{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>19. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2314 <br>KARAR NO: 2024/2231<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2023<br>NUMARASI: 2022/989 Esas - 2023/1190 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2023 tarihli, 2022/989 Esas, 2023/1190 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. Dosya incelendi. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Davacı müvekkilinin, İstanbul'da faaliyet gösteren davalı ...Anonim Şirketi'nin ... Lisesi'ne oğulları ...'yi 10.12.2011 tarihinde kayıt ettiğini, kurs ücreti olarak kararlaştıran tutar karşılığında 25.04.2012 tarihli 13.000,00-TL bedelli bir adet bono müvekkili tarafından düzenlenerek davalıya verildiğini, işbu bedelin, bonoda yazılı vade tarihinden önce müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, buna rağmen davalı tarafından kötü niyetli olarak Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ve takibin kesinleştirildiğini, takipsizlik nedeniyle kapatılan icra dosyası alacaklı vekilinin talebi üzerine yenilendiğini ve ... Esasını aldığını, takibun bu esas üzerinden devam ettiğini, haksız ve kötü niyetli olarak açılan takibe konu borcumuzun olmadığının tespiti için işbu huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, davacı müvekkili takibe dayanak bono bedelinin bono vadesi gelmeden önce ödediğini, bononun kendisine teslim edileceği söylenmiş ise de bir türlü tesliminin gerçekleştirilmediğini, bononun ödemesi ise davacı müvekkilinin o dönem yanında çalışan ve muhasebecisi olan ... Tarafından 29.02.2012 tarihinde banka ATM'sinden 14.000,00-TL yatırılmak suretiyle yapıldığını, dekontun açıklama kısmına ise \"... ile ... Eğitim Bedeller\" olarak yazıldığını, bu nedenle müvekkilinin borcunu ödediği anda senedi teslim alamadığını, bilindiği üzere eğitim kurumlarının ödeme alma ve senet teslimi işlemleri arasında tarih farklılıkları olabilmekte olduğunu, davacı müvekkilinin olmayan bir borcu için başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibi sonucunda taşınır ve taşınmazlarına haciz şerhleri işlendiğini, yenileme emriyle de hatalı olarak asıl alacak iki kere hesaplandığını ve borç miktarının iki katına çıkarıldığını, haksız ve hukuksuz bu artış nedeniyle müvekkilinin olmayan borcunun daha da arttığını, davacı müvekkiline karşı açılan icra takibinin öncelikle teminatsız olarak durdurulmasını, sayın mahkeme aksi kanaatte ise de uygun görülecek teminat karşılığında takibin durdurulmasını, öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı icra takibinin iptaline ve kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu borcun kaynağının bir bono olduğunu, davacı tarafından eğitim bedelinin ödendiğine dair dilekçe ekinde sunulan dekontun, bonoda yazılı borca istinaden yapılan bir ödeme olduğunu ileri sürme şansı olmadığını, davacı her ne kadar dilekçesinde bedelin, davacının oğlu olan ...'nin kurs bedeli olduğunu belirtse de sunulan dekontta ... ve ...'nın eğitim bedelleri ibaresi bulunduğunu, davacının kurs bedelinin 13.000,00 TL olduğunu ileri sürmesine karşılık, banka kanalıyla 14.000,00 TL ödediğini iddia ettiğini, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, davacı/borçlu tarafından borcun ödenmediğinin açık olduğunu, davacının her ne kadar bu bonodaki borcuna istinaden ödeme yaptığını ileri sürmüş ise de buna dair herhangi bir makbuz sunamadığını, bonoyu teslim alamadığını, aksinini ispatının davacının üzerinde olduğunu,  davacının her ne kadar eğitim kurumlarının bu senetleri, ödemeden makul bir süre sonra iade ettiğini beyan etmişse de bu iddianın da hiçbir dayanağının olmadığını, davacıya karşı takibin 2013 yılında başlatıldığını ve kesinleştiğini, bu takibe karşı  davacının herhangi bir itirazının veya şikayetinin de olmadığını, eğer davacı gerçekten ödeme yapmış olsa idi, başlatılmış takibi zaten en başında rahatlıkla durdurabileceğini, davacı tarafından dava dilekçesinde, işlerinin çok yoğun olduğu ve daha fazla uğraşmak istememesi sebebi ile icra dosyasını kapatmak üzere, alacaklı vekiline 2013 yılında 3.000,00 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini,  bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı dava dilekçesinde, iddia ettikleri ödemenin yapıldığı tarihte davacının muhasebecisi olan ...'un tanık olarak dinletileceğini belirttiğini, taraflarınca bunun kabulünün mümkün olmadığını, ödendiği iddia olunan miktarın 14.000,00 TL olduğunu, bu miktarın tanıkla ispat sınırının oldukça yukarısında olduğunu, tanıkla ispat edilebilmesinin olanaksız olduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını, neticede dava şartı yokluğundan davanın reddine, aksi halde davacının borçlu olduğunun tespitine ve açmış olduğu davanın esastan reddine, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa konu karar, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2023 tarihli 2022/989 Esas, 2023/1190 Karar sayılı davanın kabulüne yönelik kararıdır.Davalı ... vekili, mahkeme kararının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.<br>GEREKÇE: Taraflar arasında eğitim sözleşmesine ilişkin akdi ilişki kurulduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davalı eğitim kurumunun eğitim hizmetini verip vermediği, eğitim hizmeti nedeniyle verilen senetlere dayalı yapılan icra takibinden dolayı borcunun bulunup bulunmadığı ve miktarı hususundadır. İlk derece mahkemesince, tarafların sunmuş oldukları deliller dosya arasına alınarak tarafların iddia ve savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince \" ....davacı tarafın dava konusu yapılan alacağı ödediğinin anlaşıldığı ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı, bu sebeple davacının davalıya borçlu olmadığı kabul edilmiş ve açılan davanın kabulüne...\" karar verildiği görülmüştür. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen ele alınır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. Maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiye, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 Sayılı Yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasa kapsamında yapılan incelemede taraflar arasındaki temel ilişki eğitim sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacının ticari ve mesleki amaçla hareket etmediği dolayısıyla tüketici kanunun 3.maddesinde tanımı yapılan tüketici sıfatının bulunduğu ayrıca taraflar arasındaki işlemin de tüketici işlemi olduğu nazara alındığında mahkemenin Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı vermesi gerekirken işin esasına girerek vermiş olduğu karar yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davalı ... Bakanlığının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... Bakanlığının İstinaf talebinin KISMEN KABULÜNE Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/989 Esas 2023/1190 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE, İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin esas karar ile birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c81130f2a47d512","SID":"a307ed3631695f27"}}