{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1174 <br>KARAR NO: 2024/1628<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/10/2019<br>NUMARASI: 2016/1224 E. -   2019/1085 K.<br>DAVA: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari alışveriş için anlaşmaya varıldığını, davaya konu senedin davalıya teminat senedi olarak verildiğini,  davalının  teminat şartlarını yerine getirmediğini, davalının davacıya teslim etmesi gereken malları teslim etmediği halde teminat olarak verilen ve kambiyo senedi  vasfı olmayan iş bu senet için usulsüz ihtiyati haciz kararı alındığını, davacının itibarının zedelendiğini, anlaşma sağlanan firmaların sözleşmeleri feshettiğini, davacının bu durumdan hem maddi hemde manevi olaak zarar gördüğünü belirttiğini beyan ederek, davacının  İstanbul Anadolu ...  İcra müdürlüğünün  ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, davanın kabulü halinde icra dosyasına bugüne kadar ödenen paraların müvekkiline iadesine, davanın %20 oranında  tazminata mahkum  edilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını,  teminat senedinin  söz konusu olmadığını, icra takibi öncesinde  bir sözleşmenin bulunmadığını,  icra takibine konu  olan kambiyo evrakı ile ilgili ihtiyati haciz kararı alındığını ve takibe geçildiğini,  herhangi bir sözleşme  ve cari hesap mutabakatı sunmadan icra takibinin yapılamayacağını, davacının  borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiğini,  bu durumla ilgili herhangi bir delil sunulmadığını beyan ederek, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden  alınan hükme ve  denetime elverişli rapor içeriğine göre,  her ne kadar davacı vekili tarafından dava konusu senedin teminat olarak verildiği ve senede konu malların teslim edilmediği iddiasında bulunulmuş ise da davanın niteliği gereği ispat yükü davacıda olup davacı tarafın defterlerini inceleme gün ve saatinde ibraz etmediği , davalı tarafın defterleri üzerinde de buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı , senedin üzerinde teminat senedidir ibaresinin bulunmasının neyin teminatı olarak verildiğine dair açıkça bir kaydın yahut ayrıca yazılı bir belgenin bulunmaması sebebiyle ,senedin teminat olarak verildiğinin ispatına yeterli olmadığı gibi davacı tarafça da bu hususu ispatlayacak bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, mahkememizin 02/04/2019 tarihli celsesinde davacı tarafa yemin delili hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça bu hususta mahkememize kesin süre içinde beyanda da bulunulmadığı, senette bulunan bedeli malen ahzolunmuştur kaydının senedi düzenleyen davacının lehtar davalıdan karşı edimini aldığına ilişkin delil niteliğinde olduğu ve aksinin davacı tarafça da ispatlanamadığı hususları da göz önünde bulundurularak, davaya konu kambiyo vasfı niteliğindeki senedin teminat senedi olarak verildiği ve bedelsiz kaldığı iddiaları davacı tarafça ispatlanamadığı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Senedin davalıya teminat senedi olarak verildiğini, davalının,  teminat şartlarını yerine getirmemekle birlikte, müvekkiline teslim etmesi gereken malları da teslim etmediği halde teminat olarak verilen ve kambiyo senedi vasfı olmayan, sadece teminat senedi olan iş bu senet için  ihtiyati haciz kararı aldırarak, davacının itibarını zedelediğini, tacirin, piyasa içinde sahip olduğu ticari itibarı kişilik haklarının bir görünümünü oluşturduğunu, ticaretle uğraşan tacirler bakımından, faaliyet  gösterdikleri çevredeki ticari itibarları tüzel kişi tacirin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsünü ifade edeceğini, Türk Medeni Kanunu 24.maddesi gereğince tacirin kişilik haklarına yapılan saldırın öncelikle  önlenmesi gerekirken mahkemenin buna ilişkin bir önlemeyi öncelikle dikkate almayarak hukuka aykırı bir karar verdiğini, yine Borçlar Kanunu 58.maddesinin buna atıf yaptığını, fakat ilk derece mahkemesinde öncelikle bu durum dikkate alınmadan karar verildiğini, Ortada bir temel alacak bulunmadığını, ve temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması bu teminat senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurduğunu ve bu  sakatlık davacı taraflara “nedensiz zenginleşme defi” öne sürme hakkını verdiğini, sebepsiz zenginleşme kastı taşıyan davalılar için kanunda yer alan ve davacılar lehine olan sebepsiz zenginleşme hükümleri dikakte alınmadan, davacıların hukuki haklarına zarar gelecek şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hele ki bu senedin davaya konu kambiyo vasfı niteliği taşımamak koşulu ile  bedelsiz kaldığını,  Senet metninde teminat kaydının bulunması, o senedin mücerretlik vasfının yok olması anlamına geldiğini, mücerretlik vasfı kaybolan bir senede dayalı olarak, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu kullanılamayacağını, diğer taraftan, teminat senedinin, bedelsiz olduğunu ve böyle bir senedin bir alacak takibine konu teşkil etmesinin mümkün olmadığını, somut olayda senedin hem icra takibine konulduğunu hem de aleyhlerine açıkça hukuka aykırı bir karar verildiğini, İİK’nun 169/a-1. maddesi gereğince; borcun bulunmadığı veya itfa yahut imhal edildiği resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlanması gerektiğini, HGK’nun 14.03.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.06.2001 tarih, 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı belge ile kanıtlandığını, İİK’nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gerektiğini, somut olayda, takip konusu senedin arka yüzünde, “Bu senet teminat senedi olup iş tesliminde hükmü kalmayacaktır. Yalnız işin eksik bir şekilde yapıldığı taktirde resmi mercilere hak kazanacaktır” ibarelerinin bulunduğunun görüldüğünü, bu durumda, senet arkasında yer alan bu beyan ve kayıtlara göre, takip konusu senedin veriliş nedeninin iş teslimi olarak belirtilmiş olmasının senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olması şartını ortadan kaldırdığından senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve teminat senedi olduğunun anlaşıldığını, yukarıda HGK'nın kararından anlaşılacağı üzere davalı  ...'ın teminat şartlarını yerine getirmemesi, iş bu senetle müvekkilinin adreslerine haciz yapılmış olması, yaşanan kayıplar ve itibar zedelenmesinin dikkate alınmadan karar çıkmış olmasının hukuıki haklara kayba neden olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlali ve kayıpların önlenmesi adına iş bu kararın kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72 maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkin olup,  davalı yanca İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takip konusu yapılan bononun teminat bonosu olduğu iddiasıyla takibe dayanak bonodan ötürü davacıya borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacılar  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu bononun lehtarının  davalı şirket olduğu, 31/12/2015 tarihli 200.000,00-TL tutarlı senedin davacılardan ... Ltd.Şti (davacı şirketin eski unvanı ) tarafından düzenlendiği, diğer davacı ...'in kefil olarak gösterildiği,  bono da malen kaydı bulunduğu ve ayrıca teminat senedi ibaresi bulunduğu anlaşılmaktadır.  Davacılar bononun teminat bonosu kaydı nedeniyle davalı yanca takibe konu edilemeyeceğini, bono nedeniyle davalıya borçlu olunmadığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi gerekçesinde ve alınan bilirkişi raporunda emsal sunulan yargı kararları itibariyle, takip ve dava konusu bononun  teminat senedi olduğunun, hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerine yazılamak suretiyle veya  yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. Bonoda teminat kaydı bulunmakla birlikte  neyin teminatı olduğu  belirtilmemiştir. Bu hâlde teminat kaydı kambiyo senedi vasfına etkili değildir. Kambiyo senedi geçerli olup, senede karşı aksi iddiaların yazılı olarak davacılar tarafından kanıtlanması gerekir. Senet ön yüzünde yazılı olduğu anlaşılan \"teminat senedidir\" biçimindeki açıklama, neyin teminatı olduğunu açıkça içermediğinden ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmuş, davacılar vekili istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,  3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c883a2b5baaab873","SID":"31ac4e44e25bb7d9"}}