{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1154 <br>KARAR NO: 2024/1798<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2024<br>NUMARASI: 2021/618 Esas - 2024/112 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne  dair verilen hükme karşı, davalı şirket ortağının kayyımı tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili,  Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ederek icra takibinin durmasının müvekkili şirketin mağduriyetine neden olduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili olduğunu beyan eden Avukat ..., 29.02.2020 tarihli cevap dilekçesiyle, davanın hak düşürücü süre yönünden ve esas bakımından reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne dair eldeki istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı şirketin müteveffa hâkim ortağı ... kayyımı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı şirketin celbedilen ticaret sicil kaydının incelenmesinde; davalı şirketin sicil kaydının TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca 18.02.2015 tarihi itibariyle terkin edildiği, bu terkinle birlikte şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı vekili olarak cevap veren avukatın vekalet ilişkisinin terkinle sona erdiğinin ve cevap dilekçesi tarihi itibariyle vekil sıfatının bulunmadığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince de terkin olgusu tespit edilmiş ve 22.10.2021 tarihli ara kararla, davacı vekiline, davalı şirketin ihyası için dava açması konusunda süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından açılan ihya davası sonucunda Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1116 E- 2022/256 K sayılı, 09.03.2022 tarihli kararıyla, davalı şirketin ihyasına ve davalı şirketin son yetkilisi ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. ... tasfiye memuru atanmış olmakla birlikte, bu şahsın ihya kararı tarihinden önce 25.10.2021 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, geçerli bir tasfiye memuru atanması söz konusu değildir. Bu durumu tespit eden ilk derece mahkemesi, 13.01.2023 tarihli duruşmada verdiği ara kararla, davacı vekiline, TMK'nın 427/4 maddesi uyarınca davalı şirketi eldeki davada temsil etmek üzere bir temsil kayyımı atanması konusunda dava açmak üzere süre verildiği; bunun üzerine davacı vekilince Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesine temsil kayyımı atanması talepli dava açılmıştır. Anılan Mahkemenin 2023/93 E- 2023/876 K sayılı, 25.09.2023 tarihli kararıyla, davalı şirkete temsil kayyımı atamak yerine, şirketin ölü ortağı ...'e temsil kayyımı atanmıştır. İlk derece mahkemesince de bu kayyıma tebligat yapılmak suretiyle yargılama yürütülmüş ve eldeki istinaf incelemesine konu hüküm verilmiştir. Öncelikle, davalı şirket ile onunun hâkim ortağı ..., farklı kişilerdir. ... eldeki davanın tarafı değildir. Kaldı ki anılan şahıs tasfiye memuru atanmadan önce ölmüş olup usulüne uygun şekilde tasfiye memuru sıfatı kazanmadığı gibi, ölmekle de taraf ehliyetini kaybetmiştir. Ölü bir kişinin temsili için kayyım atanmasının da hukuki dayanağı yoktur. Bu durumda mahkemece usulüne uygun şekilde taraf teşkili yapılmadan ve esasen davanın tarafı olmayan ölü kişiye atanan kayyıma tebligat yapılarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olmuştur. Her nekadar üçüncü kişiler istinaf kanun yoluna başvuramaz iseler de somut olayda ölü kişinin kayyımı aracılığıyla yargılama yürütülüp hüküm kurulduğundan, kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Davalı şirket ihya edilmiş ise de tasfiye memuru veya temsilcisi bulunmadığından, ilk derece mahkemesince, davacı vekiline, ihyasına karar verilen davalı şirkete ek tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanması talebiyle dava açması konusunda süre verilmeli, mahkemece atanacak tasfiye memuruna tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanıp yargılama yürütülmelidir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kayyım tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kayyım tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06d3a56b614c17f0","SID":"031de1ffb6798ea7"}}