{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/706 Esas<br>KARAR NO: 2024/1288<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/11/2020<br>NUMARASI: 2018/75 Esas, 2020/765 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmeti Alımı İşi için 01.05.2009-31.12.2009 tarihleri arasında sözleşme imzalandığını, söz konusu hizmetin eksiksiz ve tam olarak yerine getirildiğini, sözleşme konusu hizmetin ifasında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81.maddesinin (ı) bendinde bu kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ''malullük, yaşlılık ve öüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır'' hükmüne yer verildiğini, bu açık hükme rağmen davalı tarafından davacı şirkete tanınan fırsatın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kesinti yapılarak elinden alındığını, davalı tarafından davacı şirkete hizmet alımına ilişkin olarak düzenlenen faturalardan Temmuz 2009 dönemine ait; 20.905,75 TL, Mayıs 2009 dönemine ait; 13.702,98 TL olmak üzere toplam 34.608,73 TL kesintinin yapıldığını, yapılan kesintilerin iadesine ilişkin 14.01.2010 tarihli ödeme ihtarını içeren dilekçenin 14.01.2011 tarihinde  davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın 28.01.2011 tarihli dilekçe ile ödemeyi reddettiğini, beş puanlık indirimden sadece özel sektörün yararlanacağını, davacı tarafından talep edilen hak edişlerin sözleşme bedeline ek bir talep olmadığını ve sözleşmedeki fiyat farkı talebi olmadığını belirterek davanın kabulüne, şimdilik toplam 34.608,73 TL bedelin her ayın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı şirketçe yapılan uygulamada hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, davalı şirket ile davacı arasında sözleşme gereği yapılan iş, personel temini olup temin edilen personelin sayısının ''İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmet Alım İşi İdari Şartnamesi''nin 7.3.2 maddesinde belirlendiğini ve ''İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmet Alım İşi Teknik Şartnamesi''nin 5. maddesi hükmü gereğince de haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığını, taraflar arasında akdedilen sözlemenin 15. maddesinin fiyat farkı ödenmesine ilişkin olduğunu, kesintinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliği'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olduğu tarihte yürürlükte olan 78.23.1. maddesi \"İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8. Maddesinde yer alan  İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi  ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutardan; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark, 506 Sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu esasların 7.maddesi uygulanmasızın ödenir veya kesilir.\" hükmü gereğince Hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hesabından kesileceğini, davalı şirketin Kamu İhale Kanunu'na tabi bir kurum olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliği hükümlerine uymakla mükellef olduğunu, hak edişlerdeki %5 kesintinin yasaya uygun olduğunu, %5'lik hazine yardımının hak edişten mahsup edilerek ödenmesinin her iki tarafın onayından geçtikten sonra yapıldığını, Hak Ediş Raporları ve Hesap İşleri Kesin Kabul Tutanağı incelendiğinde davacının bu uygulamaya bir itirazının olmadığının görüleceğini, davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin hak edişleri kabul ve tasdik ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmeti Alımı İşi için 01.05.2009-31.12.2009 tarihleri arasında sözleşme imzalandığını, söz konusu hizmetin eksiksiz ve tam olarak yerine getirildiğini, sözleşme konusu hizmetin ifasında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81.maddesinin (ı) bendinde bu kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ''malullük, yaşlılık ve öüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır'' hükmüne yer verildiğini, bu açık hükme rağmen davalı tarafından davacı şirkete tanınan fırsatın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kesinti yapılarak elinden alındığını, davalı tarafından davacı şirkete hizmet alımına ilişkin olarak düzenlenen faturalardan Temmuz 2009 dönemine ait; 21.762,28 TL, Ağustos 2009 dönemine ait; 21.652,11 TL, Eylül 2009 dönemine ait; 21.313,54 TL, Ekim 2009 dönemine ait; 8.481,29 TL, Kasım 2009 dönemine ait; 8.755,05 TL, Aralık 2009 dönemine ait; 8.608,99 TL olmak üzere toplam 90.573,72 TL kesintinin yapıldığını, yapılan kesintilerin iadesine ilişkin 22.11.2010 tarihli ödeme ihtarını içeren dilekçenin 14.01.2011 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın 28.01.2011 tarihli dilekçe ile ödemeyi reddettiğini, beş puanlık indirimden sadece özel sektörün yararlanacağını belirterek davanın kabulüne, şimdilik toplam 90.573,72 TL bedelin her ayın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine 06.12.017 tarihinde ikame edilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/75 Esas sayılı dosyası arasında HMK m.166/2 uyarınca bağlantı bulunduğunu, bu nedenle usul ekonomisi ilkesi gereğince söz konusu davaların birleştirilmesi gerektiğini, davalı şirketçe yapılan uygulamada hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, davalı şirket ile davacı arasında sözleşme gereği yapılan iş, personel temini olup temin edilen personelin sayısının ''İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmet Alım İşi İdari Şartnamesi''nin 2. maddesi (c) bendinde belirlendiğini ve ''İlaçlama Çalışmalarında Görevlendirilecek Personel Hizmet Alım İşi Teknik Şartnamesi''nin 5. maddesi hükmü gereğince de haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığını, taraflar arasında akdedilen sözlemenin 15. maddesinin fiyat farkı ödenmesine ilişkin olduğunu, kesintinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliği'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olduğu tarihte yürürlükte olan 78.23.1. maddesi \"İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı tüm hizmet alımı ihalelerinde, teklifler Hazine tarafından karşılanacak olan işveren sigorta primi tutarı dikkate alınmadan, işveren payları üzerinden hesaplanarak sunulacak ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede, fiyat farkı hesaplanması öngörülen ihalelerde sözleşmenin yürütülmesi aşamasında, yüklenicinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca prim teşvikinden yararlanması halinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esasların 8. Maddesinde yer alan  İhale (son teklif verme) tarihi itibarıyla işveren tarafından karşılanacak olan sosyal sigorta primi  ve işsizlik sigortası primine ilişkin toplam tutardan; asgari ücret değişikliği veya sigorta primi alt sınır değişikliği ile prim oranları değişikliği gibi sebeplerle meydana gelecek fark, 506 Sayılı Kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle bu esasların 7.maddesi uygulanmasızın ödenir veya kesilir.\" hükmü gereğince Hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hesabından kesileceğini, davalı şirketin Kamu İhale Kanunu'na tabi bir kurum olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliği hükümlerine uymakla mükellef olduğunu, hak edişlerdeki %5 kesintinin yasaya uygun olduğunu, %5'lik hazine yardımının hak edişten mahsup edilerek ödenmesinin her iki tarafın onayından geçtikten sonra yapıldığını, Hak Ediş Raporları ve Hesap İşleri Kesin Kabul Tutanağı incelendiğinde davacının bu uygulamaya bir itirazının olmadığının görüleceğini, davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin hak edişleri kabul ve tasdik ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  taraflar arasındaki sözleşmenin 36. maddesine göre “Sözleşmede açıklık bulunmayan konularda Kamu İhale Kanununun ve kanunun uygulanma esasları niteliğindeki Kamu İhale Genel Tebliğinin uygulanacağı”, davacının ticari defterelerinde %5'lik prim kesintisine ilişkin herhangi bir itirazın kayda alınmadığı, davalının uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defterlerine göre borcun olmadığı, davacı ile davalı arasında ilaçlama çalışmalarında görevlendirilecek personel alımına yönelik hizmet sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme gereğince davalı tarafından davacıya % 5 prim kesintisi yapılarak hakedişlerinin ödendiği, sözleşme imzalanırken hizmet alımlarına ait tip sözleşmenin kullanıldığı, hizmet işleri genel şartnamesinin 36. maddesi gereğince davacının Kamu İhale Kurumu Genel Tebliği'ne uymayı kabul ettiğini, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak olan sözleşme ve ihale dökümanlarının davacı yükleniciyi bağlayacağı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, davalı tarafından yapılan kesintinin hizmet işleri genel şartnamesinin 36. Maddesi delaletiyle Kamu İhale Kurumunun Genel Tebliği uyarınca yerinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin tip sözleşme olması ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 36. maddesi dikkate alındığında yerinde olmadığı zira Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin de 27/05/2012 tarih 2011/16187 esas 2012/8386 karar sayılı ilamında da kabul edilen bu görüşün benimsendiği, 25/10/2008 tarihli Resmi Gazete 27035 Sayılı Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 4. maddesinde belirtilen düzenleme gereğince davalı tarafın 2009 yılındaki hakedişlerden %5 kesinti yaptığı, davacının hakedişlerinden yapılan %5 kesintinin yerinde olduğu  gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesi gereğince davacının hak edişlerinden yapılan kesintilerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, hizmet alımı kapsamında çalışan personeli için Hazinenin sağladığı teşvik priminin davalı şirket tarafından hak edişlerinden kesilmesinin haksız olduğunu belirterek söz konusu alacağın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddien karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacı yüklenicinin  hizmet alımı kapsamında çalıştırdığı personel için 5510 Sayılı Yasa kapsamında devletten aldığı teşvikin davacının alacağından mahsup edilmesinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.Davada her iki taraf tacir olduğundan ve dava konusu faturaların her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan nispi ticari davanın şartları sağlandığından görevli mahkeme Ticaret Mahkemeleri olduğundan davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü görev itirazı yerinde değildir. Dava, personel temini suretiyle bir hizmetin yerine getirilmesi niteliğinde genel hükümlere göre kurulmuş bir hizmet alım sözleşmesi olduğundan  TBK'nın 146. madde hükmü gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayda dava fatura tarihleri 2009 tarihli olup asıl dava 06/12/2017 tarihinde ve birleşen dava 29/12/2018 tarihinde açıldığından davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi yerinde değildir. 5510 sayılı Kanunun 81/ı maddesinde, bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacağı öngörülmüştür. Somut olayda, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendi  hükmü uyarınca  taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen hizmet aktinin yerine  getirilmesi sırasında çalıştırılan işçiler yönünden davalı şirket sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesinde 5 puanlık indirimleri uygulamıştır. Davacı, davalıya hizmet vermiş olup hizmet tarihleri itibariyle davacı şirketin sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesinde 5 puanlık indirim uygulaması yasaya uygundur. Yükleniciye bu indirimleri sözleşmenin diğer tarafı sağlamamış olup yükleniciden kesinti yapılamaz. Primleri ödeyen yüklenicinin kendi sorumluluğunu yerine getirmesi nedeniyle devletin ona sağladığı bu katkının, sözleşmenin diğer tarafına geçirilmesi anlamına gelen kesinti haksız olup yüklenicisine iadesi gerekir (Yargıtay 23. HD'nin 2016/8675 Esas, 2019/5409 Karar sayılı kararı) Buna göre 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan indirimler sözleşmede geçen fiyat farkı talebi olmadığı gibi, davalıdan alınacak sözleşme bedeline ek bir talepte değilidir. Sadece sigorta ödemelerinde, devletin sağladığı ek bir katkıdır. Sigorta primlerini ödemeyi üstlenmiş olan yüklenici, kendi sorumluluğunu yerine getirirken ve bu arada devletin sağladığı bu katkıdan yararlanırken, bunun davalıya geçirilmesi yerinde değildir. Mahkemece bu nedenle davacıdan kesilen tüm bedeller üzerinden asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir. Davacı tarafından 22.11.2010 tarihli dilekçe ile asıl ve birleşen davaya konu kesintilere ilişkin toplam 125.182,45 TL bedelin kesinti tarihlerinden itibaren en geç 7 gün içerisinde ticari faiziyle birlikte ödenmesi için davalıya başvuru yapıldığı, bu başvurunun davalı şirket tarafından 14/01/2011 tarihinde kayda alındığı görülmekle davalı şirket açısından temerrüdün 22/01/2011 tarihinde oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından her ne kadar kesinti tarihlerinden itibaren ticari faiz talep edilmişse de davacı tarafça davalıya 22.11.2010 tarihli dilekçe ile başvuru yapılarak 7 gün süre verildiğinden davacı tarafından yenilenen iradeyle başvuru tarihinden itibaren 7 gün davalıya mühlet verildiğinden başvuru tarihinden 7 gün sonrasında davalının temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Bu nedenlerle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 34.608,73 TL bedelin 22/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 90.573,72 TL bedelin 22/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun belirtilen nedenler ile KABULÜ İLE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/75 Esas, 2020/765 Karar sayılı ve 11/11/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, <br>ASIL DOSYA YÖNÜNDEN; 2-a)Davanın KABULÜ İLE, 34.608,73 TL bedelin 22/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.364,12 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 591,04 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.773,08 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından 591,04 TL peşin harç, 31,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 622,44 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı taraf asıl davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDEN; 3-a)Davanın KABULÜ İLE, 90.573,72 TL bedelin 22/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 6.187,09 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.546,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.640,31 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından 1.546,78 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.582,68 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı taraf birleşen davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 1.373,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>İstinaf Giderleri Yönünden 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl davada alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince birleşen davada alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Davacı tarafından asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı yatırılan 221,40 TL istinaf harçları ile 24,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 467,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalı tarafından asıl ve birleşen dosyada karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 10-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.07/11/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bd6d1e85c12015c","SID":"2f34b3bed55807c5"}}