{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/857 <br>KARAR NO\t: 2024/1807<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/276 E.  -  2023/6 K.<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü ile Markaya Tecavüzün, Tespiti,<br>\t \t  Önlenmesi, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2023 tarih ve 2021/276 Esas - 2023/6 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tesettürlü gelinlik - gelin başı tasarımı, gelin makyajı yapan, gelinlik, bindallı, nişanlık vs. kıyafet satışı yapan, Türkiye çapında ... markası adı altında onlarca mağazası bulunan, kendi alanında ülke çapında tanınmış bir firmanın sahibi olduğunu, müvekkilinin tasarladığı gelinliklerin müvekkiline ait instagram hesaplarından paylaşılması yoluyla tanıtıldığını, müvekkili ...'in ayrıca \"...\" ibareli markaların da sahibi olduğunu, davalılardan ...'in ...’da 5 yıl süreyle müvekkilinin markasını kullandığını, davalı şahsın müvekkilinin tescilli markası olan “...” adını işyerine astığını ve “... ...” adında bir instagram hesabı açtığını, davalının müvekkili markası ile tanındığını, müvekkiline ait marka adı ile büyük bir müşteri kitlesi topladığını ve kazanç sağladığını, davalının markaya zarar verici davranışlar sergilemesi üzerine noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine davalı tarafça \"...\"  adlı instagram hesabının \"...\" olarak değiştirildiğini, bu durumun e-tespit tutanağı ile tespit edildiğini, davalının ticaretini “...” adıyla karıştırılmasını sağlamak üzere seçtiği “... ...” adıyla sürdürdüğünü, ayrıca TÜRKPATENT nezdinde 2017/07667 tescil numarasıyla 25, 35 ve 40. sınıflarda “... ...” markasını tescil ettirdiğini, 2021 yılında müvekkilinin Van, Diyarbakır, ... ve Bursa illerinde bayiliğini yapan firmaların sözleşmeleri feshedildiğinde kullanılan bir marka olduğunu, davalı markasının müvekkili adına tescilli markalar ile genel izlenim bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ortalama tüketicilerin işletmeler arasında idari-ekonomik bağ bulunduğu sanısıyla davalıdan hizmet alacaklarını, “...” ve “...” ibarelerinin gerçek ve üstün hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2017/07667 ve 2021/052418 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı şahıs vekili, dava dilekçesinde hükümsüzlüğü talep edilen 2017/07667 numaralı markanın sahibi olan ... Org. Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti’ye davanın yöneltilmediğini, müvekkili ve arkadaşlarının yer aldığı bayilik sistemi ile “... ... ...” markasının yaklaşık 10 bayi ile sektörde bilinen bir marka haline geldiğini, davacının müvekkiline gönderdiği ticari ilişkinin bitirildiğine dair ihtarnameye müvekkili tarafından cevap verildiğini, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkisi bittikten sonra Instagram ismini değiştirmesinin potansiyel bir marka iltibasının önüne geçtiğini, hükümsüzlüğü istenen 2017/07667 numaralı markanın müvekkili şahıs tarafından ... Org. Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti’ye devredildiğini, davacının Mardin ve Van Şubelerine ilişkin olarak talep ettiği tedbir istemlerinin müvekkili lehine reddedildiğini, müvekkilinin haksız feshedilen bayilik sözleşmesi üzerine kendi markasını, arkadaşlarıyla büyütmeye çalışan bir ticaret kadınıd “...” kelimesinin Arapça kökenli “örtme, kapama, gizleme” anlamına gelen bir sözcük olduğunu, anılan sözcüğün başka bir sözcükle kombinlenerek marka oluşturulabileceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı şirket vekili, \"... ...\" şeklinde davalı sıfatı belirlenemeyeceğini, tüzel kişiliği bulunmayan ...'ın taraf ehliyeti bulunmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen markanın cevaba cevap dilekçesinde husumet yöneltilen müvekkili şirket adına da tescilli olmadığını, davacı tarafından yapılan tespitlerin \"...\" markasının halen kullanılıp kullanılmadığına ilişkin olduğunu, tedbir taleplerinin de lehlerine olacak şekilde reddedildiğini, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markalarının da 3-4 yıldır  tescilli olduğunu ve itiraza uğramadan kullanıldığını, müvekkili şirket yetkilileri ve davacılarla daha önce bayilik işi olan birçok bayinin, sözleşmelerinin haksız feshi üzerine TÜRKPATENT nezdinde tescilli söz konusu firmanın çatısı altında birleşerek, yeni bir markanın kurumsallaşması adına birlik içinde olduklarını, müvekkilinin haksız feshedilen bayilik sözleşmesi üzerine kendi markasını, arkadaşlarıyla büyütmeye çalışan bir ticaret kadını olduğunu, \"...\" kelimesinin Arapça \"örtme, kapatma, gizleme\" anlamına geldiğini, anılan sözcüğün başka bir sözcükle kombinlenerek marka oluşturulabileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şahıs ve şirkete ait 2 adet marka hakkında hükümsüzlük talep edilmiş olup, davalı şahsa ait 2021/052418 sayılı markanın 42. sınıfta, 2017/07667 sayılı markanın ise 25, 35 ve 40. sınıflarda tescilli olduğu, davacıya ait markaların ise 42. sınıfta tescillerinin bulunmadığı, dolayısıyla,  2021/052418 sayılı marka yönünden, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet/benzerlik oluşmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesi yollaması ile 6/1. maddesi kapsamında hükümsüzlükten bahsedebilmek için, sınıfsal ayniyet/benzerlik şartının sağlanması zorunlu olduğundan söz konusu marka yönünden hükümsüzlük koşullarının da gerçekleşmediği; hükümsüzlüğü talep edilen 2017/07667 sayılı marka yönünden davacının sadece 2015/65287 sayılı markasının önceki tarihli olduğu ve hükümsüzlük talebi yönünden dikkate alınabileceği, bu marka 40. sınıf yönünden tescilli olup, davacı şahıs markası kapsamında yer alan “Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri.” ile dava konusu marka kapsamında yer alan “Sipariş üzerine danteller, nakışlar, güpürler, giysiler için kumaştan ve tülden yapılmış koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış kumaş ve tül işleme hizmetleri ile yapılan gelinlik imalatı hizmetleri”nin aynı tür hizmetler oldukları; dava konusu marka kapsamında yer alan 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin ise, davacı markasında yer alan 40. sınıf hizmetler ile benzer oldukları, 25 ve 35. sınıf kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının giyim ve giyim ürünlerinde kullanılan aksesuarlar, tekstil sektöründe ara ürün olarak değerlendirilebilecek parçalar olduğu, davacının markası kapsamında yer alan hizmetlerin ise giyim ürünlerinin dikimi, işlenmesi hizmetleri olduğu, bu mal ve hizmetlerin benzerliğinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/13570 E. - 2017/1477 K. sayılı kararında da kabul edildiği; sonuç olarak, davalı şirkete ait dava konusu 2017/07667 sayılı marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, buna karşın davalı şahsa ait dava konusu 2021/052418 sayılı marka yönünden taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlanamadığı; her iki taraf markasının kelime unsurlarının benzer bir yazı karakteri ile yazıldığı, dava konusu marka ve davacı markasının “...” ibaresini ortak olarak içerdiği, dava konusu markada ikinci kelime “...” iken, davacı markasında ikinci kelimenin “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının “...” ibaresini içermesinin yanı sıra, taraf markaları bütünsel olarak da benzer oldukları, davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı; davacı şahsın davalı şahısa gönderdiği 27.03.2021 tarihli ihtarname ile davacı şahsın, davalı şahsı “...” markasını kullanmaktan men ettiği, davalı şahsa gönderilen ihtarnamenin tebliği tarihi sonrasında, davalıların bir kullanımı var ise, bu kullanımların marka hakkının ihlalini oluşturup oluşturmadığının incelenmesinin gerektiği, davacı taraf bu hususa ilişkin dosyaya değişik iş dosyalarında alınan bilirkişi raporlarını sunmuş ise de, bahsi geçen dosyaların davalıların farklı kişiler oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı ... adına kayıtlı 2021/52418 sayılı markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın reddine, davalı şirkete ait dava konusu 2017/7667 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının marka hakkına tecavüz yönünden açtığı davanın reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. \t<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafın \"... ...\" ibaresini kullandığını ikrar ettiğini, bu durumda marka hakkına tecavüz şartlarının bulunduğunu, hükümsüzlük şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın usulden reddi gerekirken işin esasına girildiğini, 07.10.2021 tarihli dava dilekçesinin \"delil\" hanesi olmaksızın kaleme aldığını, HMK'nın 119/2-a,d,e,f,g bentleri dışında kalan eksiklikler için süre verilebileceğini düzenlemiş olup, anılan somut durumda (f) bendinin süre verilmeksizin davanın usulden reddini gerektirir bir eksiklik olduğu; dava dilekçesinde TÜRKPATENT nezdinde 2021/052418 sayılı \"... ...-...\" ibareli markası sahibi diğer davalı ile salt \"... ...\" şeklinde yazıldığını ve müvekkili şirkete sonradan husumet yöneltildiğini, dava dilekçesinde 2017/07667 sayılı marka sahibi müvekkili şirketin açıkça belirtilmediğini, müvekkili şirket yönünden husumet ve taraf ehliyeti yönünden davanın reddi gerekirken işin esasına girildiğini, davacı olarak yer alan ancak kanuni anlamda kişiliği olmayan ve mahkeme gerekçeli kararına da aynı şekilde geçen ... şeklinde bir ehliyet belirlenmesinin de mümkün olmadığını, zira bu hususun icrai nitelikteki kararların uygulaması açısından da sorunlar barındırabileceği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile uzman mütalaası arasında da çelişki bulunduğunu, bilirkişi raporundaki emtia benzerliği değerlendirmelerine yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemenin hangi rapora neden itibar ettiğini de belirtmediğini, uzman mütalaasına değinilmemesinin de hukuka uygun olmadığını, takdiren belirlenen kabul-ret oranını da kabul etmediklerini ileri sürerek, davanın öncelikle husumet yönünden ve usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, marka hükümsüzlüğü ile, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, imha ve ilan istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/06/2014 tarih ve 2014/8828 E.- 2014/10987 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, dava dilekçesinin dayanılan delillere yer verilmesinin dava dilekçesinde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan sayılamayacağı, nitekim, HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrasında, birinci fıkranın a, d, e, f ve g bentlerinin dışında kalan hususların dava dilekçesinin zorunlu unsuru oldukları ve verilen kesin süreye rağmen giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verildiği, gerçekten de, her ne kadar, HMK’nın gerekçesinde 119/1. maddenin (f) fıkrasındaki iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususu bir zorunluluk olarak zikredilmiş ise de, yukarıda da değinildiği üzere, bu hususun eksikliğinin maddenin ikinci fıkrasında müeyyideye bağlanmamış olduğu, kaldı ki, davacı vekilinin delil listesini içerir dilekçesini daha sonra dosyaya sunduğu; dava dilekçesinde davalı şirketin adı \"... ...\" şeklinde yazılmış ise de, cevaba cevap dilekçesinde bu eksikliğin giderildiği, davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edildiği; yine, Dairemiz kararında davacı şahsın dava tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan işletmesinin adı davacı şahsın adının yanında parantez içinde gösterilmek suretiyle, karar başlığındaki bu yanlışlığın da giderildiği; öte yandan taraf markalarının \"...\" ibaresini ortak olarak içerdikleri, \"...\" kelimesinin Arapça \"örtünme\" anlamına gelmekte ise de, tüketiciler nezdinde bu kelimenin anlamının bilinmesinin beklenemeyeceği, bunun yanında dava konusu markalarda bu ibarenin yazım şeklinin de büyük oranda benzediği, bu haliyle dava konusu markaların davacının itiraza mesnet markasının yeni bir versiyonu olarak algılanması ihtimalinin bulunduğu, hükümsüzlüğü talep edilen 2017/07667 sayılı markanın kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin oluştuğu, açıklanan nedenle davacının 2015/65287 sayılı markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle dava konusu 2017/07667 sayılı marka yönünden  hükümsüzlük şartlarının bulunduğu, bununla birlikte, 42. sınıf hizmetlerde tescilli dava konusu 2021/052418 sayılı marka yönünden ise emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, bu markanın hükümsüzlüğü talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu gibi emtia benzerliği yönünden de üç farklı heyetten bilirkişi raporu alındığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Yukarıda yapılan özeten de anlaşılacağı üzere, marka tecavüzüne ilişkin talepler, dosyaya delil olarak sunulan tespit dosyalarındaki aleyhine tespit yapılan kişilerin davalılar olmaması nedeniyle reddedilmiştir. <br>\tMarka tecavüzü iddiaları yönünden somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. <br>\tBu açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda (1) nolu bentte davacının 2015/65287 sayılı markası ile dava konusu 2017/07667  sayılı marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan 22.11.2021 tarihli cevap dilekçesinin dördüncü sayfasında  \"Müvekkil, ... markasının yanında, ... ... - ... markasının da kullanım hakkına sahiptir, bu hususta marka sahibiyle uyum içinde işlerini yürütmektedir.\"; diğer davalı şirket adına 31.01.2022 tarihinde sunulan cevap dilekçesinin 6. sayfasında ise \"Müvekkillerin markaları TPMK nezdinde tescilli ve itiraza uğramadan kullanılmaktadır.\" ifadelerine yer verilmiş olup, böylece dava konusu 2017/07667 markanın her iki davalı taraf tarafından da kullanıldığı davalıların kabulündedir. 6769 sayılı SKM'nın 155. maddesi uyarınca marka hakkı sahibinin, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyecek olmasına göre, Dairemizce somut uyuşmazlıkta marka hakkına tecavüz şartlarının da oluştuğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır. <br>\tBu itibarla, ilk derece mahkemesince, marka hakkına tecavüze ilişkin taleplerin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu taleplerin reddi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/01/2023 gün ve 2021/276 Esas - 2023/6 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,\t<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>\tA) Davalılardan ... adına tescilli 2021/52418 sayılı markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın reddine,<br>\tB) Davalı şirket adına tescilli 2017/7667 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\tC) Davalıların \"... ...\" ibaresini kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, <br>\tD) \"... ...\" ibaresini içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın İMHASINA,<br>\tE) Karar kesinleştiğinde, masrafı davalılardan alınmak kaydıyla, ulusal bir gazetede ilanına,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,\t<br>6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,\t<br>\t7-Davacı tarafça ilk derece mahkemesinde yapılan 4.900,00 TL bilirkişi ücreti, 250,00 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 101,15 TL tebligat ve posta masrafı, 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.743,15 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı  takdiren 3/4 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 4.307,36 TL'ye, 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.425,96 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 151,00 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 94,85 TL tebligat ve posta masrafı ile 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.337,85 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 3/4 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 834,46 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, bakiyesinin davalılar üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak  yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 247,7‬0-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/12/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f2c29ac35760520","SID":"7e8815b619166e3e"}}