{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/661 <br>KARAR NO:2024/1950<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/11/2021<br>NUMARASI:2018/342 E. - 2021/856 K.<br>DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ... şubesine  bordro ile tevdi edilen keşidecisi 2. davalı olan bir adet 15.09.2016 vade tarihli 5.250 USD tutarındaki senetin  müvekkili şirket muhasebe yetkililerince iade talep edildiğinde  senedin bulunamadığı şube yetkililerince taraflarına bildirildiğini, buna ilişkin olarak, yetkili hamil sıfatı ile gerekli işlemlerin yapılmasını davalı bankadan Bakırköy ... Noterliği'nin 03.10.2016 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarname ile talep edildiğini, bunun üzerine davalı banka tarafından yetkili hamil sıfatı ile kambiyo senedinin zayi sebebi ile 03.10.2016 tarihinde iptal davası açıldığını, mahkemece  07.03.2017 tarihinde iptal kararı verildiğini, gerekçeli kararın 24.03.2017 tarihinde yazılmasına rağmen davalı banka tarafından dosyanın takip edilmediğini, bir sene sonra 01.02.2018 tarihinde karar tebellüğ edilerek kesinleştirildiğini, akabinde diğer davalı ile görüşerek bir kısım borcun banka tarafından tahsil edildiğini, tüm bu süreçte şube yetkililerinden defalarca telefon ve e-posta marifeti ile durumun akıbeti sorulmuş ise de  aradan geçen süreçte gerekli bilgilerin alınamadığını, son olarak davanın kesinleştirilmiş olduğu bilgisinin taraflarına iletildiğini ve 15.424,00 TL'lik bir ödemenin yapılacağını, bununla ilgili ibraname verilmesi, ibraname verilmemesi halinde müvekkiline ödeme yapılmayacağının şube tarafından bildirildiğini, davalı banka şube tarafından kaybedilen senedin 5.250 USD tutarlı olup ödemek ile yükümlü bulunan meblağın 5.250 USD olduğunu, diğer yandan senedin ödeme gününün 15.09.2016 tarihli olması noktasında vaki hata sebebi ile müvekkilinin bu bedeli elde edemediğini, bu manada ödeme gününden bu yana faiz talep etme hakkının da doğduğunu, işbu sebeple senede ait anapara olan 5.250 USD yanında, senedin ödeme gününden bu yana işleyecek olan USD döviz tevdiatlarına kamu bankalarınca uygulanacağı bildirilen azami faiz oranları üzerinden hesaplanmış olan 312,26 USD'nin de ödenmesi gerektiğini, takip tarihi itibari ile ödenmesi gereken borç 5.562,26 USD karşılığı TL olan 21.297,89 TL olmasına tağmen davalı bankanın kendilerine  15.424,00 TL ancak ödeme yapabileceğini, bunu da kendilerini ibra etmeleri halinde ödeyeceklerini bildirdiklerini, bu manada müvekkilinin kısmen de olsa parasının davalı banka tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak el konulduğu,  her iki davalının da kötüniyetli hareket ettiğini ,  tüm bu nedenlerle; ...sayılı dosyasına varit itirazın iptali ile takibin talepleri doğrultusunda devamına, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile %20'den aşağı olamamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Şubesi müşterisi davacı .... Şti. firması tarafından müvekkili bankaya tahsil için verilen 15.09.2016 vadeli, borçlusu diğer davalı ... A.Ş. olan 5.250,00 USD olan bono, yine tahsil için senet borçlusu firmaya en yakın şube olan... Şubesine gönderildiğini, ancak söz konusu senedin ...Şubesinde tüm aramalara rağmen bulunamadığını, söz konusu senedin kaybolduğuna dair ilgili şube nezdinde 30.09.2016 tarihinde tutanak tutulduğunu, akabinde taraflarınca 30.09.2016 tarihinde İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/988 Esas sayılı dosyasına kayden senet iptal davası açıldığını, senet iptal davasına ilişkin mahkeme tensip tutanağının taraflarına ve senet borçlusu diğer davalı firmaya 25.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğini ve mahkeme tarafından ilk celsede 07.03.2017 tarihinde söz konusu senedin zayi nedeniyle iptaline karar verildiğini, açıklamalarına ilişkin tüm belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, söz konusu davadan davacı tarafında haberinin bulunmadığını, işbu hususta dava açıldığı ve mahkeme ve dosya numarası davacı yana iletildiğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava konusu senedin iptali kararından hemen sonra haberi olmasına rağmen diğer davalı senet borçlusu tarafından ödeme yapılmadığını, kaldı ki senet hakkında iptal davası açıldığına dair tensip zaptının diğer davalı senet borçlusu şirkete de tebliğ edildiğini, bankalarına tahsil amacıyla verilen senetlerde senetten doğan hakların, ciro eden adına ve hesabına tahsilini sağlamak için gerekli vekalet ve yetkiyi veren bir işlem olması nedeniyle bankanın yükümlülüğünün senedin lehdar adına tahsilini teminen senedin ibrazı ve gerektiğinde protesto edilmesini sağlamaktan ibaret olup, banka nezdinde kaybolan senet hakkında iptal kararı alınarak senet alacaklısına iletildiğini, söz konusu iptal kararının, zayi edilen senedin yerine geçecek, iptal kararının hak sahibinin hakkını senet borçlusundan talep etmesine imkan vereceğini, senet alacaklısının, iptal kararına istinaden senetten kaynaklanan haklarını borçludan talep edebilecekken ve ayrıca da senet bedeli TL karşılığı olan 15.424,77 TL borçlu tarafından bankalarına depo edilmesine ve davacı tarafından TL karşılığının ödenmesinin maille kabul edilmesine rağmen, hesaptaki parayı almayarak bankalarının aleyhine icra takibi başlatmasının kötü niyetli bir davranış olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu kapsamda, senet bedelinin borçlu tarafından alacaklı tarafa ödenmek üzere müvekkili banka nezdinde bloke edildiği ve fakat alacaklı tarafın ödemeyi kabul etmediğini, dolayısıyla yapılan takibe bankalarınca sebebiyet verilmediğini, ayrıca alacaklı tarafın bu ödemeyi kabul ederek varsa fark bedeli için asıl senet borçlusuna yönelmesi gerekirken senet bedelinin ve faizinin senet borçlusu olmayan bankalarından talep edilmesinin kanunlar nazarında yerinin bulunmadığını, müvekkili banka hakkında başlatılan icra takibinin yasalara aykırı olduğunu, yukarıda da belirtildiği üzere diğer davalı tarafından senet bedelinin müvekkili bankaya 26.02.2018 tarihinde ödendiğini ve fakat davacı tarafın bu parayı almayı reddederek müvekkili banka hakkında icra takibi başlattığını, söz konusu senet bedelinin TL karşılığının müvekkili banka hesaplarında olup, davacı tarafa ödenmesinde hiçbir engel bulunmadığını, ancak buna rağmen sadece senedin tahsiline aracılık eden müvekkili banka aleyhine senet bedelinin tamamı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığını, müvekkil bankanın senet borçlusu olmadığını, senet bedelinin müvekkili bankadan icra yolu ile talep edilemeyeceğini, senet borçlusu diğer davalı tarafın dava konusu senet borcunu müvekkili bankaya 26.02.2018 tarihinde yatırdığını, senet borçlusu diğer davalı tarafın senedin varlığını ve bu senetten doğan borcu kabul ettiğinin tartışmasız olduğunu, ayrıca diğer davalı yanın senedin kaybolduğunu ve bu hususta senet iptal davası açıldığını bildiğini, buna rağmen senet bedelini davacı yana ödemeyi teklif dahi etmediğini, davacı yana ödemeyi teklif ettiyse bile taraflarına bilgi verilmediğini, senet borçlusu diğer davalının mevzuat gereği tacir olarak kabul edilmekte olup, basiretli davranarak varlığını kabul ettiği senet ve bu sebepten doğan senet borcunu senet alacaklısı tarafından ödemesi kabul edilmese bile, tevdi mahalli talep ederek, doğacak olan kur farkı ve faizin önüne geçebileceğini, diğer davalının böyle bir yola başvurmayarak, kur farkı ve faizin doğmasına sebep olduğunu, söz konusu bu kur farkı ve faizden nasıl ki müvekkili banka sorumlu değilse senet borcundan da müvekkili bankanın sorumlu olmadığını, dava konusu senedin müvekkili banka nezdinde kaybolmuş olması, söz konusu senedin ödenmesine engel olmayıp, diğer davalı tarafından tevdi mahalli yoluna başvurulmadığından kur farkı ve faiz doğmuş olup, senedin kaybolması senet borçlusu tarafından senet borcunun ödenmesine engel olmadığını, kaldı ki diğer davalı tarafından senet borcunun ödenmesi için de hiçbir çaba da gösterilmediğini, doğmuş olan kur farkı ve faizin müvekkili bankaya ödettirilmeye çalışıldığını, tüm bu nedenlerle; ... sayılı dosyasına yapmış oldukları itiraz nedeniyle açılan işbu davanın usul ve yasalara aykırı olması sebebiyle müvekkili banka açısından reddine, karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Diğer davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili evrakın kaybedilmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı ile diğer davalı banka arasındaki hukuki süreç ve görüşmelerden müvekkilinin haberdar olmadığını, keza davacı tarafından da açıkça belirtildiği üzere, müvekkiline hiçbir şekilde isnat edilebilecek bir kusur olmamasına rağmen; davacı tarafından diğer davalıya tevdi edilmiş ve diğer davalı banka tarafından kaybedilmiş bir senede istinaden müvekkiline sorumluluk yükletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin borcun tamamını ödediğini, dosya içeriğindeki evraklardan, celp edilecek kayıtlardan ve karşı taraf ikrarından da anlaşılacağı üzere müvekkili...'ın, karşı yana senet meblağının tam karşılığı olan 15.424,77 TL'yi ödediğini, dolayısıyla müvekkilinin, davacı yana herhangi bir borcunun da bulunmadığını, müvekkilinin borcun tamamını davacı yanın da kabul ettiği gibi ... Bankası A.Ş. ... sorgu numaralı makbuzunda belirtili şekilde ödediğini, zira dava dilekçesinde de davacı yanın 15.424,00 TL'lik ödemeyi kahul ettiğimiz intibar uyandırılmaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verildiğini ancak böyle bir intiba verilmeye çalışılmadığı ve zaten davacının bu ödemeyi itirazi kayıtsız kabul ettiğinin aşikar olduğunu, ayrıca anılan borcun karşıtlığı ödemeyi alan davacı yanın; bu kere hiçbir ödeme almamışçasına asıl alacağın tamamı üzerinden icra takibatına başladığını, bu durumun, tam olarak İİK m.67 uyarınca haksız ve kötü niyetli takibin vücut bulmuş hali olduğunu, davaya konu evrakın kaybedilmesinde herhangi bir kusuru olmayan ve bu kusursuzluğu da davacı tarafından kabul edilen, üzerine düşen meblağın tamamını ödeyen müvekkiline karşı yine tahsil edilmiş bir asıl alacak üzerinden başlatılan ilgili takibin kötü niyeti olduğunun aşikar olduğunu, hal böyle iken, yasanın ve hakkaniyetin tecellisi adına huzurdaki davanın reddi ve davacı yan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, İlgili senedin davalı banka tarafından, kaybolduğuna dair  30/09/2016 tarihinde tutanak tutulduğu, davacının kıymetli evrak ziyaı sebebi ile iptal davasının açılması gerektiğini ilişkin Bakırköy ... Noterliği 03/10/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamenin davalı ...bankasına tebliğ edilmeden önce, kıymetli evrak iptali davasının 03/10/2016 tarihinde İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/988E ile açıldığı, kaybolan senet hakkında iptal kararı alınarak senet alacaklısına iletildiği, senet borçlusu tarafından yatırılan senet bedelinin banka hesabında  depo edildiği, ödemenin davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle davacının Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/33D.İş, 2018/119K 25/10/2018 tarihli Değişik iş kararında bono bedelinin davacı ... adına açılacak hesaba yatırılması ve şirketin müracaatında kendisine ödenmesine karar verildiği ,bu konuda bankanın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, senetle ilgili olarak davalı ...rbankasından herhangi bir alacak talep edilemeyeceği anlaşıldığından davanın bu davalı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.Bilirkişi raporunda mali yönden yapılan hesaplamalara göre 26.02.2018 tarihinde USD kurunun 3,7941 olduğu,26.02.2018 tarihinde senet borçlusu tarafından bu senede karşılık yapılan 15.424,77 TL.lık ödemenin ödeme tarihinde kur 3,9741 üzerinden  4.065,4USD ‘ye karşılık geldiği, dava dilekçesinde davacının Türk lirası üzerinden ödemeyi fiili ödeme günündeki kur üzerinden hesaplanmak suretiyle istediği anlaşılmaktadır.3095 sayılı Kanun Faiz ve Temerrüt Faiizne İlişkin Kanun'un (“3095 sayılı Kanun”) 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faiz kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faiiznde, devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının esas alınacağı düzenleme altına alınmıştır. Bu kapsamda, TBK madde 99 uyarınca, alacaklının seçmlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde kullandığı hallerde, talep konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirleceğinden, alacağa 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiilen ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilecektr. Yabancı para alacağının vade tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle talep edildiği hallerde se 3095 sayılı Kanun’un 2. Maddesi uyarınca alacağın adî veya ticarî işten doğması ayırımına göre Türk Lirası üzerinden temerrüt faizi işletilmesi söz konusu olacaktır. Buna göre somut uyuşmazlıkta,  davalı vekilinin Bakırköy .... Noterliği 28/02/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile vade tarihindeki kur üzerinden yapılan ödemeyi kabul etmediği, davalı şirketin fiili ödeme günü 26/02/2018 tarihindeki kur yerine senedin vade tarihindeki düşük kurdan ödeme yaptığı, davacının  5.250,00USD asıl alacak ve taleple bağlılık kuralı gereğince 312,26USD işlemiş faizi bakımından alacağını ispatladığı anlaşıldığından davanın kabulü ile  alacağın likit yani belirlenebilir olması nedeniyle asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davalı ... yönünden davanın reddine, Davalı ... Şirketi yönünden davanın kabulü ile... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 5.250,00 USD asıl alacak ve 312,26 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.562,26 USD üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren döviz faizi işletilmesine, Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında ( takip tarihi 12.03.2018 tarihindeki 1 USD = 3,829 TL ) 4.020,45 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesi, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... keşide ettiği senedin vadesinde ibraz ile bedelin tahsilinin talep edilmemesinden doğacak faiz, kur farkı ve benzeri sorumluluğundan kurtulması için vade tarihinde tevdi mahalli tayini yoluna gitmesi gerekirken bu hakkını kullanmadığını uyarınca riski üzerinde tutarak ödemeyi yapmadığını, bundan tam iki sene sonra vade tarihindeki kuru esas alarak kısmi bir ödeme yaptığını, davalı banka ise hem ihtilaf doğmasına  senedi zayi ederek mahal verdiğini, senedin ziyanına  dair davanın geciktirilmesi ile ciddi bir kur farkı riskini ortaya çıkardığını, parayı müvekkile göndermeyerek keşide edilen ihtara, hem icra takibine, davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, dava açıldıktan sonra ortada dava yokmuş gibi tevdi mahalline senet bedelini uhdesinde tutmaya devam ettiğini, davalı banka kendisine tevdi edilen parayı müvekkile ödemediğini,... tarafından ödenene para halen diğer davalıda olduğunu, davalı bankanın tahsil cirosu ile ilgili senedin hamili olduğunu, senedin kaybedilmiş olduğunu, ve bu husustan kaynaklı bir zararın doğmuş olduğunu, hukuka aykırı fiil ile başkasının zararına sebebiyet verdiğini, borcun tazmininden haksız fiili işleyen failin sorumlu olacağının aşikar olduğunu, her ne suretle olursa olsun müvekkilin zararının tazmininin gerektiğini, davalılar takip tarihinde önce 28/02/2018 tarihinde keşide edilen ihtarname ile temerrüde düşürülmüş olup Mahkemenin dava tarihi itibari ile faize hükmetmesinin de hatalı olduğunu,  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/342 E. 2021/856 K. Sayılı kararının öncelikle HMK 353. Maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olduğunu yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmaması sebebi ile \"davanın kabulü ile... Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline\" şeklinde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise kararın kaldırılması ve ilk derece mahkemesine yeniden yargılama yapılmak üzere iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Davacı .... Şti. firması tarafından müvekkil bankaya tahsili için verilen 15/09/2016 vadeli, borçlusu diğer davalı .... A.ş. olan 5.250,00 USD olan bono, yine tahsil için senet borçlusu firmaya en yakın şube olan ... şubesinde gönderilmiş, ancak söz konusu senet ... Şubesinin tüm aramalara rağmen bulunamadığını, söz konusu senedin kaybolduğuna dair ilgili şubesi nezdinde 30/09/2016 tarihinde tutanak tutulduğunu, tarafça dosyasına kayden senet iptale davası açıldığını, senet iptal davasına ilişkin mahkeme tensip tutanağı tarafça ve senet borçlusu diğer davalı firmaya 25/10/2016 tarihinde tebliğ edildiğini ve mahkeme tarafından ilk celsede 07/03/2017 tarihinde söz konusu senedin zayi nedeniyle iptaline karar verildiğini, davadan davacının da haberi olduğunu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava konusu senedin iptali kararından sonra haberi olmasına rağmen diğer davalı senet borçlusu tarafından ödeme yapılmadığını, bankaya tahsil amacıyla verilen senetlerde senetten doğan hakların ciro eden adına ve hesabına tahsilini sağlamak için gerekli vekalet ve yetkiyi veren bir işlem olması nedeniyle bankanın yükümlülüğünün senedin lehdar adına tahsilini teminen senedin ibrazı ve gerektiğinde protesto edilmesini sağlamaktan ibaret olduğunu, banka nezdinde kaybolan senet in hakkında iptal akarı alınarak senet alacaklısına iletildiğini, iptal kararı zayi edilen senedin yerine geçecek iptal kararı hak sahibinin hakkını senet borçlusundan talep etmesine imkan vereceğini, senet alacaklısı, iptale kararına istinaden senetten kaynaklanan haklarını borçludan talep edebilecekken ve ayrıca da senet bedeli TL karşılığı olan  15.424,77 TL borçlu tarafından bankaya depo edilmesine ve davacı tarafın TL karşılığının ödenmesinin maille kabul edilmesine rağmen, hesaptaki parayı almayarak bankamız aleyhine icra takibe başlatılmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, senet bedeli borçlu tarafından alacaklı tarafa ödenmek üzere müvekkil banka nezdinde bloke edildiğini, fakat alacaklı taraf ödemeyi kabul etmediğini ve yapılan takibe bankaca sebebiyet verilmediğini, alacaklı taraf ödemeyi kabul ederek varsa fark bedel için asıl senet borçlusu olmayan bankaya talep edilmesinin kanunlar nazarında yeri bulunmadığını, bu nedenle müvekkil banka hakkında başlatılan icra takibinin yasalara aykırı olduğunu, davalı senet borçlusu tarafından müvekkil bankaya yatırlan 15.424,77 TL'nin davacı tarafından tahsil edilmemesi sebebi ile Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/33 D. İş dosyasının 25.10/2018 tarihli kararı gereği ....A.O ... şubesi tarafından davacının tevdii mahalli hesabına  15.424,77 TL tarafca aktarılmış davacı bu parayı almaktan yine imtina ettiğini, davalı tarafından senet bedeli müvekkil bankaya 26/02/2018 tarihinde ödenmiş ve fakat davacı taraf bu parayı almayı  reddederek müvekkil  banka hakkında icra takibi başlattığını, senet bedelinin TL karşılığı müvekkil banka hesaplarında olup, davacı tarafa ödenmesinde hiçbir engel bulunmadığını, senedin tahsiline aracılık eden müvekkil banka aleyhine senet bedelinin tamamı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkil banka senet borçlusu olmadığını, senet bedeli müvekkil Bankadan icra yolu ile talep edilemeyeceğini, davalı taraf dava konusu senet borcunu müvekkil  bankaya 26/02/2018 tarihinden, icra takibinden önce yatırdığını, senet borçlusu davalı taraf senedin varlığını bu senetten doğan borcu kabul  ettiğini, davalı tarafın senedin kaybolduğunu ve bu hususta senet iptal davası açıldığını, senet bedelini davacı tarafa ödemeyi teklif dahi etmediğini, davacı yan ödemeyi teklif ettiğini, fakat tarafa bilgi vermediğini, senet borçlusu davalı mevzuat gereği tacir olarak kabul edildiğini, davalının kur farkı ve faizin doğmasına sebep olduğunu, faizin nasıl ki müvekkil banka sorumlu değil ise senet borcundan da müvekkil banka sorumlu olmayacağını, diğer davalı tarafından senet borcunun ödenmesi için de hiç bir çaba da gösterilmediğini,  kur farkı ve faiz müvekkil bankaya ödettirilmeye çalışıldığını,  davacının tüm taleplerinin reddi ile yerel mahkemenin kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır.... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine 5.250 USD asıl alacak, 312,26 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.562,26 USD alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı, bankaya tahsil için verilen senedin banka tarafından kaybedildiği, senedin USD üzerinden olması nedeniyle fiili ödeme günündeki USD kuru üzerinden Türk Lirası üzerinden ödenmesini talep etmektedir.Davacı vekilinin Bakırköy ... Noterliği 03/10/2016 tarihli ... yevmiye nolu  davalı ...banka karşı düzenlediği ihtarname ile  kıymetli evrak ziyaı sebebi ile iptal davasının açılması gerektiğinin  ihtar edildiği, ihtarnamenin 05/10/2016 tarihinde davalı bankanın daimi çalışanına tebliğ edildiği, kıymetli evrak iptali davasının İstanbul 12 ATM 2016/988 Esas sayılı dosyasında  03/10/2016 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili  Bakırköy.... Noterliği 28/02/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı ... bankası ve diğer davalı ... Aş. Ne karşı düzenlediği ihtarname ile  ... Şubesine teslim edilen ve  şube tarafından kaybedilerek zayi edilmiş olan 5.250,00USD bedelli senedin bedelinin ve ödeme gününden itibaren işlemiş 312,26USD faizi ile birlikte ödenmesi ihtar edilmiştir.Mahkemece davalı banka yönünden davanın reddine diğer davalı yönünden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiş olup iş bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu için bu yönden değerlendirme yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda,Senet borçlusu davalı .... A.Ş. tarafından da 26.02.2018 tarihinde dava konusu 15.09.2016 vadeli 5.250,00 USD senede karşılık 15.424,77 TL EFT yapıldığı, EFT tarihi 26.02.2018 tarihinde USD kurunun 3,7941 olduğu, 26.02.2018 tarihinde senet borçlusu tarafından bu senede karşılık yapılan 15.424,77 TL.lık ödemenin ödeme tarihinde kur 3,9741 üzerinden USD karşılığının 4.065,46 USD olduğu  belirtilmiştir.Somut olayda takibin dayanağını teşkil eden bononun davalı bankaya tahsil için verildiği davalı bankanın uhdesinde iken zayi olduğu keşideci tarafından senedin aslı gelmeden ödeme yapılmak istenmediği, banka tarafından açılan zayi nedeni ile iptal davasının görüldüğü  İstanbul 12. ATM nin 07/03/2017 gün  2016/988 E 2017/167K sayılı kararı ile senedin zayi nedeni ile  iptaline karar verildiği iş bu kararın 02/02/2018 tarihinde kesinleştiği, davalı şirket tarafından davacının banka hesabına  26/02/2018 tarihinde 15.424,77 TL  ödeme yapıldığı sabittir. Davalılardan Bankaya  tahsil amacıyla verilen senetlerde senetten doğan hakların ciro eden adına ve hesabına tahsilini sağlamak için gerekli vekalet ve yetkiyi veren bir işlem olması nedeniyle Bankanın yükümlülüğünün senedin lehdar adına tahsilini teminen senedin ibrazı ve gerektiğinde protesto edilmesini sağlamaktan ibaret olduğu banka tarafından zayi nedeni ile iptali davası açıldığı açıldığı anlaşılmakla davalı bankanın sorumlu olmadığı anlaşılmakla banka yönünden davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih ve 2018/342 E. 2021/856 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan  80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8693164720d89935","SID":"aecd8d9b3a22f6ab"}}