{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/741 <br>KARAR NO: 2024/1260<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/12/2020<br>NUMARASI: 2018/762 Esas, 2020/888 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 19/11/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının hizmet alanında bulunan ... (...) projesine ait ... nolu TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait geçici kabul işlemlerinin 02.02.2011 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 04.02.2011 tarihinde onaylandığını, anılan işlerin davalı tarafça uygun görülen proje kapsamında tesis edildiklerini ve geçici kabullerinin yapıldığını, söz konusu dağıtım varlığının ... Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 38. Maddesi ve 28.01.2014 tarih 28896 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 21. Maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarih ve ... karar no'lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin iadesinin gerektiğini, davalı şirket yetkilileriyle çeşitli aşamalarda sözlü görüşmelerin yapıldığını, 15.10.2018 tarih ve ... sayılı yazı ile yatırım bedelinin iadesinin talep edildiğini, anılan talebin 06.11.2018 tarih ve ... yazı ile reddedildiğini, davalının ilgi yazılarında EPDK'nın 24.06.2016 tarih ... sayılı yazısı gereği yatırım bedellerinin kat maliklerine ödeneceğinin, bu bedelle ilgili kat malikleri yönünde bilgi verilmesinin istenildiğini, bu nedenle müvekkilinin iade talebinin yerinde olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını, davalının red cevabına karşılık 01.12.2018 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na yapılan yazılı başvuruya dava tarihine kadar herhangi bir yanıt verilmediğini, idari dava haklarının saklı kalması kaydıyla huzurdaki davayı ikame ettiklerini, ... Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38.maddesi 6 fıkrası, Elektrik Piyasası Bağlantı Sistem ve Kullanım Yönetmeliğinin 21. Maddesi ile anılan yatırım bedelinin iade edilmesine ilişkin hükümleri gereğince fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; davalının hizmet alanında mevcut olan ... (...) kapsamında ... nolu TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait 1.425.200,00 TL yatırım bedelinin 08.09.2009 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesinin yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile yasal faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep ve  dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete müracaat ettiği 2012 yılında yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli 24836 sayılı RG'de yayımlanan Elektrik Piyasası Yönetmeliğinin, 02.11.2013 tarih 28809 sayılı RG'de yayımlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığını, 28.01.2014 tarih 28896 sayılı RG'de yayınlanan Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin Dağıtım Varlıkları başlıklı 21/1. maddesi, 27.08.2014 tarih 5187-2 sayılı EPDK' nın Kurul Kararı ile oluşturan Kullanıcı Tarafından Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metedolojisi\"nin Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Süreci başlıklı 5/4 maddesi ile dağıtım varlığının geri ödemeye esas bedelinin ne şekilde hesaplanacağı hükümlerinin getirildiğini, ayrıca EPDK' nın 27.22.2014 tarih 69959 sayılı yazılarıyla dava konusu talebe ilişkin uygulamaların ne şekilde yapılacağının gösterildiğini, davacı tarafından huzurdaki dava ile yatırım bedelinin talep edildiğini, talep edilen yatırımın bulunduğu parseldeki yapıya ilişkin davacı tarafın mülkiyetinin olduğunun gösterilmesinin gerektiğini, aksi halde ilgili mevzuat gereğince söz konusu yatırım bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu ... nolu TM ve OG kablo tesisine ilişkin 19.09.2008 tarihinde ... İnşaat AŞ tarafından müvekkili şirkete Kadıköy, Küçükbakkalköy, ... Mah. adresinde yapılacak yapıların elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla 1600 kVA trafo gücüne ihtiyaçlarının bulunduğu belirtilerek başvuru yapıldığını, bu başvuruyu teminen C2 Tip Museade Belgesi' nin verildiğini, müvekkili şirketin bağlantı görüşüne istinaden hazırlanan projenin onaylandığını, geçici kabulünün yapıldığını, ... İnşaat ... (...) tarafından C2 Tip 34,5/ 0,4 kV 1600 kVA bina tipi ... nolu TM ve OG kablo işinin geçici kabul işlemlerinin tamamlandığını, davacı tarafından 15.10.2018 tarihli yazıları ile yatırım bedelinin iadesinin talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından 06.11.2018 tarihli yazı ile talep edilen tesislerin bulunduğu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına ilişkin belgelerinin iletilmesinin istenildiğini, davacı tarafından cevap verilmediğini, EPDK mevzuatına göre davacının mülkiyeti tevsik edici belgeleri sunmaması nedeniyle talebin olumlu ya da olumsuz sonuçlandırılmadığını, davacının kötü niyetli olarak huzurdaki, davayı ikame ettiğini, davacının mülkiyetini ispat edici belge sunmasının gerektiğini, aksi takdirde işbu davanın aktif husumet yönünden reddinin gerektiğini, EPDK' nın geri ödemeye ilişkin yazıları ile dava konusu bedelin son malike ödenmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından işbu dava ile benzer mahiyette açılmış dava ile ilgili olarak EPDK ya yazı yazıldığını, EPDK' nın söz konusu yazıya dair cevabının beklendiğinden bahisle açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava dosyası içerisindeki bilgi, belge, yazışma, proje, geçici kabul tutanaklarına göre dava konusu Kadıköy, Küçükbakkalköy, ... Mah. adresinde yapılmış olan ... (...) Projesi kapsamındaki konutlara ait 34,5/0,4 kV 1600 kVA bina tipi 8488 nolu TM ve OG yeraltı kablo elektrik tesisi işinin davacı ... İnş. ve Eğitim Hiz. AŞ. Tarafından davalıca verilen C2 Tip Enerji Müseade Belgesinde belirtilen şartlara göre davalıca tasdiklenmiş projesine uygun olarak yapıldığı, geçici kabulün 02.02.2011 tarihinde yapılarak, Geçici Kabul Tutanaklarının onaylandığı, tesiste herhangi bir özür, kusur ve eksikliğin bulunmadığı, yapılan tesisin keşif bedelinin Geçici Kabul Tutanağında 1.425.200,00 TL gösterildiği, davacı tarafından yapılarak davalı ... Dağıtım AŞ'ye devri gerçekleştirilen davaya konu proje kapsamındaki konutlara ait 34,5/0,4 kV 1600 kVA bina tipi ... nolu TM ve OG yeraltı kablo elektrik tesisi işinin 2011 yılı ... birim fiyatlarına göre; 1.425.200,00 TL olduğu, tesislerin devrinden önce davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir sözleşmenin olmadığı, tesislerin yapımı aşamasında gerekli yazışma ve izinlerin alındığı, projelerin mevcut ve onaylı olduğu, kabullerinin yapıldığı, tesislerin kullanımda olduğu, dava konusu işin kabulünün yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 04.08.2002 tarihli 24836 sayılı resmi gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38-6 Maddesinde \" (6) sisteme bağlantı yapılması halinde sistem kullanımı açısından kapasitenin yetersiz olması nedeniyle genişleme yatırımı veya yeni yatırım yapılmasının gerekli olduğu ve yeterli finansmanın mevcut olmadığı hallerde, söz konusu yatırım Teiaş ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi adına, bağlantı yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişi tarafından ilgili mevzuat kapsamındaki teknik standartlar sağlanarak yapılabilir veya finanse edilebilir, bu durumda; gerçekleşen yatırıma ait toplam harcama tutarı, sisteme bağlantı yapan gerçek veya tüzel kişi ile ... ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler arasında yapılacak bağlantı ve sistem kullanım anlaşması çerçevesinde gerçek veya tüzel kişinin iletim ve/veya dağıtım tarifesi bedelinden düşülür\" hükmü düzenlendiği, 28.01.2014 tarih 28896 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren \"Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 21. Maddesinin ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 27.08.2014 ... tarihli kurul kararı ile belirlenen \"Kullanıcı Tarafından Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metodolojisi'nin\" yürürlük tarihlerinin dava konusu tesisin, davacı kurumdan izin alınması, geçici kabulü, işletmeye alınması tarihinden sonra olduğundan değerlendirmeye alınmadığı, bu nedenle işin kabulünün yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 04.08.2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 38. Maddesine göre değerlendirme yapıldığı, 10.01.2013 tarihli 28524 sayılı Resmi gazetede yayımlanan yönetmelikle 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmek üzere mezkur yönetmeliğin 38. Maddesinin 6. Fıkrasının \"Sisteme bağlantı yapılması için, sistem kullanımı açısından kapasitenin yetersiz olması nedeniyle, genişleme yatırımı veya yeni yatırım yapılmasının gerekli olduğu ve yeterli finansmanın mevcut olmadığı hallerde, söz konusu yatırım ... ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi adına, bağlantı yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişi tarafından ilgili mevzuat kapsamındaki teknik standartlar sağlanarak yapılabilir veya finanse edilebilir. Bu durumda; gerçekleşen yatırıma ait toplam harcama tutarı; a)... için; sisteme bağlantı yapan gerçek veya tüzel kişi ile ... arasında yapılacak bağlantı ve sistem kullanım anlaşması çerçevesinde gerçek veya tüzel kişinin iletim tarifesi bedelinden düşülür. b)Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi; talebin karşılanabileceği tarihi, talebin yapıldığı tarihten itibaren  5 yılı geçmemek üzere bağlantı yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişiye bildirir. Bu durumda gerçekleşen yatırıma ait bedel; 1)Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından bağlantı görüşünde verilen bağlantı talebinin karşılanabileceği tarihteki yıl içerisinde en fazla 12 aylık taksitte, yatırımı yapan veya finanse eden gerçek veya tüzel kişiye, muhataba ulaşılamaması halinde tesisin bulunduğu yerdeki en yakın banka ya da PTT şubesine,  hak sahip veya sahipleri adına yatırılarak ödenir. Dağıtım tesisinin geçici kabulünün, dağıtım şirketinin bağlantıyı karşılayabileceğini öngördüğü tarihten sonra yapılması halinde ödeme bir sonraki yıl başlar. Dağıtım şirketi ilgili dağıtım tesisini, varlık kayıtlarına ödemenin yapıldığı tarihte ekler. 2)Yapılacak olan yatırımla ilgili işin başlangıcından kesin kabulünün yapılmasına kadar gerçekleştirilecek iş ve işlemler, alınabilecek avanslar, yatırım bedelinin hesaplanması, ödenmesi ve alınacak teminatlar ile ilgili olarak dağıtım şirketleri tarafından teklif edilen Kurul tarafından onaylanan metodoloji kullanılır. 3)Söz konusu dağıtım tesisinin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından geçici kabulünün yapıldığı ayı takip eden aydan itibaren, geri ödemenin yapılacağı ilk taksit tarihine kadar geri ödemesi yapılmamış tutar Tüketici Fiyat Endeksi oranında güncellenir. Vadesinde geri ödemesi yapılmamış tutara 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre uygulanacak kanuni faiz oranı uygulanır.” şeklinde değiştirildiği, söz konusu eserin tamamlanıp davalıya eksiksiz olarak teslim edildiği, eser sözleşmesinin feshedilmediği, kaldı ki feshedilmiş dahi olsa uygulanacak zamanaşımı hükümlerinin yukarıda atıf yapılan emsal kararlar da dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme hükümleri değil eser sözleşmesine dair hükümler olduğu, eser sözleşmelerinde zamanaşımın başlangıç anının alacağın muaccel olduğu tarih olduğu, mezkur yönetmeliğin 38/6 madde ve fıkrası incelendiğinde kesin kabulün yapılması gerektiği, söz konusu eserin eksiksiz olarak meydana getirilmesine ve yıllardır davalının kullanımında olmasına rağmen davalı yanca kesin kabulünün yapılmadığı, kesin kabulün bu kadar uzun süre davalı takdirine bırakılamayacağı, yine yönetmeliğin 38/6. Maddesi \" Söz konusu dağıtım tesisinin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından geçici kabulünün yapıldığı ayı takip eden aydan itibaren, geri ödemenin yapılacağı ilk taksit tarihine kadar geri ödemesi yapılmamış tutar Tüketici Fiyat Endeksi oranında güncellenir. Vadesinde geri ödemesi yapılmamış tutara 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre uygulanacak kanuni faiz oranı uygulanır\" hükmünü getirdiği, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın doğru ve denetime uygun olduğu, İst BAM 15. HD.'nin 2018/1706 E, 2018/1572 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere  taraflarca yapılmış bir kesin hesap, kesin kabul bulunmadığı, davacının talebinin de zaten kesin hesabın çıkartılarak alacağın tespiti olduğu, bu nedenle ıslah ile arttırılan kısım için zamanaşımının başladığından da söz edilemeyeceği, davalı vekilinin 14.12.2020 tarihli beyan dilekçesinde ileri sürdüğü hususların bir çoğunun savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, öte yandan geçici kabul tutanağında projede gösterilenler ile yerinde kurulan tesisin aynı olduğu, geçici kabul tutanağı, davalının kendi mühendislerinden oluşturulan geçici kabul heyeti tarafından imzalandığından davalının beyanlarına itibar edilmediiği, yapılan tüm açıklamalar, yönetmelik hükümleri, EPDK yazı cevabı, davacının iddiası, davalının savunma dilekçeleri, bilirkişi kök ve ek raporu, yukarıda atıf yapılan emsal kararlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, Davanın KABULÜNE,  3.039.295,37 TL alacağın, 1.425.200,00 TL’sine dava tarihi olan 27/12/2018 tarihinden, 1.614.095,37 TL’sine ise ıslah tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili şirketin elektrik piyasasında dağıtım faaliyeti ile iştigal etiiğini, kamu hizmeti verdiğini, dolayısıyla, genel hukuk kuralları yanında elektrik enerjisi piyasası mevzuatına da uymakla yükümlü olduğunu, elektrik enerjisi mevzuatının, sisteme bağlantı yapmak isteyen kullanıcıların, söz konusu yatırımı, dağıtım şirketi ya da ... adına yapmasını mümkün kıldığını, belirtildiği şekilde bu tesis yapımının, elektrik enerjisi piyasasına özgü bir husus olup, özel hukuk tip sözleşmeleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu işlemler ile ilgili olarak elektrik piyasası mevzuatı, enerji piyasasının düzenleyici ve denetleyici kurumu EPDK kararlarına uygun hareket edilmesinin zorunlu olduğunu, dava konusu olayda müvekkili şirketin mevzuat ve EPDK kararlarına uygun şekilde hareket ettiğini, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 24.06.2016 tarih ... sayılı yazısı ile “geri ödeme başvurusunun yapıldığı tarihte ilgili kullanım yerinin/yerlerinin maliklerinin, kendinden önce oluşmuş maliyetlere katlanarak o yerin maliki olduğu ya da başka bir deyişle daha önceki maliyetlerin mahsuplaşması/geri ödemesi yapılmamış tesise ilişkin maliyeti satış fiyatına yansıttığı, dolayısıyla maliyetini karşıladığı değerlendirildiğinden; söz konusu tesise ilişkin olarak kullanım yerinin/yerlerinin malikinin/maliklerinin “hak sahibi” ve “geri ödemeye muhatap taraf” oldukları, buna göre devre/geri ödemeye ilişkin talebin de kullanım yerinin maliki/malikleri tarafından yapılmasının uygun olacağı” yönündeki görüşü doğrultusunda, müvekkili şirketçe davacının geri ödemeye esas taleplerinin karşılanamadığını, davacının söz konusu tesise ilişkin olarak kullanım yerinin mülkiyetini belgelendirmesi halinde talebinin değerlendirileceğinin bildirildiğini, dava devam ederken, EPDK tarafından, maliklere ödeme yapılması yönündeki görüşten dönülerek, ödemenin yatırım tesisini yaptığını/finanse ettiğini belgelendiren gerçek veya tüzel kişilere yapılması gerektiği yönünde görüşün doğrudan mahkemeye bildirildiğini, mahkeme tarafından da, dava açıldıktan sonra EPDK tarafından görüş değiştirildiğinin açıkça belirtildiğini, anlaşıldığı üzere davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, dava açıldığı tarihte, müvekkili şirketçe EPDK kararı kapsamında hareket edildiğini, usul ve kanuna aykırı hareket edilmediğini, yine, kullanıcı tarafından ... ya da dağıtım şirketi adına bir tesis yapılması durumunda, bu tesise ilişkin geri ödeme usul ve esaslarının elektrik piyasası mevzuatı incelenerek belirlenmesi gerektiğini, EPDK'nın görüş değiştirmesi nedeni ile davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi hesaplamaların elektrik piyasasına uygun yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, eser sözleşmesinde asıl menfaatin iş sahibinde olduğunu, iş sahibinin belirli bir eseri, belirli bir zamanda ve belirli şartlarda yapılmasını talep ettiğini, dolayısıyla, bu menfaatinin korunması amacıyla, sözleşmeden dönme ve fesih gibi özel hakları bulunduğunu, bunun yanında, işbu dava konusu yatırım bedeline ilişkin yapılan tesisin tamamen davacı inisiyatifinde olduğunu, müvekkili şirketin yatırım bedeline esas davaya konu tesisin yapımının davacı tarafından üstlenilmesini talep etmediğini, söz konusu tesisin, elektrik enerjisi piyasası düzenlemelerine uygun olarak, EPDK onayı ve yatırım planlarına göre müvekkili tarafından yapılacakken, davacının ticari faaliyetleri kapsamında, müvekkilinin bağlı olduğu düzenleme ve tesis sıralamasına katılmak istemediği için, tesisi bizzat kendisinin inşa etmek istediğini, davacının müvekkiline müracaat ettiği 2012 yılında yürürlükte olan ... Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 38/6. Maddesinin ve 28.01.2014 tarihli ve 28896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 21/1 maddesinin kullanıcılar tarafından bu tesislerin yapılmasına imkan tanıdığını, bu hususun yalnızca kullanıcıların lehine düzenlendiğini, müvekkili tarafından işin tevdii edilmesi niteliğinde olmadığını, bu hususun, eser sözleşmesi kapsamında, müvekkiline iş sahibi niteliği kazandırmayacağı gibi müvekkili şirketin bu işin tevdii edilmesine yönelik herhangi bir talebinin olmadığını, bu kapsamda, mahkeme tarafından, davacının yalnızca “iş görme“ faaliyetinde bulunduğu, iş görme sözleşmeleri kapsamında kanunun tanımladığı sözleşmelerden eser sözleşmesine benzer özellikler taşıması nedeni ile dava konusu tesisin bir eser sözleşmesi kapsamında “eser” niteliği bulunduğunu kabul etmesinin hukuk nosyonuna uygun düşmeyeceğini, yine belirtildiği üzere, eser sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarından, iş sahibinin fesih hakkı, eksikliğin giderilmesi, yüklenicinin rehin hakkı gibi hükümlerin işbu dava konusu tesis sözleşmesine uygulanamayacağı açık olduğundan, dava konusu işlemlerin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme tarafından gerekçeli kararda birçok yerde, müvekkili tarafından savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde beyanda bulunulduğunun belirtildiğini, buna dayanak olarak da müvekkilinin cevap ve cevaba cevap dilekçelerinde “aktif husumet” itirazlarında bulunduğu, bilirkişi raporundan sonra ise dava konusu bedele ilişkin itirazlarda bulunulduğu şeklinde açıklandığını, müvekkili tarafından, davanın açıldığı tarihte, gerek mevzuat bilgilendirmesi gerekse düzenleyici ve denetleyici kurum EPDK kurul kararları neticesinde husumet itirazında bulunulduğunu, gelinen süreçte, mahkeme tarafından aktif husumet itirazlarının haksız bir şekilde değerlendirilmediği gibi dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini, bilirkişi tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde bir hesaplama yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin yapılan bu hesaplamaya ilişkin itiraz sunmasının savunmanın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde, dava değerinde güncelleme yapılmak suretiyle bir hesaplama yapıldığını, mahkemenin bir yandan EPDK kararlarının kanuni dayanağı olmadığını belirtirken, bir yandan EPDK karalarına dayanarak tespitlerde bulunduğunu, bu çelişkili değerlendirmelerin hukuka uygun olmadığını, cevap dilekçelerinde ve aşamalarda, EPDK kararının idari yargı yerinde iptal edilmedikçe tüm gerçek ve tüzel kişilerin uymakla yükümlü olduğu, dağıtım şirketlerinin bu kararları uygulayıp uygulamama gibi bir inisiyatiflerinin olmadığının açıkça belirtildiğini, dolayısıyla, mahkemenin EPDK kararlarının bağlayıcılığa sahip olmayan yalnızca bir “görüş” ten ibaret olduğu yönündeki nitelendirilmelerinin açıkça mevzuat ve yargı kararlarına aykırı olduğunu, diğer yandan, mahkeme tarafından gerekçeli kararda, EPDK tarafından görüş alındığı, EPDK'nın görüş değiştirdiği, dolayısıyla yatırımı yapan/finanse eden kişiye ödemenin yapılabileceği yönünde görüşünün bulunması nedeni ile davacının dava konusu yatırım bedelinin iadesini talep edebileceğine kanaat getirildiğini belirttiğini, mahkemenin, bir yandan EDPK kararlarının kanuni dayanaktan uzak olduğunu belirtirken, bir yandan EPDK görüşlerine dayanarak karar verdiğini, bu şekilde çelişkili değerlendirme yaptığını, davacı tarafından talep edilen ödemenin tek dayanağının Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin ilgili maddeleri kapsamında dağıtım şirketlerine verilen yükümlülükten kaynaklandığını, bu kapsamda, dava konusu talebin varlık sebebini oluşturan elektrik piyasası mevzuatının, davacıya ödenmesi gereken bedelin de hangi usul ve esaslar çerçevesinde belirleneceğini ve hangi kalemlerin ödeneceğini, hangi birim bedellere dayalı olarak hesaplanacağını açık ve net bir şekilde düzenlediğini, bu nedenle EPDK tarafından usul ve esasları belirlenmiş ve birim fiyatları yıllık olarak onaylanmış olan elektrik tesisi unsurları ile sahadaki fiili durumun tespiti sonrasında yapılan işlerin kalem kalem karşılaştırılması dahi yapılmadan EPDK tarafından onaylanmış ve uygulanması yasal zorunluluk olan birim fiyatlar dikkate alınmaksızın, sadece davacı tarafından sunulmuş projelerdeki keşif bedellerinin güncellenmesiyle yapılan hesaplamanın usul ve mevzuata açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin davadaki aktif husumeti belirlerken, EPDK görüşlerine dayandığını, buna karşın, mahkemenin, herhangi bir gerekçe sunmadan, dava konusu ödeme talebiyle ilgili olarak tek yetkili kamu kurumu olan EPDK'nın hesaplamaya dair uygulamaya esas görüşü alınmadan, keşif süreci işletilmeden EPDK tarafından onaylanan birim fiyatlar dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporundaki hesaplamaların doğru olduğuna kanaat getirildiğini, gerekçeli kararda açıkça EPDK'nın 04.04.2019 tarihinde görüş değişikliğine gittiğine değinildiğini, davanın ise 27.12.2018 tarihinde açıldığını, yine mahkeme gerekçeli kararında açıkça yer aldığı ve beyanlarında da detaylı olarak yer verildiği üzere, davanın ikame edildiği tarihte EPDK görüşüne göre, dava konusu yatırım bedelinin, ödeme başvurusunun yapıldığı tarihte kullanım yeri maliki tarafından talep edilebileceğini, dolayısıyla, müvekkili tarafından EPDK kurul kararları doğrultusunda işlem yapıldığını, yargılamanın devamında EPDK'nın görüş değiştirmiş olmasının müvekkili şirketin EPDK mevzuatına uygun şekilde davranmadığı sonucunu doğurtmayacağı gibi, EPDK'nın yalnızca aktif husumete ilişkin olarak görüşünün alınmış olmasının da işbu yargılama açısından hukuka uygun olmadığını, zira EPDK'nın ayrıca bu yatırım bedellerinden hangilerinin dağıtım şirketi tarafından ödeneceği, yatırım bedelinin nasıl hesaplanacağı, ödemenin nasıl yapılacağı gibi hususları da düzenlediğini, dolayısıyla, EPDK'nın hesaplama ve ödeme metodu ile ilgili görüşü alınmadan hazırlanan rapora göre verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, işbu dava konusu yatırım bedeli ile ilgili olarak da müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmasına karar verilmesi halinde dahi bu bedellerin doğru şekilde hesaplanmasının kamu adına önem arz ettiğini, keza bu hesaplamaların elektrik piyasası mevzuatı ve EPDK kurul kararları ile belirlendiğini, bir an için davacının dava konusu yatırım bedelini talep edebileceği kabul edilse dahi, davacı yanın talep edebileceği yatırım bedelinin, dava değeri olan 1.425.200,00 TL değil, 166.327,76 TL olduğunu, davacı tarafından talep edilen 1.425.200,00 TL'nin geçici kabul tutanağına dayanılarak hesaplanan bir bedel olduğunu, geçici kabul tutanağında yer alan bedelin ise işbu dava konusu yatırım bedelinin tesis edildiği projenin keşif bedeli olduğunu, dava konusu yatırımlara ilişkin projelerin birçoğunda olduğu üzere, projelerde bazı durumlarda (güzergah değişikliği vb. nedenlerden dolayı) değişiklikler meydana geldiğini, dolayısıyla projede kullanılan malzemelere ait miktarların, uygulama sonrasında değişebildiğini, söz konusu değişiklikler neticesinde projede öngörülen ve gerçekte kurulan tesislerde farklılıklar meydana geldiğini, geçici kabul tutanaklarının kullanıcı tarafından tesis edilen tesislerde yer alan ve dağıtım şirketi sistemine bağlanması uygun görülen tesislerin, dağıtım sistemine bağlanmasında bir engel bulunup bulunmadığı ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme olduğunu ve bu kapsamda dağıtım şirketi tarafından onaylanmasının amacının farklı olduğunu, geçici kabul tutanaklarında belirtilen tesislerin gerçekte kurulan tesisler olmayabileceği gibi bu tesislerin hiç kurulmamasının da mümkün olduğunu, dolayısıyla iade yapılması halinde dahi yapılacak hesaplamanın geçici kabul tutanaklarına göre değil gerçekte kurulan tesislerin belirlenmesi suretiyle yapılması gerektiğini, talep konusu yatırım bedellerinin belirlenebilmesi için, mahallinde keşif yapılması ve yapılan işlerin belirlenmesi gerektiğini, keşif yapılması taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin cevap dilekçesinde keşif deliline dayandığını, dava konusu yatırım planına ilişkin olarak projenin davacı tarafından hazırlandığını, projede belirtilen hususların mevzuata, düzenlemelere aykırı olmaması halinde müvekkili tarafından onaylanması kadar doğal bir şey olmadığını, projede gösterilmesine karşın, davacı ya da bir başka kullanıcı tarafından tesis edilip edilmediğinin incelemesinin de yine kamu yararı gereğince zaruri olduğunu, çünkü bu yatırımların mülkiyetinin ...'a, yani devlete ait olduğunu, müvekkilinin yalnızca işlettiğini, tesislerin bedelinin EPDK tarafından müvekkiline ödendiğini, bu kapsamda, tesislere ilişkin ödemelerin mevzuat hükümlerine uygun şekilde yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından, davacıya gönderilen 06.11.2018 tarih ... (Yatırım Planlama Müdürlüğü) /... sayılı yazı ile yatırım bedeli talep edilen tesislerin bulunduğu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise de mülkiyet hakkını tesvik edici belgelerin iletilmesi gerektiği bilgisinin verildiğini, ancak, davacının işbu yazıya cevap vermediği gibi müvekkili şirkete herhangi bir belge sunmadan işbu davayı ikame ettiğini, davacının talebini inceleyebilmek için gerekli belgeler sunulmaksızın, yürütülmesi gereken prosedür davacı kusuru ile tamamlanmaksızın dava açıldığını, dolayısıyla kendi kusuru ile tesis sözleşmesi imzalamayan, talep tarihindeki hukuki düzenlemelere uygun davranmayanın davacı olduğunu, geçici kabul tutanağında yer alan kalemler incelendiğinde, geçici kabul hesaplamasında AG kablolarının da dahil edildiğini, dava konusu yatırım bedeline ilişkin projede, tesisi yapan kuruluş tarafındarı projede jeneratörlerin kullanılmasının da planlandığını, tesisi yapan kuruluş tarafından inşa edilen projelerde jeneratör kullanılmasının ise tamamen ticari iş kapsamında, yatırımcının yaptığı projelerin talep edilmesi amacına yönelik olup ticari kar niteliği taşıdığını, bu kapsamda, projelerde yer alan jeneratörlerin kullanılması amacıyla tesis edilen AG kablolarının, müvekkili şirketin inşa etmekle yükümlü olduğu bit tesis olmadığını, tamamen kullanıcı tesisi vasfında olduğunu, davacının bu bedelleri müvekkili şirketten talep etmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar mahkemece dava konusu yatırım bedelinin eser sözleşmesi kapsamında olduğu kabul edilmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere  davacı yanın taleplerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olduğunu, eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bir an için mahkeme hukuki nitelendirmesi olan eser sözleşmesi kabul edilse dahi, geçici kabul tutanağının imzalandığı yani yüklenici sıfatına haiz olsa bile davacının iddia edildiği şekilde “eser” inşa ettiği tarihten sonra 5 yıllık süre içerisinde söz konusu bedeli talep etmemiş olması nedeniyle, eser sözleşmesi nitelendirmesinde dahi zamanaşımı süresinin geçtiğini, bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme karatı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahküm edilemeyeceğini, mahkeme tarafından, gerekçeli kararda, EPDK tarafından dava açıldıktan sonra görüş değiştirildiği, dolayısıyla, müvekkilinin savunmalarını sunduğu tarihte, EPDK görüşüne uygun şekilde işlem tesis edildiğini, düzenleyici ve denetleyici kurum olan EPDK'nın dava açıldıktan ve yargılamanın devamında görüş değiştirmiş olması nedeniyle, müvekkili şirket ateyhinde yargılama gideri ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı, davalının hizmet alanında mevcut olan 1 trafodan oluşan ... (...) projesine ait ... TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait geçici kabul işlemlerinin 02.02.2011 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının onaylandığını, anılan işlerin davalı tarafça uygun görülen proje kapsamında tesis edildiklerini ve geçici kabullerinin yapıldığını, söz konusu dağıtım varlığının ... Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesi ve 28.01.2014 tarih 28896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarih ve ... Karar no.lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin iadesinin gerektiğini, davalıya yatırım bedelinin iadesi için yaptıkları başvurusunun reddedildiğini belirterek 1.425.200 TL yatırım bedelinin dava tarihi itibarıyla güncellenmiş bedelinin tahsilini talep etmiş dava değeri olarak 1.425.200 TL göstermiş, ıslahla bedeli 3.039.295,37 TL'ye arttırmıştır.Davalı vekili, davaya cevap dilekçesinde sadece husumet itirazında bulunmuş, ıslaha karşı cevap dilekçesinde ise zaman aşımı itirazında bulunarak, davacının talep edebileceği yatırım bedelinin EPDK hükümlerine göre tespiti gerektiğini, yatırım bedelinin dava tarihine güncellenerek talep edilemeyeceğini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı, davaya verdiği cevap dilekçesi ile davanın reddini talep etmiş, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı verilen karara göre savunmasında haksız çıkmış olduğundan HMK'nın 326/1. Maddesinde yer alan Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir hükmü gereğince yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından sözlü anlaşma gereğince yapılan trafo merkezi ve OG Kablolarının geçici kabulünün yapılarak davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca, zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Yine aynı Kanun’un 479. maddesinde, eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyeti teslim şartına bağlanmıştır. Bu nedenle eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talepli davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir. Somut olayda dosya kapsamı, taraf beyanları ve 04.08.2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi dikkate alındığında, davacı yükleniciye geçici kabul tarihinden sonra peyderpey taksitler halinde ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacıya hiç ödeme yapılmadığı gibi iş bedeli ödemelerinin tarihlerinin de belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın teslim tarihinden sonra ödemelerin yapılacağı tarihlerde muaccel olacağı açık olup, alacak muaccel olmadığı sürece alacaklıdan alacak hakkını talep etmesi beklenemeyeceğinden alacak muaccel oluncaya kadar zamanaşımı işlemez.  (Yargıtay 6. HD'nin  2024/461E., 2024/1039 K), Bu nedenlerle, mahkeme kararında da belirtildiği üzere, davalı vekilinin ıslahla arttırılan kısım için zamanaşımının gerçekleştiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı şirket, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde inşa etmiştir. Eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davalı dağıtım şirketinin sorumluluğunun eser sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenmesi gerekir. Taraflar arasındaki geçici kabul ile davacı tarafça yapılan tesisler davalı tarafça kabul edilerek işletmeye alınmış olup, davacının bu tesislerin yapımı ücretini talep edebileceği açık olup, davacı yüklenici ancak iş bedelini talep edebilecektir. Anılan bedellerin dava tarihine güncellenerek güncellenen bedel üzerinden hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece yatırım bedelinin ıslahla arttırılan güncellenmiş bedeline ilişkin kısmın reddine karar verilmesi gerekirken davanın tamamen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesi ile sadece husumet itirazında bulunmuş, davada talep edilen alacağın esası, talep edilen miktar, yatırım bedelinin hesaplanması yönteminin hatalı olduğu yönünde bir itirazda bulunmamıştır. Davacının davasını ıslah etmesi üzerine ıslah dilekçesine verdiği cevapla ıslah edilen miktar yönünden zaman aşımı itirazında bulunmuş, ayrıca yatırım bedelinin tespitine ilişkin itirazlarını yapmıştır. Davalının ıslahla arttırılan miktar dışında davada talep edilen yatırım bedeli alacağı yönünden yatırım bedelinin hesaplanması yöntemine ilişkin bir itirazı bulunmadığından bu itirazını ıslah dilekçesi ile belirttiğinden ve ıslahla arttırılan talep yönünden red kararı verilmesi gerektiğinden, davalının ıslaha karşı cevap dilekçesinde ileri sürdüğü bu savunması dava dilekçesinde talep edilen alacak yönünden savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından mahkemece de belirtildiği üzere bu savunmanın dinlenilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ıslahla arttırılan miktar yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi ile kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 1.425.200 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslahla arttırılan miktarın reddine dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2020 tarih ve 2018/762 Esas, 2020/888 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.425,200 TL'nin dava tarihi olan 27/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak  davacıya VERİLMESİNE,4-Islahla arttırılan miktarın REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 97.355,41 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 24.338,86‬ TL ve 27.564,71 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 45.451,84‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yatırılan 24.338,86‬ TL peşin ve 27.564,71 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 92,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 1.092,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 512,06 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 387.139,12  TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan  237.550,45 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan 51.903,60 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı  tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 60,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 222,6‬0 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 19/11/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e514c5d8bc85492","SID":"9c4a2859560adc3a"}}