{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1441 Esas<br>KARAR NO:2024/1804 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2024/246 Esas - 2024/463 Karar<br>TARİH:05/06/2024<br>DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>KARAR TARİHİ:14/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sahibi olduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı ... A.Ş'nin %20 hissesinin, taraflar arasında yapılan 01/09/2021 tarihli pay devir ve temlik sözleşmesi ile 2.450.000,00 TL bedelle müvekkiline satıldığını, payların şirket defterine işlendiğini, davalı ...'nin şirketin %80 payına ortak olduğunu, 25/01/2025 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, buna ilişkin gerekli ilanların yapıldığını, müvekkilinin hisse bedeline ilişkin 2.450.000,00 TL bedeli davalının talebi ile davalının kişisel hesabına aktardığını, bunun kötüye kullanıldığını, davalının şirket hesabındaki paraları kişisel hesabına aktararak şirketin içini boşalttığını, şirkete ait 2015 model ... plakalı aracın 15/11/2022 tarihinde Kadıköy .... Noterliği'nin... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile satıldığını, satış bedelinin 85.000,00 TL'sinin şirket hesabına, geri kalan 175.000,00 TL'sinin ise davalının şahsi hesabına aktarıldığını, genel kurulun yapılmadığını, genel kurul yapılması çağrısına cevap vermediğini, davalının sözleşme gereği teslim etmesi gereken pay senetlerini teslim etmediğini, davalının, şirketin alacak ve borçlarını gösterir listeyi teslim etmediğini, sunması gereken raporları vermediğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını, müvekkilinin ortaklıktan çıkma talep etmesi dışında başka izlenecek bir yol kalmadığını belirterek öncelikle müvekkilinin alacağının karşılıksız kalmasını önlemek için davalıların adına kayıtlı gayrimenkul ve araçlarına hisse devir bedeli kadar ihtiyati haciz konulmasını, öncelikle TTK’nın 531. maddesi gereğince, şirket tasfiye edilmeksizin, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, mahkeme aksi kanatte ise şirket hakkında da tasfiye kararı verilerek müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik, müvekkilinin şirketteki %20 hisse bedeli karşılığı olmak üzere 100.000 TL ayrılma akçesinin,  pay bedelinin dava tarihi itibarı ile bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendilerine ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep e dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usuli itirazlarda bulunduğunu, eksik harç ile açılan davada harcın tamamlanması gerektiğini, dava dilekçesinin HMK hükümlerine uygun olarak sunulmadığını, esasa ilişkin itirazlarına ilişkin olarak; davacı tarafın  dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinde şirketin yüzde 80 hissedarı ve müdürü olan davalı müvekkili ...''yi haddini ve maksatını aşarak adeta bir dolandırıcı ve kötü niyetli bir iş adamı gibi göstermesi müvekkili adına davacı tarafa açılacak olan hem hukuk hemde ceza davasının konusunu içerdiğini, gelinen bu aşamada şimdilik bu haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasındaki bir başka dava ile de İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/209 sayılı dosyasında görüldüğünü, dava konusu da sözleşmeye aykırılık nedeni ile davacı tarafın müvekkilinden cezai şart bedeli  isteminden ibaret olup bu dava gibi haksız ve hukuka aykırı talep den ibaret olduğunu, her ne kadar davalı müvekkili basiretli bir iş adamı gibi davranıp şirketinin ticari faaliyetini sürdürüp ekonomik faaliyette bulunsa da davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği gibi 01/09/2021 tarihinde yapılan pay ve devir sözleşmesi ile davalı müvekkilinin tek hissedarı bulunduğu şirketinin yüzde 20 hissesini davacı ...'a devretmiş ve hisseleri oranında ortak olduklarını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının açmış olduğu haksız ve kötü niyetli davanın aleyhe hususlarının tüm ferileriyle ile reddine karar verilmesini, öncelikle davacının talep ettiği  ihtiyati tedbir kararlarının reddine ve davacının talebinin kabulü durumunda  tedbirin kaldırılmasına, her ne kadar ayrıntılı delil ve beyan dilekçesi sunmuş olmamıza rağmen davalı ticari şirketin ve diğer davalının başkaca birtakım delil ve beyanları sunması için kendilerine süre verilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/06/2024 tarih ve 2024/246 Esas - 2024/463 Karar sayılı kararında;\" Davacı, davalı ... şirket ile birlikte diğer ortağı hasım göstererek, anonim şirketin feshine karar verilmeksizin kendisinin ortaklıktan çıkarılmasına, şimdilik 100.000TL ayrılma akçesinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Anonim şirketteki hissedarların şirketten çıkmaları hisse devri yoluyla mümkündür. Pay sahibi, payın devrine yönelik hükümler çerçevesinde dilediği kişiye dilediği bedelden payını satıp bedelini tahsil ederek bu çerçeve içinde payını devredebilir. Hissedar payını şirkete de teklif edip, şirketle anlaşmak suretiyle bedeli karşılığında hissesini şirkete de devredebilir. Ancak, hissesinin rayiç bedelinin tespiti yoluyla bunun tahsiline ilişkin hüküm kurulmak suretiyle payını şirketten talep edemez. Anonim şirketlerde hissedarın bunun dışında payı karşılığında mahkemeden şirketten çıkarılmasını talep etme hakkı da mevcut değildir.TTK.nn haklı sebeplerle fesh başlıklı, 531. Maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" demektedir. Davacı, şirketin feshini talep etmediğini açıkça dava dilekçesine belirtmiş; kendi %20 hisse bedelinin davalılardan (hem şirketten hem diğer ortaktan müteslsilen) tahsilini talep etmiştir. Davacının, anonim şirkette, hissesinin rayiç bedelinin tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"Davanın REDDİNE; \" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar mahkeme 2024/246 Esas ve 2024/463 Karar Sayılı kararı ile; “TTK.nın haklı sebeplerle fesh başlıklı, 531. Maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerini, mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar\" dendiğini, davacının, şirketin feshini talep etmediğini açıkça dava dilekçesine belirttiğini, kendisinin 9620 hisse bedelinin davalılardan (hem şirketten hem diğer ortaktan mütesisilen) tahsilini talep ettiğini, davacının, anonim şirkette, hissesinin rayiç bedelinin tahsilini talep edemeyeceğinin anlaşıldığını, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar vermiş olduğunu, mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, aşağıda sayılan gerekçelerle bahse konu kararın kaldırılması ile, davanın esasına girilmek suretiyle karar verilmesi gerektiğini düşündüklerini, mahkeme kabulünün aksine dava dilekçesine açık bir şekilde, TTK'nın 531. maddesi gereğince, şirketin feshi talep edilerek müvekkilinin hisse bedelinin ödenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davanın açılmasındaki temel sebebin, şirketin feshi sebeplerinin varlığına dayandığını, dava dilekçesinde davanın konusu; “6102 Sayılı TTK'nın 531. Maddesi kapsamına Anonim Şirket ortaklığından ayrılma ve hisse bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.\" Şeklinde ifade edildiğini, TTK'nın531. Maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceğini, mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” Şeklinde düzenleme yer almakta olduğunu, yine bu madde metninin dava dilekçesinde açık bir şekilde yazılmış olduğunu, davanın dayanak maddesi TTK'nın 531. Maddesi olduğundan, bu maddedeki düzenlemede; “Haklı sebeplerin varlığında\", “asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler.” Şeklinde hüküm gereğince, müvekkilinin haklı sebebinin varlığından bahsedildiğini, şirketin tasfiyesinin de talep edildiğini, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında; “Öncelikle TTK'nın 531. Maddesi gereğince, şirket tasfiye edilmeksizin, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, mahkeme aksi kanatte ise şirket hakkında da tasfiye kararı verilerek müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik, müvekkilinin şirketteki 9020 hisse bedeli karşılığı olmak üzere 100,000 TL ayrılma akçesinin, pay bedelinin dava tarihi itibarı ile bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen dava haklı fesih sebebine dayalı olarak fesih davası şeklinde açıklanmış olduğunu, dava dilekçesine haklı fesih sebeplerinin varlığı uzun ve detaylı bir şekilde izah edildiğini, dava dilekçesinde somut olay ve olgular detaylı olarak izah edildiğini, sonrasında ise; dava dilekçesinde haklı fesih sebepleri konusundaki açıklamanın aşağıdaki şekilde izah edildiğini,“TTK'nın 531. maddesinde; “haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahiplerini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesinin isteyebileceğini, mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir olduğunu, diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünün yer aldığını, haklı sebeple fesih davası açma hakkı, TTK m. 447'de anılan haklar kapsamında olduğunu, vazgeçilmez haklar arasında yer aldığını, detayları açıklandığı üzere davalının sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden eylemleri ile davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamın çekilmez hale geldiğini, davalı 9680 olan çoğunluk gücünü ve yönetim kurulu başkanı olma yetkisini kötüye kullandığını, taraflar arasında pay devri sözleşmesinde özellikle müvekkilinin şirketin mali tabloları, şirket faaliyetleri, borç ve alacakları üzerinde bilgi alma talebi konusunda özel hükümler yer almasına rağmen, davalı taraf sözleşme hükümlerine uymadığı gibi, noter vasıtasıyla gönderilmiş olan ihtarın da gereklerini yerine getirmediğini, davalı tarafından şirketin kötü yönetildiğini, sonucunda ise şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesinin imkansız hale geldiğinin, esas sermayenin yitirilmesi, ortalık amacının yitirilmesi, ortaklık amacının yitirilmesi, şirket organlarının işlevini yitirmesinin kötü yönetim nedenleriyle ortaklığın amacına ulaşmamasının imkansızlığının söz konusu olduğunu, şirket olağan genel kurulunun yasada belirtilen sürelerde toplanmadığını, genel kurul ve yönetim kurulunun işlevini yitirdiğini (bu durumun şirketin kötü yönetildiğinde karine olarak kabul edildiğini), çoğunluk sahibi olan davalının şirketi basiretli tacir gibi yönetmediğinin tespit edilemediğini, şirket hisse devrinin yapıldığı 01/09/2021 tarihinin üzerinden 2 yıl 6 ay gibi uzun bir zaman geçtiğini buna rağmen şirket yönetim kurulu Başkanı olan davalı tarafın da ibra edilmediğini, işlemleri/yönetim faaliyetleri denetlenemediğini, azlık pay sahibi olan müvekkilinin şirketteki yatırımlarının tehlikeye girdiğini, bugüne kadar müvekkiline hiçbir şekilde kâr payı dağıtılmadığını, aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı tarafın alternatif bir şirket kurduğunu, şirketteki görevlerinin tamamını ihlal ettiğini, şirketin kötü yönetildiğini,  genel kurul toplantılarının yapılmadığını, şirket hakkında bilgi verilmediğini, rekabet yasağının ihlal edildiğini, şirket çıkarlarının zedelendiğini, kâr payının dağıtılmadığını, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmediğini, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmediğini, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlandığını, uzun süre sistematik olarak şirketin içinin boşaltıldığını, mevcut Yargıtay içtihatları kapsamında, TTK'nın 531. Maddesi kapsamında dava açma gerekçesi olarak kabul edilmediğini, müvekkilinin şirketin %20 hissesine sahip olduğundan öncelikle şirketin feshi yerine pay bedelinin ödenerek şirketten çıkarılmasını talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaat oluşturması halinde ise, şirketin feshi ile karar tarihine en yakın dönem için müvekkilin ayrılma akçesinin tespiti ile ödenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, sözleşmenin 13. maddesine göre cezai şartın ödenmesine ilişkin olarak ise ayrı bir dava açıldığını, taraflar arasında yapılan pay devir sözleşmesinin 13.2.maddesine göre; \"İş bu sözleşmede yer alan borç ve taahhütlerin herhangi bir pay sahibi tarafından Kasten ihlali ile diğer tarafı zarara uğratması halinde diğer pay sahibi, cezai şart tutarını aşan zararların tazmini hakkına halel gelmeksizin, söz konusu ihlalde bulunan pay sahibinden 200.000 USD tutarında cezai şart talep etme hakkına sahip olduğunu, söz konusu cezai şartın, sözleşme kapsamında taraflarca mutabık kalınarak ve şirket tarafından yürütülecek işlemlerin değeri gözetilerek kararlaştırıldığını, bu sebeple hiçbir pay sahibi söz konusu cezai şart tutarının fahiş olduğunu iddia ederek itiraz edemez veya tenkisini isteyemez ve pay sahibi, iş bu sözleşme ile ilgili itiraz veya tenkis haklarından feragat etmişlerdir.\" hükmünün yer aldığını, bu husustaki davanın ayrı bir dava olarak açıldığını, dava konusu alacağın muaccel hale gelmiş olduğunu, davalı taraf şirketin içini boşaltmakta olduğundan, müvekkilinin alacaklarını güvence altına almak ve alacağı tahsil kabiliyet ve imkanının artırılabilmesi için dava ihtiyati haciz talepli olarak açıkmak zorunda kalınmıştır.”Şeklinde dava dilekçesinde detaylı olarak şirketin haklı sebeple feshi davasının açılması şartlarının mevcut olduğunun izah edildiğini, 6100 Sayılı HMK'nın “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. Maddesinde; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.  Bu hak; Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” Şeklinde düzenleme yer aldığını, 6100 Sayılı HMK'nın “Terditli Dava” başlıklı 111. Maddesinde; “Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.” Şeklinde düzenleme yer almakta olduğunu, TTK'nın 531. Maddesinin son cümlesinde; “Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” Şeklinde düzenleme yer aldığını, davalı tarafın mağdur olmaması için şirketin feshi ile ya da şirket feshedilmeksizin müvekkiline ait hisse değerinin tespiti ile müvekkiline ödenmesinin dava konusu yapıldığını, şirketin feshine karar verip vermeme konusundaki takdir hakkı TTK'nın 531. Maddesinin son fıkrası gereğince mahkemenin takdirine bırakıldığını, dava dilekçesindeki netice-i talep kısmında talep konusu yapılan husus; 6100 Sayılı HMK'nın 111. Ve TTK'nın 531. Maddesinin son cümlesindeki düzenleme ile de uyumludur. Bu haliyle her ne kadar mahkeme gerekçesinde; “Davacı, şirketin feshini talep etmediğini açıkça dava dilekçesine Anayasa'nın 141/4. Maddesinde; \"Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” Şeklinde düzenleme yer aldığını, 6100 Sayılı HMK'nın “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. Maddesinde; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Şeklinde düzenleme bulunmakta olduğunu, şayet mahkeme davada bir belirsizlik olduğunu düşünüyorsa en azından bu madde kapsamında taraflarınca açıklama yapılması için imkan tanıması gerektiğini, bu imkan da tanınmaksızın mevcut karar verilmek suretiyle, gereksiz bir şekilde yargılama sürecinin uzamış ve Anayasa'nın 141/4. Maddesinde düzenlemesi bulunan; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,” 6100 Sayılı HMK'nın 27. Maddesinde düzenlemesi bulunan hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilmiş olduğunu düşündüklerini, belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna müracaat edilmesinin zaruret haline geldiğini, İleri sürerek; belirttikleri nedenler ve re'sen yapılacak inceleme sonucunda belirlenecek sebepler ile; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/246 Esas ve 2024/463 Karar Sayılı Kararının İstinaf İncelemesi sonucu kaldırılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; TTK'nın 531. maddesi uyarınca öncelikle davalı şirketin tasfiye edilmeksizin davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde şirketin tasfiye edilerek davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve davacının ayrılma akçesinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın 531. maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından öncelikle davalı şirketin tasfiye edilmeksizin davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin ve pay bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde şirketin  tasfiyesi suretiyle davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve davacının ayrılma akçesinin ve pay bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ve haklı fesih sebebi olduğu iddia edilen hususlar belirtilmiştir. İş bu davada davacı tarafından terditli olarak talepte bulunulmuş olup, Mahkemece ilk talebin yerinde görülmemesi halinde diğer taleplerin sırasıyla incelenmesi gerekmektedir.Davacı tarafından ilk talebinin kabul görmemesi halinde şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi suretiyle  ayrılma akçesinin ve pay bedelinin ödenmesi talep edilmiş olup, Mahkemece aksi gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/06/2024 tarih ve 2024/246 Esas- 2024/463 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9acec2e9a9cea04e","SID":"4cbaa5b8b8e96dd8"}}