{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2023/918 - 2024/1537<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/918 <br>KARAR NO\t: 2024/1537<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/363 Esas 2023/495 Karar<br><br>DAVACILAR\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05/12/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.11.2019 tarihinde Ankara ili Etimesgut ilçesi Bağlıca Bulvarı ile Çambayır Caddesi kavşağında, davacılardan ...'ın maliki olduğu, ...'ın yönetimindeki ... plakalı araca, davalılardan ... Bakanlığına ait olup, ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın hayatını kaybettiğini, aynı araçta bulunanlardan kardeşi ..., kızı ... ile oğlu ...'ın ağır şekilde yaralandıklarını, kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağının tek taraflı olduğunu, belirlenen kusur oranını kabul etmediklerini, hukuken geçerliliği bulunmadığını, müteveffa ...'ın kaza tarihinde Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde jeoloji mühendisi olarak çalıştığını, sabit maaşı ve ek gelirleriyle ailesinin geçimini sağladığını, ölümüyle eşi ve beş çocuğunun maddi ve manevi olarak destekten yoksun kaldıklarını, cenaze ve defin gideri yaptıklarını, davacılardan ...'a ait ... plakalı aracın da ağır hasar gördüğünü, meydana gelen kaza sonucu ağır şekilde yaralanan davacılar ..., ... ile ...'ın beden gücü kaybına uğradıklarını, uğranılan bu bedensel zararları ile buna bağlı manevi zararlarının da karşılanması gerektiğini, kazaya sebep olan ... plakalı aracın davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye 4101803336345 no'lu poliçe ile sigortalı bulunduğunu, davalı şirketin poliçe limiti kapsamında sorumluluğu bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla eş ve babalarını yitiren davacıların her biri için 1.000,00TL olmak üzere toplam 6.000,00TL, bedensel zarara uğrayan davacıların her biri için 1.000,00TL olmak üzere toplam 3.000,00TL, cenaze ve defin gideri için 100,00TL, aracın maddi hasarı için 100,00TL maddi tazminatın sürücü ve işletenden haksız fiil tarihinden, sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, müteveffanın ölümü nedeniyle davacılar için toplam 850.000,00TL, davacıların uğradığı bedensel zararlar için toplam 100.000,00TL manevi tazminatın ise işleten ve sürücüden haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; meydana gelen trafik kazası nedeniyle mahkememizin 2023/271 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, fakat müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar lehine destekten yoksu kalma tazminatına yönelik hesap alınmış ise de, iş bu raporun tarihinin 08/11/2021 olduğunu, bu raporun uygulandığı tarihte asgari ücret brüt 3.577,00 TL olduğu ve günümüzde uygulanmakta olan asgari ücretin brüt 10.008,00 TL olduğundan, dosyanın gelmiş olduğu aşama itibariyle asgari ücret değişikliğinin yapılan hesaplamayı değiştireceğinin  aşikar  olduğunu,  yerleşik  Yargıtay  kararları  gereğince,  destekten  yoksun   kalma tazminatına yönelik olarak yapılacak olan hesaplamalarda gerçeğe yakın hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, bu sebeplerle dosyanın mahkememizin 2020/363 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davacılar lehine doğan fark tazminat bedelinin hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesini,    talep etmiştir.<br>\tDavacılar vekili bedel artırım dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatı yönünden dava dilekçesinde ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 209.619,29-TL artırarak 210.619,29-TL'ye,  ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 65.148,73-TL artırarak 66.148,73-TL'ye,  ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 34.669,19-TL artırarak 35.669,19-TL'ye,  ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 24.357,56-TL artırarak 25.357,56-TL'ye,  ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 16.999,47-TL artırarak 17.999,47-TL'ye,  ... için talep edilen 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı tutarını 6.251,54-TL artırarak 7.251,54-TL'ye, bedensel zararlara ilişkin tazminat talepleri yönünden yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi raporlarında ... için 66.703,86-TL iş gücü kaybı, 2.558,40-TL bakıcı gideri, 2.948,70-TL yol gideri olmak üzere toplamda 72.210,96-TL tazminat ödenmesi gerektiğinin belirlendiğini,  ... için bedensel zarara yönelik olarak talep edilen 1.000,00-TL'lik tazminat tutarını 71.210,96-TL artırarak 72.210,96-TL'ye, yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi raporlarında ... için 914,51-TL geçici iş gücü kaybı, 9.633,99-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ve 131,44-TL yol gideri olmak üzere toplamda 10.679,94-TL tazminat ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini,  dava dilekçesinde ... için bedensel zararlara yönelik olarak talep edilen 1.000,00-TL'lik tazminat tutarını 9.679,94-TL artırarak 10.679,94-TL'ye, maddi zararlara ilişkin tazminat talebini dava dilekçesinde 100,00-TL olarak talep edilen cenaze giderini 20,00-TL artırarak 120,00-TL'ye,  100,00-TL olarak talep edilen araç hasarına yönelik talebi 2.935,00-TL artırarak 3.035,00-TL'ye çıkarttıklarını bildirmiştir.  <br>\tDavalı ... Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; açılan ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, kazada şoför ...'in kusuru bulunmadığını, araçtaki bir bozukluğun yada aksaklığın kazaya sebebiyet vermediğini, bu sebeple müvekkili idarenin sorumluluğu bulunmadığını, kazaya ilişkin Jandarma tarafından düzenlenen tespit tutanağında da kazanın oluşumunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminatı hesabında murisin hissedarı olduğu şirketten olan gelirinin de hesaplamaya esas alınması istenmiş ise de burada önemli olanın desteğin bedensel ve fikirsel katkısı olduğunu, şirket faaliyetine devam ettiğinden kazancın ortadan kalktığının söylenemeyeceğini, cenaze ve defin giderlerinin gerçekten yapılmış olması gerektiğini, yıkama, kefenleme ve defin gibi işlemlerin belediyelerce yapıldığını, talep edilen manevi tazminat miktarının olayın niteliğine ve hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, davacılara SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını, yapılmış bir ödeme var ise hesaplamada dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31159 soruşturma sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, kazanın oluşumunda müteveffanın asli kusurlu olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine müzekkere yazılarak kusur durumunun yeniden tespitini talep ettiklerini, kazanın  gerçekleşmesine  müteveffanın  ihmali  ve  tedbirsizliği  etken  olduğundan bu olaya dayalı olarak herhangi bir hak ve alacak talep edilemeyeceğini, şirket gelirlerinin tazminat hesabına dahil edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça davadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, kanunda öngörülen başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 29.12.2018 / 2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere  Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere ölüm/sakatlık halinde ayrı ayrı azami 390.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, davacı yana SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep ettiklerini, davacıların kaza esnasında emniyet kemerlerinin takılı olmadığının tespit edildiğini, bu sebeple hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, temerrüt tarihinden itibaren işeyecek yasal faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece,  Ankara Batı 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/108 D.İş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, Bağlıca Bulvarı üzerindeki trafiğe hitaben yaya geçidi ve Ana yol-Tali yol trafik işaret leyhasının, Çambayır Caddesini takiben kavşak alanına gelen trafiğe hitaben ise Yol Ver trafik işaret levhasının mevcut olduğu, kaza raporundaki kroki ile olay yerindeki ölçümlerin örtüştüğü, fakat krokide ... plakalı aracın soldan geldiğinin belirtilmiş olmasına rağmen tanık beyanı itibariyle anılan aracın yolun sağında seyretmekte olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen dava konusu kaza aşamasında ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın %70 (Yüzde yetmiş) oranında, ... plakalı aracın sürücüsü ...'in ise %30 (Yüzde Oluz) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 2019/31159 soruşturma nolu dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 28.02.2020 tarihli raporunda, ... plakalı aracın müteveffa şürücüsü ...'ın yönetimindeki aracın hızını kaza mahalli kavşak noktasında yeterince azaltmaması, seyir yolu üzerinde bulunan yol ver levhasına riayet etmemesi nedeniyle kontrolsüz olarak girdiği kavşak bölümünde sol tarafından gelen aracın seyir yönünü kapatarak kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle asli kusurlu, ... plakalı aracın sürücüsü ...’in ise, meskun mahalde seyri esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi, kavşak noktasına geldiğinde yönetimindeki aracın hızını yeterince düşürmemesi, seyir yönüne göre sağ tarafında bulunan kavşak kolundan gelerek istikameti şeridi kapatan araca doğru dikkatsiz seyrinden dolayı tedbir almada gecikmesi ve aldığı tedbirde de başarısız olduğu anlaşıldığından tali kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece bilirkişi ...'den alınan kusur raporunda, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın %70 (Yüzde Yetmiş) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'in ise %30 (Yüzde Otuz) oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,  mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli bu rapora itibar edildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.09.2021 tarihli raporda, 22.12.2014 doğumlu ...'ın 13.11.2019 tarihli yaralanması neticesinde “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre kişinin özür oranının %3 olduğu, erişkin olması halinde 3 ay süreyle iş göremezlik halinde kalacağı, 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiği, Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 18.03.2021 tarihli raporda, 01.01.1958 doğumlu ...'ın 13.11.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı olarak “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre kişinin özür oranının % 2 ve sürekli olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 15 gün kadar olduğu, yaralanması sebebiyle bakıcıya ihtiyaç duymadığının belirtildiği, davalılardan ...'in kazaya karışan ... plakalı kamyonetin sürücüsü, ... Bakanlığı'nın maliki/işleteni olduğu, aracın  davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye 29.12.2018 - 29.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, ölüm halinde şahıs başına azami teminat limitinin 390.000,00TL olarak düzenlendiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; \"A) 1-Asıl davada; a)Davacıların maddi tazminat davalarının KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 210.619,29TL; ... için 66.148,73TL; ... için 35.669,19TL; ... için 25.357,56TL; ... için 17.999,47TL; ... için 7.251,54TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara yasal faizi ile ödenmesine,  b)Davacılar ...'ın yaralanmasından dolayı 72.210,96TL; ...'an yaralanmasından dolayı 10.679,94TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara yasal faizi ile ödenmesine, c)Cenaze ve defin giderleri yönünden yapılan tazminat talebinin REDDİNE, d)... plakalı araçta meydana gelen 3.035,00TL maddi hasarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a yasal faizi ile ödenmesine, e)Maddi Tazminatlar açısından davalılar ... ve ... Bakanlığı yönünden faizin başlangıç tarihinin haksız fiil tarihi olan 13/11/2019 tarihi olarak; davalı sigorta şirketi yönünden ise 26/12/2019 olarak belirlenmesine, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, f)Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; müteveffanın ölümü nedeniyle davacılardan ... için 40.000,00TL; ... için 30.000,00TL; ... için 30.000,00TL; ... için 30.000,00TL; ... için 30.000,00TL;... için 30.000,00TL; ... için 15.000,00TL manevi tazminatın  davalılar  ... ve ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara yasal faizi ile ödenmesine, g)Davacılar ...'ın yaralanmasından dolayı 5.000,00TL; ...'an yaralanmasından dolayı 5.000,00TL ve ...'ın yaralanmasından dolayı 3.000,00TL manevi tazminatın  davalılar  ... ve ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara yasal faizi ile ödenmesine, h)Manevi Tazminatlar açısından davalılar ... ve ... Bakanlığı yönünden faizin başlangıç tarihinin haksız fiil tarihi olan 13/11/2019 tarihi olarak belirlenmesine,B)1-Birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, olaya ilişkin ceza soruşturması neticesinde yargılaması devam eden Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/98 E. sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenmeksizin yerel mahkemece karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  müvekkilin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile müteveffa ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın 13.11.2019 tarihinde Bağlıca Bulvarı Çambayır 4 yönlü kavşağında meydana gelen ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına sebebiyet vermesi üzerine müteveffanın mirasçıları ve kazadan zarar görenlerin tazminat istemlerine dair taleplerin reddi gerektiğini,  davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin hiçbir kusuru bulunmayıp, tüm kusurun müteveffada olduğunu,   müteveffanın, asli kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği Bağlıca Bulvarı Çambayır 4 yönlü kavşağında, müteveffanın tali yoldan ana yola çıktığı yerde kavşak olduğunu gösteren ve \"YOL VER\" şeklinde uyarı tabelası bulunduğunu,  KTK'nın 57/a maddesi; \"Kavşaklarda aşağıdaki kurallar uygulanır. Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.\" ve KTK 84/h maddesi; \"Araç sürücüleri trafik kazalarında kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar.\" hükmünü amir olup müteveffa sürücünün açıkça kurallara aykırı kontrolsüz ve tedbirsiz olarak tali yoldan kavşağa geçiş yaparak kazaya asli kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, Jandarma tarafından tutulan kaza tespit tutanağı, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31159 Soruşturma sayılı dosyasında müteveffanın ASLİ KUSURLU olarak saptandığını, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/108 D.iş sayılı tespit dosyasında ise müteveffanın %70 oranında kusurlu bulunduğunu,  yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazaya ait renkli fotoğrafların dosya kapsamında ve UYAP sisteminde bulunmadığı, ekspertiz raporunda belirlenen yedek parça fiyatlarının parça numaralarının belirtilmemesi nedeniyle kısmen kontrol edilebildiğinin  ifade edildiğini, kazaya ilişkin renkli fotoğraflar ve yedek parça numaralarının tümü dosyaya kazandırılmadan oluşturulan rapor, eksik incelemeye dayandığından hükme esas alınmasının  hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece davacılar lehine fahiş miktarda tazminata hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavacılar/birleşen  dava davacıları vekili istinaf dilekçesinde, \tYerel mahkeme kararının 4. Sayfasında \"Gerekçe\" başlığı altında yer verilen isim, plaka, olay ve kazanın oluşunun, somut olay ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını,   hükmün gerekçe kısmının somut olay ile ilgisiz olması nedeniyle anılan kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ettiklerini,   davaya konu trafik kazasında müteveffaya atfedilen kusur oranının hatalı olarak belirlendiğini, \tsomut olayda müteveffanın 'YOL VER' tabelasına uygun davranmadığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını,  20-30 km ile seyretmekte olan bir aracın yaklaşık 100 km ile gelen bir araca yol vermemiş olmasının da mümkün olmadığını,   müvekkillerin maluliyetlerine ilişkin belirlemelerin hatalı olarak yapıldığını, bu husustaki itirazların giderilmediğini, davaya konu trafik kazasının 13.11.2019 tarihinde meydana geldiğini, bu bakımından kazanın meydana geldiği tarihte Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olduğunu,  kaza tarihinde müvekkil ...'ın 5 yaşında olduğunu, müvekkil ...'ın maluliyet oranının güncel mevzuata uygun olarak belirlenmesi için 30692 sayılı Yönetmelik kapsamında ilgili sağlık kurum ve kuruluşuna sevk edilmesinin talep edildiğini,  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporun incelenmesi neticesinde açıkça görüleceği üzere, 'Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik' hükümlerine göre tespit ve değerlendirme yapıldığını, bu bakımdan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,  destekten yoksun kalma tazminatına yönelik tazminat hesaplamalarında kusur durumu dikkate alınmaksızın hesaplama yapılması gerekirken, yerel mahkemece bu hususun gözetilmediğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasında müteveffanın kusur oranı dikkate alınmaksızın desteğin yaşamında sağlamış olduğu gerçek yardım miktarının tespit edilmesi ve buna istinaden tazminat hesaplaması ve dağıtımı yapılması gerektiğini,  dolayısıyla müteveffaya atfedilen %70 kusur oranını ve bu oran dikkate alınmak suretiyle yapılan tazminat hesaplamaları doğrultusunda karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında müteveffanın gelirine dair yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda (aktüerya hesap raporu) yapılan tazminat hesaplamasında müteveffanın dikkate alınan gelirinin yalnızca maaş bordrolarında gösterilen ve devlet memuru olmasından kaynaklı geliri olduğunu, ancak dava dilekçesinde de belirtildiği  üzere; \"müteveffanın  aynı zamanda merkezi Siirt'te bulunan ... Eğitim İnşaat Tekstil Turizm Temizlik Hizmetleri Gıda Bilgisayar San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin de %10 oranında hissedarı\" olduğunu,\tmüteveffanın şirket ortağı olması nedeniyle elde etmiş olduğu ek gelirlerin de tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerekirken müteveffanın yalnızca devlet memurluğundan elde etmiş olduğu gelirinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,  asgari ücret değişimi baz alınmaksızın düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, belirlenen manevi tazminatın  müvekkiller uhdesindeki elem ve acıyı bir nebze olsun hafifletecek nitelikte  olmadığını, birleşen dava yönünden ise, davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/363 E. sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunda hesap edilmemiş ve halihazırda da hüküm altına alınmamış olan fark zararların tazmini talebinden kaynaklandığını, yerleşik Yargıtay kararları gereğince, destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer tazminat taleplerine yönelik olarak yapılacak olan hesaplamalarda gerçeğe en yakın hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini,  yerel mahkemece, mevcut dosyadan talepte bulunulmaksızın ayrı bir dava ikame edilmesinde hukuki yararları bulunmadığı kabul edilmiş ise de, işbu kabulün açıkça hatalı olduğunu, nitekim  birleşen davanın ikame edildiği tarihte(11.03.2023), asıl davada dava değeri arttırılmış (05.01.2023) olup, bu aşamadan sonra yeni bir bilirkişi raporu alınması ve müvekkiller lehine fark tazminat kalemlerinin hesaplanması halinde dahi taraflarınca işbu miktarlar yönünden HMK md. 107  gereğince tekrar bedel artırımı yapılamayacağının açık olduğunu,  birleşen davanın ikamesinde hukuki yararın  olduğu açık olup, aksi yöndeki kabulün  açıkça hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı\t ... Sigorta A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde, müvekkil şirkete sigortalı aracın sürücüsüne atfedilen %30 kusur oranının yerinde olmadığını,   müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, zira Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesine göre trafik sigortalarının, aynı kanunun 85. maddesine göre işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldıklarını,  dolayısıyla, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun da olmayacağını,   söz konusu kazada müteveffa ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.84/h ile m.57/a yı ihlal etmiş olup, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda davacılardan ... ve ...'a ilişkin zarar hesabında kusur oranının dikkate alınmadığını,  diğer davacılar için yapılan zarar hesabında ise dikkate alındığını, bilirkişi raporu kendi içinde çelişkili olup, eksik ve denetime elverişli olmadığını,  huzurdaki dava kapsamında mevcut raporlara göre dava konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücü ...'ın %70 oranında, sigortalı araç sürücüsü ...'in %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak buna rağmen hükme esas alınan 08.11.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı ... ile ...'ın geçici ve sürekli iş göremezlik zararı hesaplanırken müvekkil şirketin sorumluluğunun %100 kusur oranı üzerinden hesaplandığını, netice olarak müvekkil şirket yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu iken karşı araç sürücüsünün de kusurundan sorumlu tutulduğunu, müvekkil şirketin karşı araç hasar bedelini ekspertiz raporu doğrultusunda ödemiş olup, başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını,  \"geçici iş göremezlik\" tazminatı ve \"geçici bakıcı gideri\" zararının  ZMMS poliçe teminatı kapsamında olmadığını,    aksi düşünülse dahi davacılardan ... kaza tarihinde 10 yaşında olup, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre küçüğün geçici iş göremezlik zararının  söz konusu olmadığını,  müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı\t ... Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkil idare ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu şoför ... ‘in kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, müteveffa sürücünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, \tbilirkişi hesap raporunun çelişkili ve denetime elverişsiz olduğunu, kaza anında emniyet kemerleri takılı olmayan davacıların müterafik kusurlarının  dikkate alınmadığını,   işgöremezlik ve bakıcı giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, davacı ... için talep edilen beden gücü kaybı zararına ilişkin talep hakkında karar verilmediğini, \tkazada araçta bulunan davacı ... için 1.000 TL beden gücü kaybı zararı talep edilmiş olup, alınan raporda adı geçen davacının zararı olmadığı tespit edilmiş olup, mahkemece bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm verilmediğini, kaza hakkında devam eden ceza dosyasının değerlendirilmediğini, hesaplama tarihindeki ücretler esas alınmış iken kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin  hukuka aykırı olduğunu, \t manevi tazminatın fahiş olduğunu, harçtan muaf olan müvekkil idarenin yargılama harçlarından sorumlu tutulmasının kanuna aykırı  olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tAsıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK'nin 297.maddesinde; \" (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:<br>\ta) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.<br>\tb) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.<br>\tc) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.<br>\tç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.<br>\td) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.<br>\te) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.<br>\t(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" denilmiştir.<br>\t Mahkemece karar gerekçesinde; “ Dava konusu kazanın, Sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı aracıyla 12.09.2019 günü saat 00.41 sıralarında Ankara İli, Elmadağ İlçesinde D-200/13 kontrol  kesim numaralı Kırıkkale-Ankara devlet yolunu takiben Kırıkkale istikametinden Ankara  istikametine doğru seyir halinde iken Km:35+600 de bulunan Kayadibi mahallesi mevkiinde sağ şerit üzerinde seyretmekte olan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı römorktan oluşan yarı römorklu aracı sollamak amacıyla sol şeritte bulunduğu esnada sol şeridi takiben arka gerisinden aynı istikamette seyretmekte olan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın yönetimindeki araca arkadan çarpması nedeniyle sollamakta olduğu yarı römorklu aracın çekicisinin sol arka tekerine çarpması sonrasında sola doğru savrularak takla atması sonucu meydana gelmiştir.” cümlesine yer verildiği, dosyaya ait olmayan bilgi ve delillere yer verilmesi nedeniyle  hükmün HMK'nin 297.  maddesine uygun olmadığı, denetime elverişli bir şekilde  hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.<br>\tŞu durumda mahkemece yapılacak iş yukarıda belirtilen ilke ve açıklamalar ışığında dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların  belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz her bir talep yönünden gerekçeli karar ve hüküm oluşturulmasıdır.<br>\tAyrıca,  dava dilekçesinde; “Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan davacılar yönünden 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek beden gücü kaybına ilişkin tazminat tutarlarının, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, her biri için şimdilik ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 3.000,00 TL'nin işleten ve sürücü yönünden haksız fiil tarihinden, sigorta şirketi yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline” karar verilmesi talep edilmiş olup, bilirkişi raporunda “- Davacılardan ... 13.11.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle sürekli işgücü kaybına uğramamıştır. Geçici işgücü kaybına uğradığı 1 haftalık dönemde ise gelir kaybı bulunmadığından bu yönde bir hesaplama yapılmamıştır.” denildiği anlaşılmakla birlikte hüküm fıkrasında bu talep hakkında olumlu olumusz hüküm kurulmaması da HMK'nin 297.  maddesine  aykırıdır. <br>\tKabule göre de;<br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamı, maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Bu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tSomut olayda; 13/11/2019 tarihli kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak  Ankara Üniversitesi  Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen  raporda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 14 üncü maddesi uyarınca trafik kazası sonucu yaralanan çocuklar hakkında 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik ve ekinde yer alan cetvellere göre maluliyet oranının  %3 olduğu belirlenmiştir.<br>\tKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında \"Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade eder\" hükmü yer almakta ise de, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. <br>\tAynı Yönetmelik'in 8 inci maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54 üncü maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının  belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>\tHer ne kadar dosya içindeki bilirkişi raporunda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe atıf yaptığı gerekçesi ile çocuğun sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiği belirtilmiş ise de, bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18 inci maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu Yönetmeliğin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre maluliyet oranının belirlenerek karar verilmesi gerekirken yanlış yönetmelik esas alınarak hazırlanan rapora göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br>\tDavalı Bakanlık 492 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin (j) bendi uyarınca harçtan muaftır.  Bu sebeple davalının bakiye karar ve ilâm harcından sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi davacı tarafça yatırılan başvuru harcı, peşin harç ve ıslah harcının yargılama giderleri içine dâhil edilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi de mümkün değildir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin hüküm kurulması bir başka hatalı yöndür.<br>\tAçıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece HMK'nın 297. maddesine uygun denetlenebilir mahiyette bir karar verilmemiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, usule ve Kanun'a uygun, denetlenebilir mahiyette  bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf edenlerin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-İstinaf edenler vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 19/04/2023 tarihli, 2020/363 Esas 2023/495 Karar<br> sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, istinaf edenlerin  sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf edenler  tarafından  yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü 2023/268070 E. sayılı dosyasına depo edilen 42.530,80- TL bedelli nakit teminatın isteği halinde yatırana iadesine;<br>\t6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed745f5c94b1f6f3","SID":"a721076ab4fc2e5f"}}