{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t    \t\t\t           \t\t\t       (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>                 (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın<br>                                                                             Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)\t<br>ESAS NO\t: 2023/1252 <br>KARAR NO\t: 2024/1056<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 25/10/2023<br>NUMARASI\t: 2020/138 Esas -  2023/638 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVA KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak\t <br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ    \t: 06/12/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve  birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/226 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/226 Esas sayılı dosyaları ile açılan davaların reddine, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; ... yapım işi ile ilgili olarak taraflar arasında 28/01/2019 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığını, yer tesliminin 28/01/2019 tarihinde yapıldığını, davalı şirketin işin yapımına başlamış ise de, süreç içinde yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendilerine yapılan şifahi uyarıları da dikkate almayarak en son işi ve iş yerini terk ederek çalışmayı bıraktığını, kendisine Ankara 56. Noterliğinden 09/08/2019 tarihli ihtarname keşide edilerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde işe başlanılarak taahhütlerin yerine getirilmesi, bu sürede işe başlanılmaması halinde sözleşmenin feshedilerek taahhütleri altındaki işin nam ve hesaplarına kendileri tarafından tamamlatılarak sözleşmeden doğan tüm alacak ve zararların tahsili istemiyle yasal işlem başlatmak zorunda kalınacağının bildirildiğini, ihtara karşın davalı tarafın işe başlamaması üzerine haklı nedenle ve tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taahhütleri altındaki işin davalı nam ve hesabına davacı şirket tarafından tamamlatılarak sözleşmeden doğan tüm alacak ve zararların tahsili amacıyla yasal işlem başlatılacağının davalı şirkete bildirildiğini, daha sonra davalı tarafça yarım bırakılan işlerin başka taşeronlara yaptırıldığını, söz konusu işler ve işlerin başka bir taşerona tamamlatılmasıyla ilgili olarak sözleşmeden ve kanundan doğan dava ve talep hakları saklı tutulmakla birlikte, davalı tarafın çalıştığı süre zarfında davacıdan aldığı avanslar nedeniyle cari hesaptan davacı şirkete borçlu olduğunu, fazla ödeme miktarının 59.634,73 TL olduğunu, fazla ödemeye konu cari hesap alacağının tahsili amacıyla Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2019/14621 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>\tDavalı vekili; öncelikle resen yasal hak düşürücü süreler içerisinde açılıp açılmadığının tespiti, zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti, davacının dava ehliyeti olup olmadığının tespiti, dava şartlarından hukuki yarar, görev ve yetki koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti, kesin hüküm, derdestlik ve husumet itirazlarının da değerlendirilerek davanın usulden reddine, esasa ilişkin olarak da taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve akabinde yaşanan durumların davacı tarafından gerçeğe aykırı şekilde değerlendirilerek farklı bir algı yaratma gayreti içine girildiğini, fazla ödemenin bulunmadığını, 28/01/2019 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini ve sözleşme gereği kendi işçileri ile işe başladığını, inşaat alanında okul ve uygulamalı otel olmak üzere 2 bölüm bulunduğunu, davalı şirket tarafından okul kısmına tüm alt yapı çalışmaları, zayıf akım ve kuvvetli akım kablolarının çekilmesi, borulamalarının yapılması, tava ve panoların yerleştirilmesi şeklindeki tüm işler ile uygulamalı otel kısmındaki topraklamanın ve 2 kat beton borularının yapılması şeklindeki işlerin davalı şirketin kendi malzeme ve işçileri tarafından yapıldığını, bu aşamaya kadar sözleşme gereği davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, buna karşılık davacı şirketin edimlerini ifa etmediğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete gerçekleştirmiş olduğu iş ve işlemler için hiç bir hak ediş ödemesi yapılmadığını ve davacı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı hareket edildiğini, bu nedenle davalı şirket tarafından haklı nedenlerle belirtilen süre içerisinde işe başlanmadığını, davacı taraftan keşide edilen ihtarnamelere taraflarınca Ankara 63. Noterliğinden keşide edilen 04/09/2019 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini, ve ödenmemiş hakedişlerin ödenmesinin ihtar edildiğini ancak hiç bir ödeme yapılmadığını, sözleşmenin hakediş ve ödemeler başlıklı 8.maddesinin açıkça ihlal edildiğini, işçilerin ücretlerini dahi kendisinin ödemek zorunda kaldığını, alamadığı ödemeler sebebiyle oldukça zarar ettiğini, asıl alacaklı olanın davalı şirket olduğunu, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/158 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırılıp bilirkişi raporu alındığını savunarak, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine hükmedilmesini istemiştir. <br>\tBİRLEŞEN ANK. 2. ATM'NİN 2021/302 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>\tİDDİA      \t\t\t                         : \t<br>\tDavacı vekili; taraflar arasında \"... Yapım İşi inşaatı işindeki\"... İşveren'in işletmesinin ve taahhüdü altındaki işin gereği ve teknolojik nedenlerle Taşeron'un uzmanlığındaki Taşeron Elektrik İşleri Fiyat Teklifinde belirtilen Elektrik Elektronik Tesisat işlerinin ekli proje mahal listelerine, teknik şartnamelere uygun şekilde eksiksiz ve anahtar teslim çalışılması ' konulu 26 maddeden oluşan 12/06/2018 tarihli sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen işbu sözleşmeye rağmen davalı-borçlu sözleşme akabinde sözleşme konusu ile ilgili inşaat uygulama yerinde oluşan sorunlarını çözmemiş ve söz konusu inşaat yer teslimini de sağlamadığını , akabinde 28/01/2019 tarihinde sözleşmenin yenilendiğini, yenilenen sözleşme neticesinde 28/01/2019 tarihinde müvekkil şirket kendi işçileri ile birlikte ... adresinde  işe başladığını, bu kapsamda okul ve uygulamalı otel olmak üzere iki bölümden oluşan inşaat alanında okul kısmının tüm alt yapı çalışmaları, zayıf akım ve kuvvetli akım kablolarının çekilmesi, borulamalarının yapılması, tava ve panoların yerleştirilmesi şeklindeki tüm işler ile uygulamalı otel kısmındaki topraklama ve 2 kat beton boruları iş ve işlemeleri müvekkil şirket tarafından kendi malzeme ve işçileri ile gerçekleştirildiğini, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/158 D.iş Sayılı 24/10/2019 tarihinde yapılan keşfe istinaden düzenlenen 14/11/2019 tarihli bilirkişi raporuyla yapılan işlerin tespit edildiğini,müvekkil tarafından yapılan tüm bu iş ve işlemlere rağmen davalı şirket tarafından hiçbir hak ediş ödemesi yapılmadığını,  ödenmeyen fatura bedeli hususunda  Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10989 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın bu icra takibine, takip konusu alacağa,  faiz ve fer'ilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/138e. sayılı dosyası ile iş bu davanın HMK 166 gereğince birleştirilmesini, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10989 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile, takibin devamına, davalı-borçlunun alacak miktarının %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; <br>itirazın iptali davalarının icra takibine bağlı davalardan olup, icra takibinde takibe konu alacağın tümüne itiraz edilmiş olması halinde takip tarihinde alacağa konu edilen miktarın tamamının bir eda davası olan itirazın iptali davasının konusu haline geldiğini, bu durumda itirazın iptali davasının konusunun bölünmesi mümkün olmadığından kısmi dava şeklinde açılamayacağını, esasa ilişkin olarak da asıl dava dosyasına sundukları dava, beyan dilekçelerinde de vurguladıkları üzere taraflar arasındaki sözleşmeye konu yükümlülüklerin davalı şirket tarafından yerine getirilmeyerek iş yerini terk edip çalışmayı yarım bıraktığını, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/158 D.İş sayılı dosyasından 24/10/2019 tarihinde yapılan keşif ve bu dosyadan alınan 14/11/2019 tarihli bilirkişi raporunun birleşen dosya davacısı şirketin işten el çektirildikten sonra müvekkili şirket tarafından başka taşeronlara yaptırılan işleri de kapsar şekilde raporun hazırlandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 13/09/2019 tarihinde feshedildiğini, Mart 2019 tarihinden davalının sözleşmesinin feshedildiği 13/09/2019 tarihine kadar hiç bir hakedişin mevcut olmadığını, hakedişlerin sözleşmenin feshinden sonra müvekkilince 3.kişilere tamamlattırılan yarım bırakılan işlere ilişkin olup, kasım ve aralık aylarında düzenlenen hakedişler olduğunu, anılan dönem içinde hiç bir çalışma yapmadığının bir başka kanıtının da dosyaya sunulan iş yerine ait SGK dökümü olduğunu, anılan dönemde iş yerinde neredeyse hiç personel bulundurmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tBİRLEŞEN ANK. 6. ATM'NİN 2021/226 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>\tİDDİA\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t          : <br>\tDavacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Yatırım İzleme Müdürlüğü ... Yapım işi ile ilgili olarak 28/01/2019 tarihli Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin işin yapımına başlamışsa da süreç içinde yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şifahi uyarıların da dikkate alınmadığını, en sonunda davalı şirketin işi ve iş yerini terk ederek işi bıraktıklarını, bunun üzerine ihtarname keşide edildiğini, bu nedenlerle müvekkili şirketçe sözleşmenin feshedilerek eksik bırakılan işlerin davalı şirket nam ve hesabına tamamlatılmış olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan alacağa karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 661.088,11 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavalı vekili; müvekkili ve davacı şirket arasında ilk olarak 12/06/2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, ancak ilgili inşaat yerinde oluşan sorular çözülemediğinden müvekkili şirkete inşaat yeri zamanında teslim edilemediğini, 28/01/2019 tarihinde sözleşmenin yenilendiğini ve işe başlandığını, müvekkili şirketin söz konusu sözleşme gereği üzerine düşün tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak bu iş ve işlemler için hiçbir hakediş ödemesi yapılmadığını, davacı şirketce sözleşme hükümlerine aykırı hareket edilmiş olduğundan müvekkili şirket tarafından haklı nedenlerle belirtilen süre içerisinde işe başlanmadığını, müvekkili şirketin iş ve işlemleri gerçekleştirme için dava dışı üçüncü kişilere malzeme bedellerini ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle zarar ettiğini, davacı şirketin dava konusu sözleşmeyi dayanak bulunmaksızın tek taraflı fesh ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Asıl ve birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; işveren tarafından yapılan sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, işveren asıl davada davacının, davalı tarafa sözleşme kapsamında yapılan işlere yönelik fazla ödemesinin olup olmadığı, feshin haklı olması durumunda taşeronun işyerini terki sonrası kalan işlerin nama ifa yoluyla 3.kişiye yaptırılmasından kaynaklı alacak talebinin yerinde olup olmadığı, varsa ne miktarda olduğu, taşeronun bakiye imalat bedeli alacağı olup olmadığı, varsa ne miktarda olduğu hususlarında toplanmakta olup, davalı taşeron tarafından sözleşme kapsamında yapılan iş ve ödemeler ve fesihteki kusur durumu uyuşmazlık konusudur. <br>\tTaraflar arasındaki akdî ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesidir. Bu tür sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüdü halinde diğer tarafın hakları aynı Yasa'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; a) Aynen ifayı istemekte direnmek ve gecikme yüzünden uğranılan zararın tazminin istemek veya, b) Sözleşmenin ifasından vazgeçerek olumlu (müsbet) zararını istemek veya, c) Sözleşmeyi feshederek menfi zararını istemek olarak sayılmıştır. Taraflar arasında eser sözleşmesi düzenlenmiş olup, asıl davada davacı yüklenici tarafından, davalı taşerona Ankara 56. Noterliğinden keşide edilen 27/08/2019 tarih 11513 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş ve davalı tarafça da 04/09/2019 tarihinde cevabi ihtar gönderilmiştir. Öncelikle feshin haklı olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Davalı taşeron tarafça edimlerin tamamlanmadığı, ayrıca davalı tarafça da sözleşmenin 8.maddesinde hakedişlerin ve ödeme belgelerinin düzenlenmesi gerektiği, ancak düzenlenmediği, 09/08/2019 tarihli yüklenicinin ihtarına kadar bu hususlarla ilgili taraflarca yapılmış yazışmalar, ihtarlar bulunmadığı, taraflar arasında 2. ve son hakedişin 25/05/2019 tarihinde düzenlendiği, bu tarihten sözleşmenin feshedildiği 27/08/2019 tarihine kadar hakediş düzenlenmediği, yüklenici şirket, taşeron şirketin 2.hakediş tarihinden sonra işi terk ederek imalat yapmadığını belirtmiş ise de, 09/08/2019 tarihine kadar bu konuda bir uyarının bulunmadığı, yüklenicinin ödeme konusunda yükümlülüğünü düzenleyen sözleşmenin 8.maddesi hükmüne uygun olarak işlem yapıldığının belgelendirilmediği, bu durumda fesihte imalatları tamamlaması noktasında davalı taşeronun, ödemelerin de sözleşme hükümlerine göre yapılmaması noktasında davacı yüklenicinin kusurlarının bulunduğu, tarafların ortak kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bu haliyle taraflar arasında sözleşme ilişkisi sonlandırılmış olup, tek bir fatura kapsamında alacağın olup olmadığı değil, eser sözleşmesi kapsamında tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Her iki taraf kusurlu olup (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını, yasanın geri verme hükmüne göre isteyebilirler. Geri vermenin kapsamının tayinde de kıyasen, nedensiz zenginleşme kuralları uygulanır.<br>\tMahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları içeriği ve çelişkilerin giderilmesi noktasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli 22/05/2023 tarihli 3.bilirkişi heyeti asıl ve 07/09/2023 tarihli ek rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi götürü bedelli olup, götürü bedelli işlerde yüklenicinin hak ettiği imalat bedeli ya da iş sahibinin fazla ödemesinin olup olmadığının tespiti için öncelikle işin tamamının kapsamının belirlenmesi, yapılan imalatın işin bütününe göre fiziki gerçekleşme oranının saptanıp bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hakedilen iş bedelinin hesaplanması gerektiği, bu şekilde hesaplanan iş bedelinden taşerona yapılan ödeme miktarı belirlenerek mahsup edilmesi gerektiği, 3.bilirkişi heyeti raporunda teknik bilirkişilerce taşeronun hak ettiği iş bedelinin hesaplandığı, davalı taşeron ... ... Ltd. Şti. tarafından yapılan iş oranının %19,66 olduğu, buna göre bedelinin 637.967,00 TL olduğu anlaşılmıştır.<br>\tTaşeron sözleşmesi 27/08/2019 tarihinde yüklenici tarafından feshedilmiş olup, fesih tarihinden sonra yüklenici tarafından yaptırılmış bir tespit bulunmamaktadır. Taşeron tarafından fesih tarihinden yaklaşık 2 ay sonra 18/10/2019 tarihli taleple Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/158 D.iş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırılmış, rapor tarihi ise 24/10/2019'dur. Davacı yüklenici şirket, delil tespit raporunun davalı taşeronun işten el çektikten sonra yüklenici tarafından yaptırılan işleri de kapsadığını ileri sürmüş, davalı taşeron ise, taşeron sözleşmesi uyarınca kendisine hiç ödeme yapılmadığı, sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirdiğini belirtmiştir. Yüklenici taraf ise taşeronun çalıştığı süre zarfında, yükleniciden almış olduğu avanslar nedeniyle borçlu olup fazla ödeme yaptığını iddia etmiştir.<br>\tTarafların ticari defterlerinin incelenmesinde banka havalesi ve çeklerle taşerona yapılan ödemeler 448.759,00 TL'dir. Taşeron, yüklenici tarafından ödendiği iddia edilen bedellerin dava konusu inşaata ilişkin olmadığını, yüklenicinin başka il ve ilçelerdeki taahhüdünde bulunulan işlerinde kullanılmak üzere talep ettiği malzeme faturalarına ilişkin ödemeler olduğunu iddia etmiştir.<br>\tTaşerona yapılan ödemelere ilişkin ödeme belgelerinde ödemenin hangi iş nedeniyle yapıldığına ilişkin bir açıklama yoktur. Eser sözleşmelerinde işin yapılıp teslim edildiğinin ispat yükü yükleniciye, dava konusu olayda taşeron şirkete, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü iş sahibine, dava konusu olayda yükleniciye aittir. Taşeron tarafından defterlerinde kayıtlı ödemelerin yüklenici tarafından dava konusu işle ilgili olmayıp başka işle ilgili olduğunu ispat yükü taşerona aittir. sözleşmenin 8.maddesi uyarınca idare tarafından yüklenicinin hesabına ödeme yapıldıktan 10 gün sonra taşeron ödemesinin gerçekleştirileceği, idare ile yüklenici arasındaki elektrik işlerinin olduğu ilk hakediş 7 nolu hakediş olup 08/03/2019 tarihli olduğu, yüklenici tarafından taşerona yapılan ödeme tarihi sözleşme tarihinden sonraki ilk ödeme 19/02/2019, ikinci ödeme 06/03/2019 tarihli olup, bu durumda yüklenici tarafından taşerona, idare tarafından yükleniciye elektrik işleri yönünden hakediş düzenlenmeden önce toplam 120.000,00 TL ödeme yapıldığı, sözleşmenin 15.maddesinde taşerona avans ödemesi yapılmayacağının hükme bağlandığı, idare ile yüklenici arasında ve yüklenici ile taşeron arasında düzenlenen hakedişlerden daha önceki tarihlerde yapılan toplam 120.000,00 TL'lik ödemenin dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki bu sözleşmeye ilişkin olmadığı kanaatine varılarak 448.759,00 TL ticari defterlerde kayıtlı ödemeden 120.000,00 TL'nin düşümü ile sözleşme kapsamındaki ödemenin 328.759,00 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle taşeron davalı şirketin yaptığı imalat bedeli 637.967,00 TL'den ödeme toplamı 328.759,00 TL'nin düşümü ile taşeron alacağı 309.208,00 TL olmakla birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 esas sayılı dosyada davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin asıl alacak ve işlemiş faiz kapsamında dosya içerisindeki ihtarnamenin temerrüde düşürücü nitelikte olmadığı anlaşılmakla fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 esas sayılı dosyasında taşeronun sözleşme kapsamında yapılan imalattan kaynaklı alacağı olmakla, asıl davada fazla ödemenin olmadığı kanaatine varılmakla asıl davanın reddine, davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından davalının reddedilen miktar üzerinden yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 esas sayılı dosyasındaki tazminat talepleri yönünden dava eser sözleşmesinden kaynaklı olup alacak likit sayılamayacağından ve ayrıca davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından tarafların yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tBirleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/226 esas sayılı dosyasında, aynı eser sözleşmesi kapsamında işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ve yarım bırakılan işlerin nama ifa ile 3.kişilere yaptırılmasından kaynaklı alacağın tahsili isteğinde bulunulmuş olup, bu dava ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebilir, olumlu zararını isteyemez. Davacı işveren ... ... A.Ş. sözleşmeyi feshettiğinden, olumlu zarar mahiyetindeki ifaya yönelik eksik işlerin giderilme bedelini isteyemez. İşbu davadaki talep bu kapsamda değerlendirildiğinde, sözleşme feshedildiğinden olumlu zararın istenemeyeceği, sözleşmenin 16/3 maddesi uyarınca olumsuz zarar kapsamında fesihten itibaren, makul süre içerisinde aynı koşullarla kalan işin, başka bir yükleniciye tamamlatılması halinde piyasa rayiçlerine göre ödenecek iş bedelinden fesih tarihinde kalan iş ve yapılmayan imalat bedeli düşülerek zararın talep edilebileceği, ancak bunun için de sözleşmeyi feshedenin kusurunun olmaması gerektiği, işbu davada yukarıda açıklanan gerekçelerle her iki taraf fesihte kusurlu bulunmakla, davacı işveren şirketin tamamen kusursuz olmadığı\" gerekçesi ile, bu davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tAsıl dosya davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin üzerine düşen edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, asıl dosya davacısı taşeronun kendisine toplam 454.036,75 TL ödeme yapılmış olmasına rağmen, işi tamamlamadan iş mahallini terkettiğini, müvekkilinin 27/08/2019 tarihli ihtarına istinaden yaptığı fesihte haklı olduğunu, asıl dosya davalısının işi terk etmesi, işe devam etmemesi durumları göz önüne alındığında taraflar arasındaki iş ilişkisinin fesihle sonlandırılmasında asıl dosya davalısının sorumlu olduğunu, müvekkilinin fesih nedeni ile bir kusurunun bulunmadığını, taşeron firmanın iş sahasını terkedip, gitmesinden yaklaşık 6 ay kadar sonra yaptırdığı delil tespitindeki imalatların içerisinde müvekkilinin kendisi ve başka taşeronlara yaptırdığı imalatların bulunduğunu bu nedenle, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/158 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespitlerin esas alınmasının doğru olmadığını, yine fesih tarihinden önce şantiye alanının terkedilmesi nedeniyle yapılan imalatların asıl dosya dosya davalısı tarafından gerçekleştirildiğine dair adi karineden yararlanmasının da mümkün olmadığını, yerel mahkemece müvekkili tarafından yapılan 120.000,00 TL'lik ödemenin sözleşmede taşerona avans ödemesi yapılmayacağına dair madde bulunmasından dolayı dikkate almamasının hatalı olduğunu, yüklenicinin iş sahibine ya da alt yüklenicinin yükleniciye karşı yapılan ve kabul edilen ödemenin sözleşme konusu iş için değil de başka bir sözleşme konusu iş veya borç ilişkisi nedeniyle yapıldığı hususunun bunu iddia eden yüklenici tarafından ispatlanması gerektiğini, davalı taşerona gerçekleştirdiği imalattan çok daha fazla ödeme yapıldığını, sözleşmenin feshinde müvekkilinin haklı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl ve birleşen Ankara 6. ATM'nin 2021/226 Esas sayılı dosyaları ile açılan davaların kabulüne, birleşen Ankara 2. ATM'nin 2021/302 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tAsıl dosya davalısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; asıl davada yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları ile asıl alacaklının müvekkili şirket olduğunun ortaya çıktığını, yerel mahkemece davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Ankara 2. ATM'nin 2021/302 Esas sayılı dosyası yönünden; müvekkili şirket alacağının daha fazla olduğunu, ticari defterlerde ödeme yapıldığı kabul edilen bedelden iş kapsamında ödenmediği ispat edilen fatura bedellerinin düşülmesi gerektiğini, yine işlemiş faiz yönünden mahkemece bir hüküm kurulmaması, ve icra inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca bilirkişi heyeti tarafından dava konusu iş nedeniyle ödenmediği ispat edilen 391.149,94 TL bedelin mahsup edilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl ve birleşen Ankara 6. ATM'nin 2021/226 Esas sayılı dosyaları ile açılan davaların reddine, birleşen Ankara 2. ATM'nin 2021/302 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tAsıl ve  birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/226 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Asıl dosya davacısı yüklenici, asıl dosya davalısı taşerondur. Mahkemece asıl ve birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/226 Esas sayılı dosyaları ile açılan davaların reddine, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında imzalanan 15/06/2018 ve 28/01/2019 tarihli taşeron sözleşmeleri eser sözleşmesi mahiyetindedir. Davacı yüklenici asıl davada; davalı taşeronun üstlendiği elektrik ve elektronik imalatlarını yapmadığını bu nedenle sözleşmeyi feshettiklerini, davalının yaptığı iş miktarından daha fazla hakediş aldığını, bunların iadesi amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Birleşen Ankara 6. ATM'nin 2021/226 Esas sayılı dosyasında; davacı yüklenici davalı taşeronun eksik bıraktığı işlerin davalı nam ve hesabına üçüncü kişilere tamamlatıldığını iddia ederek alacak istemiştir. Birleşen Ankara 2 ATM'nin 2021/302 Esas sayılı dosyasında; davacı taşeron hakediş ödemelerinin eksik yapıldığını, bunların tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalı yüklenicinin takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptalini istemiştir. <br>\tEser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir.  Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi,  2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar)<br>\tMahkemece yargılama aşamasında üç farklı heyetten bilirkişi raporu alınmak suretiyle, üçüncü bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın ve birleştirilen Ankara 6. ATM'nin 2021/226 Esas sayılı davasının reddine, birleştirilen Ankara 2. ATM'nin 2021/302 Esas sayılı davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 27/08/2019 tarihinde feshedilmiş olup, dosya kapsamındaki belgeler ve alınan bilirkişi raporları ile, davacı yüklenicinin, davalı taşeron ödemelerini zamanında yapmadığı, fesihte yüklenicinin de kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, birleşen Ankara 6. ATM'nin 2021/226 Esas sayılı dosyasındaki tazminat talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/158 D. İş sayılı dosyası ile istenilen tespit 08/11/2019 tarihlidir. Davacı yüklenici fesih tarihinden sonraki imalatların taşeron tarafından yapılmadığını iddia etmektedir. Kural olarak sözleşme devam ettiği sürece yapılan imalatların taşeron tarafından yapıldığı, sözleşmenin feshinden sonraki imalatların ise yüklenici tarafından yaptırıldığı karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini iddia edenin iddiasını ispat etmesi gerekir. Sözleşmenin feshi tarihi itibari ile, taşeronun yaptığı imalatların bir tespiti yaptırılmamıştır. Mahkemece hükme esas alınan üçüncü bilirkişi heyeti raporunda; dava dışı idarenin davacı yükleniciye yaptığı ödemelerden hareketle taşeronun yaptığı işin fiziki seviyesi tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu hareket tarzında bir isabetsizlik yoktur. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde; \"idare ile yüklenici arasında yapılan sözleşme gereğince yükleniciye hakediş ödemesi yapıldıktan 10 gün sonra taşeron ödemesi ve ödeme şekli karşılıklı görüşmeye göre belirlenip öyle yapılır.\" Hükmüne yer verilmiştir. İdare tarafından yükleniciye hakediş düzenlenmeden önce yüklenici taşerona 120.000,00 TL ödeme yapmıştır. Davacı yüklenici bu ödemenin davaya konu sözleşme ile ilgili olduğunu iddia ederken, davalı taşeron bu ödemenin taraflar arasındaki başka sözleşme ve başka işe ait olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece hükme esas alınan üçüncü bilirkişi raporunda; bu ödemenin başka sözleşme ve iş kapsamında olduğu değerlendirilerek, bu miktar taşeron alacağından düşülmemiştir. Davacı yüklenici bu miktarın taşeron alacağından düşülmesi gerektiğini iddia ederken, davalı taşeron söz konusu sözleşme kapsamında olmayıp, başka sözleşme ve işler ile ilgili 391.149,94 TL'lik ödemenin de taşeron alacağından düşülemeyeceğini iddia etmektedir. Mahkemece bu hususta yapılan inceleme ve değerlendirme yeterli değildir. Davalı taşeronun iddia ettiği başka sözleşme ve işler ile ilgili tüm belgeler dosya kapsamına alınmalı, taraf ticari defter ve belgeleri iddiaya konu diğer sözleşmeler yönünden de incelenmeli, davalı taşeronun ileri sürdüğü diğer sözleşmeler nedene ile olan alacaklarını tamamen tahsil edip edemediği, o sözleşmeler nedeni ile bir alacağı kalıp kalmadığı, bu bağlamda söz konusu 120.000,00 TL'lik ödemenin ve 391.149,94 TL'lik ödemenin davaya konu sözleşmeler kapsamında yapılan ödeme olup olmadığı açık ve net bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır. Yine davalı taşeronun sözleşme dışı iş olarak davacı yükleniciye malzeme temin ettiği ve bunlar nedeni ile alacak talebi de ayrıntılı bir şekilde incelenip değerlendirilmelidir. Mahkeme kabulüne göre de; birleşen Ankara 2. ATM'nin 2021/302 Esas sayılı dosyası yönünden davacı taşeronun Ankara 52. Noterliğinin 06/04/2020 tarihli ihtarını keşide ettiği görülmektedir. Bu ihtar usulüne uygun olup, temerrüde düşürür mahiyettedir. Bu nedenle, temerrüt tarihi ile, takip tarihi arasındaki geçen süre için davacı taşeronun faiz talep hakkı olacaktır. Mahkemece davacı taşeronun takip öncesi faiz talebi de bulunmasına rağmen, takip öncesi söz konusu dönem için bir faiz hesabı yaptırılmaksızın taşeron alacağının eksik hesaplanması da doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş yukarıda bahsedilen belgeler toplandıktan sonra bilirkişi heyetinden açıklanan hususların irdelendiği bir ek rapor almak ve hasıl olacak sonuç doğrultusunda asıl ve birleştirilen dosyalar yönünden hüküm kurmak olmalıdır. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, \t<br>2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/138 Esas, 2023/638 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> E-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> E-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> E-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ee8306114bb94dc","SID":"38ca7d21e023cb8a"}}