{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/958 <br>KARAR NO: 2024/1498<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/01/2021<br>NUMARASI: 2018/209 Esas -  2021/125 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin işvereni ... Tic. San. Ve A.Ş. olan yüklenicisi bulunduğu ... Mahallesi Karapınar-Konya 17. Km'de bulunan iş sahasında inşa edeceği güneş enerişisinden elektrik üreten sistem yapım işine istinaden, iş sahasında doğması muhtemel bazı zararlar için ilgili sahayı davalı şirketten montaj konulu poliçe ile sigorta ettirdiğini bu sigortanın ticari usullerde all risk olarak tabir edilen ve bütün riskleri kapsayan bir sigorta türü olduğunu  kamera kayıtlarından da görüleceği üzere 08/12/2015 tarihinde gece 03:00 sularında bir grup kimliği anlaşılmayan şahıs tarafından müvekkilinin inşasını sürdürdüğü yaklaşık 80.000 metre kare genişliğindeki iş sahasının arka tarafına geldiklerini, 2 metre ve 5 metre yüksekliğindeki telleri kesip devirerek inşaat sahasına girdiklerini muhtelif bölgelerden yaklaşık 8000 metre uzunluğunda kabloyu aldıklarını, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından hazırlatan ekspertiz raporları uyarınca müvekkilinin KDV dahil toplam zararının 229.407,70 TL olduğunun açıkça belli olduğunu belirterek 229.407,70 TL'nin başvurunun tebliğ tarihi olan 14/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, her türlü yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu olayda hırsızlık eylemlerinin öğrenildiği tarihin 08/12/2015 tarihi olduğunu, zaman aşımının başlangıç süresinin 5 günlük ihbar süresinin ilavesi ile 14/12/2015 tarihi olduğunu, hırsızlık olayının müvekkili şirkete 15/12/2015 tarihinde ihbar edildiğini, davacı tarafın aynı hırsızlık olayına dayalı olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile 50.000,00 TL'lik kısmını müvekkili şirketten montaj sigorta poliçesinden tahsili için Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/587 esas sayılı dosyası ile 16/11/2016 tarihinde açtığı davanın hukuki yarar nedeniyle usulden reddedildiğini, davacının aktif dava ehliyetine haiz olduğunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davaya konu hasarla ilgili yapmış olduğu inceleme ve araştırmalar sonucunda inşaat sigortası genel şartları ve hırsızlık rizikosu kapsamında yapılan değerlendirmelerde inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış/çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması şartının yerine getirilmediğini ve ayrıca \"geçici kabulü yapılan kullanıma açılan tamamlanan kısımlar ile ilgili teminat sona erecektir\" özel şartı uyarınca davacıya tazminat ödeme imkanı bulunmadığından sigortalının hasar tazmin talebini reddettiğini belirterek zaman aşımı definin kabulü ile davanın bu miktar için zaman aşımından reddine, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine, müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın esastan da reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...Hırsılık olayının meydana geldiği, zararın 229.407,70 TL olduğu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre sabittir. Taraflar arasındaki esas uyuşmazlık hırsızlık olayının olmaması için poliçede belirlenen nitelikte önlemin alınıp alınmadığıdır. Dosyada bulunan fotoğraflardan anlaşılacağı üzere dava konusu hırsızlığın gerçekleştiği şantiye alanının tel örgülerle kapalı olduğu, hırsızların öncelikli olarak bu tel örgüyü kesmek suretiyle alanın içerisine girdiği, hırsılığa konu olan eşyaların kapalı depoda bulunduğu, güvenlik görevlisinin mevcut olduğu bu haliyle davacının gerekli güvenlik önlemlerini almış varsayıldığı, hırsızlık nedeniyle meydana gelen zararın sigorta poliçe kapsamında olduğu kanaatine varıldığı \"  gerekçesi ile davanın kabulü ile  229.407,70 TL’nin 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; işbu davada talep olunan tazminatın 50.000,00 TL dışındaki kısmı zamanaşımına uğramış olup bu miktar için davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemede yapılan yargılamada davacının aktif dava ehliyetini haiz olup olmadığını ispat etmesi gerektiği şeklindeki itirazlarımızın tüm deliller toplandıktan sonra  değerlendirilmesine karar verilmiş olmasına rağmen bu yöndeki itirazlarımız da değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, davacının aktif dava ehliyetine haiz olduğunu ispat edemediğini, Dava konusu uyuşmazlık ile ilgili yaptığımız savunmalar doğrultusunda hırsızlık olayına ilişkin verilen teminata dair  poliçe özel şartları ile dosya kapsamındaki delillerin ve somut vakıaların ilişkilendirilerek incelenmediğini, yalnızca sigorta hukukuna dair genel geçer sigorta tanımlarının yer aldığı, eksik ve yetersiz inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, sigortalı ile müvekkil şirket arasında akdolunan sigorta poliçesinde verilen “hırsızlık teminatına ilişkin özel şartlar”ın gereği olarak sigortalı tarafından alınması gereken güvenlik önlemleri yerine getirilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık neticesinde oluşan hasarın sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, sigortalı dava dışı işveren ... Tic. San. ve A.Ş.nin ... Mahallesi Karapınar-Konya adresinde bulunan, davacı yüklenicinin yapmakta olduğu jeneratör inşaat/montajı işine ilişkin iş sahasının sigorta ettiren davacı şirket tarafından 01/12/2015-21/03/2016 tarihleri kapsar şekilde davalı sigorta şirketi nezdinde Montaj Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, 08/12/2015 tarihinde iş sahasında bulunan bir kısım kabloların çalındığından bahisle uğranılan zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmini talebinin, davalı sigorta şirketince  reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı yan öncelikle husumet itirazında bulunmuş olup mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekili her ne kadar sigortalı işverenin açılan davaya ve sigorta tazminat bedelinin davacıya ödenmesine muvafakat ettiğini, bu kapsamda \" davacı ... A.Ş'ye ... numaralı 08/12/2015 tarihinde oluşan hırsızlık hasarından dolayı ödenecek tazminat tutarından muvafakat ettiklerini, masrafların ... A.Ş. tarafından karşılandığını, hasar ödemesi tutarının davacı ... A.Ş. ödenmesi uygun olacağı\" yönünde   sigortalı işveren tarafından verildiği iddia olunan ve hasar dosyasına sunulan 18/07/2016 tarihli dilekçe ibraz edilmiş ise de söz konusu dilekçenin dava dışı sigortalı işverene ait olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadan, sigortalıya sorulmadan  eksik inceleme karar verilmesi hatalı olmuştur. 08.12.2015 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu Formu'nda; \"...Olay yerinde bulunan işyeri temsilcisi ...”'den ambar olarak kullanılan bölmeden kablo hırıszlığı meydana geldiğinin bilgisinin alındığı, bahse konu ambarın işyeri ana giriş kapısı sağ kısmında bulunan 1. Ambar Deposu olduğunun görüldüğü, ambar deposunun ön kısmındaki sürgülü kapının açık olduğu, üzerinde herhangi bir hasar bulunmadığı, arka kısmında bulunan metal kapı üzerinde herhangi bir hasar bulunmadığı, içeride üzerinde kablo sarılı ahşap makaraların ve iş makinesinin olduğunun görüldüğü, İşyeri arka kapısından dışarıya çıkıldığında ise toprak zemin üzerinde batı yönüne doğru makara izleri olduğu, işyerinin tel örgülü ve 2,5 metre yüksekliği olan çitine gelindiğinde yaklaşık 5 metrelik çitin yere devrildiğinin görülüğü, bu kısımdan açık araziye çıkıldığında yine batı yönünde ortalama 250 metre ileride iki adet üzeri boş ahşap makaraların, makara çevresinde yerde şeffaf naylonların ve bu kısma 20 metre uzaklıkta bir ucu kesilmiş siyah renkli kablonun olduğunun görüldüğü, İşyeri etrafında yapılan araştırmada ise yere devrilmiş çitin sağ tarafında yaklaşık 200 metre uzaklıkta bahçe çitinin vidaları sökülmek suretiyle 40 cm ebatinda boydan boya açıldığı, güneş enerjisi paneli üretilen etrafı çitlerle çevrili sabit yeraltı kablolarının uçlarının kesildiğinin görüldüğü\" tespiti yapılmıştır. 19/04/2016 tarihli ... numaralı Eksper raporunda; \"Şantiye Alanına Dair Genel bilgiler ve Alınan Güvenlik Önlemleri; -Hadise tarihi itibarı ile 5 MW kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali Kurulumu Projesinin % 5 oranında tamamlanmış olduğu, -Poliçeye konu işin, sigortalı ... Gıda Maddeleri firmasına ait çiftlik arazisinde konuşlandırıldığı,-Çiftlik arazisinin 2 metre tel örgü üzeri jilet tel ile çevrili olduğu, çiftliğe girişin tek bir yerden yapıldığı ve giriş yapılan bölümde kayar kapının bulunduğu,-Güneş Santralinin çiftliğin arka kısmında, 2,5 metre tel örgü ile çevrili 80.000 m2 alan üzerine kurulduğu, -İnşaatın dört köşesinde hareketli kameraların bulunduğu,-Normal şartlarda, geceleri şantiye güvenliğinin iki bekçi tarafından sağlandığı, hadise sonrası bekçi sayısının 3'e çıkarıldığı, Hadisenin Oluş Biçimi; -Şantiyenin yan cephesinde bulunan yaklaşık 5 metrelik tel örgünün yıkılması suretiyle alana girildiği, Güneş Panalleri ile Trafo arasında 300'er metre uzunluğundaki GES 1 ve GES 2 diye adlandırılan iki kanala 16'şar hat döşenin farklı kesitteki kabloların panoya kadar olan bölümlerinin kesildiği, ayrıca şantiye alanı dıtel örgü ile çevrili çiftliksahası içinde depo olarak kullanılan ambardan henüz montajı yapılmamış makara üzerinde sarılı kabloların makaraları ile birlikte çalındığı, Depo Bölümüne İlişkin İncelemelerde: -Çiftlik alanını çevreleyen tel örgünün direk ile birleşim yerinden kesilmek suretiyle zarar gördüğü, -Toprak üzerinde makara- kablo sürükleme izlerinin olduğu,Henüz montajı yapılmamış makara üzerinde kabloların bulunduğu deponun ön ve arka olmak üzere iki giriş kapısının bulunduğu, deponun ön ve arka olmak üzere iki giriş kapısının bulunduğu, kapılar üzerinde herhangi bir kırma-delme vb. zorlama izinin bulunmadığı,-Depo içinde muhtelif kesitlerde makaraya sarılı kablonun bulunduğu,-Deponun bir bölümünde ise hırısızlık tarafından götürülemeyen kanaldan kesilen kablolardan kalanların istifli halde olduğu görüldüğü, Tespit edilen hasar tutarı : 194.413,31 TL + KDV olduğu \" şeklinde tespitte bulunmuştur. Sigorta uzmanı, hesap uzmanı ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 05/03/2020 tarihli raporda özetle ; \" ..Dosya içeriğindeki tutanak, beyanlar, ekspertiz raporları ve CD'nin incelenmesinde hadise tarihi itibariyle 5 MW kapasiteli güneş enerji santrali kurulumu projesinin henüz %5 oranında tamamlandığı, GES 1 ve GES 2 hattında kanal içine döşenmiş olan kabloların kabullerinin yapılmamış olduğu,  Poliçeye konu işin sigortalı ... Gıda Maddeleri firmasına ait çiftlik arazisinde konuşlandırıldığı, çiftlik arazisi etrafının 2.0 metre tel örgü üzeri jilet tel ile çevrili ve çiftliğe girişin tek bir yerden yapıldığı, bu yerde kayar kapının olduğu, girişin yan kısmında çalışanlara ait konutun bulunduğu, güneş, santralinin yapıldığı yerin çiftliğin arka kısmında 2,5 metre tel örgü ile çevrili 80.000 m2 alan üzerinde kurulu olduğu, inşaatın dört köşesinde hareketli kameraların bulunduğu, giriş bölümünün açık olduğu, hadisenin meydana geliş şekli itibariyle çiftlik sahasını çevreleyen tel örgünün direk ile birleşen yerinden kesilmek suretiyle zarar verildiği, deponun ön ve arka kapılarında herhangi bir kırma, delme, zorlamanın bulunmadığı, deponun bir bölümünde hırsızlar tarafından götürülemeyen ve kanaldan kesilen kablolardan kalanlarının istifli şekilde bulunduğu hususları tespit edildiği, Yapılan tespitler dahilinde çiftlik arazisine, çiftlik arazisini çevreleyen tel örgünün yıkılarak alana girişin yapıldığı, devamında çiftlik arazisi içinde bulunan inşaat alanını çevreleyen tel örgünün de kesilerek şantiye alanına girildiği, 2 makara kablonun alandan çıkarıldığı ve montajlı kabloların da arazinin dışına çıkarıldığı, riziko adresinde 24 saat görev yapan 2 bekçinin bulunduğu ile hırsızlık olayının makara kabloların çıkarılması, kanaldan kabloların kesilerek çıkarılmasının yaklaşık 2 saatlik süreç içinde olduğu ile güvenlik kamera sistemlerinin bulunduğunun değerlendirilmesinde sigorta poliçesinde öngörülen hususların sağlandığı ancak sigorta eksperi tarafından güvenlik zafiyetinin olduğu yönündeki değerlendirmesi bakımından açıklanan hususun takdirinin Yüksek Mahkemeye ait bulunduğu, sigorta poliçesi teminatı kapsamında olan toplam hasar bedelinin KDV dahil 229.407,70 TL olduğu \" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Hasarın Teminat Kapsamında Kalıp Kalmadığı Yönünden ; Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının “A.2. Sigorta Bedelinin Kapsamı” maddesindeki \"Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, söz konusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz. \" hükmü uyarınca taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin 7. Sayfasında  hırsızlık teminatı ile ilgili olarak konulan  özel şarta göre ; \"hırsızlık riski; inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış / çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması ön şartı ile temin edilmiştir. aksi halde teminat geçersiz olacaktır.” şeklinde kararlaştırılmıştır. Söz konusu özel şart uyarınca, davacının yüklenici bulunduğu inşaat sahasında hırsızlık teminatından yararlanabilmesi için ; ilk olarak inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit/çit ve/veya panel ile kapatılmış/ çevrelenmiş olması, ikinci olarak malzemenin kilitli depolarda bulundurulması ve son olarak 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması şartlarının birada bulunması gerekmektedir.  Somut olayda hırsızlık vakıasına konu kabloların bir kısmı kilitli depoda muhafaza edilen kablolar iken diğer bir kısım ise iş sahasında kanallara serili halde bulunan kablolar olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere her ne kadar inşaat sahası çevresinin 2 metre tel örgü üzeri jilet tel ile çevrili olduğu ve  şantiye güvenliği iki bekçi tarafından sağlanmış ise de çalınan kabloların bir kısmı  kilitli depolarda bulunmadığından iş sahasında kanallara serili halde çalınan kablolar yönünden  belirlenecek hasarın poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığı kabulü gerekir. O halde mahkemece, bilirkişi heyetinden alınacak ek rapor ile dosyaya sunulan hasar dosyası, ekspertiz raporu üzerinde inceleme yapılarak sadece depo içerisinde çalınan kablolar yönünden zarar miktarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çalınan tüm kabloların kapalı depoda bulunduğu kabul edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. Kabule göre de; davalının zamanaşımı defi yönünden değerlendirme yapmadan işin esasına geçilmesi doğru görülmemiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 1420. Maddesi ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'' 1427. Maddesi ise ''...  (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.''  hükmünü düzenlemiştir. Mal sigortalarında TTK'da ayrı bir hüküm olmadığından sigorta hukuku genel hükümlerdeki bu madde mal sigortalarında da uygulanır. Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.I. 1/1. maddesine göre sigorta ettiren/sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmakla yükümlüdür. 6102 Sayılı TTK ve Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri birarada değerlendirildiğinde; sigorta tazminatının rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 5 günlük süre içerisinde yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı, 5 günlük süre içerisinde ihbar yapılmamış olması halinde 45 günlük sürenin 5 günlük ihbar süresinden sonra başlayacağı sonucuna varılmaktadır. TTK 1427/4. maddesinde yer alan \"borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer\" hükmü gereğince sigorta tazminatı bakımından muacceliyet tarihi aynı zamanda temerrüt tarihidir. Öte yandan Türk Borçlar  Kanunun 154.maddesinde zamanaşımını kesen durumlar açıklanmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar (TBK m.156/1). Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; rizikonun 08/12/2016 tarihinde gerçekleştiği, 15/12/2016 günü  sigorta şirketine ihbar edildiği, birinci eksper raporunun 19/04/2016, ikinci kesin eksper raporunun 15/08/2016 tarihinde düzenlendiği, ekspertiz raporu uyarınca hasarın teminat kapsamında olmadığından talebin reddine karar verildiği, davalının ödeme konusunda alacağı zamanaşımına uğratma gayesiyle davacıyı oyalama kastı olduğuna ilişkin dosyaya sunulmuş bilgi ve belge olmadığı, dolayısıyla davalının zamanaşını define dayanması TMK 2. Maddesi kapsamında iyiniyet kuralına aykırılık oluşturmadığı görülmüştür. Buna göre  5 günlük ihbar süresinin bitiminden itibaren 45 gün sonrasında yani 27/01/2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, işbu davanın 19/02/2018 tarihinde açıldığı, diğer yandan davacı taraf aynı hırsızlık olayına dayalı olarak HMK 107. Maddesi  kapsamında  şimdilik 50.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere  Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/587 E.Sayılı dosyası ile 16.11.2016 tarihinde açtığı belirsiz alacak davasının, sigorta ettiren davacının dosya kapsamı itibariyle alacağını belirlemesi mümkün olup böyle bir durumda belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda davacının davaya konu ettiği talepler içerisinde yer alan 50.000,00 TL ve fer’ileri yönünden davacı sigorta ettiren davalı aleyhine zamanaşımı süresi içinde  Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/587 E.Sayılı dosyası ile dava açtığından, açılan dava ile dava edilen alacak yönünden TBK 154 ve 156 maddeleri uyarınca kesilen zamanaşımı aynı sürede 16/11/2016 tarihinde yeniden işlemeye devam ettiğinden dava tarihi itibariyle davacının işbu davada talep ettiği zarar kalemleri içerisinde yer alan 50.000,00.-TL ve fer’ileri için zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacının 50.000,00 TL dışındaki diğer talepler yönünden ise davacı vekili, davalı tarafın davacıya toplam 95.248,39 TL teklifte bulunduğunu beyan ederek buna ilişkin tazminat makbuzu ve temliknameler dosyaya sunulmuştur. Dosyaya sunulan ve davalı tarafça itiraz edilmeyen  e-mail içeriklerine göre davalının bir kısım  tazminat ödemeyi kabul ettiği, teklif edilen tazminat tutarının kabul edilmesi durumunda 01/09/2016 tarihli 54.659,00 TL ile 38.699,39 TL tazminat makbuzu ve temlikname düzenlendiği görülmüştür. TBK m. 154/1'e göre borçlunun borcunu kabul ettiğini gösteren, borcun kısmen ödenmesi, güvence verilmesi gibi fiiller bizzat borçlu tarafından veya onun onayı ile üçüncü şahıs tarafından yapıldığı takdirde zamanaşımı kesilir. Davalı tarafça, talep edilen alacağın tamamı kabul edilmemiş, sadece 95.248,39 TL'lik kısmı kabul edildiğine göre kabul edilen miktar bakımından zamanaşımının 01/09/2016 tarihinde kesildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda  TBK 154 ve 156 maddeleri uyarınca kesilen zamanaşımı aynı sürede 01/09/2016 tarihinde yeniden işlemeye devam ettiğinden dava tarihi itibariyle davacının işbu davada talep ettiği zarar kalemleri içerisinde yer alan toplam 95.248,39 TL ve fer’ileri için zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre Karaman Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasında talep edilen 50.000,00 TL ile davalı tarafça kabul edilen  95.248,39 TL olmak üzere toplam 145.248,39 TL alacak yönünden zamanaşımı süresi dolmadığı, bakiye 84.159,31 TL alacak talebinin ise dava tarihi itibariyle  2 yıllık zamanaşımı süresi dolması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılmadan işin esasına geçilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine oy birliği ile varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/209 Esas -  2021/125 Kararsayılı  21/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf  başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c98354338bb33d8f","SID":"9c3ab50db75d867a"}}