{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/689 Esas<br>KARAR NO:2024/1906<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2021/10 E. - 2021/221 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, SMK’nun 6/6. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Marka Hukuku’nda kabul edilen genel ilkeye göre; bir markayı ilk defa kullanan ve ona ayırt edicilik niteliğini kazandıran kişinin “gerçek hak sahibi” olduğunu, bir markayı ilk defa düşünen ve mal veya hizmet üzerinde kullanan kişinin onun gerçek sahibi olduğunu, diğer bir ifadeyle “yaratma” ile marka hakkının doğduğunu, “markanın kullanılması” ile markanın ayırt edici ve tanıtıcı niteliğinin arttığını, belirgin hale geldiğini, Mülga 556 sayılı KHK’nın 8/3 üncü maddesinin ve yeni SMK’nın 6. ve 7. maddelerinin marka korumasının tescille kazanılacağı kuralının istisnasını düzenlediklerini, buna göre; tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin; bu markanın veya işaretin bir başka kişi adına tesciline, itiraz etmek suretiyle engel olabildiğini, bunun için; markanın tescili konusunda yapılan başvuru tarihinden veya başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması ile bu hakkın, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama imkanı sağlaması gerektiğini, görüldüğü üzere; 556 sayılı KHK’de,  marka korunmasının kazanılması hususunda “...”nin mutlak olarak kullanılmadığı, “ilk kullanım sistemi” ne de yer verildiğini, davacının “...” markasını, eskiye dayalı kullandığının ekte de yer alan domain başvurusunda sabit olduğunu, markanın tescil edilmesi nedeniyle hükümsüzlük davası açma hakkının bulunduğunu, “...” markasının davacı tarafından yaratılıp, uzun yıllardır yapılan emek ve kaynak harcamaları sonucunda piyasada tercih edilen, meşhur bir marka haline geldiğini, davacının 04.10.2013 tarihinden itibaren “...” markasını kullanıp, kurumsal domain uzantısına sahip olduğunu, büyük emek sarf ederek ortaya çıkardığı markayı, büyüttüğünü, geliştirdiğini ve tercih edilen bir web sitesi haline getirdiğini, yargı kararlarına göre bir marka üzerindeki öncelik hakkının o markayı ihdas ve imal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğunu ve buna gerçek hak sahibi denildiğinin kabul edildiğini, “...” markasını piyasada maruf hale getirmesi ve bu durumun ötesinde, hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru tarihinden çok önce piyasada aktif faaliyet göstermesi sebebiyle davacının, “...”  markasının gerçek hak sahibi olduğunu ve korunması gereken üstün bir hakkının mevcut olduğunu, davalının SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetli olduğunu, SMK’nın 6/9 maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğinin düzenlendiğini, davacının uzun uğraşlar sonucu, yıllar süren emekleri doğrultusunda geliştirip, yarattığı markanın, belirli bir kitlesi olan ve ilgili sektörde tanınan, popüler bir web sitesi haline geldiğini, Google arama motoruna “...” yazıldığı takdirde, hızlı açılması ve mobil uyumlu olmasının yanı sıra, zengin içeriği ve ziyaretçi sayısı gibi etkenler sebebiyle ilk sıralamada yer alan, günlük takribi 80 bin kullanıcı tarafından ziyaret edilen ve Türkiye’de sıralama olarak ilk 400’de yer alan ve yer sağlayıcı olarak hizmet veren bir web sitesi olduğunu, davacının sektörde tanınırlığa sahip olması neticesinde, bu markanın tanınırlığından faydalanmak isteyen davalının, markanın tescil edilmemesini fırsat bilerek, markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, kaldı ki; marka hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde davacı tarafından önceki kullanıma dayalı “...” markasının, davalı tarafından tescil ettirilmesinin, markanın çekici gücünden yararlanmak ve kullanıcıların dikkatini çekme arzusunu gösterdiğini, bu durumun “...” markasının çekici gücünü ve ayırt edici niteliğini zayıflattığının kabul edilmesi gerektiğini, TMK’nun 2. maddesi uyarınca herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymasının zorunlu olduğunu, davalının, davacının gerçek hak sahibi olduğu markayı tescil ettirmesinin, TTK kapsamında düzenlenen basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünden öte, daha kapsamlı olan ve bu hükmün temelini teşkil eden TMK’nın ilgili maddesine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle haksız rekabetin meydana geldiğini, TTK’nun 57. maddesinde objektif iyiniyet kurallarına aykırı davranışların neler olduğu bentler sayıldığını, maddenin 5.bendinde; “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklinde belirlenen eylemlerin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun belirtildiğini, uygulamada haksız rekabetin en çok rastlanan şeklinin iltibasa yol açmak suretiyle başkalarının emek ve masrafıyla elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak olduğunu, iltibasın varlığı için, genel olarak normal ve orta seviyedeki bir alıcının piyasaya sürülmüş ürün/hizmeti alırken aldanıp aldanmayacağının tespitinin gerektiğini, diğer taraftan, haksız rekabet için iltibas tehlikesinin bulunmasının yeterli kabul edildiğini, müvekkilinin bu nedenle manevi zarara uğradığını, ... adının davacının kurumsal domain uzantısı olduğunu, 556 sayılı KHK 8/3 ve SMK’nın 6. ve 7. maddeleri hükmü çerçevesinde alan adlarının da “ticaret sırasında kullanılan diğer işaretler” arasında olduğunu, dolayısıyla, davaya konu markanın, davalı adına tescilinin devam etmesi halinde, davacının markasının zedelenebileceği gibi, alan adının da zarar göreceğini ve bu durumun, Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı KHK, SMK ve Medeni Kanun’da düzenlenen iyi niyet kuralları ile, Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet kurallarına aykırı olacağını belirterek, dava konusu ... kod numarası ile davalı taraf adına tescili bulunan “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 30.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, davanın kabul edilmesi halinde,  mahkeme ilamının Türkiye’de tirajı en yüksek 3 gazetede yayın ve ilanına, masrafların davalı yandan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16/04/2020 tarihinde ...başvuru numarası ile \"...\"markasının tescili için TPMK'ya başvurduğunu, başvurunun ön araştırma aşamasından geçtiğini ve uzman benzerlik araştırması sürecine alındığını, bu süreçte de yapılan araştırmalarda herhangi bir benzerlik durumuyla karşılaşılmadığını ve başvurunun 27/05/2020 tarihinde yayınlandığını, müvekkilinin marka tescil talebine 2 aylık ilan sürecinde itiraz edilmediğini ve \"...\" markasının 09/12/2020 tarihinde tescil edildiğini, 556 sayılı KHK'nın yürürlükten kalktığını ve buna dayalı taleplerin reddi gerektiğini, davacının \"...\" ismi üzerinde kişi ismi, telif veya fikri mülkiyet hakkı bulunmadığını, davacının marka tescilinde fotoğraf kullanılmadığını, davacının \"...\" isminde bir ticaret unvanı da bulunmadığını, SMK'nun 6/6. Maddesindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını,  davacının markanın tescilinden önce markayı kullanarak hak elde etmediğini, üstün bir hakkının bulunmadığını, davacının \"sağlamindir\" markasını korsan bilgisayar oyunlarının ve programlarının indirilmesi için kullandığını, SMK'nun 6/3 ve 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesinin düzenlenmesinin şartlarının oluşmadığını, davacının \"...\" ibaresi için bir tescil başvurusu veya kayıtlı tescili bulunmadığını, müvekkilinin markasının 12/09/2020 tarihinde tescil edildiğini, bu tarihten itibaren henüz 4 aylık süre geçtiğini ve geçen süre itibariyle de itibar kaybı ve haksız rekabet iddiasının bir dayanağı olmadığını, davacının tescilli bir markası bulunmadığından markaya tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluşmayacağını, ... sitesinin tanınırlığı ve bilinirliği olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir zarara uğramadığını ve uğradığını da ispat edemediğini, kötü niyet iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin marka tescilinde herhangi bir şekilde kötü niyeti bulunmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...bilişim uzmanı bilirkişi tarafından ... alan adlı internet sitesi üzerinde yapılan incelemede bu internet sitesinin alan adını tescil ettirenin ... olduğu tespit edilmişse de, \"...\" markasının tescilsiz olarak kullanıldığına dair davacı tarafça dosyaya sunulan bir kısım faturaların ve dökümü sunulan banka hesaplarının davacının da ortaklarından biri olduğu dava dışı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulmuş olan ...Şirketi'ne ait oldukları, davacı adına kesilen 22/12/2019, 15/08/2019 ve 31/03/2020 tarihli üç adet fatura örneği sunulduğu, davacıya ticari kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığından bu faturaların gerçek olup olmadıklarının da tespit edilemediği, sunulan bu delillerin davalının marka tescil başvurusundan önce davacının Türkiye'de \"...\" markasını tescilsiz olarak kullanmak suretiyle bilinir hale getirdiğini kanıtlamak için yeterli olmadığı, \"sağlamindir\" markasının ve internet sitesinin ayrı bir tüzel kişiliği olan dava dışı ... Şirketi tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, alan adının davacıya ait olmasının marka üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle hak sahibi olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, zira alan adı ile marka haklarının tamamen birbirlerinden farklı oldukları, markanın davacı tarafından Türkiye'de davalının marka tescil başvuru tarihi olan 16/04/2020 tarihinden önce tanınır hale gelecek şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, davalının markası ile davacının hak iddia ettiği \"...\" markaları benzer markalar ise de, davalının markasını kötü niyetle tecsil ettirdiğinin de ispatlanamadığı, yalnızca markaların benzer olmasının ve davacının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin davalının ortağı olduğu şirketin ticari faaliyeti kapsamında olmasının davalının kötü niyetli olduğunu kanıtlamak için yeterli olmayacağı, davacının hak iddia ettiği markanın Türkiye'de tanınır hale gelecek şekilde kullanıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -müvekkilinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, gerçek hak sahipliği ilkesi ve 6769 sayılı SMK’ nın 6/6 maddesi uyarınca da markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin “...” markasını, eskiye dayalı kullandığı ekte de yer alan domain başvurusunda sabit olduğunu,-“...” markasının müvekkilince yaratılıp, uzun yıllardır yapılan emek ve kaynak harcamaları sonucunda piyasada tercih edilen, meşhur bir marka haline geldiğini, müvekkilinin 04.10.2013 tarihinden itibaren “...” marka ismini kullanıp, kurumsal domain uzantısına sahip olduğunu, markayı, büyütmüş, geliştirmiş ve tercih edilen bir web sitesi haline getirmiş olduğunu, “...” markasını piyasada maruf hale getirmesi ve bu durumun ötesinde, hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru tarihinden çok önce piyasada aktif faaliyet göstermesi sebebiyle müvekkilinin, “...”  markasının gerçek hak sahibi olduğunu ve “korunması gereken üstün bir hakkı” mevcut olup, uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme sonucunda da ortaya çıkacağını,-6769 sayılı SMK’ nın 6/9 maddesi uyarınca davalının kötü niyetli olduğunu, Google arama motoruna “...” yazıldığı takdirde, hızlı açılması ve mobil uyumlu olmasının yanı sıra zengin içeriği ve ziyaretçi sayısı gibi etkenler sebebiyle ilk sıralamada yer alan, günlük takribi 80 bin kullanıcı tarafından ziyaret edilen ve Türkiye’de sıralama olarak ilk 400’de yer alan ve yer sağlayıcı olarak hizmet veren bir web sitesi olduğunu, “...” markasını yıllardır kullanan müvekkilinin, şüphesiz ki bu markaya ülkemizde de ciddi bir tanınmışlık ve ekonomik değer kazandırdığını, bu markanın tanınırlığından faydalanmak isteyen davalının, markanın tescil edilmemesini fırsat bilerek, müvekkilinin yıllardır aktif olarak kullanıp, faaliyet gösterdiği markayı kendi adına tescil ettirmek suretiyle kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, Davalının, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markanın ayniyete dayanan markayı tescil ettirmesi, TTK kapsamında düzenlenen basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünden öte, daha kapsamlı olan ve bu hükmün temelini teşkil eden TMK’nın ilgili maddesine aykırılık teşkil ettiğini,-Hüsniniyet kaidelerine aykırılık sebebiyle haksız rekabet meydana geldiğini, müvekkili tarafından uzun süredir aktif olarak faaliyet gösteren “...” isimli markanın, davalı tarafından “...” şeklinde, aynı isimle tescil ettirilmesi, müvekkilinin sektördeki tanınmışlığından yararlanıp, haksız menfaat sağlamaya yönelik olduğunu, yıllarca emek verdiği marka üzerinde  itibar kaybettiğini manevi zarara uğradığını Davalının, söz konusu zararının müvekkiline temini gerektiğini,-... adının müvekkilinin kurumsal domain uzantısı olup, 556 sayılı KHK 8/3 ve SMK’nın 6. Ve 7. Maddeleri hükmü çerçevesinde alan adları da hak ileri sürülebilecek “ticaret sırasında kullanılan diğer işaretler” arasında olduğunu, davaya konu markanın, davalı adına tescilinin devam etmesi halinde, müvekkilinin markası zedelenebileceği gibi, alan adı da zarar görecek ve bu durum, Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı KHK, SMK ve Medeni Kanun’da düzenlenen iyi niyet kuralları ile, Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet kurallarına aykırı olacağını,-Dosyada mübrez 24.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin öncelikli hak sahipliği ve davalının kötüniyeti  sarih bir şekilde ortaya koyulduğunu, 22. sayfasında \"...söz konusu sitenin alan adının 04 Ekim 2013 tarihinde tescil ettirildiği, tescil süresinin 04 Ekim 2023 tarihinde dolacağı, sitenin barındırıldığı firmanın \"... Ltd. ..\" olarak gösterildiği, Domain sahibinin \"...\" olduğu, iletişim bilgilerinde \"...t\" bilgisinin haricinde başka bir iletişim bilgisinin yazılı olmadığı tespit olmuştur.\" açıklamalarına yer verildiğini, \"...\" başlığının altında yer alan 2. maddedeve 26. Sayfasında  \"...Buna göre... alan adının davacı tarafından 04 Ekim 2013 tarihinde alındığı, 03.01.2014 tarihinde itibaren faaliyet gösterdiği, daha sonra ortağı ve yetkilisi olduğu ... Liman ve ... adresinde \".... Şti.\" ile 06.04.2016 tarihinden bu yana ... alan adı altında hem web sitesi alan adı hem de web sitesi içeriğinde markasal\" olarak 42. Sınıfta yer alan...hizmetler için yoğun ve sürekli olarak kullandığı, öncelikli hak sahibi olduğu tespit edilmiştir.\" açıklamalarına yer verildiğini, \"...\" başlığının altında yer alan 4. maddede ve 28. Sayfasında \"...söz konusu hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin genel anlamda halka hem de profesyonellere hitap eden hizmetler olduğu, bu durumda, karıştırılma ihtimali, yanılmaya eğilimli./yatkın olan, daha küçük dikkat düzeyine sahip tüketici kesiminin algısının dikkate alınmasının gerektiği, bu nedenle de davacı kullanımları ile davalının sonradan tescil ettirdiği \"...\" markasının ilgili tüketici kesimi nezdinde iltibasa neden olabileceği tespit edilmiştir.\" izahı ve kanaati yer aldığını, bilirkişi heyeti raporunda da sarih bir şekilde görüleceği üzere;ihtilafa konu ... markası üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu, davalının kullanımlarının iltibasa neden olabilecek düzeyde olduğu, markayı maruf hale getirenin müvekkili olduğu hususunda hiçbir şüphe yer almadığını, -Bilirkişi heyeti raporunun \"Davalının Kötüniyetli Tescil Başvurusunda Bulunduğu İddiası\" başlığının altında \"Huzurdaki davada ...davalının söz konusu hizmetleri veren/verecek olan bir kişi olduğu, bu hizmetleri verecek olan kişinin internet üzerinde yapacağı basit bir arama ile davacının web sitesi ve kullanımlarından haberdar olabileceği, olmasının bekleneceği, tarafların aynı sektörde faaliyet göstereceği hususları gözönüne alındığında davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatimizin olduğu...\" açıklamaları ile Davalının kötüniyeti aç... alan adının davacı tarafından 04 Ekim 2013 tarihinde alındığı, 03.01.2014 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiği, daha sonra ortağı ve yetkilisi olduğu ... Liman ve.. adresinde \"... Şti.\" ile 06.04.2016 tarihinden bu yana ... alan adı altında hem web sitesi alan adı hem de web sitesi içeriğinde markasal\" olarak 42. Sınıfta yer alan...hizmetler için yoğun ve sürekli olarak kullandığı, öncelikli hak sahibi olduğu,  Davacı tarafından... alan adının 2013 yılından itibaren sahibi olduğu web site içeriğinin şekil ve kelime unsuru ilere birlikte markasal olarak kullandığı, Davacının ve yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti.'nin söz konusu ibare üzerinde ilk ve gerçek hak sahibi olduğu tespitleri ile davacının kullanımları ile davalı markasının fonetik ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davacının ve yetkilisi olduğu .... Şti.'nin söz konusu \"...\" ibaresini markasal olarak 42. Sınıfta yer alan hizmetlerde kullandığı, davalı tarafında \"...\" markasının tescili için daha sonraki tarşh olan 10.04.2020 tarihinde başvuruda bulunduğu, Dava konusu ... no ile tescilli \"...\" markasının tescil kapsamındaki hizmetlerin 42. Sınıfta yer alan ...olduğu, davalının söz konusu hizmetleri veren/verecek olan bir kişi olduğu, bu hizmetleri verecek olan kişinin internet üzerinde yapacağı basit bir arama ile davacının web sitesi ve kullanımlarından haberdar olabileceği, olmasının bekleneceği, tarafların aynı sektörde faaliyet göstereceği hususları gözönüne alındığında davalının başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatimizin olduğu...\" açıklamalarında bulunulduğunu, bilirkişi raporunun davalarının haklılığını, müvekkilinin öncelikli hak sahipliğini açıkça ortaya koymaktayken yerel mahkemenin \"...markanın davacı tarafından Türkiye'de davalının marka tescil başvuru tarihi olan 16/04/2020 tarihinden önce tanınır hale gelecek şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, davalının markası ile davacının hak iddia ettiği \"sağlamindir\" markaları benzer markalar ise de, davalının markasını kötü niyetle tecsil ettirdiğinin de ispatlanamadığı...\" gerekçelerinin yasal dayanaktan yoksun ve hatalı  karar verdiğini, -Müvekkil ile ... Şti. arasında inhisari lisans sözleşmesi akdedildiğini, dilekçe ekinde sunulan inhisari lisans sözleşmesinin 4. maddesinde  \" Lisans Sözleşmesi, ...  üzerinde ki lisans verene ait olan tüm markasal hakların ve domainin, sanal ortamlarda kullanımı için geçerli olacaktır.\" hükmü yer aldığını, mezkur lisans sözleşmesi gereği .... Şti.'nin   ... markası ve alan adı üzerinde inhisari yetkisi bulunduğunu, bu yetki sebebiyle dosyaya sunulan faturaların ... Şti. adına olmasının olağan olduğunu, faturaların ... Şti. adına olmasının müvekkilinin ... üzerinde hak sahibi olmadığı anlamına gelmediğini, sunulan dekontlar ve düzenlenen faturalarda müvekkiline ait 15.08.2019, 12.12.2019 ve 31.03.2020 tarihli dekont ve faturalarda yer almakta olduğunu, yerel mahkemece bu hususun nazara alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca  yargılama sürecinde ... markası ve alan adını  müvekkilinin şahsen ve ayrıca .... Şti. tarafından kullanmasının öncelikli hak sahipliğinin tespitinde ki rolü tartışılmadığını, gerekçeli kararda mesnetsiz bir şekilde bu hususa vurgu yapıldığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının yapmış olduğu istinaf başvurusu ile yeni vakıa ve deliller sunduğunu, HMK MD. 357 uyarınca işbu istinaf başvurusunda sunulan yeni delilerin dikkate alınmayacağını, lisans sözleşmesi ve faturalar ekleyip bu belgeler uyarınca davasının kabulünü talep ettiğini, Davacı tarafından dosya içeriğine sunulan Lisans Sözleşmesi salt taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme olup kamu kurumları tarafından onaya tabi bir sözleşme olmadığından ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararından yola çıkılarak  geriye yönelik olarak sonradan  düzenlenmeye müsait bir sözleşme olduğunu,  sözleşme tarihi 01.09.2020 tarihli sözleşme olup sözleşmenin mali açıdan (vergisel yükümlülük) onaylandığını gösterir damga vergisi harcı da bulunmadığını, taraflar arasında yapılan sözde Lisans Sözleşmesi 01.09.2020 tarihli olmasına rağmen dosya içeriğine sunulan faturalar ise 08/2019, 12/2019 ve 03/2020 dönemlerine ait olup taraflar arasında düzenlenen lisans sözleşmesi tarihinden önceki dönemlere ilişkin olduğunu, dosya içeriğine sunulan faturaların e - fatura olmadığını, sonradan düzenlenmeye müsait bilgisayar ortamında düzenlenen faturalar olduğunu, Türkiye'de hukuka uygun olarak faaliyet göstermeyen, KKTC'de faaliyet gösterdiği ortaya konulan ve Türkiye'de herhangi bir sicile kayıtlı olmayan faaliyetin \"...\" uyarınca fikri ve sınai haklar yönünden korunmasının mümkün olmadığını, Dava konusu \"....net\" internet sitesindeki \"...\" kullanımının tescilden önce Türkiye'de gerçekleştiği, Türkiye'de öncelikli olarak tanındığı, tanınmış bir marka olduğu ve bilindiğine ilişkin somut bir delil ortaya konulmamış, kötü niyetin varlığı da somut olarak ortaya konulamadığını, \"....net\" internet sitesi üzerinde gerçekleştirilen bir ticari faaliyet bulunmadığını, faaliyette bulunduğu kabul edilse bile Türkiye'de bir faaliyetinin bulunmadığını, internet alan adının alınması ile sınai mülkiyet hakkı elde edilmesinin tek başına yeterli olmadığı, tanınmış ve bilinir bir marka olarak kabul edilmeyeceğini, Bilirkişi raporunda site üzerinden \"...\" programının satışının yapıldığı belirtildiğini ancak site incelendiğinde, site içeriğinde; söz konusu programa ait korsan yazılıma ait indirme linkleri verildiğini, bu linkin altında \"...\" olarak belirtilen kısımda ise programın \"...\" ve \"...\" olarak \"saglamlisans.com\" sitesine yönlendirilerek dava dışı firma  üzerinden satın alınabileceği belirtildiğini, bu durum \"....net\" sitesi üzerindeki faaliyetin yasal olduğunu göstermediğini, ....net internet sitesi incelendiğinde; siteyi işleten kişi veya kurumun belli olmadığı, bu belirsizliğin site üzerinde gerçekleştirilen faaliyetin \"yasa dışı\" olmasından kaynaklandığı görüldüğünü, site içeriğinde yer alan bütün oyun ve program linklerinin yasa dışı indirme linkleri olduğu görüldüğünü, raporun mali inceleme başlıklı bölümünde; ihtilaf konusuna kanaat oluşturabilmek adına ticari defterlerin incelendiği belirtilmiş ancak davacının sunduğu belgeler ne şekilde incelenip kanaate varıldığı belirtilmeden sonuca varıldığını, belgelerin ... Şirketine ait olduğu belirtilmiş ancak dava dışı olan bu şirketin dava konusuyla ilişkisine ilişkin bir değerlendirme yapılmadan doğrudan davacı lehine görüş bildirildiğini, sunulan kayıtlar ve banka hesap dökümleri incelendiğinde, dava dışı şirkete gelen ödemelerin ne için geldiği belirli olmadığını,  ....net web sitesi önceliğinde yapılan bir ticari işlem için gönderilip gönderilmediği anlaşılamadığını,  bu şirketin taraf sıfatı olmadığını, davacı adına yapıldığı da kabul edilemeyeceğini, gönderilen ödemelerin şirketin yaptığı herhangi bir iş için gönderilmiş olabileceğini, Banka ekstrelerinin ... şirketine ait olmasının tespiti bir kanaat oluşturmak için elverişli ve yeterli olmadığını, Defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı değerlendirilmediğini, Davacının ... ismi üzerinde kişi ismi, telif veya fikri mülkiyet hakkı olmadığını, ... isminde bir ticaret unvanı da olmadığını, web sitesi alan adına sahip olmasının herhangi bir şekilde telif veya fikri mülkiyet hakkına sahip olduğuna delil ve ispat teşkil etmediğini, davacı, ... ismini korsan bilgisayar oyun ve programlarının indirilmesine olanak sağlayan bir websitesinde kullandığını, korsan bilgisayar oyunu ve programı indirilmesi amacıyla kurulan bir websitesinin korunması gereken üstün bir hakkının olduğunun kabulü mümkün olmadığını, websitesine girilip incelendiğinde sitenin ''...'' yolu ile lisanssız olarak çalıştırılabilen oyun ve programlar içerdiği görüldüğünü,  websitesine girildiğinde ilk sırada çıkan oyunlar dahi oyun dağıtım platformlarında yüksek meblağlara satılan oyunlar olduğunu ancak sitede ücretsiz sunulduğunu, davacının sitesinin konusu ve içerdiği içerikler başlı başına hukuka aykırı olduğunu,  site üzerinden gerçekleştirilen faaliyet; korsan oyun/program indirme faaliyeti olup yasa dışı bir faaliyet olduğunu, Davacı, web sitesinde lisanssız oyunların indirilmesinin sağlandığını kabul etmekle birlikte satış yapılmadığını belirttiğini, davacının yaptığı iş zaten korsan oyun paylaşımı ve reklam alarak gelir etme amacı olduğunu, yapılan faaliyetin bir ticari itibar ve şöhret oluşturmayacağının göstergesi olduğunu, sitede gerçekleştirilen faaliyet; Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olan korsan yazılım yüklenmesine aracılık etme, haksız rekabet suçu işleme, fikri ve sınai haklara tecavüz etme suçları olduğunu, web adresinin ... üzerinden arşiv kayıtları incelendiğinde de ... ibaresinin hiçbir zaman marka niteliğinde kullanılmadığını, Davacının Türkiye'de kayıtlı bir ticari faaliyeti, Ticaret unvanı, adres, telefon vb. hiçbir bilgi bulunmadığını, haksız rekabetten bahsedilebilecek bir muhatap dahi olmadığını, müvekkilinin korsan bilgisayar oyunu ve programı piyasasında bulunma amacında olmadığını, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, yasa dışı paylaşım yapıldığından itibar kaybı iddiası gerçekliğini yitirdiğini,  davacının ....net isimli bir alan adı sahibi olduğunu iddia etmekte ve tüm taleplerini alan adı sahipliğine dayandırdığını ancak zararın kanıtlanamadığını, websitesinin içinde bulunduğu korsan oyun ve yazılım paylaşımı piyasası tanınmışlık kazandıracak bir piyasa oluşturamayacağını, Müvekkilinin ''...'' markasını tescil ettirmesi ve davacının bu isimde bir alan adına sahip olması tek başına kötü niyeti ispata elverişli olmadığını, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Dava, davalıya ait ... numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile  haksız rekabet nedeniyle manevi tazminatın tahsiline ilişkindir.  Davacı tarafça davaya konu olan \"...\" markasının davalının tescil başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak kullanıldığı ve davalının markasının kötü niyetli olarak tescil edildiği iddialarıyla hükümsüzlük talep edilmiştir.Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; davalıya ait 16/04/2020 başvuru, 09/12/2020 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markası 42. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. <br>Bilirkişi heyeti 25/10/2021 tarihli raporda; \"...\" alan adının davacı tarafından 04 Ekim 2013 tarihinde alındığı,  03/01/2014 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiği,  daha sonra  ortağı ve yetkilisi olduğu  ... Liman Ve ... adresinde “... Şirketi” ile 06/04/2016 tarihinden bu yana ... alan adı altında hem web sitesi alan adı, hem de web sitesi içeriğinde markasal olarak 42. sınıfta yer alan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, ..., bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” için  yoğun ve sürekli olarak kullandığı, öncelikli hak sahibi olduğu, davacı tarafından ...  alan adının 2013 yılından itibaren sahibi olduğu, web sitesi içeriğinde \"...\" şeklinde şekil ve kelime unsuru ile birlikte markasal olarak kullandığı, davacının ve yetkilisi/ortağı olduğu ... Şirketi’nin söz konusu ibare üzerinde ilk ve gerçek hak sahibi olduğu tespitleri ile davacının kullanımları ile davalı markasının fonetik ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacının ve yetkilisi/ortağı olduğu ... Şirketi’nin söz konusu “...” ibaresini markasal olarak 42. sınıfta yer alan hizmetlerde kullandığı, davalı tarafında “...” markasının tescili için daha sonraki tarih olan 10/04/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu, söz konusu hizmetlerin genel anlamda hem ortalama tüketici, hem de profesyonellere hitap eden hizmetler olduğu, bu durumda, karıştırılma ihtimalinde, yanılmaya daha eğilimli/yatkın olan, daha düşük dikkat düzeyine sahip tüketici kesiminin algısının dikkate alınmasının gerektiği, bu nedenle de davacı kullanımları ile davalının sonradan ... no ile tescil ettirdiği “...” markasının aynı hizmetlerde kullanılmasının ilgili tüketici kesimi nezdinde iltibasa neden olabileceği, dava konusu ... no ile tescilli “...” markasının tescil kapsamındaki hizmetlerin 42. sınıfta yer alan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” olduğu, davalının söz konusu hizmetleri veren/verecek olan bir kişi olduğu, bu hizmetleri verecek olan kişinin internet üzerinde yapacağı basit bir arama ile davacının web sitesi ve kullanımlarından haberdar olabileceği, olmasının bekleneceği, tarafların aynı sektörde faaliyet göstereceği hususları göz önüne alındığında, davalının başvurusunu kötü niyetle yaptığı kanaatinin oluştuğu, fakat bu konudaki nihai değerlendirme ve takdir hakkının Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun Marka Tescilinde mutlak ret nedenlerinin düzenlendiği, 5/1-c maddesinde; \"Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların yada hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretlerin\" marka olarak tescil edilemeyeceği, SMK 25/1 maddesinde de;  5'inci veya 6'ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği\" düzenlenmiştir.Davacı taraf marka hükümsüzlüğüne ilişkin olarak, öncelik hakkı ve kötüniyet iddialarına dayanmış olup, SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı,  marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve  piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir.Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır.Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir.Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın  tescil kapsamındaki  mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). Dosyaya sunulu WHOİS kaydı ve bilirkişi raporu içeriğinden, web sitesi alan adının davacı adına 04/10/2013 tarihinde tescil edildiği, 06/04/2016 tarihinden bu yana da  K.K.T.C. de mukim “... Şirketi” tarafından kullanıldığı, davacının şirket ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. Markanın internet sitesi, alan adı ve  içeriğinde 42. Sınıfta Bilgisayar hizmetlerinde markasal olarak kullandığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Markanın ihdas edeninin davacı olduğu, daha sonra ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete verdiği izinle kullandığı anlaşılmakla, dava dışı şirketin kullanımı markanın ihdas ve istimal edeninin davacı olduğunu değiştirmeyeceğinden Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddi kararının yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, kötü niyetli tescil ispatlanamamakla birlikte, gerçek hak sahipliğinden kaynaklanan hükümsüzlük isteminin kabulüne, manevi tazminat ve ilan talebinin reddine ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/12/2021 tarih, 2021/10 E., 2021/221 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Dava konusu ... kod numarası ile davalı taraf adına tescili bulunan “...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkinine,-Manevi tazminat talebinin  ve  mahkeme ilamının Türkiye’de tirajı en yüksek 3 gazetede yayın ve ilanına ilişkin talebin REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 427,60 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL harçtan, peşin alınan 161,80 TL'nin mahsubu  ile bakiye 265,80 TL harcın davalıdan, 427,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 3.900,00 TL bilirkişi ücreti, 71,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.098,1‬ TL'nin, davanın kısmen (%50) kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.049,05‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacının üzerinde bırakılmasına4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). Maddesine göre hükümsüzlük talebi yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 10/1-2 ve 13/(2)  maddelerine göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan  tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 69,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 290,20 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e98fc36d9a2ed7ec","SID":"9fc6adc848ad3a5d"}}