{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1182 <br>KARAR NO: 2024/1864<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2020<br>NUMARASI: 2019/448 Esas -  2020/508 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2918 sayılı KTK'nun 98.madde hükmü uyarınca ödenmesi gereken prim borçlarının  ödenmediği iddiasıyla davalı kurum tarafından vekil edeni aleyhine 6183 sayılı Yasa hükümleri uyarınca; ödeme emri düzenlenerek takip başlatıldığını, ancak söz konusu prim alacaklarının 6183 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle de ... Sigorta A.Ş'nin kuruma olan prim borçlarından vekil edeni davacının yönetim kurulu üyesi  sıfatıyla sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini ileri sürerek, ödeme emrinin iptali ile birlikte  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili kurum tarafından ... Sigorta A.Ş. hakkında 6183 sayılı Yasa'ya göre başlatılan  ve sonrasında şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında da  devam eden  takibe konu alacaklarının amme alacağı niteliğinde olduğunu, dava konusu alacağın yapılandırılması talebinin müvekkili kurum tarafından red gerekçesinin, dava konusu alacağın amme alacağı niteliğinde olmamasından değil,  yapılandırma yasası kapsamında sınırlı olarak sayılan alacaklar arasında yer almaması bulunduğunu, müvekkili kurumun yapılandırmaya ilişkin talebinin reddine ilişkin kararının, bu alacağın amme alacağı olmadığını veya  6183 sayılı Yasa kapsamında bir alacak olmadığını kabul ettiği anlamına gelmediğini ve müvekkili kurumun, alacağını tahsil etmek amacıyla hem ... Sigorta A.Ş.'ye hem de şirket yönetim kurulu üyelerine ödeme emrini gönderdiğini, 5510 sayılı Yasa'nın 88.maddesi 20. fıkrası gereğince kanunda belirtilen sürelerde ödenmeyen borç için  tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri müvekkili kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine kamu alacağı tahsili amacıyla yapılan işlemlerin hiç birinin hukuka aykırı olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; \"...Somut olayda davacının alacağının dayanağı  6111 Sayılı Kanunun 59 maddesi ile değişik 2918 Sayılı Kanunun 98  maddesi düzenlemesidir. Anılan düzenlemeye göre; sigorta şirketleri değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ve trafik kazalarında sağlık gideri teminatı içeren zorunlu özel sigorta poliçeleri kapsamında, üçüncü kişilere karşı sağlık gideri teminatı sorumluluğundan kurtulabilmek için; yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamını Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarmak zorundadırlar. Bu tutarlar  ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir ve  aktarım ile sigorta şirketlerinin sağlık gideri teminatı kapsamındaki yükümlülükleri son bulur. Başka ifade ile aktarımın yapılmaması halinde, üçüncü kişilere karşı ilgili zorunlu sigorta kapsamındaki sağlık gideri teminatı yükümlülüğü devam eder. Bu aktarım yükümlülüğünden doğan Kurum alacağının,  5510 Sayılı Kanun kapsamındaki kısa ve uzun vadeli sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından doğmadığı açıktır.  Nitekim kanunkoyucu 2918 Sayılı Kanunun 98/3 fıkrasında, bu mahiyet farkılığından ötürü,  5510 sayılı Kanunun diğer maddelerine, bu arada 88. maddeye atıf yapmamış, sadece gecikme cezasının oran ve hesaplama yöntemine yönelik düzenlemeler içeren 5510 sayılı Kanunun 89/2 fıkrasına atıf yapmakla yetinmiş, Kuruma aktarılacak tutarların özel sigortacılık ilkeleri çerçevesinde tespit edileceğini de hükümde açıkça  düzenlemiştir.  Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'nün 05/10/2017 tarihli yazı cevabında, Kurum'a 2918 Sayılı Kanunu 98 maddesi ile talep hakkı doğuran primin tamamen özel bir sigorta branşı olan kara yolları zorunlu trafik sigortası primi olduğu, sosyal sigorta primi ile eşdeğer olmadığı belirtilmiştir. Nitekim İstanbul 36. İş Mahkemesi  2017/185 esas, 2019/35 karar sayılı ve 22/01/2019 tarihli görevsizlik kararını,  \"dava konusu edilen hususta 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14.maddesi ile ilgili hükümler ile yine Sigortacılık Kanununa atıfta bulunan Karayolları Trafik kanunun 98.maddesi 2.Fıkrası hükmü ile Türk Ticaret Kanunu'nun Sigorta Hukuku ile ilgili maddeleri ve aynı kanunun 4.maddesi de dikkate alınarak, dava konusu uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, İstanbul 21.İş Mahkemesinin benzer 2015/544 Esas sayılı dosyasında verilmiş olan görevsizlik kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ve mahkememiz dosyasının bu dosya ile aynı mahiyette olduğu tespit edilmekle\" şeklinde gerekçelendirmiş, başka ifade ile somut uyuşmazlıkta; 5510 Sayılı Kanunun; Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesini kesin yetkili kılan  88/19 fıkrasının uygulanma olanağının bulunmadığını tespit etmiştir. Verilen görevsizlik kararına karşı Kurum tarafından yapılan istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/901 esas, 2019/1125 karar sayılı 15/05/2019 tarihli kararı ile,  aynı gerekçelerle esastan ve kesin olarak  reddedilmiştir.  Yukarıda izah edilen gerekçelerle davalı Kurum'un 22/02/2017 tarihli 2017/01-E icra takip kart numaralı 6.850.423,43-TL tutarlı 6183 Sayılı Kanuna dayalı ödeme emrine konu ettiği alacağın 5510 Sayılı Kanundan doğan bir kamu alacağı olmadığı, 2918 Sayılı Kanunun 98 maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olduğu, bu nedenle bu alacağın tahsilinde 5510 Sayılı Kanunun 88/16 fıkrası atfı ile 6183 Sayılı Kanuna göre takip yapılamayacağı, yine aynı gerekçe ile dava dışı ... sigorta şirketinin yönetim kurulu üyesi olan davacının 5510 Sayılı Kanunun 88/20 fıkrası uyarınca bu alacak nedeniyle müteselsil sorumluluğunun bulunmadığı...\" gerekçesiyle; Davanın KABULÜNE; davacının 22/02/2017 tarihli ...-E icra takip kart numaralı 6.850.423,43-TL tutarlı 6183 Sayılı Kanuna dayalı ödeme emrine konu takipten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı kurum vekilinin istinaf nedenleri; davaya karşı koyma sebeplerine paralel olup, eldeki davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğunun karar yerinde gözetilmediği ve kabule göre de davanın menfi tespit davası olduğu dikkate alındığında, müvekkili kurum aleyhine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmolunmuş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ve dahi 6183 sayılı yasadan ve 5510 sayılı yasadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin düzenlemelerin de karar yerinde gözetilmemiş olmasının da isabetsiz bulunduğuna yöneliktir. Dava; dava dışı ... Sigorta A.Ş'nin  6111 sayılı yasayla, 2918 sayılı KTK'nun 98.madde hükmü uyarınca, davalı kuruma aktarması gereken prim borçlarını aktarmaması nedeniyle 5510 sayılı yasanın 88.madde hükmüne dayanarak ... Sigorta A.Ş'nin yönetim kurulu eski üyesi olan davacıdan, tahsili amacıyla gönderilen ödeme emrine konu alacak nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti isteğine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin mevzuat incelendiğinde;  1-5510  sayılı  Kanunun  88.  maddesinde, \"Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli  kamu  görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.\" hükmünü getirilmiştir. 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde; limited şirketlerin ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları düzenlenmiş; mükerrer 35.  maddesinde  ise;  amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olacağı belirtilmiştir. 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle 1.fıkrasında \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı...\" hükmüne yer verilmiş; Aynı maddenin 2. fıkrasında \"Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. \";  Aynı maddenin 3. fıkrasında ise \"Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\"  hükmüne yer verilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan  düzenleme ile kanunun yürürlük tarihinden sonra ve önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması amaçlanmıştır. SGK  için oluşacak maddi yük ise  sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının Kuruma aktarılması ile sağlanacaktır. Buradaki prim borcu, sigorta şirketi ile sigortalı kişi arasında imzalanan  sözleşme niteliğindeki sigorta poliçelerinde yazılı olan ve sigortalı tarafından ödenen bedeldir. Sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kuruma zorla tahsil yetkisi verilmiştir.  5510  sayılı  Kanunun  88.  maddesinde (ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.  maddesinde)  ise SKK'nın  5510 sayılı Kanun'dan doğan prim alacağına ilişkin olarak düzenleme getirilmiş olup buna göre aynı Kanun'un 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işverenlerin prim borcunu ödememesi halinde işveren konumundaki kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli  kamu  görevlileri ile  tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin  müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu durumda; 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi ile şirket yönetim kurulu üyelerinin  müteselsilen sorumlu olduğu prim borçları ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde düzenlenen sigorta şirketlerine aktarım yükümlülüğü getirilen prim borcu birbirinden farklı olup;  2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinden doğan aktarım borcuna konu primin ödenmemesi halinde şirket yönetim kurulu üyelerinin  5510  sayılı  Kanunun  88.  maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesine dayanan müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasın ve özellikle az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler nedeniyle, prim borçlusu sigorta şirketine ait prim borçlarının ödenmesinden davacının sorumluluğu yoluna gidilemeyecek olmasına;  bundan ayrı eldeki davanın başlangıçta iş mahkemesi nezdinde açıldığı, iş mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İBAM 33.HD. Başkanlığı'nca yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 15/05/2019 gün ve 2019/901 Esas-2019/1125 Karar sayılı ilamla, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, iş mahkemelerinin görevi kapsamında kalmadığı açıklanarak, davanın açıldığı İstanbul 36. İş Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararına karşı gidilen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve bu suretle de göreve ilişkin uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmuş bulunduğu anlaşılmış olmasına göre, davalı kurumun açıklanan hususları amaçlayan istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı kurumun vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarına gelince; İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan, AAÜT'nin 13.maddesinde \"Bu Tarifenin 2.bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin 2.kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla, bu Tarifenin 3.kısmına göre belirlenir.\" şeklinde düzenleme mevcut ise de; 6111 sayılı Kanunun 59.maddesiyle değişik, 2918 yasalı yasanın 98/3 maddesinde \"Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde, 31/05/2005 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89.maddesinin 2.fıkrası uygulanır.\" denilmek ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun  168.maddesine  5904 sayılı kanunla  eklenen  düzenlemede de \"...6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.\" denilmektedir. Somut olayda, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu, davacı hakkında 5510 sayılı yasa kapsamında, 6183 sayılı kanun hükümleri uyarınca takibe geçtiğine göre; aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu olması gerekirken ilk derece mahkemesince bu konuda hatalı değerlendirme yapılarak davalı kurum aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. Ancak vekalet ücretine ilişkin olarak davalı kurum aleyhine gerçekleştirilen hatalı uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu hususa münhasır kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlarla, reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın, sadece vekalet ücretine ilişkin yanılgılı hususun düzeltilmesi suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2019/448 Esas - 2020/508 Karar sayılı kararına karşı davalı kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, öteki istinaf itirazlarının ise (1) sayılı bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2019/448 Esas - 2020/508 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  3/Davanın KABULÜNE; davacının 22/02/2017 tarihli 2017/01-E icra takip kart numaralı 6.850.423,43-TL tutarlı 6183 Sayılı Kanuna dayalı ödeme emrine konu takipten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, 4/Davalı Kurum Harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,  davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,5/1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.maddesinde 5904 sayılı Yasayla eklenen düzenleme ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, 6/Davacı tarafından yapılan yapıldığı anlaşılan 31,40-TL başvurma harcı, 2.250,00-TL bilirkişi ücreti ve 454,10-TL posta ve tebligat giderinden ibaret  toplam 2.735,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6cb46a3f978116d","SID":"8036aec36f8b4953"}}