{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/965 Esas<br>KARAR NO: 2024/1402<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 26/01/2021<br>NUMARASI: 2018/1362 Esas, 2021/52 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıdan olan 30.11.2015 tarihine kadar olan aidat borcundan kaynaklanan alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile takibe başlandığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının süresinde icra takibine haksız vc yersiz olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, söz konusu borcun kooperatif ortaklığından doğan yükümlülüklere dayalı aidat alacağı olduğunu, müvekkilinin konut yapı kooperatifi olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve yasal mevzuat hükümleri kapsamında faaliyetlerini sürdüren bir tüzel kişi olduğunu, davalı tarafın ise müvekkili kooperatifin üyesi ve ortağı olduğunu, davaya konu edilen icra takibinin Kooperatif Genel Kurulu tarafından belirlenen kooperatif ortaklık aidatı için yapıldığını, davalı ortak da dahil olmak üzere tüm ortakların usulüne uygun bir şekilde toplantıya davet edildiğini, Genel Kurul Kararının herhangi bir iptal davasına konu olmadan kesinleştiğini, icra takibine konu olan ödemelerin ortaklık aidatı alacağı olduğunu, tescil ve ilan edilen kooperatif genel kurul kararlarının kesinleştiğini belirterek icra takip dosyasındaki borca itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden daha aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yapılan takipte borcun sebebinin ödenmemiş aidat ve gecikme faizi olarak açıklandığını, ancak hangi aylara ait olduğunun ve hesaplanan faizin ne olduğunun belirtilmediğini, dayanak belge sunulmadığını, müvekkilin borcunu ödediğini, ancak yapılan ödemelerin faize mahsup edildiğini, bu nedenle mükerrer olarak sürekli faiz işletilerek borcun fahiş bir şekilde arttırıldığını, müvekkilinin aidat ve dış cephe borçlarını ödediğini, müvekkili tarafından 13.02.2015 tarihli 26.700,00-TL ve 13.03.2015 tarihli 26.700,00-TL tutarlı olmak üzere 2 adet çekle ve 04.01.2016 tarihinde ... tarafından 30.11.2012-30.12.2015 tarihleri arasındaki tüm ayları kapsayacak şekilde 8.836,00-TL aidat ve 7.690,00-TL dış cephe yapım işlerine ilişkin olmak üzere toplam 16.526,00-TL ödeme yaptığını, ancak borçlardan düşüm yapılmadığını, bankadan 04.01.2016 ve 05.01.2016 tarihlerinde ... hesabından davacı kooperatif hesabına yapılan ödemeleri gösterir dekontların ödemeyi ispatladığını, davacı kooperatif olduğundan sitede kat mülkiyetinin kurulmadığından aylık %5, yıllık %60 oranında faiz uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacı kooperatifin kanuni defter kayıtları incelenmesi neticesinde 2001 yılından beri davacı kooperatifin ortağı olan davalının 31.07.2011-30.11.2012 dönemine ait borçları ile genel kurul kararı uyarınca aylık %5 oran üzerinden hesaplanan gecikme faizinin kooperatif kaydına 18.09.2014 tarihinde giren vadeli iki çek tutarından 17. 291,00 TL'nin peşin tahsilat gibi işleme alınmasıyla ödendiği, davalı adına 04.01.2016 tarihinde 30.12.2012-30.12.2015 dönemi aidat borçları için gönderilen toplam 8.836 TL'nin aynı gün kooperatif kayıtlarına geçirilerek davalının yukarıdaki mahsup sonrasına ait sıralı ayların aidat, dış cephe mantolama ve genel kurul kararı uyarınca belirlenen aylık %5 oran üzerinden hesaplanan gecikme faiz borcuna mahsup edildiği, davalının 18.09.2014 tarihli mahsup işlemini ve hesaplanan gecikme faizini kabul ederek 04.01.2016 tarihli ödemeleri yaptığı, bu son işlemi ve hesaplanan gecikme faizini kabul etmediğine dair bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığını, bu tespitler çerçevesinde davacı kooperatifin parasal yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemiş olan davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, davacının alacak miktarının taleple bağlı kalınarak ödeme emri kapsamında ve Yargıtay kararlarıyla belirlenen yıllık azami %18 oranı üzerinden hesaplanması suretiyle 13.091.00 TL anapara ve 8.096,41 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 21.187,41 TL olduğu, parasal yükümlülüğünü süresinde ödemediği sabit olan davalının gecikme faizinin genel kurul kararı uyarınca ancak Yargıtay kararlarında belirtilen oranın üzerinde uygulanması sebebiyle itirazında kısmen haklı olduğu gerekçesiyle son bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın  kısmen kabülü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyası üzerinden yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 13.091,00 TL ana para ve 8.096,41 TL gecikme faizi olmak üzere 21.187,41 TL üzerinden devamına, takip tarihinden tahsil tarihine kadar alacağa yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmayan icra inkar ve kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, ek ve kök rapor olmak üzere dosyaya rapor sunan kooperatifler konusunda uzman bilirkişinin raporları ile tamamen farklı ve aksi yönde olduğunu, herhangi bir hesaplama tablosu, faiz hesabı tablosu, ana para hesabı tablosu içermediğini, hükme esas rapordaki bilirkişi tarafından hesaplamanın nasıl ve neye dayanılarak yapıldığına dair hiçbir açıklamanın bulunmadığını, Yargıtay uygulamasına aykırı olarak yapılan fahiş faiz hesaplamaları doğru kabul edilerek tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından kabul edilmiş yıllık %60 oranında bir faizin olmadığını, yıllık %60 oranında talep edilen faiz hukuken yok hükmünde olduğunu, bilirkişinin yıllık %60 oranında fahiş ve hukuken kabul edilmesi imkansız hesaplamaları doğru kabul ederek kabulü mümkün olmayan mahsuplar yaparak sonuca gitmesinin ve bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme  esas alınan bilirkişi raporunda yıllık %18 oranında bir faiz uygulanmamasına rağmen yerel mahkeme tarafından yıllık %18 oranında faiz uygulanmış gibi gerekçe oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu,  davaya konu borç için yapılan ödemelerin hukuka aykırı olarak yıllık %60 oranında faiz uygulanarak yapılan hesaplama ile faize mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, itirazın iptali davasında icra dosyası kapsamı dışına çıkılamayacağını, hükme esas alınan raporda geçmiş yıllara ilişkin hatalı yorum ve değerlendirmelerin yapıldığını, yerinde yapılan incelemelerde davacının icra dosyası kapsamı dışına çıkarak dosyaya belgeler sunarak karmaşaya sebebiyet verdiğini, icra dosyası kapsamı dışına çıkılarak yorum ve değerlendirmeler yapılmasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan üyelik aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1-Anayasa'nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. 'ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6'ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler,  kararlarını somut ve açık şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının ( hukuki dinlenilme hakkının ), ihlalidir. HMK 297. maddesinde de verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Somut davada, gerekçeli kararda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. maddesi ve yukarıda yer verilen yasal mevzuata uygun bir şekilde yer verildiğinin kabulü mümkün olmamıştır. Kararda, bilirkişi raporuna yer verilmekle yetinildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek taraf iddialarının irdelenmediği anlaşılmaktadır. HMK'nın 297. maddesinde belirtilen şekilde gerekçeli karardan söz etmek mümkün değildir. 2-İtirazın iptali davası, takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı takip talebinde borcun sebebini, kooperatif genel kurul kararları gereğince ödenmemiş aidat ve gecikme cezaları olarak göstermiştir. Takip talebi ekinde dosyaya sunduğu hesap tablosunda 28/02/2013-30/11/2015 tarihleri arasındaki aidat, dış cephe mantolama borçları toplamı olan asıl alacak 13.091,00 TL ile bu borçların 15.02.2017 hesaplama tarihine kadarki gecikme faizleri miktarı toplamı olan 23.471,00 TL olmak üzere toplam 36.562,00 TL borç ile bu borca takip tarihine kadar işleyen 1.941,00 TL gecikme faizi ve 2.511,00 TL çek farkı bedeli olmak üzere toplam 41.014,83 TL üzerinden takip başlatmıştır. Takip öncesi talep edilen ve takipten sonra işleyecek gecikme faiz oranı aylık %5 olarak gösterilmiştir. Y. 6. HD. 19.09.2024 T. 2022/5237 E. 2024/2794 K. Sayılı ilamı; \"Para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesine göre genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir. Konut Yapı Kooperatifi Tip Ana Sözleşmesi'nin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir. Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, 818 sayılı BK’nın 101/2. (6098 sayılı TBK m. 117.) maddesi hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur.\" şeklindedir. Y. (Kapatılan) 23. HD.  08.07.2020 T. 2017/887 E. 2020/2528 K. Sayılı ilamı; \"Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan üyelik aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Hukukî ilişkilerde temerrüt durumunda, uygulanması öngörülen temerrüt faiz oranı, Türk Borçlar Kanunu madde 120 uyarınca, yıllık yasal faiz oranının (yasal faiz oranı %9’dur) yüzde yüzünü aşamaz. Bu hükme uygun davranmak suretiyle taraflar temerrüt faiz oranını serbestçe belirleyebilir. Bu sınırlama Türk Ticaret Kanunu madde 8/1 uyarınca ticari işlerde uygulanmaz. Somut olayda, kooperatif ile üyesi arasında bir ticari iş söz konusu değildir. Bu sebeple, kooperatif genel kurulunca, kooperatif aidatlarının ödenmesinde temerrüde düşen üyelerden, talep edilecek temerrüt faizinin oranı belirlenirken TBK'nın madde 120’de ifade edilen sınıra uygun karar alınmalıdır. Bir başka ifadeyle, kooperatif genel kurulunca belirlenecek temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüzünden fazla olamayacaktır. Huzurdaki olayda kooperatif genel kurulunca belirlenebilecek temerrüt faiz oranı yıllık yasal faiz oranı olan %9’un yüzde yüz fazlası olan %18 oranından fazla belirlenemeyecektir.\" şeklindedir. Aidat borçlarına işletilen faiz yönünden yapılan incelemede; 6101 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre, görülmekte olan davalarda da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 120. maddesine göre taraflar arasında serbestçe kararlaştırılan temerrüt faizi, yasal faizin %100'ünü aşamaz. Bu kural emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkindir. Davacı borcuna aylık %5 gecikme faizi uygulanmış olup bu oran TBK 120’de öngörülen sınırı aştığından  emredici kurala aykırı olması nedeniyle olayda kooperatif genel kurulunca belirlenebilecek temerrüt faiz oranı yıllık yasal faiz oranı olan %9’un yüzde yüz fazlası olan %18 oranıdır. Davalı kooperatif tarafından dosyaya sunulan genel kurul kararları incelendiğinde, 01.07.2011 tarihinden itibaren %5 gecikme faizinin uygulanacağı, 01.07.2016 tarihinden itibaren aylık %2,5 gecikme faizinin uygulanacağı, 01.07.2017 tarihinden itibaren aylık %2,5 gecikme faizinin uygulanacağı kararlaştırılmıştır. 2011 yılı Genel Kurul Kararına göre dış cephe mantolama borcu olan toplam 3.547.371,00 TL borcun ilk taksit ödemesinin 30.06.2012 tarihinden başlamak üzere 16 taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 2012 yılı Genel Kurul Kararına göre Temmuz ve Ağustos 2013 tarihlerindeki aidat borcunun faizsiz olarak Ekim 2013 tarihinde ödeneceğinin belirlendiği, 13.09.2015 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan karar gereğince ... Şirketi tarafından kooperatif aleyhine açılan davanın aleyhe sonuçlanmasından bahisle ek gider olarak borçların Ekim, Kasım, Aralık 2015 ile Ocak 2016 tarihinde olmak üzere 4 taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığı, 2016 yılı Genel Kurulunda toplam çıkan ek maliyet olan 775.000 TL bedelin ortakların her birinden aylık 1.526,00 TL olmak üzere 01.07.2017 tarihinden 30.04.2018 tarihine kadar 10 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığı, ilgili ayın son gününün ödeme vadesi olarak kararlaştırıldığı ve zamanında ödeme yapmayan ortaklara %2,5 vade farkının uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından 12.09.2014 tarihinde site aidat ana borcu ve dış cephe mantolama borcuna karşılık iki adet 26.700,00 TL bedelli 13.02.2015 ve 13.03.2015 vade tarihli toplam 53.400 TL bedelli çeklerin davacı kooperatife verildiği, yine davacı adına dava dışı ... tarafından 04.01.2016 ve 05.01.2016 tarihlerinde 30/11/2012-30/12/2015 tarihleri arasındaki aidat borçlarına sayılmak üzere 8.836,00 TL ile dış cephe mantolama borcuna karşılık 7.690,00 TL olmak üzere toplam 16.526,00 TL ödemenin yapıldığı iddia edilmiştir. Davalı tarafından 04.01.2016 tarihinde 30/11/2012-30/12/2015 tarihleri arasındaki aidat borçlarına sayılmak üzere 8.836,00 TL ödeme yapıldığı iddia edilmişse de dosyada bulunan ödeme dekontları toplamı 5.100,00 TL dir. Yine 05.01.2016 tarihinde dış cephe mantolama borcuna karşılık 7.690,00 TL ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise bu ödemeye ilişkin dekont dosyada bulunmamaktadır. Davalı tarafından, delil listesinde bu ödemelerin ilgili bankadan celbi talep edilmesine rağmen bu ödeme define ilişkin ödeme dekontları dosyaya celp edilmeden bilirkişi raporları alınması doğru olmamıştır.Mahkemece, davacı adına dava dışı ... tarafından 04.01.2016 ve 05.01.2016 tarihlerinde 30/11/2012-30/12/2015 tarihleri arasındaki aidat borçlarına sayılmak üzere 8.836,00 TL ile dış cephe mantolama borcuna karşılık 7.690,00 TL olmak üzere toplam 16.526,00 TL bedelli ödemelere ilişkin dekontların tamamının ilgili bankadan dosyaya celbi sağlandıktan sonra yukarda belirtilen genel kurul kararları, ödeme vadeleri, gecikme faiz oranları ve TBK 120’de öngörülen yasal düzenleme çerçevesinde somut olay değerlendirilerek takibe konu 28/02/2013-30/11/2015 tarihleri arasındaki aidat ve dış cephe mantolama borçları ile bu borçların yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde takip tarihi olan 15/05/2017 tarihine kadar işleyecek gecikme faizleri miktarının hesaplanması ve yine takip talebine konu çek farkı alacağının doğup doğmadığının araştırılarak takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği asıl alacak ve gecikme faiz miktarının tespit edilmesi için yeni bir bilirkişiden, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde denetime elverişli bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nun 354/1. Maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1a.6. maddesi gereğince yukarıda açıklandığı üzere gereği için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/1362 Esas, 2021/52 Karar sayılı ve 26/01/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 363,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 64,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"818d074e03b7d97a","SID":"a5d700c6df54aa6a"}}