{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1737 Esas<br>KARAR NO: 2024/1813 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:  2024/450 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 11/09/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafında istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette yüzde elli hissedar olduğunu, 14/06/2024 tarihinde genel kurul toplanacağı kendilerine bildirildiği halde 06/06/2024 tarihinde genel kurulun toplandığından bahisle icranın geri bırakılması talebinde bulunmuştur.Mahkememiz 01/07/2024 tarihli tensip tutanağının 10 nolu ara kararı ile; \"Davacı vekilinin genel kurul toplantısında alınan dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebiyle ilgili olarak; Açılan davanın kapsamına göre, yürürlüğün durdurulup durdurulmayacağına Mahkememizce karar verilecektir. Mahkememizin bu takdir hakkını kullanırken, ihtiyati tedbir hakkındaki genel hüküm olan HMK'nın 389 ve devamı maddelerinden yararlanılabilir. HMK'nin 389/1. maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, düzenlemesi yer almaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde  tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Dava konusu olağan genel kurul kararları açısından ise TTK'nin 449. Maddesine göre mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Bunun yanında HMK'nın 390/3. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Mahkemenin yargılama yapmadan delilleri esastan inceleyip değerlendirmesi ve davanın sonunda verilebilecek karardan sağlanabilecek hukuki yararı, ihtiyati tedbir yoluyla baştan sağlaması beklenemez. Tüm bu bilgiler ışığında, TTK'nin 449. Maddesine göre mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebileceğinden, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'in ilgili olarak dosyaya kaydının yapılarak görüşlerini bildirmesi için tebligat çıkarılmasına, yönetim kurulu başkanına görüşlerini bildirmesi için tebligatın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde görüş bildirmekten vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına, İhtiyati tedbir talebinin bu süre geçtikten sonra değerlendirilmesine,\" karar verilmiştir. Mahkememiz tensip tutanağının 10 nolu bendi uyarınca yönetici ...'e 22/07/2024 tarihinde tebligat yapılmış ancak beyanda bulunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/09/2024 tarih ve 2024/450 Esas sayılı kararında; \"Talep, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.Mahkememiz tensip tutanağının 10 nolu ara kararı gereğince TTK 449 maddesi uyarınca davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'e görüşlerini bildirmesi için ihtaratlı tebligat çıkartılmış, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı beyanda bulunmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun İhtiyati tedbirin şartları başlıklı 389 ncu maddesi \"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\" ve İhtiyati tedbir talebi başlıklı 390 ncı maddesi \"(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükmünü düzenlemiştir.Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, icranın geri bırakılması istenilen 06.06.2024 tarihinde yapılan 2024 olağanüstü genel kurul toplantı tutanağında davacı tarafın hissedar olarak gözükmediği, bu suretle davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır. \"gerekçesi ile, ''Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, Kararın davacı vekili ve davalı şirkete tebliğine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirket, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/450 Esas sayılı dosyasından davalı şirketin 06.06.2024 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurulda alınan kararların tamamının butlanla batıl olduğunun  tespiti ve iptali ile icrasının geri bırakılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle dava açtığını, dosyadan verilen 11.09.2024 tarihli ara kararıyla; \"Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, icranın geri bırakılması istenilen 06.06.2024 tarihinde yapılan 2024 olağanüstü genel kurul toplantı tutanağında davacı tarafın hissedar olarak gözükmediğini, bu suretle davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine\"  karar verildiğini, Yerel Mahkemenin ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup, kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkeme kararında her ne kadar \"olağanüstü genel kurul toplantı tutanağında davacı tarafın hissedar olarak gözükmediği\" denilmekteyse de müvekkili şirketin, davalı şirketin hissedarı olduğu hususu tartışma konusu olmadığını, müvekkili şirket, davalı ... Üretim A.Ş.'nin tamamı nama yazılı paylarından %50'sini, Ankara ... Noterliği'nin 22.03.2022 tarih ve ... yevmiye no.lu sözleşmesiyle kurucu ortak ...'den devralmıştır. Pay devir sözleşmesi, dava dilekçemizin ekinde dosyaya sunulduğunu, İşbu düzenleme şeklinde pay devir sözleşmesi, resmi senet niteliğini haiz olduğunu, HMK'nın 204. maddesi uyarınca müvekkil şirketin davalı şirketteki hisse sahipliğini kanıtlar kesin bir delil olduğunu, Bunun yanında, dava dilekçesinde de açıkladıkları müvekkili şirketin, davalı şirketin genel kurulunun toplanması için keşide ettiği ihtarnameye cevaben davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından keşide edilen \"Olağan Genel Kurul Çağrısı\" konulu Beşiktaş ... Noterliği'nin 16.01.2024 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamesiyle \"... Şirketi'nin 2022 ve 2023 yıllarına ait olağan genel kurul toplantılarının 14.06.2024 tarihinde saat 14:00'da şirket merkezinde yapılmasına karar verildiği\" müvekkili şirkete bildirildiğini, Davalı şirket yönetim kurulu başkanının yaptığı işbu genel kurul toplantı çağrısı, yönetim kurulu kararıyla davalı şirket hisselerinin müvekkili şirkete devrinin kabul edildiğinin göstergesi olduğunu, hatta  davalı şirket de, taraflar arasındaki başka bir dava olan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/973 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde; \"şirket hisselerinin 22.03.2022 tarihinde ... A.Ş.'ye devredildiğini\" açıkça beyan ettiğini, görüleceği üzere hem davalı şirket ve hem de davalı şirketin yönetim kurulu, müvekkili şirketin davalı şirkette hissedar olduğunu kabul etmekte olduğunu, bu husus esasen taraflar arasında tartışmalı dahi olmadığını, müvekkili şirketin davalı şirkette hissedar olduğunu gösterir tüm bu deliller dosyada mevcutken Yerel Mahkemece genel kurul toplantı tutanağında müvekkil şirketin ortak gözükmediğinden bahisle tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmadığını, dava konusu genel kurul tutanağı, dava konusu hukuka aykırı genel kurul toplantısını yapan davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından tek başına tanzim ve imza edildiğini, genel kurul toplantı tutanağında; \"Tüm ortakların hazır bulunduğu ve çağrısız olarak toplanıldığı ve toplantıya ait hiçbir itirazın olmadığının tespit edildiğini, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, şirket paylarının 3.000.000.-TL toplam itibari değerinin; toplam itibari değeri 1.000-TL olan, 3.000 payı temsilen, toplam itibari değeri 3.000.000.-TL olan 3.000 payın asaleten olmak üzere toplantıda temsil edildiği\" denildiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı, müvekkili şirkete gönderdiği çağrıda genel kurul toplantısını 14.06.2024 tarihinde yapacağını belirtmiş ancak 06.06.2024 tarihinde müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan dava konusu genel kurul toplantısını yaptığını, burada da sanki müvekkil şirket, davalı şirketin %50 hissedarı olmadığını, gibi bir toplantı tutanağı düzenleyerek tescil ettirdiğini, yani bu davada tartışılan konu zaten davalı şirket yönetim kurulu başkanının sanki müvekkili şirket, davalı şirketin ortağı değilmiş gibi davranarak hileli bir genel kurul toplantısı yapması olduğunu, hal böyleyken Yerel Mahkeme ara kararında genel kurul toplantı tutanağında müvekkili şirketin hissedar gözükmediğinden bahsedilmesi anlamsız olduğunu, Davalı şirketteki %50 hissesini müvekkili şirkete devreden kişi ile müvekkili şirket sanki hiç hissedar değilmiş gibi hileli bir genel kurul toplantısı yapan kişinin aynı olduğunu, Genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka aykırılığı apaçık ortada olduğunu, dava konusu genel kurul toplantı tutanağında her ne kadar \"toplantının çağrısız yapıldığı ve tüm payların asaleten temsil edildiği\" belirtilmekteyse de bu ibare doğru değildir. Yukarıda açıkladığımız üzere davalı şirkette pay sahibi olan müvekkil şirketin toplantıya katılımı hileli şekilde engellenmiştir. ..., müvekkili şirketin davalı şirketteki ortaklık haklarını kullanmasını engellemek için 14.06.2024 tarihinde yapılmasına karar verdiği genel kurul toplantısını, müvekkil şirketin bilgisi dışında 06.06.2024 tarihinde yaptığını ve kendisini şirkete münferiden yetkili olarak atadığını, Pay sahibi olan müvekkili şirketin haberi ve bilgisi dışında yapılan 06.06.2024 tarihli genel kurulda alınan kararların tamamı butlanla batıldır. Nitekim TTK'nın 414. maddesinde; \"Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılacağını, bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılacağını, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.\" hükmü düzenlendiğini, buna göre; genel kurula çağrı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmeden ve pay defterinde yazılı pay sahiplerine ya da pay sahibi olduğunu belgeleyen pay sahiplerine çağrı mektubu gönderilmeden toplanan genel kurulda alınacak kararlar da yoklukla malul olduğunu, müvekkili şirketin haberdar edilmediği dava konusu 06.06.2024 tarihli genel kurul toplantısının TTK'nın 416. maddesi kapsamında çağrısız şekilde gerçekleştirildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, TTK'nın 445. maddesinde; \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" şeklinde ve TMK'nın 2. maddesinde; \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" şeklinde düzenleme getirilmiştir. Müvekkil şirkete davalı şirket genel kurulunun 14.06.2024 tarihinde yapılacağı yönünde çağrı yapılması ve sonrasında müvekkil şirketten habersiz şekilde 06.06.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Dürüstlük kuralına, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan ve anonim şirketin temel yapısına uymayan bu genel kurulda alınan kararların tamamı bu bağlamda batıl ve kesin olarak hükümsüz sayılması gerektiğini, Tüm bu nedenlerle; müvekkil şirketin, davalı şirketteki pay sahipliği resmi senetle ispat edilmiş olmasına ve davalı şirket yönetim kurulu tarafından müvekkili şirkete çağrı yapılmış olmasına karşın Yerel Mahkemece hileli şekilde tanzim edilmiş olan genel kurul toplantı tutanağında müvekkili şirketin hissedar gözükmediğinden bahisle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu, HMK’da ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranılan tüm yasal koşullar oluştuğu halde hata sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olması; HMK’daki ihtiyati tedbir müessesesinin tümden yok sayılmasına yol açtığı gibi, müvekkili şiketi telafisi imkansız ve de yasal sorumluluk doğuracak şekilde maddi ve manevi zararlara uğrattığını ve daha da uğratma ihtimali de çok yüksek olduğunu, bu itibarla müvekkili şirketin daha da mağdur edilmemesi bakımından, bir an evvel Yerel Mahkemenin hatalı kararının ortadan kaldırılması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi, hukuki bir zorunluluk arz ettiğini, İleri sürerek; Yukarıda belirtilen ve resen gözetilecek nedenlerle; istinaf taleplerimizin kabulüyle, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/450 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 11.09.2024 tarihli kararının ortadan kaldırılarak ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı şirketin 06/06/2024 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararların butlan ile batıl olduğunun tespiti ve iptali talepli davada, alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece,  yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, 01/07/2024 tarihli tensip tutanağının 10 nolu ara kararı uyarınca;  genel kurul üyesine görüşlerini bildirmek üzere TTK 449. maddesi uyarınca davetiye tebliğ edildiği, beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır. Somut talepte; davacı vekili, davacı şirket tarafından davalı şirketin % 50 hissesinin 22/03/2022 tarihinde devir alındığını, davalı şirketin 2022 ve 2023 olağan genel kurul toplantısının 14/06/2024 tarihinde yapılacağının kendilerine bildirilmesine rağmen 06/06/2024 tarihinde kendilerine bildirim yapılmadan yapıldığını, söz konusu toplantının butlanla batıl olduğunu, davalının pay devri bedelinin ödenmediğinden bahisle kendilerine pay devri sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, ancak devir bedelinin ödendiğini ve hissenin devredildiğinin taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlığa ilişkin sunulan cevap dilekçesinde kabul edildiğini, davalı şirket yetkilisinin pay devrini ticaret siciline bildirmediğini, toplantıda alınan tüm kararların butlan ile batıl olduğunu ve yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde ve ekinde sunduğu belgeler ve ihtarnameler ile taraflar arasında pay devrinin gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığı, pay defterine kayıtlı olup olmadığı hususları ara karar tarihi itibariyle ihtilaflı olup, bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiştir. Mahkemece bu husus dikkate alınmak suretiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi 11/09/2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66cf7ba5035c4ec3","SID":"4ca21539f8e6b441"}}