{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/874 <br>KARAR NO: 2024/1973<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/11/2021<br>NUMARASI: 2017/379 E. - 2021/405 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  Müvekkilinin  tescilli ticaret unvanı altında faaliyetlerini sürdürdüğünü, “...” ve türevlerini barından TPE nezdinde tescilli birçok markasının bulunduğunu, müvekkilinin ayrıca www...com ibareli alan adı üzerinden de 24/09/2004 tarihinden bu yana ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalılardan ...’in müvekkilinin eski çalışanı olmakla birlikte, babası ...’in ise müvekkilinin kurucuları olan kişilerin kardeşi olduğunu, ...’in diğer davalı ... Firmasının kurucusu olduğunu ve daha sonraki tarihte şirketten ayrılan babası lie müvekkili aleyhine ve müvekkilinin zararına olacak şekilde hukuka aykırı eylemlere giriştiğini, her ne kadar daha evvel müvekkili tarafından ... ve ... firması aleyhinde hukuku dolanmak sureti ile tescil edilmiş olan markaların hükümsüzlüğü, ticaret unvanın terkini ve haksız rekabete ilişkin davalar ikame edilmiş ise de, anılan davalardan sonra dahi davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemlerini artırarak devam ettirmekte bir engel görmediklerini, davalıların müvekkiline ait tescilli markalara, ticaret unvanına ve alan adlarına tecavüz teşkil eder mahiyette olan kullanımlarının tespiti amacıyla İstanbul 2. FSHHM’nin 2016/9 D.İş  dosyası ile bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve alınan bilirkişi raporu ile söz konusu durumun tespit edildiğini, davalıların bu eylemlerinin müvekkilinin haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların adı geçen markalara, ticaret unvanına ve alan adına vaki tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitini, men’ini, durdurulması ve önlenmesini, davalılar adına tescilli bulunan www...com, www...com ve www...com uzantılı alan adlarına erişimin engellenmesi ile kayıtlarının iptalini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Bu davaya dayanak değişik iş dosyasına yaptıkları itiraz üzerine davacı vekilinin tespit talebinin reddedildiğini ve reddedilen delil tespitinin bu davada dayanak kılınamayacağını, müvekkili adına tescilli markaların varlığında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasının dinlenemeyeceğini, videolarda yer alan makinelerin, davacı firmadan satın alınan makineler olduğunu, üzerinde davacı markasının bulunmasının marka hakkına tecavüz   teşkil etmeyeceğini, tarım makinaları imalatı ve satımı alanında faaliyet göstermesi nedeni ile satışını yaptığı ürünlerin tanıtımını yapmasının işin doğası gereği olduğu ve markayı taşımasının gerektiğini, davacı tarafın kötü niyetli bir şekilde müvekkilleri aleyhinde delil uydurma çabasında olduğunu, bu bağlamda kendisinden satın alınan, kendisine ait makinede bile kendi markasının kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiası da dahil olmak üzere haksız rekabet iddialarının, mahkeme nezdinde görülen 2015/158 E. sayılı dava ve bu dava ile birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2015/140 Esas sayılı davalarında ileri sürüldüğünü, bu davaların derdest olduğunu ve davacı yan taleplerinin yersiz olduğunu, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2016/468 E. sayılı davada, hukuka aykırı gerekçeler ile ve bilirkişi raporunun aynen alınması ile verilmiş olan kararın bu dava bakımından nazara alınamayacağını,  2016/468 E. sayılı davada verilen kararda, davacı firmanın iddiasının aksine müvekkilinin kötü niyetli olmadığının tespit edildiğini, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/ 62 D. İş dosyasında Mahkeme tarafından tecavüzün tespitine ilişkin bir tespit kararının verilmediğini,  2017/ 62 D. İş dosyasında hazırlanan bilirkişi raporuna süresi içerisinde itirazlar ettiklerinden bu raporun bağlayıcı olmadığını, \"...\" ibaresi kullanımının davacı firmanın tekeline bırakılamayacağını,  İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/184 E. sayılı davasında esas hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, bu bağlamda bu kararın herhangi bir hususu ispatlayamayacağını, davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"1-Davalıların eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan  haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil  ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalıların www...com.tr alan adı için internet sitesine google adworks uygulamaları kapsamında davacıya ait \"... esas unsurlu markayı anahtar sözcük olarak\" kullanmalarının  önlenmesine, 3- Anahtar sözcük kullanımının davalılarca devamı halinde  ve anahtar sözcük kullanımının devam ettiği yönünde  karar kesinleştiğinde delil sunulduğu takdirde sitenin kalıcı olarak erişime kapatılmasına, bu yönde delil sunulmadığı takdirde sitenin kapatılmasına yer olmadığına, 4-Diğer siteler açısından marka ihlali söz konusu olmadığından sitelerin erişime kapatılmasına yer olmadığına, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davacı tarafından, müvekkilleri aleyhine markanın hükümsüzlüğü ve haksız rekabet davaları ikame edildiğini, asıl davalarda yargılama henüz devam ediyorken, hukuka aykırı bir şekilde söz konusu dava ikame edildiğini, mahkemece verilen kararın usule ve esasa  aykırı olduğunu,  bilirkişi raporlarında müvekkili aleyhine olan kısımların yeterince incelenmeden hazırlandığını, davacı tarafından açılan ve İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2015/158 E. sayılı dava ve işbu dava ile birleşen İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/140 E. sayılı davalarındaki talepler ile birebir aynı olmasına rağmen derdestliğin sabit olmadığı yönündeki  bilirkişi değerlendirmesi yerinde olmadığını, piyasaya sürülen ürünlerin, davacı marka sahibi tarafından ve onun izni ile gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından yapılan tanıtım videolarında müvekkili tarafından üretilen diğer ürünlerin bulunması da tümüyle normal ve hukuka uygun olduğunu, davacıya ait ürünler üzerinde marka hakkı tükendikten sonra müvekkili tarafından davacı markasını taşıyan ürünlerin üzerinde markanın silinmesi, değiştirilmesi, müvekkilinin kendi markasını yazmasını, aslı markaya tecavüzü oluşturmayacağını, alınan raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, müvekkilinin google reklamlarında kendi firmasının tanıtımını yapması gayet doğal olduğu gibi firma ortaklarının soy isimlerini anahtar kelime olarak da kullanacağını, müvekkili firmanın, satışı yapacak kişinin mevcut bilgi ve birikimine atıf yapmasından daha doğal bir şey olamayacağını,  asıl tecrübe sahibi olan firma ortaklarının soy ismini dahi kullanmadan reklam vermesin beklemeleri de anlaşılabilir olmadığını, heyetin bu yöndeki değerlendirmelerinin de kabul edilemeyeceğini beyanla istinaf isteminin kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davalı yanın “...” markası, ... \"http://www...com\" www...com alan adı, “.../ ...” ibareleri,  ... \"http://www...com\" www...com,  ... \"http://www...com\" www...com alan adları kullanımları bakımından taleplerinin reddine karar verildiğini, dosya kapsamı, delillerinin, tespit dosyaları ve emsal nitelikteki karar dikkate alındığında kararın bu kısımlar bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu,   İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/268 Esas sayılı dosyası kapsamında “...” ibaresi yönünden davanın kabul edildiğini, her iki kararın birbirinden çelişkili  olduğunu,  hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalıların kullanımların birbirinden haberdar olmadan yapılan kullanımlar gibi değerlendirildiğini,  davalının kullanımının ve tüm eylemlerinin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkili şirketinin eski çalışanı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunun ... Esas sayılı dosyasında da tespit edildiğini, tüm bunlara rağmen davalı tarafın “...” ibaresi bakımından yaptığı markasal kullanımların müvekkili markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği yönündeki kararın kabulü mümkün olmadığını, mahkemenin “...” kelimesinin anlamı itibariyle kullanıldığı tarım makineleri sektöründe ayırt ediciliği zayıf nitelikte olduğu, bu sebeple davalının kullanımı  ... \"http://www...com\" www...com ile davacı markası arasında bir ayniyet/benzerlik bulunmadığı ve davalının alan adı kullanımının davacı markasına yönelik marka tecavüzü/haksız rekabet gerçekleştirmediği yönündeki kararın usulsüz olduğunu, müvekkiline ait marka davalı tarafından bir dergi adı olarak kullanıldığını,  16.sınıfta tescil edilmiş olan markanın zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceğini,  tescilli marka kullanımlarının hukuka uygun olduğu görüşüne katılmadıklarını, davalılar açıkça kendilerini müvekkili firmanın yurtdışı firması olarak gösterdiklerini,  iltibas tehlikesi davalıların kötü niyetli eylemleri ile kasıtlı olarak artırıldığını, davalılar ile müvekkili firma arasında imzalanan centilmenlik sözleşmesi ile davalıların müvekkiline ait markaları kullanmasının yasaklandığını,  buna karşın davalı tarafça müvekkiline ait tescilli markanın anahtar kelime olarak da kullanıldığını  mahkemece verilen kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını, davanın tümden kabulünü talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin  tespiti,  men'i, ref'i,  istemlerine ilişkindir. ... nolu ..., ... nolu ... şekil markası ... nolu \"...\", markaların 07. Sınıfta, ... sayılı ... şekil markasının  07,9 sınıflarda  ... nolu  şekil markasının  7,9,28 sınıflarda , ... nolu ... markasının 16,41 sınıfta davacı adına tescilli olduğu görülmektedir. ... tescil numaralı ..., ... numaralı  ... markasının 7,9 . sınıflarda , ... numaralı ..., ... numaralı ... markalarının 7, 9 ve 35.sınıflarda , ... sayılı \"...\" ibareli ve ... \"dünyanın rekoltesi \" ibareli markalarının 16.sınıfta  davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre; davacı şirketin 1987'de ... PAZ SAN TİC LTD ŞTİ olarak kurulduğu, müdürün ... olduğu, 11.10.1996'da unvan değişikliğine gidilerek ... MAK ..LTD ŞTİ olduğu, ünvanın  ... SANAYİ TİC A.Ş. olarak  değiştiği görülmüştür. Davalı şirketin 14.11.2013 tarihinde  ... SAN TİC  LTD ŞTİ olarak kurulduğu, 29.05.2014 tarihinde unvanının ... SAN TİC LTD ŞTİ  olarak değiştiği  kurucusunun ... olduğu  görülmüştür. ..., ..., ...in taraf olarak yer aldığı 22.01.2015 tarihli centilmenlik anlaşmasında \"...' in kuracağı şirketin sözleşmede anılan şirketler ile aynı iştigal konusunda faaliyet göstermesine  ve üretilen mallar hangi hakka sahip olursa olsun aynı makinelerin üretim ve satışını yapmasına muvafakat  vermişlerdir, ... kendisine ait olmayan marka logo ve logo tasarımı kullanımı yapmayacaktır...\" şeklinde hükümlerin mevcut olduğu görülmektedir. 06/06/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalı www...com, www...com ve www...com kurumsal internet sitelerinin içeriklerinde davacının tescilli ... ve ... esas unsurlu marka kullanımlarına rastlanmadığı, dava dosyası içeriğinde davalı tarafın bu makinaları davacı firmadan satın aldığına ilişkin faturaların mevcut olduğu, davalı tarafından çekilen videolardaki makinalar üzerinde satışını yaptığı davacı markasının  orijinalinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilmiş 2016/468 E. sayılı, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2017/ 62 D. İş sayılı ve İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2015/184 E. sayılı davaların bu davada dikkate alınamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.08/04/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: davacının ... numaralı “...” markasının  KHK koruması kapsamında olduğu, ancak “...” kelimesinin anlamı itibariyle kullanıldığı tarım makineleri sektöründe ayırt ediciliği zayıf nitelikte olduğu, bu sebeple davalının kullanımı www...com ile davacı markası arasında bir ayniyet/benzerlik bulunmadığı ve davalının alan adı kullanımının davacı markasına yönelik marka tecavüzü/haksız rekabet gerçekleştirmediği,  davalının ... tescil numaralı ... markasına, kullanıldığı makine emtiasında ayırt edicilik niteliği zayıf olan “...” ibaresinin eklenmesi ile oluşturulan ... ve ... şeklindeki kullanımlarının “markanın kullanımı” niteliğinde olması sebebi ile davacının tescilli ... numaralı ... markasına tecavüz teşkil etmediği, davalının ticari faaliyetlerini gerçekleştirdiği www...com ibareli alan adının içerdiği “...” ibaresinin davalıya ait tescilli ... numaralı ..., ... numaralı ..., ... numaralı ... markalarına eklenen “...” ibaresi ile oluşturulduğu, eklenen ibarenin kullanılan emtia bakımından ayırt edicilik sağlamadığı, bu yüzden “...” ve www...com şeklindeki kullanımın tescilli “...” markalarının kullanımı olacağı ve davacı markasına yönelik marka tecavüzü/haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının www...com uzantılı alan adının tescilli ... numaralı ... markasını aynen içermesi sebebi ile davalının www...com uzantılı alan adı kullanımının hukuka uygun olduğu, davalıların “... firması, yurtdışında ise ... ile faaliyet göstereceklerini bildiren ... ” şeklindeki beyanları ile “... olarak yeniden yapılanan 45 yıllık kuru gıda temizleme makineleri üreticisi her iki ayda bir yeni teknoloji üretme hedefi ile yola çıktı...” şeklinde piyasada yer alan haberlerin, davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne karşı haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların tanıtımlarında, davacıdan satın aldığı makinelerdeki “...” markası ile kendi markalarını bir arada kullanıldığı, dava dosyasında sunulan davalı yanın davacı yan aleyhine gerçekleştirdiği diğer haksız kullanımlar, tanıtımlar ve beyanlar ile birlikte değerlendirildiğinde söz konusu satışın markanın tükenmesi ilkesini sonuçlanmayacağı zira TMK 2. maddeye aykırı olarak davacının marka hakkının tükendiğinin savunulamayacağı, bu sebeple davalıların “...” markasını içeren kullanımlarının davacıya ait marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalının www...com isimli internet sitesinde, davacının www...com sitesindeki kullanımların tek başına KHK kapsamında markasal koruma kapsamında olmadığı ancak görseller incelendiğinde makinelerin görsel ve tasarım unsurları itibariyle aynı/benzer olduğu, davacının iddia ettiği davalıların, davacıların çektiği ürün tanıtımı videolarını aynen kullandığı iddiasının, dosyadaki deliller incelense de söz konusu ayniyeti incelemeye yeterli olmadığı için değerlendirilemediği, 26/03/2019 tarihi itibariyle heyetçe re’sen yapılan incelemede davacı ve davalıların internet sitelerinde yer verdikleri katalogların tasarımsal ve içeriksel olarak ayniyet/benzerlik teşkil etmediği, davalı katalogunda davacı yana ait tescilli markalardan birine rastlanmadığı bu sebeple internette yer alan davalı kataloglarının davacı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabete sebebiyet vermediği, davalıların ticari etki yaratacak şekilde, hiçbir meşru bağlantı olmayarak davacının “...” markasını kullanarak www...com.tr alan adı için Google’a reklam vermesinin davacı markasına yönelik marka tecavüzü oluşturacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 30/10/2020 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Yargıtay 11. H.D' nin 2018/3525 E. 2019/5282 K. sayılı ilamı da nazara alınarak; Davalı tarafından kullanılan tescilsiz \" ...\" ve \"...\" markalarının davacı markalarına tecavüz teşkil etmediği, ... ibaresinin hitap ettiği kitlenin dergi okuru olarak da sektörle ilgili ve ilişkili kişiler olması sebebiyle kök rapordaki tespit ile paralel olarak yüksek bir ayırt ediciliği haiz olmadığı, davalının tescilli ... markalarına/ticaret unvanına dayanarak gerçekleştirdiği kullanımların davacı markasına ve/veya ticaret unvanına tecavüz teşkil etmediği, kök raporda yer alan \"Diğer haksız kullanımlar, tanıtımlar ve beyanlar ile birlikte değerlendirildiğinde...\" şeklindeki ifadeden, kök raporda- özetle sonuç bölümünün g,h,ı ve k maddelerinde yer verilen davalının diğer haksız kullanımlarının anlaşılması gerektiği, son tahlilde kök raporda belirtilen gerekçelerle varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İstanbul 1.FSHHM 'nin   2017/268E, 2020/40K. Sayılı ve bu dosya ile birleşen İstanbul 1. FSHHM 2015/140 esas sayılı dosyalarında ,Asıl dava, davalı şirket adına kayıtlı ... markası ve ... ibareli markaların hükümsüzlüğü, ticaret unvanının terkini, haksız rekabetin tespiti, meni durdurulması istemlerine, Birleşen dava ise; davalı ... adına kayıtlı ... markası ile ... markalarının hükümsüzlüğü, www...com ibareli alan adına erişimin engellenmesi, haksız rekabetin tespiti, meni durdurulması önlenmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece   28/01/2020 karar ile ,  Asıl davada; 1-Davalı adına tescilli ... sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne,2- ... sayılı ... ibareli markanın hükümsüzlük isteminin reddine,3-Ticaret unvanının terkini ve www...com ibareli siteye erişimin engellenmesi taleplerinin reddine,4-Davalının kataloglardaki kullanımlarının haksız rekabete neden olduğu anlaşıldığından kataloglarındaki kullanım dolayısıyla fiilin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet eylemininmeni ve ref'ine,  Birleşen davada; 1-Davalı ... adına tescilli ... sayılı''...'' ibareli markanın hükümsüzlük isteminin reddine,2-Davalı ... adına tescilli ... sayılı \"...\"ibareli markanın hükümsüzlüğüne, 3-Davalının eyleminin fiilin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet eyleminin meni ve ref'ine, ...\" şeklinde karar verilmiş, verilen karar  İstanbul Bam 16. HD'nin  2021/659 Esas- 2023/551 Karar sayılı ilamı ile kararın eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesi ile kaldırılmıştır. Davacı tarafından daha önce açılan davaların marka hükümsüzlüğü ve  davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğine yönelik olduğu, eldeki davanın devam eden  kullanımların marka hakkına tecavüz  ve haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin olduğu, davalardaki netice-i talepler tümüyle aynı olmadığı gibi , marka hakkına tecavüz  ve haksız rekabet fiilleri haksız fiil temelli olmakla bu filler devam ettiği sürece yeniden dava konusu edilebilecekleri , zira her davanın açıldığı tarihten önceki fiilleri konu aldığı, bu itibarla derdestlik itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada , davacı taraf,  adına tescilli ... ve ...  esas unsurlu tescilli markalar ve   ticaret unvanınına  www...com ibareli alan adına dayalı olarak davacı şirketin eski çalışanı olan  davalı  ...’in  diğer davalı ... firmasının kurucusu olduğu , davalıların tescilli markalara, ticaret unvanına ve alan adlarına tecavüz teşkil eder mahiyette olan kullanımlarının tespit edildiğini, davalı eylemlerinin marka  haklarına, ticaret unvanına ve alan adına  tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. ... numaralı \"...\" markasının 7,9, 35 sınıflarda başvurusunun  reddine dair  TPE kararına  karşı iptal davası açıldığı, davanın kısmen kabulü  kararının Y.11.HD, 11.09.2019 Tarih, 2018/3525, 2019/5282 K sayılı ilamı ile ;\"  Somut olayda davacının kısmen reddedilen başvuru markası “...” ibaresinden, ret gerekçesi markalar ise tanınmış marka niteliği bulunmayan “...” vb. markalardan oluşmaktadır. Dairemiz'in emsal 26.06.2019 tarih 2018/3204 - 2019/4861 sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacı markası ad-soyad markaları niteliğinde olduğundan ve kendisini oluşturan “...” ve “...” ibarelerinden tamamen farklılaşarak belirgin bir şahsa işaret eden, kavramsal ve bütünsel açıdan tamamen farklı ve ayırt edici niteliği olan ibare haline dönüşmüş olmakla, ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ret gerekçesi yapılan markalar ile karıştırılma ihtimali bulunmadığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi ve bu doğrultuda Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir\" bozulduğu, bozma sonrası ilk derece mahkemesince YİDK kararının iptali ile markanın tüm sınıflar yönünden tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay .11.HD, 25.02.2021  Tarih,2020/1835E , 2021/1721 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. “...” ibareli davalı markasının hükümsüzlüğü konusunda görülen dava sonucu , ... ibaresi ile  davacının ... ibareli itirazına mesnet markaları arasında işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibarıyla bir benzerlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın  Yargıtay .11.HD, 07.03.2023   Tarih, 2021/7239 E ,2023/1372 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Dosya kapsamına göre, davanın taraflarının aynı sektörde, tarım makineleri imalat ve satışı alanında ticari faaliyet yürüttükleri , davalı şirketin 2014 yılında kurulmasını takiben her iki şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, Alan adı kullanımları yönünden;  davacının ... numaralı “...” markası ile www...com isimli  alan adının sahibi olduğu, rekolte isimli dergiyi bu alan adı üzerinden yayınladığı, davalının 16 . sınıfta tescilli ... sayılı \"...\" ibareli ve ... \"...\" ibareli markalarının bulunduğu, \"...\" isimli fransızcada dünyanın rekoltesi ( hasadı) anlamına gelen  dergisini  www...com isimli   internet sitesi üzerinden yayınladığı bu şekildeki kullanımın davalının tescilli markasının esas unsuru korunarak kullanımı niteliğinde  olduğu ,bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere,  tarım sektörünü konu alan dergi  isminde kullanılan   “...” kelimesinin derginin  hitap ettiği  ortalama  tüketici kitlesinin tarım sektörü ile ilgili kişiler olduğu dikkate alındığında  ayırt ediciliğinin  zayıf  olduğu, tarım sektöründe ayırdediciliği zayıf rekolte ibaresini marka ve alan adı olarak seçen davacının  bu kelimenin yanına  ekleme yapılmak suretiyle başkaları tarafından  kullanımına  katlanmak durumunda olduğu, davalının  \" ...\" ve \"... \", \"...\"  markalarının davacı markaları ile iltibas oluşturmadığı bu markaların başvurunun reddi  kararının iptali ve  hükümsüzlüğüne ilişkin açılan davaların davalı lehine kesinleştiği ,  www...com.tr \" şeklindeki alan adı  kullanımının davalının tescilli  ayk esas unsurlu markalarına dayalı olduğu, \"...com\"  alan adı kullanımın davalının  tescilli \"...\" markasına dayandığı ,  bu nedenlerle   davalının  alan adı  kullanımlarının  davacı markasına yönelik marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil etmediği, Davalının  internet  sitesinde yer verdiği  katalog içeriğinin  davacıya ait katalogla benzerlik teşkil etmediği, davacıya ait markaların kataloglarda kullanımına rastlanmadığı görülmekle  davacı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabete sebebiyet vermediği, Buna karşın davalı şirket yetkilisinin  “Yurtiçinde ... firması, yurtdışında ise ... ile faaliyet göstereceklerini bildiren ... ” şeklindeki beyanları ile “... olarak yeniden yapılanan 45 yıllık kuru gıda temizleme makineleri üreticisi her iki ayda bir yeni teknoloji üretme hedefi ile yola çıktı...” şeklinde piyasada yer alan haberlere konu beyanlarının  davacı  ile aralarında meşru bağlantı olduğu,  grup şirket  izlenimi verdiğinden haksız rekabet teşkil ettiği, Davalının internet sitesinde davacıya ait makine tanıtımı için oluşturulan   görsellerin davacının izni olmaksızın alınarak  aynısının kullanılmasının  haksız rekabet teşkil ettiği, Davalının  davacıya ait  “...” markasını   anahtar sözcük olarak kullanımı ile Google’a reklam verdiği, davacı markası girildiğinde davalıya ait  www...com.tr alan adının üst sırada listelendiği, davalının davacı şirket eski çalışanı olması ve davacı ile  ticari ilişkisi, davacıya ait markanın kullanılmayacağına ilişkin anlaşma dikkate alındığında davacı markasından haberdar olan davalının ... anahtar sözcüğünü seçmesinin iyiniyetli  soyadının kullanımı olarak görülmesinin mümkün olmadığı, davalının davacı markasını ticari etki yaratacak şekilde anahtar sözcük olarak kullanmasının  marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, Taraflar arasındaki  ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın davalılara ürettikleri makineleri sattıkları, davalı yanının  ticari faaliyetlerinde , davacıdan aldıkları makinelerin tanıtımında  kendi ... ve ... markaları ile birlikte ... ibaresini markasal olarak   kullandıkları ,  tanıtımı yapılan ... markalı mallar davacı tarafından satış yolu ile davalıya teslim edilmiş olduğundan, markanın tükenmesi ilkesi gereği  kural olarak davacı bu malların tekrar piyasaya sunulmasını,  satışını engelleyemez ise de;  davalının tanıtımında kendi markaları ile  davacı markasını yan yana birlikte kullanması, davacıya ait tanıtım görsellerinin aynısının kullanılması  ve az yukarıda yer verilen  kendi şirketlerinin piyasadaki tanıtımında davacı şirketin devamı olduğu ve halen organik bağlarının  bulunduğu izlenimi yaratılması, davacı markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin internet arama motorunda ticari etki yaratacak şekilde anahtar sözcük olarak  kullanılması   birlikte dikkate alındığında davalının ... markasını   bu şekildeki kullanımının dürüstlük kuralına uygun olmadığı, davalının kendi markaları ile birlikte davacı markasını kullanmasının  marka hakkının tüketildiğinden bahisle hukuka uygun kullanım olarak kabulüne olanak bulunmadığı , ...'in davacı şirket ortaklığından ayrılırken imzaladığı anlaşmanın davalılara davacıya ait  marka-logo kullanımına izin vermediği gözetildiğinde  davalı kullanımlarının davacı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraf vekillerinin   istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Taraf  vekillerinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/11/2021 tarih ve 2017/379 E., 2021/405 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarcı istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ec4deefda3af491","SID":"1c42634b4160b1b6"}}