{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1803 - 2024/2023<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1803 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20.05.2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/292 Esas -  2024/299 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ÖZDEMİR İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ.<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI\t: SAKARYA 1. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 03.06.2024<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 23.10.2024<br>KARAR TARİHİ\t: 28.11.2024<br>YAZIM TARİHİ\t: 28.11.2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı OSB arasında 19.06.2017 tarihinde yapılan tahsis sözleşmesi ile 449 ada 27 nolu parselle ilgili olarak ilk tahsis işlemi yapıldığını, en son 01.09.2020 tarihinde aynı taşınmaza ilişkin olarak yeni bir tahsis sözleşmesi imzalandığını, 01.09.2020 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmelerin iptal edilerek katılımcılık sıfatının artık 01.09.2020 tarihli sözleşmeye göre belirlendiğini, davalının 17.12.2021 tarihli yazı ile (bahsi geçen yönetim kurulu kararını ve dayanak genel kurul kararını göndermeksizin) davacıya yapılan tahsisinin pandemi ve ekonomik nedenlerle yönetim kurulu yetkisinde olan sürelerin de kullanılması sonrasında  01.09.2021 tarihi itibari ile yasal sürenin dolmuş olması sebebiyle  iptal edildiğini bildirdiğini ve 11.01.2022 tarihinde 6.473,909 TL bedeli davacıya gönderdiğini, davacının aynı gün bu bedeli OSB ye iade ettiğini, tahsisin iptal edildiğini bildirmesine rağmen davacının  20.12.2021 tarihli yazısı ile davacıya 2022 yılına ait yönetim aidatlarının miktar ve tarihlerini bildirip aidat ödemelerinin yapılmamasının ihtar ettiğini, bu ihtar üzerine aidat ödemelerinin davacı tarafından yapıldığını, ihtarnamelere rağmen davalının yönetim kurulu kararını ve dayanak genel kurul kararını göndermediğini, davacıdan sözleşme ile belirlenen 1.546.925 TL tahsis bedeli dışında fazladan tahsilatlar yapılarak toplam 2.303.583 TL tahsil edildiğini, süreçte kendilerinden istenen fazla bedellerin dayanağının gösterilmediğini, sözleşmede yazılan rakam dışında çeşitli adlar altında istenen bedeller ile işletilen faizin keyfi, haksız ve davacıyı tahsisten vazgeçirmeye yönelik olduğunu, gönderilen yazılardan birinde  22.10.2018 tarih ve 2018/60 sayılı yönetim kurulu kararı ile gerçekleşen yeni bir tahsis işleminden bahsedildiğini, 01.09.2020 tarihli yeni tahsis sözleşmesi ile 2017 yılında yapılan tahsislerin askıya alındığının ve 01.09.2020 tarihi itibari ile OSB Uygulama Yönetmeliğinin 60.maddesinde yazılı sürelerin yeniden başladığının OSB tarafından kendilerine bildirildiğini, davalı OSB nin davacıya gönderdiği yazıda davacıya tahsisin 19.06.2017 tarihinde yapıldığını ve  01.09.2021 tarihi itibari ile yasal sürelerin dolduğunu ve yönetim kurulunun artık süre uzatma  yetkisinin kalmadığını bildirdiğini, ancak 01.09.2020 tarihli tahsis sözleşmesinin esas alınması gerektiğini, buna rağmen davalı tarafça 19.06.2017 tarihli sözleşme nazara alınarak yasal sürede firmanın proje başlangıcı yapmadığından bahisle  iptal kararı verildiğini, Davacının 05.10.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne ÇED başvurusu yaptığını, 06.10.2021 tarihinde Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünden ÇED Kapsam Dışı karar yazısını aldığını, bu arada yapı ruhsatına esas teşkil eden tüm projelerini de bitirip davalı OSB ye vermek istemiş ise de davacı adına olan tahsis iptal edilerek başka kişilere tahsisinin yapılacağı düşüncesi ile bahsi geçen projelerin davalıya tesliminin gerçekleşemediğini, davalının yapı ruhsatlarına temel oluşturacak olan imar durum belgesinive fabrika inşaatına başlanabilmesi için zorunlu olan  yapı denetim sözleşmesini yapabilmek için onayladığı yapı denetim firması hakkında gerekli bilgileri davacıya vermeyerek gecikmelere kendisinin neden olduğunu, dava konusu tahsisin iptaline dair yönetim kurulu kararının kararın kanunun (objektif hukuk kurallarının) emredici hükümlerine, mülkiyet hakkına, iyiniyet kurallarına ve eşit işlem ilkesine aykırı olduğunu, 4562 Sayılı Kanunun 18. maddesinde satış bedeli tamamen ödenmişse geri alım şerhli tapunun katılımcıya verileceği yazılı olmasına rağmen davalının kötüniyetli olarak geri alım şerhli tapuyu vermediğini, OSB Uygulama Yönetmeliğinin 60.maddesinde yeralan düzenlemenin lafzından iptalde dikkate alınacak sürenin her bir bentte belirtilen 1 ve 2 yıllık süreler olmayıp  toplam 3 yıllık süre olduğunu,  19.06.2017 tarihli tahsis sözleşmesi iptal edilip 01.09.2020 tarihli yeni bir sözleşme yapıldığına göre tahsisin ancak 01.09.2023 tarihinde sona ereceğini, davacıya tahsisi yapılan 449 ada 27 nolu parselin  OSB nin genişleme alanı içerisinde kaldığını,  OSB sınırlarına dahil edilen bu genişleme alanlarında kamulaştırma işlemleri bitmeden herhangi bir imar ve parselasyon uygulaması yapılamadığını, dolayısıyla davalının iptale dayanak yaptığı OSB Uygulama Yönetmeliği 60.maddesinde yazılı sürelerin başlatılamayacağını, parselasyon planı olmayan bir yerde yapı ruhsat almanın ve inşaata başlamanın mümkün olmadığını, imar ve parselasyon planları kesinleşmeden katılımcıdan alt yapı katılım bedeli talebinin de hukuken mümkün bulunmadığını belirterek davalı OSB Yönetim Kurulunca alınan 16.12.2021 tarih ve 2021/43 sayılı tahsis iptal kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve  iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemin Organize Sanayi Bölgesi yönetimine tanınan yasal yetki çerçevesinde idare işleviyle ilgili bir alanda tek taraflı irade beyanıyla hukuki sonuç doğuran bir işlem olarak tesis edildiğini, bu sebeple yargı yolunun İdari Yargı olduğunu, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, OSB adına tescil edilen taşınmazların sanayiciye tahsisinin yapıldığını ve inşaat faaliyetlerini bitiren sanayicilere tapu devirlerinin gerçekleştirildiğini, ancak ilerleyen maliyetlerin (kamulaştırma davaları sebebiyle değişen arsa maliyeti ve genişleme sebebiyle doğan alt yapı katılım maliyeti) arsa tahsis sözleşmeleri gereği sanayicilere yansıtıldığını ve yasal zorunluluk gereği taşınmaza OSB lehine geri alım şerhi konulduğunu, davacı taraf ile 19.06.2017 tarihli Arsa Tahsis Sözleşmesi imzalandıktan sonra Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının tavsiye kararı ile sanayicilere yeniden süre vermek o dönem ülke genelinde yaşanan ekonomik krizde katılımcılara ekonomik rahatlama sağlamak amacıyla davacıyla 01.09.2020 tarihli aynı içeriğe sahip yeni sözleşmenin imzalandığını, davacının iddia ettiği  gibi OSB’nin kesin arsa tahsis bedelini 1.546.925,00 TL olarak belirlemesinin mümkün olmadığını, sözleşmesinin bedel başlıklı 5. Maddesinde bedelin tahmini olduğunun belirtildiğini, davacının arsa maliyet borcuna mahsuben 2.152.371,49 TL ve alt yapı katılım maliyet borcuna mahsuben  394.833,39 TL ödeme yaptığını, ancak arsa ve alt yapı katılım bedeli maliyetlerinin sürekli olarak yürüyen ve devam eden maliyetler olduğunu, davacının tahsisinin iptal edilmesinin sebebinin davacının tahsis bedelini ödememesi olmayıp OSB Uygulama Yönetmeliği 60. Maddesinden doğan  (1 yıl içerisinde gerçekleştireceği yapıya ait yapı ruhsatını almak ve sanayi faaliyeti ve istihdama geçme) yükümlülüklerin  yerine getirilmemesi olduğunu, davacının sözleşmeden kaynaklanan borcunu eksik yerine getirmiş olmasından dolayı sözleşmenin feshinde ve arsa tahsisinin iptalinde OSB'nin haklı olduğunu, tahsis kararının iptalinde OSB yönetim kurulunun yetkili olduğunu, arsa tahsisinin OSB Uygulama Yönetmeliği madde 55 gereği genel kurulun belirleyeceği prensipler çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yapıldığını,<br> Tahsis ve tahsis iptaline ilşikin yetkilerin OSB Yönetim Kuruluna ait olduğunu, Tahsis iptalinin davacıya yazılı olarak bildirildiğini ve hatta 21.01.2022 tarihli ihtarname ekinde Yönetim Kurulu Kararının da gönderildiğini, tahsis iptalinin ardından 6.473.909,00 TL nin davacı yana OSB tarafından ödendiğini ancak davacının ise bu bedeli OSB ye iade ettiğini, bedelin halen bankada bloke olarak tutulduğunu, davacının OSB Genel Kuruluna katılım hakkı olmadığını,  20.12.2021 tarihli 980 yevmiye numaralı yazı ile bir sonraki yıl olan 2022 yılına ait olmak üzere yazılan aidat bildirimi yazısının Bölge Müdürlüğü muhasebe servisi tarafından  sehven yapıldığını, Ocak ve Şubat ayına ilişkin hataen alınan aidatların geri ödemesinin  dava tarihinden de önce davacıya yapıldığını, Davacının bahsettiği 22.10.2018 tarihli üçüncü bir sözleşmenin bulunmadığını, bahsi geçen 2018/60 sayılı yönetim kurulu kararının belirtilen konuda olmayıp katılımcıların  borcuna ilişkin bir karar olduğunu, Davacı tarafın  OSB’nin kötüniyetle kendilerine imar durum belgesi ve yapı denetim firmasının irtibat bilgilerini vermeyerek yapı ruhsatının alınmasında gecikmelere sebep olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, OSB nin sadece proje firması tarafından hazırlanan yapıya ait mimari projeyi süresinde onayladığını bunun dışında yapı ruhsatı alınması sürecine ilişkin bir yükümlülüğünün ve dahlinin bulunmadığını, ayrıca davacının onaya sunması gereken mimari avan projeyi süre bitiminde gönderip ön inceleme istediğini, onay isteminin dahi geç yapıldığını, Davacının kararın iptali isteminin dayanaksız olduğunu, OSB Uygulama Yönetmeliği 26. Maddesi gereği OSB Yönetim Kurulunun ayda en az iki kez OSB Bölge Müdürlüğü İdari ve Sosyal Tesislerinde toplanmak üzere toplantılarını fiziken bir araya gelerek gerçekleştirdiğini, önceden belirlenen Yönetim Kurulu gündeminin en az 1 gün önceden Yönetim Kurulu üyelerine bildirilmek üzere çağrı yapıldığını, yönetim kurulunun salt çoğunluk ile bir araya gelerek salt çoğunluk ile kararlarını aldığını, yönetim kurulu kararının iki kurucu unsurunun da bulunduğunu, OSB Yönetim Kurulunun dava konusu kararında katılımcılara karşı eşit işlem ilkesini ihlal etmediğini, tüm katılımcıların hakkının gözetildiğini, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne, davalı Sakarya 1.Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu'nun 16.12.2021 Tarihli 2021/43 sayılı tahsis iptali kararının iptaline, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, Dairemizin 09.05.2024 tarih 2023/694 Esas - 2024/924 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacı tacir olmadığından ve uyuşmazlık ticari dava niteliğinde bulunmadığından mahkemenin görevsizliğine ve davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece yapılan 25.05.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında, dava şartına ilişkin herhangi bir sorun olmadığı belirtilmek  suretiyle tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplandığını, 16.11.2022 tarihli duruşmada da sözlü yargılamaya geçilerek ve davanın kabul edilerek tahsis iptali kararı iptal edildiğini, ancak bu karar; taraflarınca gerekçeye ekleme yapılmasına dair, davalı tarafından da hatalı olduğundan bahisle istinaf edilmiş olup; İstinaf sonucunda Sakarya BAM 3.HD.  re'sen aldığı 2023/694 E-2024/924 K sayılı 09.05.2024 tarihli karar ile Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine karar verip, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar verildiğini ve Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2022 tarih ve 2022/233 E-2022/1485 K sayılı kararını kaldırarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, 29.05.2024 tarihinde taraflarına tebliğ edilmiş sayılan Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 20.05.2024 tarih, 2024/292 E-2024/299 K sayılı kararı ile de; BAM kararına uyularak, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği bu kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 2020/2 K. 2021/3 12.11.2021 tarihli kararında, “tacirlik, ticari işletme, görevli mahkeme\" konusunda benimsediği ilkeler itibari ile tüm mahkemeler için bağlayıcı nitelikte olan ilkeler ve kanun maddeleri açısından bakıldığında da; OSB’lerin, tacir sayılacağı, ticari işletmeye sahip olduğu ve işletmesi ile ilgili konularda ticaret mahkemelerinin görevli olacağının açıkça ortada olduğunu, kaldı ki sadece YİBGK’nun bu kararı değil,  Y.3.HD,Y.4.HD,Y.13.HD, Y.17.HD ve Y.20.HD ile YHGK kararlarında da, aynı ilke ve esaslar temelinde hareket edilerek OSB’lerin; taraf olduğu ve işletmesi ile ilgili konularda ticaret mahkemelerinin görevli olacağı yönünde hüküm tesis edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyetinin 16.12.2021 tarih ve 43 Tahsis iptal kararının  yok hükmünde olduğunun tespiti  ve iptali istemine ilişkindir.<br>6100 sayılı  HMK'nın 1. maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 355. maddesindeki \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.\" şeklindeki düzenlemeyle kamu düzenini ilgilendiren hususların istinaf incelemesi sırasında resen gözetileceğine işaret edilmiştir.<br>Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa bile, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür. Her dava, usul hukukunun kamu düzenine ilişkin kurallarının gösterdiği görevli mahkeme hangisi ise orada görülür. Bu konuda kazanılmış hak da olmaz. <br>Buna göre, mahkemesince esastan verilen 16/11/2022 tarih ve 2022/233 Esas 2022/1485 Karar sayılı karara karşı tarafların istinaf başvuruları üzerine Dairemizce  yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 09.05.2024 tarih ve 2023/694 Esas 2024/924Karar sayılı ilamıyla kararın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle kaldırılmasına dair 6100 sayılı HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin ve ilk derece mahkemesince bağlayıcı karar verilmiş olduğu, mahkemesince anılan kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde, 20.05.2024 tarih 2024/292 Esas , 2024/299 Karar sayılı kararı ile Dairemizin kararı ilamı doğrultusunda görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c maddesine göre davanın  usulden reddine dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.<br>İlk derece mahkemesi yönünden kesin ve bağlayıcı olan bahsi geçen dairemiz kararında belirtildiği üzere; Somut uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre mutlak ticari dava kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Davalı Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, ilgili yasa ve kendi kuruluş statüsüne göre özel hukuk tüzel kişisi olup; tacir sıfatına sahip olduğu söylenemeyecektir. Kimi bazı durumlarda örneğin OSB'nin, sanayi bölgesinin içerisinde yer alan müteşebbislere elektrik dağıtım ve satış işini üstlenmesi gibi durumlarda Organize Sanayi bölgesinin \"tacir sayılanlardan\" değerlendirilmesi gerekebilmekte ise de somut olayda taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiye göre somut olayda davalının tacir sayılan sıfatına da haiz olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı, tacir olup, uyuşmazlık davacı yönünden ticari işletmesinden kaynaklansa da davalının ticari işletmesinden kaynaklandığından bahsedilemeyeceğinden uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesinden de kaynaklanmamaktadır. Buna göre uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgili kanun, uygulama yönetmeliği ve OSB kuruluş satatüsü hükümleri çerçevesinde ele alınıp görülmesi gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 15.06.2023 tarih, 2022/4599 Esas, 2023/3797<br> Karar Sayılı \"Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki  Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair\" kararı da bu yönde olup; anılan karar ile bu konuda Bölge Adliye Mahkemelerince göreve ilişkin verilen farklı kararlara ilişkin uyuşmazlık da bu şekilde giderilmiştir.<br>\tHâl böyle olunca; davanın, genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden; ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunmuş olup davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tYukarıda yapılan tüm açıklamalar ve göreve ilişkin usul hükümleri birlikte  değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlık hakkında görevsiz olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Sakarya  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.05.2024 tarih ve 2024/292 Esas, 2024/299 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken  427,60 TL maktu ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28.11.2024<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br>*Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br>      <br>      *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eecc77e65aa822ec","SID":"657b43f19f7d2645"}}