştir.Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan 12.12.2019 tarihli duruşmada  davacı asıl, senet alacaklısı ...'i tanımadığını, davalının babası ...'i tanıdığını, davalının  kendisine verdiği gübreleri sattığını, 1 yıllık çalışma ücretinin kendisine verilmediğini,kendisinin sattığı gübrelerin paralarını davacıdan habersiz gelip köyden topladığını beyan etmiş, bu beyanını Mahkememizce yapılan  16.03.2022 tarihli duruşmada tekrar etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  18/02/2022 tarih ve 2021/627 Esas - 2022/149 Karar sayılı kararında; \"....Davacı vekili, davacı aleyhine başlatılan bonoya dayalı takipte bononun teminat olarak verildiğini ve ayrıca bono nedeniyle kısmi ödeme yapıldığını iddia etmiş olup davalı vekilince davacının takipte borcu kabul ettiğini ve iddianın yerinde olmayıp davanın yersiz olduğunu savunmuştur. Davalı dava konusu bonoda lehtar konumunda olup davacı keşidecidir. Dava konusu bono kambiyo vasfında olup, senedin tanzim sebebinde talil yapan davacı, teminata ve kısmi ödemeye yönelik iddiasını , yazılı delil karşısında yazılı veya kesin delillerle ispat etmelidir. Tüm dosya kapsamı, davalı tarafça eda edilen yemin birlikte değerlendirildiğinde, iddianın yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığı,  davacı asılın dava açmadan önce takip dosyasında borcu bildiğini beyan ederek ödeme taahhüdünde bulunduğu, dosyada teminat veya kısmi ödeme iddiasına yönelik yazılı başkaca delil bulunmadığı,  davacının iddiasını ispatlayamadığı,  menfi tespit davası kapsamında verilmiş olan tedbir kararı bulunmadığı, icra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için gerekli kanuni şartların oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davanın REDDİNE, Davalı tarafın tazminat isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında verilen beyanlarda da görüleceği üzere, davalı tarafın davacıya mal satıldığı iddiasını ileri sürdüğünü, davacının ise bu iddiayı kabul etmediğini, uyuşmazlığın öncelikle bu noktada çözümlenmesi gerektiğini, Tarafların iddia ve savunmaları dikkati nazara alındığında açıkça görülerek;  davalılın ticari defterlerinin incelenmesi yasal olarak zorunluluk olduğunu, kambiyo senedinin tanzim tarihi itibari ile davalının ticari defterlerinin incelenmesini ve satış olgusunun mevcudiyetinin incelenmesini talep etmişlerse de mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, bu iddialarını yenileyerek, davalının  iddia edildiği gibi bir satış olmadığını, bu sebeple de senet ile ilgili menfi tespit davasının bu iddia açıklığa kavuşturulduktan sonra çözümlenmesi gerektiğini, maddi gerçek davalının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, yine iddia ettikleri üzere, müvekkilinin davalının çalışanı olduğunu, teminat olarak alınan bu senetten sonra, davacı taraf kullanılarak köy de satılan bu gübrelerin parasını da tanık olarak kişilerden zaten almış olduğunu, tanıklarını da bu hususta da dinletmek istediklerini, fakat mahkemece bu taleplerinin de yerinde görülmediğini, delillerin toplanmamasının hak arama hürriyetinin ihlali olduğunu ve haksız bir karar verilmesine sebebiyet verdiğini, davacının, olmayan bir borcu ödemek zorunda kaldığını ve karar neticesinde geri alma ihtimalinin de kalmadığını, İlk derece mahkemesi kararının hakkaniyete kesinlikle son derece aykırı olduğunu, çünkü ticari defterlerin kesin deliller olduğunu, buna rağmen davacının iddia ettiği satış akdinin olmadığı ticari defterlerin incelenmesi ile sübuta erecekken, bu delilin toplanmamasının kanuna ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Yeminin usul ve yasaya aykırılık içerdiğini, Davalının, yemini eda ettiği 16.02.2022 tarihli son duruşmada bononun teminat olarak verilmediğini ve bedelsiz kalmadığını iddia etmiş olduğunu, senedin teminat olarak verilip verilmediği hususu ticari defterlerin incelenmesi ile sübuta ereceğinden ve yalan yere yemin ettiğinden savcılık makamına şikayet dilekçesi de verdiğini, istinaf kararı öncesinde ceza yargılamasında bir gelişme olması halinde mahkemeye bildireceklerini, Davacının yemin teklif etme hakkı da hiçbir gerekçe gösterilmeden kısıtlandığını, talebe rağmen davalının itirazları sonrasında davalının, üzerinde malen kaydı bulunan bu bonoyu ticari defterlerine kaydedip kaydetmediği yemin metnine dahil edilmediğini ve davalıya yöneltilmediğini, İcra takip dosyasında verilen beyanların ise, haciz sırasında alınan ve baskı altında verilen beyanlar olduğunu ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Davanın reddine ilişkin, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin hukuka aykırı kararının müvekkili lehine bozulmasına ve ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine Malkara İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası ile başlatılan kambiyo takibine konu bonodan kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemi ile İİK. 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; Davalı ...'in Edirne İli, Keşan ilçesinde yem ticareti işi ile uğraşmakta olduğunu, davalının Malkara İlçesi Teteköy ve etrafındaki köylerde yem ve gübre satışlarından sorumlu olmak üzere  davalının yanında işçi olarak çalıştığını, söz konusu bononun sorumlu olduğu bölgede satılacak yem ve gübrelerin bedelinin teminatı olarak davalıya verildiğini, satılan gübre ve yemler ile ilgili gübre ve yem satın alan kişilerden yapılan tüm tahsilatlarının  düzenli olarak davalıya ödendiğini, bonoda yazılı 10.000 TL.'nin de davalı tarafından tahsil edildiğini, son olarak 5.000 TL lik yem ve gübre satışına ilişkin tahsilatın yem ve gübre satın alan kişilerden yapılamadığını, davalı tarafından bu bedelin davacı üzerine yıkılmak istendiğini, tahsil edilemeyen 5.000 TL tutarlı yem satış bedelini davalıya ödemek istememesi üzerine teminat olarak verilen bononun, 15.000 TL asıl alacak üzerinden icra takibine konu edildiğini, davalının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde de ortaya çıkacağını, senedin teminat senedi niteliğinde olup bononun 10.000 TL yönünden bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür. Davalı yan ise; Davacının davalı yanın da işçi olarak çalıştığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, işyerinin Keşan ilçe merkezinde olup davacının ise Malkara ilçesi Teteköy Mahallesinde ikâmet etmekte ve kendi işinde çalıştığını, davacının yanında hiçbir şekilde işçi olarak çalışmadığını, Malkara İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki takibe konu bononun teminat senedi olmayıp davacının satın  aldığı malın bedeli karşılığı olarak düzenlendiğini, bono bedelinin tahsil edildiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, Malkara İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsil edilen miktar ve bakiye dosya alacağının belli olduğunu, kambiyo senedine dayalı alacağa karşı açılacak menfi tespit davasındaki iddiaların kambiyo senedi niteliğindeki delille ispat edilmesi gerektiğini, davacının “tanık beyanı, keşif, bilirkişi beyanı, ticari defter gibi ve sair” delillere dayanmasını kabul etmediğini, bononun ödeme amacıyla verildiğinin bonoda yer alan \" malen\" kaydı ile ortaya konduğunu, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu savunmuştur. Dava ve takip konusu bono incelendiğinde, lehdarın davalı, keşidecinin davacı olduğu, tanzim tarihinin 02/05/2016,ödeme gününün 27/05/2016 olduğu,  tanzim yerinin Malkara, bedelin 15.000,00-TL olduğu, bononun ön yüzünde bedelin '' malen ahzolunduğu''  ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Davaya konu icra takibi ile, davalı alacaklı tarafından davacı borçludan bonoya dayalı olarak 15.000,00 TL. Asıl alacak, 78,75 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 15.078,75 TL. Alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça 13/02/2017 tarihinde istinafa konu menfi tespit davası açıldıktan sonra davacı borçlu ile davalı alacaklı vekilinin icra müdürlüğüne giderek davacının 27/04/2017 tarihli taahhütte bulunduğu, davalı alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne verilen 27/04/2017 tarihli dilekçe ile, davacı borçlunun haricen 6.500,00 TL. Tahsilat yapıldığı, 04/12/2017 tarihli dilekçe ile de, davacı borçludan haricen 9.000,00 TL. Tahsilat yapıldığının belirtildiği görülmüştür.Davacı vekili tarafından yargılama sırasında verilen beyan dilekçesinde; Müvekkilinin, icra takibi sırasında alacaklı tarafın icra dairesi vasıtası ile almış olduğu taahhütler ve Malkara İcra Ceza Mahkemesince 2016/65 Esas ve 2017/47 Esas sayılı dosyaları ile verilen 3 ay hapisle tazyik kararları sonrasında ve cebri icra tehdidi altında, takip kesinleştikten sonra borcu alacaklı tarafa borcu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin alacaklı tarafa haricen 27.04 2017 tarihinde 6.900,00 TL, 21.11.2017 tarihinde 9.000,00 TL ve son olarak Malkara İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 4.200,00 TL. ödeme sureti ile toplam 20.100,00 TL ödeme yaptığını, dosyanın 27.11.2017 tarihi itibari ile kalan borcu Malkara İcra Müdürlüğünce yapılan kapak hesabında görüleceği üzere 20.172.27 TL. Olduğunu, dolayısı ile dosya borcuna mahsuben ödenen bu miktarlar sebebi ile davanın istirdat davası olarak devamı gerekeceğini beyan etmiştir. Davacı tarafından dava konusu bono ile ilgili ileri sürülen ilk iddia bononun teminat bonosu olduğu, ikinci iddia ise bononun bedelsiz kaldığı yönünde olup delil olarak da ticari defterler, bilirkişi incelemesi, tanık ve yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece 29/04/2021 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı gereğince; Davacı vekilinin ticari defterlerin incelenme talebinin ve tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği, 2 nolu ara kararı ile de; Davacı vekiline yeminin hangi hususlarda olduğunu açıklanması için iki haftalık süre verilmesine, karar verildiği,16/02/2022 tarihli duruşmada davalının yemini eda ettiği ve mahkemece aynı tarihli duruşmada istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı tarafın ticari defterlerin incelenmesi ve tanıklarının dinletilmesi talebini ret etmiş ise de gerek ara karada gerekse gerekçeli kararda hangi gerekçe ile ret edildiğinin gerekçesinin yazılmadığı ve davacı tarafın bu hususu istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü görülmüştür. HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında, Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerinde ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. Somut olayda, davacının, iddiasını ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında aşamalı bir ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davacı senet metnini talil etmiş olmakla evvel emirde, senedin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da sorumlu olduğu bölgede satılacak yem ve gübrelerin bedelinin teminatı olarak davalıya verildiğini, daha sonra da senedin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altındadır. Öyleyse, davacının iddiasını ispat için, davada taraflara ait ticari defterlere dayanması hukuken kabul edilebilir olmakla birlikte, ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesi isabetli olmadığı gibi, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece verilecek hükmün, davacı ile davalı arasındaki ticari/iş ilişkisine ilişkin tespitler barındıracak olmasına ve  senetten doğan haklarını da etkileyecek bulunmasına göre, mahkemece, davacının senedin teminat amacıyla verildiği ve ödeme yapılarak bedelsiz kaldığı iddiasının ispatı için dayandığı diğer delilleri ile birlikte tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme ile yapılarak bilirkişi raporu alındıktan sonra dava tarihinden sonra davacı tarafça icra takip dosyasına verilen taahhüdün ve beyanların ise, haciz sırasında baskı altında verilen beyan olup olmadığının da değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirmeye dayalı davacı tarafın delilleri toplanmadan yemin delilinin hatılatılarak davalı tarafa yeminin eda ettirilip karar verilmesi isabetli olmamış,  davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1906 Esas - 2022/6293 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.) Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  18/02/2022 tarih ve 2021/627 Esas - 2022/149 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d45d95ddefae7cca","SID":"a56a73fe7069755f"}}