{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/2241 <br>KARAR NO: 2024/1060<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2020/627 Esas, 2021/389 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/11/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında düzenlenen 08.06.2016 tarihli faturanın davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin faturadan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine, icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yeni esaslı icra dosyasından çıkartılan ödeme emrine davalı tarafça itiraz edildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhinde %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflarca mutabakata varılan bir borç/alacak bakiyesi belirlenmemiş iken, davacı tarafça birtakım faturalar kesilerek doğrudan icra takibi başlatıldığını, cari hesap ve takibe konu edilen faturanın müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davalı tarafça ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davacının alacağının 08.06.2016 tarihli 17.582,00 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı, davalı şirketin incelenen BA kayıtlarında fatura bildiriminin bulunulduğu, bu nedenle fatura konusu malların teslim edildiğinin anlaşıldığı, malların bedellerinin ödendiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, ihtarnamenin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının davasının kısmen kabulünün gerektiği, İİK.nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar vermek gerekse de, mahkemece kısa kararda bu hususta sehven hüküm kurulmadığı ve  kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye mahal vermemek adına değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 17.582,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı ve davalı vekili tarafından mahkeme kararı istinaf edilmiştir.Dairemiz 02.11.2020 tarih 2020/709 esas ve 2020/1167 karar sayılı ilamı ile, \"...Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesinde \"bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.\" hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, hükmün tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi ve hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2.maddede ise gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. ....Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve Yargıtay kararları ışığında somut olay değerlendirildiğinde; istinafa konu mahkemenin gerekçeli kararında, dava konusu alacağın likit niteliği gözetilerek asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar vermek gerekmiş olsa da  kısa kararda bu hususta sehven hüküm kurulmadığı ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye mahal vermemek adına değerlendirme yapılmadığı belirtilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında  çelişki oluşturulmuştur.\" kararı ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Davacı vekili : davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisinin bulunduğunu, taraflar arasındaki işe uygun olarak, anlaşılan bedel için, 08.06.2016 tarih, ... no.lu faturanın davalı şirkete tanzim edildiğini, ancak davalı şirketin faturadan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine takibin durduğunu, haksız itiraz ile takibin durması sebebiyle  davanın kabulüne, davalının haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında mutabakata varılan bir borç/alacak bakiyesi belirlenmemiş iken, birtakım faturalar keserek doğrudan icra takibi başlatıldığını, cari hesaba ve takibe konu edilen faturanın davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, davacı ile davalı şirket arasında cari hesap borcu bulunmadığını, davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; dosya kapsamı itibariyle davacının alacağının 17.582,00 TL kabulü ile bu miktar itibariyle davanın kabulüne,  işlemiş faize dair talebin reddine; İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca taraflar arasında satım ilişkisine dayalı faturalı olarak satılan malın davacının ticari defterinde kayıtlı bulunduğu ve dava konusu alacağın likit niteliği gözetilerek asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirketle üzerinde mutabakata varılan bir borç/alacak bakiyesi belirlenmemiş iken davacı birtakım cari hesap alacağı olduğu iddiası ile doğrudan icra takibi başlatıldığını, davaya konu icra takibinde davacı yanca faturaya dayanılmış olduğunu, cari hesaba ve takibe konu olan fatura davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, faturaya karşı itiraz ve diğer yasal hakların kullanılmadığını, icra inkar tazminatı için borçlunun itirazında haksız olduğunu, mahkemece hukuka aykırı karar verilildiğini, takip konusu alacağın belirli-sabit olması ve borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tetkik edilmesi mümkün nitelikte bulunmasını, hakimin takdirine bağlı olmaması gerektiğini, ancak alacağın varlığı taraflar arasında çekişmeli ve aslında yargılamayı gerektiren bir nitelik taşımakta ise, böyle bir takibe karşı borçlunun itirazını haksız görmeye ve inkar tazminatına hükmetmeye olanağının olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Avukatlık asgari ücret tarifesine aykırı bir şekilde davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez şeklinde olduğunu, somut olay bakımından bu hükmü dikkate alarak değerlendirme yapıldığında davalı lehine hükmedilebilecek vekalet ücreti tutarının en fazla 480,49-TL olabileceği görüldüğünü, bu bağlamda, mahkemece sehven hesaplanan bu tutarın doğru şekilde hesaplanarak düzeltilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında davalı şirketin unvanı yanlış yazıldığını, işlemiş faiz talebinin kabulüne karar verilmesini gerektiğini, yine mahkemece işlemiş faizin reddine karar verilmiş ise de bu yöndeki kararın usule ve yasaya uygun olmaması sebebiyle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.  Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında katalog basım işine ilişkin sözlü eser sözleşmesi düzenlendiği, katalog basım işi nedeniyle faturaya bağlanan  bakiye iş bedeli alacağının tahsili için davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından  17.582,00 TL asıl alacak ile 480,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.062,49 TL alacağın tahsili için 12.12.2016 tarihinde ilamsız takip yapıldığı, davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine takibe İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından devam edildiği, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, taraflar arasında katalog basım işi yapılması konusunda taraflar sözlü olarak anlaşmışlardır. Tarafların sunduğu deliller ve bilirkişi raporu gereğince davacı edimini tamamlayıp teslim etmesine rağmen davalı tarafından iş bedelinin ödenmediği anlaşılmıştır.  Davacının davalıdan 17.582,00 TL iş bedeli alacaklı olup, mahkemece bu asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması, takip öncesi davalı temerrüt'e düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin reddine karar verilmişolması doğru olmuştur. Yine, dava konusu alacak miktarı, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya uygun olarak düzenlenen faturaya dayalı olması sebebiyle, alacak likid olduğu anlaşıldığından mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmuştur. Mahkemece davanın 480.49 TL kısmının reddine karar verilmiş olup, davalı lehine Avukatlık ücret tarifesi gereğine 480,49 TL hükmetmesi gerekirken 4.080,00 TL hükmedilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı istinafının kısmen kabulü ile ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın 17.582,00 TL asıl alacak üzerinden kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davanın 480,49 TL kısmının reddine, takip öncesi faiz taleplerinin reddine, alacak likid olduğundan icra inkar tazminatının tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2021 tarih ve 2020/627 Esas, 2021/389 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 4-İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 17.582,00TL asıl alacak kısmının kabulü ile bu miktar asıl alacak üzerinden devamına, 5-Davacının davasının 480,49 TL kısmının reddine, 6-Alacak likid olması ve davalının haksız itirazı ile icra takibin durmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle; davacı lehine hükmedilen 17.582,00 TL asıl alacak üzerinden % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 1.201,02 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 226,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 974,66 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 226,36 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı vekili tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 226,36 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 262,36 TL harç gideri, tebligat, müzekkere ve bilirkişi masrafı olarak toplam 1.457,20 TL  masrafı olmak üzere toplam 1.719,56 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 1.667,97 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.582,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 480,49 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan 162,10  TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 38,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 200,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan 300,25 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 4-Davalı tarafından yapıla 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 54,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 216,60 TL istinaf yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere19/11/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a9234ea57361caf","SID":"a0fc9e4b4bfdd538"}}