{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1058 Esas<br>KARAR NO: 2024/1443<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/02/2021<br>NUMARASI: 2018/968 Esas, 2021/135 Karar<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin Erzurum Belediyesinden kapalı spor salonu ve yarı olimpik yüzme havuzu yapımı işini aldığını, ihaleyi aldıktan sonra müvekkili şirket ile 13.000,00 TL ve KDV bedeli karşılığında şantiye şefliği işi için anlaştığını, müvekkilinin sözleşme gereği beton dökümü, beton numunesi alımı ve idareye götürülmesi, donatı kontrolü, malzeme alımı ve vinç tahsis etme gibi hizmetleri yerine getirdiğini, ancak davalının hizmet bedeli için düzenlenen 03.05.2017 tarihli faturaya süresinde itiraz etmemesine rağmen, fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; taraflar arasında akdi bir ilişki olmadığını, davacının akdi ilişkinin varlığını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, müvekkiline gönderilen ve müvekkilinin kabul ettiği bir fatura bulunmadığını, sözleşme bulunmadan kötü niyetli olarak düzenlenen faturaya dayanılarak alacak talep edilemeyeceğini, müvekkili şirkete herhangi bir hizmette verilmediğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini ve alacağa ticari avans faizi talep edilemeyeceğini, likit bir alacak bulunmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve davacının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı tarafın ticari defterleri sunmaması nedeniyle davacının iddialarının davalı kayıtları ile teyit imkanı davalıca kaldırıldığı için, davalının bunun sonucuna katlanması gerekeceği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 11.480,00 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 11.480,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 11.480,00 TL alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline   karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişiden ek rapor alınmadan önce, müvekkili şirketin ticari defterlerinin yerinde incelenmesini talep etmelerine rağmen, taleplerinin reddedildiğini ve sadece davacı defterleri esas alınarak hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin defterleri incelenmeden karar verilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporunda, davacının düzeltme kaydındaki düzeltmeye konu hesapların birbirinden farklı olduğunun ifade edildiğini, bu nedenle davacının ticari defter ve kayıtlarının kendi içerisinde birbiri ile çelişmesi nedeniyle delil vasfında da olmadığını, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete herhangi bir hizmet vermediğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 03.05.2017 tarih ve 15.340,00 TL bedelli faturaya dayanarak davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali ve takibin devamı için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 11.480,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. 1-Davalı taraf, müvekkili şirketin defterleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ara kararı ile; taraflara 27.12.2019 tarihli inceleme gününde defterlerini hazır etmesi ya da yerinde inceleme yapılması talebinde bulunulması için kesin süre verilmiş, aksi halde defterleri ibrazdan kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın kayıtlarının esas alınabileceği belirtilmiştir. Söz konusu ara karar davalı vekiline 04.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği gibi, yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Verilen kesin sürede yapılması gereken iş açıkça belirtilmiş, gereğinin yerine getirilmesi için makul bir süre verilmiş ve kesin süreye uyulmaması halinde yaptırımı da açıklanmıştır. Bu nedenle mahkemece, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılmasına karar verilerek, davacı defterlerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporuna göre karar vermesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-Davalı, davacının defterlerinin delil niteliğine haiz olmadığını savunmuşsa da, alınan bilirkişi raporunda davacının 2017 ve 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu belirtilmiştir. Davadan sonra davacının ticari defterlerinde yapılan düzeltme, davacı defterlerinde davalıya ait ödemelerin takip konusu fatura ile ilişkisi olmadığından, bu düzeltme nedeniyle davacının defter ve kayıtlarının birbirleri ile çeliştiğine yönelik iddia yerinde görülmemiştir. 3-Diğer taraftan davalı, taraflar arasında akdi ilişki olmadığını, fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuştur. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda;  davalının defterlerini inceleme gününde hazır etmediği, davacının 2017 ve 2019 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, takibe dayanak 15.340,00  TL tutarlı faturanın davacının ticari defterlerine işlendiği, davacının söz konusu faturayı BS bildiriminde beyan ettiği, davacı defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya toplam 3.860,00 TL ödemesi bulunduğu, bu miktarın mahsubundan sonra davacının 11.480,00 TL tutarında asıl alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda; davacı yapılan ödemelerin takip konusu faturadan önceki başka alacağa ilişkin olduğunu ve ticari defterlerde düzeltme yapıldığını belirterek kök rapora itiraz etmişse de, davacının 2019 yılında yaptığı düzeltme kaydında bulunan düzeltmeye konu hesapların birbirinden farklı olması ve düzeltme kaydının takip ve dava tarihinden sonra yapılması nedeniyle dikkate alınmaması gerektiği belirtilmiştir. \" Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.\" (Y. 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamı) Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlanmıştır. 4-Ayrıca fatura ile tevsik edilmiş alacak, likit ve belirlenebilir olduğundan mahkemece hükmedilen alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/968 Esas,  2021/135 Karar ve  17/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 200,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 227,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae63b522f1622ad4","SID":"34e8da3d61075baa"}}