{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/599 Esas<br>KARAR NO:2024/1943<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:06/07/2021<br>NUMARASI:2019/353 E. - 2021/227 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının merhum Prof. Dr. ...'nin yazarı olduğu ve tüm mali hakları müvekkillerine ait olan \"Türk Dil Bilgisi\" isimli eseri müvekkillerinden habersiz ve izin almadan, taraflar arasında sözleşme olmadan, kötü niyetli, haksız ve hukuk dışı olacak şekilde eseri bastığını, çoğaltıp piyasaya sürdüğünü, eserin davalı tarafından 50,00 TL'ye satışa sunulduğunu, eserin davalı tarafından kaç adet basıldığının, eser için kaç adet bandrol alındığının bilinmediğini, ayrıca eserin matbaa aşamasında kaç adet basıldığının da bilinmediğini, davalının bu eyleminin müvekkilinin eser üzerindeki mali haklarına ve manevi haklarına halel getirdiğini, eserin müvekkillerinden izin alınmadan ve habersiz olarak yayınlanmasının müvekkillerinin büyük üzüntü duyduğunu, manen çökmüş olduklarından bahisle; öncelikle devam eden tecavüzün ref'i ve muhtemel tecavüzün men'ine, haksız ve hukuka aykırı olarak çoğaltılmış eserin satışının durdurulması, mevcutların toplatılması, yeni basım yapılmasının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafından müvekkillerin yasal hakları ihlal edilmek suretiyle, basılan eserin adedi, bedeli ve emsal rayiç telif oranı dikkate alınarak H.M.K.107. maddesi gereğince müvekkillerin uğradığı maddi zararın tespitine,  her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak üzere FSEK 68.md. gereğince müvekkillerin uğradığı zararın en az 3 (üç) katı tutarında olacak şekilde ve FSEK 70/3. Md. gereğince hukuka aykırı olarak davalı tarafça elde edilen kar tutarının H.M.K.'nun 107 md. gereğince şimdilik 1.000.-TL maddi tazminatın davalı taraftan eserin ilk yayın tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, üç mirasçı için olacak şekilde toplam 30.000-TL manevi tazminatın eserin ilk yayını tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ...'in müvekkili firmada ortaklığı bulunan bir kişi olduğunu, dava konusu eserinden başkaca eserlerinin de müvekkili yayın evinden çıkmış ve bazılarının halen yayımlandığını, müvekkilinin bu yayınları yaparken telif sözleşmeleri akdettiğini ve bu sözleşmeler çerçevesinde faaliyetlerini bugüne kadar yürüttüğünü ve yürütmeye devam ettiğini, dava konusu Türk Dil Bilgisi adlı esere ilişkin olarak da;  müvekkili ile ...  arasında 5.3.1981 tarihinde Sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmede  yazarın  dava konusu eserin yayın haklarını müvekkiline devrettiğini, taraflarca eserin 5. baskısından itibaren yeni baskılarının, daha önce Edebiyat Fakültesince yayınlanmış 4. baskıdan aynı basım olarak yayımlanacağının kararlaştırıldığını, yine sözleşmeye göre\"  %7  telif ücreti ödenecektir.Ödemeler, eserin yayınını takip eden ay içinde peşin ödenecektir.Takip eden baskılarda da bu şekilde uygulama yapılacaktır. Devir sözleşmesinin akdedildiği ve bu sözleşme ile esere ilişkin çoğaltma ve yayma haklarının eser sahibi tarafından müvekkil firmaya devredildiği açıkça görülmektedir. Devirle birlikte hakkın, devralanın malvarlığına intikal etmesi ve bu şekilde devredenin hakkın sahibi olma vasfını yitirmesi sebebiyle aynı hakkın ikinci defa bir başkasına devredilmesi mümkün değildir. Nitekim 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanununun 54. maddesinin birinci fıkrasında da “Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye göremez” hükmüne yer verildiğini, bu nedenle  yayın hakları müvekkile ait dava konusu eserin yayın haklarının mirasçılar tarafından başkasına devrinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin bugüne kadar 1981 tarihli Sözleşmeye göre uygulama yaptığını, bu uygulama gereği eserin yeni baskılarını gerçekleştirdikçe eser sahibi hayattayken kendisine, vefattan sonra da mirasçıların banka hesaplarına ödemeler yaptığını, yapılan son baskı üzerine mirasçıların kendilerine yapılan ödemeyi reddettiklerini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi habersiz, izinsiz ve kötü niyetli yapılan bir baskı olmadığını tam aksine, haberli, izinli, iyiniyetli ve hukuka uygun baskılar olduğunu, davacıların dava konusu kitabın müvekkili yayınevinden değil, rakip firma olan ... Yayınlarından çıkmasını istediklerini,  dava dışı ...  Yayınları ile davacı olan mirasçılar bir anlaşma yaparak dava konusu kitabın baskısında anlaştıklarını, baskıyı gerçekleştiren ... Yayınları'nın, eseri yayımlayabilmek için bandrol müracaatı  yaptığını, bunu farkeden  müvekkilinin  Kültür ve Turizm Bakanlığına yazı yazarak dava konusu eserin mali haklarının kendisinde olduğunu beyan ederek bandrol verilmemesini talep ettiğini, bunun üzerine  dava dışı Alfa Yayınlarına bandrol verilmediğini ve  eserin piyasaya çıkarılmadığını beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, birbirleri ile uyumlu, mahkememizce de hükme esas alınan her iki bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde 1981 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalının basım ve yayım haklarının devam ettiği anlaşıldığından somut olayda tecavüz şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmekle davanın reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının  27.01.2021 tarihli Bilirkişi Raporundaki tüm tespit ve değerlendirmeleri bire bir olacak şekilde yani kopyala yapıştır ile kendisine gerekçe yapıldığını rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemenin  kararına dayanak yapılan 5.3.1981 tarihli sözleşmenin  sadece 5. Baskı için akdedildiğini,  davalı taraf 5.3.1981 tarihli sözleşmeye dayanarak  5. Baskıyı 1981 yılında , 6. Baskıyı 2019 yılında 7. Baskıyı 2020 yılında yapmış gibi hukuk dışı ve hayatın olağan akışına uygun olmayan iddialarda bulunduğunu, kabul anlamında olmamak üzere; davalı tarafın iddiasına dayanak yaptığı 5.3.1981 tarihli sözleşmenin ıslak imzalı orijinal asıl olduğu, sözleşmedeki imzanın  merhum yazarın imzası olduğu ve sözleşmenin geçerli olduğu bir an için kabul edilse dahi  iş bu sözleşme sadece bir baskılık olacak şekilde 5. Baskı için akdedilmiş olup bundan sonraki baskılar için akdedilmediğini,  dayanak yapılan sözleşmede kitabın kaç baskı yapılacağı, her baskıda kitabın kaç adet basılacağı somut, açık ve net olmayıp belirli olmadığını, bu nedenlerle davalı taraf ve dolayısı ile Sayın Mahkeme kararına dayanak yapılan 5.3.1981 tarihli sözleşmenin  F.S.E.K. ve T.B.K. uygun olmayıp geçerli olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmenin geçerli olduğu kabul edildiği takdirde sadece 5. Baskı için akdedildiğini davalı tarafça düzenlenmiş ve  ...'e sunulmuş olan 1. Bandrol talep formunda kitabın \" 6. Basım\" için 20.09.2019 tarihinde 5.500 adet, 2. Bandrol talep formunda kitabın \"7. Basım\" için  için 22.10.2020 tarihinde 6.000 adet davalı tarafça bandroller alındığını. davalı tarafça 1. ve 2. Bandrol talep formlarında da açıkça beyan, kabul ve ikrar edildiği üzere davaya konu kitabın 6. ve 7. Basımı için bandrol alınmış olmasının  5.3.1981 tarihli sözleşmenin sadece bir baskı için yani 5. Baskı için akdedilmiş olduğunu açıkça teyit ettiğini,  sözleşmede hangi hakların devir edildiği açıkça ve ayrı ayrı olacak şekilde gösterilmemiş olup hangi hakkın devir edildiği açık olmadığı için F.S.E.K 52. Md. göre de sözleşme geçerli olmadığını, ayrıca bu tür sözleşmelerde uygulanabilecek olan eski B.K. 375. Maddesi ile yeni B.K. 491 md göre,  sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım yapma hakkı olduğunu, taraflar, sözleşmenin süresini veya baskı adedini kararlaştırmak zorundadırlar....\" düzenlemesine göre  de 5.3.1981 tarihli sözleşme bir baskı için akdedildiğini  zaten bu durum sözleşmede de açıkça belirtildiğini bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar bulmuş bir çok kararları bulunduğunu. ( Örneğin; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas : 2012/171, Karar : 2012/380, Tarih : 13.06.2012 kararı - Dilekçemiz ekinde dosyaya sunulmuştur - Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesi, Esas: 2004/10681, Karar : 2005/7713, Tarih : 15.07.2005 Karar - Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesi, Esas : 1975/4967, Karar : 1975/7001, Tarih : 04.12.1975 kararı gibi bir çok karar). Mahkemenin gerekçesinde,\"... davacıların, davalı  yayınevinin 1981-2019 tarihleri arasında basım yapmadığı iddiasının bu hüküm çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde dahi davacıların yasal olarak cayma hakkını  münasip sürede basım olmadığında kullanmadığı, dolayısıyla kanunda açıkça yer alan hakkı kullanmayarak bu hükümden yararlanma hakkının tekrar basım yapıldığı için kaybettikleri kanaatine ulaşılmıştır.... 1981 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalının basım ve yayım hakları devam ettiği anlaşıldığından ....\" iddiası hukukilikten uzak olduğunu,   taraflarınca keşide edilen k muhatabı davalı taraf olan  iki adet ihtarnamenin bulunduğunu davalı tarafından ihtarnameye cevap ihtarında, diğer eserlerin isimlerini , sözleşmelerin tarihlerini ayrıntılı bir şekilde izah ettiğini, ancak davaya konu “Türk Dil Bilgisi” isimli eserden ve 5.3.1981 sözleşmeden hiç bahsetmediğini, davalı tarafın 5.3.1981 tarihli sözleşmenin bir baskılık olduğu için son bulduğunu, geçersiz olduğunu bildiğini ve kabul ettiğini, keşide ettikleri  ihtarnamede davalı taraftan tüm eserlere ait stok durumu, telif tahakkuku ve ödemesi durumu, bandrol bilgisi talep edilmişken bu bilgilerin taraflarına verilmediğini, iki adet  ihtarnamede  de görüleceği üzere Merhum Prof. Dr. ... tarafından kaleme alınmış olan tüm kitaplar ile alakalı tüm sözleşmelerin son bulmuş olduğunu, sözleşmelerin geçerli olmadığı, tüm telif hakları müvekkillerde olan tüm kitapların basımının ve dağıtımının yapılmaması davalı tarafa açıkça ihtar edildiğini, bu nedenle davalı tarafça iddia edilen 5.3.1981 tarihli sözleşmede son bulmuş olduğundan geçersiz olup davalı taraf ihtarnameler tarihine kadar yani 1981 - 2019 tarihleri arası bu eseri hiç basmadığını gönderdikleri ihtarnameler ile  tüm sözleşmelerin son bulduğu, sözleşmelerin geçersiz olduğu, tüm kitapların basımının ve dağıtımının yapılmamasının açıkça davalı tarafa iki kez ihtar edildiğini bu bildirimlerin  birer cayma bildirimi olduğunu,  bu cayma bildirimleri gereği davalı taraf F.S.E.K. 58. maddesi gereği 4 hafta içinde itiraz davası açmadığını, her iki ihtarname tarihinin davalı tarafça yapılan baskıdan önce olduğunu,  iki ihtarname tarihinin   ( 01.04.2019 -  18.06.2019 )  davalı tarafın 6. basımı için bandrol alma tarihi 20.09.2019 tarihinden önce olduğunu, cayma hakkının iki ihtarname ile kullanıldığını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında da açıkça görüleceği üzere davacının davalı tarafa ihtarname keşide ettiği ve ihtarname tarihinden sonraki dönem için geçersiz olan sözleşmeye dayanarak davalı tarafın basım yapamayacağı açıkça belirtildiğini, iş  bu davaya konu eser olan “Türk Dil Bilgisi” isimli eser için Merhum Prof. Dr. ... ile .... arasında 12.07.1988 tarihli sözleşme akdedildiğini dava konusu eser 12.07.1988 tarihli sözleşme dayanak yapılarak 1988 – 2018 arasında yani 30 yıl boyunca ... tarafından basıldığını, bu durumun dosyada ve bilirkişi raporlarında da  açıkça görüldüğünü, davalı taraf madem 1981 yılında sözleşme akdedildiğini ve halen geçerli olduğunu iddia ediyor ise  1988-2018 yılları arasında yani 30 yıl boyunca dava dışı üçüncü bir kişinin davaya konu eseri basmasına neden göz yumduğunu, 1981 tarihli sözleşme olduğu iddiasında olan davalı taraf neden bunu üçüncü kişiye karşı ileri sürmediğini,  2019 yılında yani 38 yıl sonra haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak neden bu eseri bastığını, 30 yıl boyunca davaya konu eseri dava dışı üçüncü bir kişinin basmasına göz yuman davalı taraf kendisine dayanak yapmaya çalıştığı 1981 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, son bulduğunu sessizliği ve eylemsizliği ile açıkça kabul ve ikrar ettiğini, davalı tarafın iddiasına dayanak yaptığı 05.03.1981 tarihli sözleşmenin ıslak imzalı, orijinal aslının dosyaya sunulmadığını, müvekkillerinin  sözleşmenin net ve okunaklı olmadığını, sözleşmedeki imzanın merhum yazarın imzasına benzediği, ancak imzanın merhum yazara ait olmayabileceği, sözleşmenin ıslak imzalı orijinal asıl olup olmadığı  konularında ciddi tereddütleri ve şüphelerinin olduğunu sözleşmenin ıslak imzalı orijinal asıl sözleşme olup olmadığının incelemesinin yapılması gerektiğini, ancak davalı tarafından sözleşmenin aslının sunulmadığını, özellikle sözleşmenin  ıslak imzalı orijinal asıl bir sözleşme olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, ayrıca 6 ve 7. Basım için davalı tarafça düzenlenmiş olan bandrol talep formlarında sözleşme tarihi olarak 5.3.1981 değil 04.03.1981 yazıldığını, davalı tarafın basımını yaptığı kitabın ilk sayfasına göre ilk baskıyı 2019 Ekimde yapmış olmasına rağmen mahkemeyi yanıltmak için sanki daha önce de aynı eseri basmış ve gerek merhum yazara gerekse mirasçılarına ödeme yapmış gibi gerçek dışı iddialar da bulunduğunu, kabul anlamında olmamak üzere; 5.3.1981 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu kabul edildiğinde,  davaya konu eserin ilk baskısı adıyla  2019 Ekim ayında basımının yapılması hukuki olmayıp hakkın kötüye kullanılması olduğunu, belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu eseri kaleme alan ve eserin haklarını sınırsız süre ile müvekkil firmaya devredenin muharrir ... olduğunu, müvekkilin yayınevi bu yayınları yaparken telif sözlemesi yaptığını, bu sözleşme gereğince faaliyetlerini sürdürdüğünü ve yürütmeye devam edeceğini, Türk Dil Bilgisi eseri müvekkil ile rahmetli ... arasında 05/03/1981 tarihli yayın haklarını müvekkile devrettiğini, dava konusu Türk Dil Bilgisi adlı esere gelince; müvekkil ile rahmetli ... arasında 5.3.1981 tarihli yayım haklarını müvekkile devrettiğini, taraflar eserin 5. baskısından itibaren yeni sözleşme akdettiğini, devir sözleşmesinin akdedildiği ve bu sözleşme ile esere ilişkin çoğaltma ve yayma haklarının eser sahibi tarafından müvekkil firmaya devredildiği açıkça görüldüğünü,  yayım hakları müvekkile ait dava konusu eserin yayım haklarının mirasçılar tarafından başkasına devri de mümkün olmadığını, müvekkilin de bugüne kadar 1981 tarihli sözleşmeye göre uygulama yaptığını uygulama vefattan sonra gereği eserin yeni baskılarını gerçekleştirdikçe eser sahibi hayattayken kendisi de mirasçıların banka hesaplarına ödemeler yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini, taraflar arasındaki ilişki müvekkilin yazarı ... vefat edince mirasçıların hesaplarına müvekkil firma ödemeler yaptığını, fakat mirasçılar dava konusu kitabın müvekkil yayınevinden değil, rakip firma olan Alfa Yayınlarından çıkmasını istediklerini,  müvekkil dava konusu eserin basımı için, rahmetli ... ile sözleşme imzalamış ve bu isim hayattayken de taraflar arasında hiçbir ihtilaf doğmadığını, geçen yıllar boyunca esasen davacılarla da müvekkil arasında bir ihtilaf doğmadığını, taraflar arasındaki ilişki hakkında biraz daha arka plan vermek gerekirse; dava dışı ...Yayınları ile davacı olan mirasçılar bir anlaşma yaparak dava konusu kitabın baskısında anlaştıklarını, baskıyı gerçekleştiren ... Yayınları, eseri yayımlayabilmek için bandrol müracaatı yaptığını, bunu fark eden müvekkilin, Kültür ve Turizm Bakanlığına yazı yazarak dava konusu eserin mali haklarının kendisinde olduğunu beyan ederek bandrol verilmemesini talep ettiğini, bunun üzerine bakanlığın hazırladığı mütalaa nedeniyle ... Yayınlarına bandrol verilmemiş ve anılan yayınevi eseri piyasaya çıkaramadığını, bakanlığın mütalaasında eser sahibi ...'in sözleşmeyle eserin çoğaltma ve yayma haklarını sınırlama getirmeksizin yayınevine devrettiğini  devirle birlikte hakkın devralanın malvarlığına intikal etmesi ve bu şekilde devredenin hakkın sahibi olma vasfını yitirmesi sebebiyle aynı hakkın ikinci defa bir başkasına devredilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ...Yayınlarına bandrol verilmediğini,  sonuç alamayan ... Yayınları, mirasçıları tahrik ederek huzurdaki davayı açtırtığını, merhum ... müvekkil ile imzaladığı 05.03.1981 tarihli sözleşme ile dava konusu eserin tüm mali haklarını sınırsız süre ile müvekkile devrettiğini, bu sözleşme incelendiğinde, dava konusu eserin müvekkil şirkete sınırsız süre ve basım hakları ile devredildiği ve eser sahibine de buna göre birden fazla ödeme yapıldığı açıkça anlaşıldığını,  yerel mahkeme tarafından alınan kök ve ek bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, davacı tarafın alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, ek inceleme yapılmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın itirazları üzerine dosya ek rapora gittiğini, davacı itirazlarının yersiz olduğunun bilirkişi ek raporu ile de tespit edildiğini, davacının davası hukuki dayanaktan yoksu olduğunu, bu husus yerel mahkeme tarafından alınan kök ve ek bilirkişi raporu ve Yerel Mahkeme tarafından da ortaya konulduğunu, davacı taraf her ne kadar Bakırköy .... Noterliği 1.4.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ve Bakırköy .... Noterliği, 18.6.2019 tarih, .... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile cayma ihtarından bulunduğunu ifade etmişse de bu ihtarnamelerde cayma kelimesinin geçmediği gibi bu iradeyi ortaya koyacak bir kelime ya da cümle dahi bulunmadığını, ihtarlar incelendiğinde davacının yalnızca hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde müvekkil ile hak sahipleri arasında imzalanan sözleşmelerin geçersiz olduğu iddia ettiğini, davacı diğer tarafından 3. bir kişinin dava konusu eseri uzun yıllarca bastığını ancak müvekkilin ise bu duruma müdahale etmediğini dolayısıyla elindeki sözleşmenin geçersiz olduğunu bildiğini iddia ettiğini,  müvekkilin elinde halen geçerli bir mali hak devir sözleşmesi olduğunu,  hukuki dayanaktan yoksun davacı istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesi ile  davalının merhum Prof.Dr. ...'nin yazarı olduğu ve tüm mali hakları müvekkillerine ait olan \"Türk Dil Bilgisi\" isimli eseri müvekkillerinden habersiz ve izin almadan, taraflar arasında sözleşme olmadan, kötü niyetli, haksız ve hukuk dışı olacak şekilde eseri bastığını, çoğaltıp piyasaya sürdüğünü, belirterek basılan eserin adedi, bedeli ve emsal rayiç telif oranı dikkate alınarak H.M.K.107. maddesi gereğince müvekkillerin uğradığı maddi zararın tespitine,  her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak üzere FSEK 68.md. gereğince müvekkillerin uğradığı zararın en az 3 (üç) katı tutarında olacak şekilde ve FSEK 70/3. Md. gereğince hukuka aykırı olarak davalı tarafça elde edilen kar tutarının H.M.K.'nun 107 md. gereğince şimdilik 1.000.-TL maddi tazminatın davalı taraftan eserin ilk yayın tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faiz ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Uyuşmazlığa konu  05/03/1981 tarihli sözleşme fotokopisinde  (aslı yok)  davacıların murisi Prof. Dr. ...'in  hak sahibi olduğu dava konusu Türk Dilbilgisi adlı eserin mali haklarının davalı yayınevine devrine ilişkin olduğu,  sözleşme taraflarının ...  A.Ş temsilen ... ile müteveffa ... olduğu, müteveffanın tüm yayın haklarını herhangi bir sınırlama olmaksızın ... A.Ş ye devrettiği , telif ödemesinin sözleşmenin 3. Maddesi gereği “ eserin ilk yayınındaki fiyatı ile baskı sayısının çarpımı ile bulunacak rakamın yüzde 7 si olacağı, keza eserin müteakip baskılarına da aynı usulün tatbik edileceği belirtilmiştir 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 20 vd. maddeleri uyarınca çoğaltma ve yayma haklan çerçevesinde “eser sahibinin mali hakları” içerisinde yer alır. Bilindiği üzere eser sahibi, hakları üzerinde tasarruflarda bulunabilir. Fikri haklara mahsus tasarruf yöntemleri “devir veya ruhsat\" yöntemiyle gerçekleşebilir. Devir işlemi (ki bu işlem yalnızca mali haklar için söz konusudur), bir hakkı hak sahibinden süresiz ve tümüyle çıkarırken, ruhsat (sınai haklardaki ifadeyle lisans) işlemi ise geçici bir kullanım yetkisinin verilmesini içerir ki bu süre bittiğinde hak sahibi hakkının üzerinde yeniden tam yetki sahibi olur. FSEK m.58 şu hükmü içermektedir: \"Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salâhiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlâl edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.Bakırköy ... Noterliği'nin 01/04/2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamenin karşı tarafının davalı şirket ve ..., ... olduğu  ve aynı Noterliğin 18/06/2019 tarih 10320 yevmiye nolu ihtarnamelerinin davacılar tarafından davalı adına ihtar edildiği ve murislerine ait eserlerin basılmamasının  ihtaren bildirildiği görülmüştür.Davalı Üsküdar .... Noterliği'nin 05/04/2019 tarih ... yevmiye nolu ihtara  cevabında sözleşmelere istinaden basım yaptığını ileri sürmüştür.Davalı tarafından dava konusu kitabın  6.basımı Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davacılar 1981 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu geçerli olarak kabul edildiği takdirde sadece 5. Basımı  kapsadığını ileri sürmektedirler.Dosyada mevcut ... talep formlarında talep eden ... tarafından 12/07/1988, 19/07/1988 tarihli sözleşmelere istinaden, talep eden ... Tanıtım adına ... tarafından 03/10/1999,10/08/1988  tarihli sözleşmelere istinaden 2002 , 2006 tarihlerinde bandrol talebinde bulunulduğu görülmüştür.Dosyaya celp edilen  bilirkişi raporunda incelenen 3. Kişiler tarafından alınan bandroller de göz önüne alındığında sözleşme tarihinden sonra 3.kişiler tarafından kitabın basıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dosyada sözleşme aslının bulunmadığı, davacı mirasçıları vekili tarafından müvekkilleri ile yaptığı görüşmelerde iddia edilen sözleşmenin net ve okunaklı olmadığı , sözleşmedeki imzanın merhum yazarın imzasına benzediği , ancak imzanın merhum yazara ait olmayabileceğini   iddia edilen sözleşme aslının davalı tarafça mahkemeye  sunulması ve  imza incelemesi yaptırılmasını talep edilmiş olmakla,  Mahkemece öncelikle sözleşme aslının celbi sağlandıktan sonra imza incelemesi yaptırılmasına, sözleşme kapsamında hangi hakların devredilip devredilmediği hususlarının araştırılmasına karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/07/2021 tarih, 2019/353 E. 2021/227 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2aee64af2d6b21c3","SID":"02252b6549410f52"}}