{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/81 <br>KARAR NO: 2024/3016<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/10/2023<br>NUMARASI: 2023/44 E - 2023/623 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 12/11/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı (borçlu) ile müvekkili şirket arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeline ilişkin olmak üzere 1 adet fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle, Merkezi Takip Sistemi ... (esasa geçildiğinde İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... E. Olmuştur) Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun, 15/12/2022 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz etmiş olup, yapılan itiraz ile icra takibini durdurduğunu, davalı-borçlunun itirazları ve iddialarının hukuki mesnetten yoksun olup, haksız bir menfaat sağlama gayesi ile yapılmış olup reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketten olan alacağının, elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşmelerinden kaynaklandığını, borca ve icra takibine konu fatura sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiğini, söz konusu fatura bedelinin davalı tarafından halen ödenmediğini, takibe konu edilen 48.525,75-TL tutarlı olan fatura cezai şarttan (cayma bedeli) kaynaklandığını, borca ve takibe dayanak faturanın, elektrik abonelik sözleşmesinin hükümlerine göre öngörülen cezai bedele ilişkin düzenlendiğini, söz konusu fatura bedelinin davalı tarafından halen ödenmediğini, borçluya akdedilen abonelik sözleşmesi ve SKTT %10,00 tarife paketi borçların ödenmemesi sebebi ile sözleşme feshedildiğini ve sözleşme bitiş süresinden önce fesih nedeniyle cayma bedelinin 23/12/2021 tarihli faturaya yansıtıldığını, şöyle ki elektrik abonelik sözleşmesinin son sayfasında gayet net bir şekilde yer aldığı üzere, \"...sözleşmenin tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile feshedilmesi veya bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olma halinde faturaların ortalama tutarının 2(iki) katı kadar bedeli fesih cezası olarak derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.\" şeklinde hüküm altına alındığını, davalının, basiretli tacir sıfatıyla imzaladığı sözleşmenin ve SKTT %10,00 tarife paketi kullanım şartlarının ilgili hükmü ile bağlı olmasına rağmen cayma bedeli faturasını ödemeyerek itiraz ettiğini, taahhüde uyulmaması halinde de \"Cayma Bedelinin ödeneceği ve bu bedelin de nasıl hesaplanacağı seçilen ve imza edilen tarifede ve dahası sözleşmenin ilgili maddelerinde gösterilmiştir. “ davanın kabulüne, davalı-borçlunun takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketle davacı şirket arasında imzalanan abonelik sözleşmesinde “sözleşmenin bu şekilde feshinde” öngörülen bir cayma bedeli hükmü bulunmadığını, müvekkili şirketin aboneliğinin , “ödenmeyen faturalar nedeniyle” feshedilmiş , sonrasında faturalar ödenince yeniden abonelik başvurusunda bulunulduğunu, teminat istenmesi vs ile prosedürün devam ettiğini, sözleşmenin sona erme nedeninin ödenmeyen faturalar olduğunu, anılan ve resen öngörülecek sebepler ile davacının davasının reddi ile abonelik sözleşmesinde açık hüküm bulunmamasına rağmen müvekkili şirket hakkında takip yapılması nedeni ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,  davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda -Davanın KABULÜNE, İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline; takibin 48.525,75 TL asıl alacak ve 26.689,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.214,91 TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte devamına, 15.042,99 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle;Cevap dilekçesinde  de bahsettikleri  üzere ; sözleşmenin sona erme nedeninin  ödenmeyen faturalar olduğunu, sadece fatura düzenleyip tebliğ edilmesinin  o fatura içeriğinin doğruluğu ve kabulü anlamına gelmediğini, faturaya itiraz edilmemesi ile doğan karine ,Yargıtay’ın önceki kararlarında farklı değerlendirilmekte , “malın teslim edildiğine veya işin yapıldığına “karine kabul edilmekteyken , son yıllarda bu görüş değiştirilmiş ve faturaya itiraz edilmemesinin sadece içerik karinesi yaratacağı , ifa karinesi, yaratmayacağının  kabul edildiğini, diğer bir deyişle faturaya itiraz edilmemesi , fatura alacaklısının fatura konusu malı teslim/ifa ettiğini ispatlamayacağı, fatura alacaklısının , itiraz yoksa dahi malı teslim ettiğini , hizmeti ifa ettiğini ispatla mükellef olduğu,sözleşmede de “aboneye özel sözleşme koşulları başlıklı madde altında , sözleşmenin yürürülüğü –süresi ve fesih koşulları alt başlığında – abone tarafından fesih halinde bir fesih cezası öngörülmüş , ödeme koşulları başlıklı diğer alt maddede ise , ödenmeyen faturalara  gecikme zammı işletileceği ve tedarikçi’nin fesih hakkı dışında bir düzenleme bulunmadığı, Dava dilekçesinde bahsedilen  sözleşmenin abone tarafından sonlandırılmasını ve/veya herhangi bir sebeple tedarikçinin portföyünden çıkması durumlarını düzenlediğini, yani , burada etken tarafın  abone olduğu,  kendi iradesi ve insiyatifiyle , öngörülen sürede sözleşmeden caymalı , başka bir tedarikçiye gitmeli ve bu sebeple de tedarikçiyi sağlamış olduğu indirim vs ler nedeniyle zarara uğratmış olması gerektiği,  oysa , dava konusu olayda , etkenin müvekkili değil , tedarikçi şirket olduğu ve buna dair cayma bedeli düzenleyen bir madde de bulunmadığı,  fesih sebebinin  ödenmeyen faturalar olduğu, bu sebeple , cayma bedeli adı altında fatura düzenlenemeyeceği ve  talep edilemeyeceği, dava konusu olayda da ifa edilen bir hizmet karşılığı düzenlenen fatura olmadığı , sözleşmeden kaynaklı düzenlenen bir fatura olmadığının  aşikar olduğu,bu sebeplerle    kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , itirazın iptali  talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin ... MTS sayılı dosyasında ;davacı-alacaklı tarafından 23/12/2022  son ödeme tarihli  48.525,75 TL ödenmemiş elektrik faturası ve faiz toplamı 75.214,91 TL nin tahsili bakımından  ilamsız  icra takibi başlatılmış ,davalının süresi içerisinde, borcun tamamına, faize  ve tüm fer’ilerine itirazı nedeniyle takip durmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ;taraf şirketler arasında  “... Enerji Elektrik Abonelik Sözleşmesi” nin imzalanmış olduğu, Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe girdiği ve sözleşmenin 12 ay süre ile geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen abonelik sözleşmesinin 4.11 maddesinde ;sözleşmenin imzalanması ve uygulanmasından doğan yükümlülüklerin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi halinde ...  elektriği madde 5.10 uyarınca kesme veya kestirme ve sözleşmeyi madde 6.2 madde uyarınca feshetme hakkına sahiptir ,düzenlemesi bulunmaktadır. \"Abone'ye Özel Sözleşme Koşulları\" üst başlığının, 1.Sözleşmenin Yürürlüğü, Süresi ve Fesih Koşulları alt başlığında,  \"Sözleşmenin, yürürlüğe girmesinden sonraki ilk 12  ay içerisinde ABONE tarafından herhangi bir sebep ile fesih edilmesi halinde; ABONE, sözleşme başlangıç ve bitiş tarihleri arasında TEDARİKÇİ tarafından düzenlenmiş faturaların ortalama tutarının 2 (iki) katı kadar bedeli fesih cezası olarak TEDARİKÇİ'ye derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.\" düzenlemesi mevcuttur. Sözleşmenin  6.2 maddesinde \" Taraftardan birinin bu Sözleşme'nin veya Tarife Paketi'nin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde diğer taraf ve  ABONE'nin Sözleşme'nin 4.1. Maddesi kapsamında elektrik satışının başlayamaması, ABONE'nin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememiş olması, ABONE'nin ilgili Mevzuat'ın öngördüğü serbest tüketici limitinin altında kalması, ABONE'ye karşı herhangi bir kimse tarafından iflas, haciz, ihtiyati haciz, konkordato vb. yollardan yasal kovuşturmaya başlanması hallerinde ... işbu Sözleşme'yi derhal ve Sözleşmeden  doğan hakları saklı kalmak üzere haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu madde kapsamında ... tarafından bir fesih yapılması halinde, ABONE işbu fesih nedeniyle ...'ın uğradığı zarar ve ziyanı, tüm masrafları, ve ayrıca kullandığı Tarife Paketi'nde öngörülen iptal bedeli, fesih tazminatı, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlüdür. ..., bu madde kapsamında fesih halinde, her türlü zarar ve ziyanını karşılamak için avukatlık ücreti dahil tüm takip ve icra masraf, gider ve ücretleri ABONE'ye ait olmak üzere, yasal takip yollarına başvurabilecektir....'ın bu madde hükümlerine uygun olarak Sözleşme'yi feshetmesi durumunda, ABONE'nin tazminat , zarar veya ziyan talep hakkı olmayacaktır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179 ila 182 nci maddelerinde düzenlenen ceza koşulu,  borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının miktarını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. Davada uygulanması gereken TBK’nın 179 uncu maddesi; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.” hükmünü içermektedir. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya ekli ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür. Somut olayda; davacı tarafça davalının fatura ödemesi yapmadığından sözleşmenin feshedildiği belirtilerek ,sözleşme uyarınca cezai şart faturası düzenlenerek takip yapıldığı belirtilmiş olup, takibin konusunun cezai şart faturası olduğu, davalının cevap dilekçesinde sözleşmenin sona erme nedeninin  ödenmeyen faturalar olduğu beyan ve kabul edilmiştir. Buna göre ;taraflar arasında imzalanan ve yukarıda bahsedilen hükümleri uyarınca ,fatura ödemesi yapmamak suretiyle davalının sözleşmeyi ihlal ettiği , davacı şirketin bu sebeple cezai şart talep hakkının bulunduğu, yargılamada alınan bilirkişi raporu ile ; sözleşmedeki hesaplama yöntemi esas alınarak, davacının 48.525,75 TL cezai şart bedeli talep edebileceği faturada belirtilen faiz oranına göre  takip tarihine kadar işlemiş faizin  26.915,93 TL  olduğu tesbit edilmiştir. Bilirkişi raporunun sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplama içerdiği, hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu ,böylece mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla , davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar  verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 5.137,93 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.284,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.853,45‬ TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda  HMK 362/1-a  maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e497a7092d09dd9","SID":"a2c0725c43d926ed"}}