{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1842 <br>KARAR NO: 2024/1593<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/172 <br>KARAR NO: 2023/211<br>TARİHİ: 23/03/2023<br>DAVA: İflas <br>DAVA TARİHİ: 21/02/2022<br>KARAR TARİHİ: 04/12/2024<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin sağladığı lisans/telif hakkı üzerinden son kullanıcılara hizmet sağladığını, toplam 36.328,18 EURO borç miktarında tarafların mutabık kaldıklarını, 30.000 EURO bakiye borç üzerinden Bakırköy ... İcra Müdürlüğün ... E. Saylı dosyasından iflas talepli icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmiş olduğunu belirterek davalı şirketin iflasını talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibinde usulsüz tebligat yapılması nedeniyle takibin kesinleşmediğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/431 E. sayılı dosyasından verilen hüküm kesinleştiğinden davanın kesin hüküm sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesine ek yabancı dildeki belgelerin tercümesi sunulması gerektiğini, takip konusu alacak miktarı taraflar arasında ihtilaflı olduğunu, davacının teminat sunması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,  adi iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine İİK 155. ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan iflas davasında davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresin mahkemenin yargı çevresinde bulunduğundan bu davaya bakma konusunda kesin yetkili olduğu, iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu davanın ikame edildiği, takibin kesinleştiği, toplam 759.899,8‬0 TL borcun 7 gün içinde ödenmesi veya mahkememiz veznesine depo edilmesi gerektiği, aksi halde iflasına karar verileceği hususunda davalı vekiline muhtıra tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... nosunda kayıtlı davalı ...  Ticaret Limited Şirketi'nin İİK 158. maddesi uyarınca iflasına dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını aynen tekrar ederek, icra takibinde usulsüz tebligat yapılması nedeniyle takibin kesinleşmediğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/431 E. sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil ettiğini, dava dilekçesine ek yabancı dildeki belgelerin tercümesi sunulmasının gerektiğini, takip konusu alacak miktarı taraflar arasında ihtilaflı olduğunu, davacının teminat sunması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, İİK'nın 154 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan iflas istemine ilişkindir. Davaya konu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... vekili tarafından borçlu ... Turizm Ve kozm. Ürn. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 30.000,00-€ asıl alacağın 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek %16,75 ticari faizi ile birlikte tahsili talebi ile 03/03/2021 tarihinde iflas yolu ile icra takibi başlatıldığı borçlu şirketin \"... Mah. ... Sok. ... Apt. ... Blok D:... Bakırköy/İstanbul\" adresine çıkartılan iflas ödeme emrinin \"Adresten Taşındığı, yeni adresi bilinmiyor, tebligat çıkış merciine iade\" açıklaması ile 09/03/2021 tarihinde iade edildiği, alacaklı vekilinin talebi üzerine aynı adrese TK m. 35 uyarınca tebligat çıkartılmış olduğu, tebliğ işleminin 06/04/2021 tarihinde yapılmış olduğu  anlaşılmıştır. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/431 Esas 2021/772 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... vekili tarafından davalı ... kozm. Ürn. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 24/06/2021 tarihinde açılan iflas davasının yapılan yargılaması neticesinde 09.12.2021 tarihinde HMK 114/2 ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine dair karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmaması nedeni ile 26.01.2022 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 303/1 maddesi uyarınca; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Kesin hüküm HMK'nın 114/1.i bendi uyarınca olumsuz dava şartlarındandır. Kesin hüküm, şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bir hüküm şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları ise; her iki davanın taraflarının müddeabihin ve dava sebebinin aynı olmasıdır. Müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Her iki davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değildir. Dava sebebi ise hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar aynı ise kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Mahkemeler, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlı olup aynı davayı yeniden inceleyemezler. Dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin kararlar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Çünkü, HMK'nın 294. maddesi uyarınca, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Somut olayda  İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/431 Esas 2021/772 Karar sayılı dosyasından verilen ilk hüküm usulden ret kararı niteliğinde olduğundan, kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davalı vekilinin kesin hükme yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davacı şirketin bulunduğu İtalya ile Türkiye'nin taraf olduğu 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlendiğinden davalı vekilinin teminata yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. 2004 sayılı İİK'nın 156. maddesi 1. fıkrası uyarınca iflas talebi için kesinleşmiş ödeme emrinin tebliğine rağmen süresi içinde itiraz edilmemiş olması lazımdır. Ödeme emrinin tebliğinin de usulüne uygun olarak yapılmış olması gerekmektedir. Somut olayda davalı borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden davalı şirketin davalı şirketin muamele merkezinin \"... Mah. ... Cad. ... Blok No:... İç Kapı No:... Şişli/İstanbul\" adresine taşındığı ve adres değişikliğinin 17/03/2021 tarihinde ticaret sicilde tescil edilerek 22/03/2021 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilân edildiği, ancak bu tarihten sonra 06/04/2021 tarihinde TK m. 35 hükmüne göre eski adresine teblig işleminin yapıldığı tespit edilmekle davalı şirketin sicilde kayıtlı olmayan adresine yapılan ödeme emri tebliği işlemi usulüne uygun değildir. Takip borçlusu/davalı şirket vekilinin 31/08/2021 tarihinde icra dosyasına Av. ... tarafından vekaletname sunmuş olması Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2021 tarih ve 2018/12-411 E., 2021/877 K. sayılı ilamı uyarınca ödeme emrinden ve içeriğinden haberdar olduğu anlamına gelmemekte olup, bu nedenle de tebliğin gerçekleştiği sonucuna ulaşılamaz. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/431 Esas 2021/772 Karar sayılı dosyasındaki davalı vekilinin cevap dilekçesinde sadece tebliğin usulsüzlüğünden bahsetmiş olup ödeme emri içerinden haberdar olduğunu bildirmemiştir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki iflas ödeme emrine ait evrak işlem kütüğü incelendiğinde ise takip borçlusu/davalı vekili Av. ... tarafından 07/12/2021 tarihi saat 09:55:40'ta dökümanın okunduğu uyap kayıtları itibariyle sabittir. İflas davasının görülebilmesi için iflas ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması gerekir. Usule aykırı tebliğin hükmü Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde ve Yönetmeliğin 53. maddesinde düzenlenmiş, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş sayılacağından davalı şirkete yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunun davalı vekilince İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/431 Esas 2021/772 Karar sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesi ile bildirildikten sonra 07/12/2021 tarihinde iflas ödeme emrinin davalı vekilince okunması ile birlikte muhataba tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu tarihten itibaren 7 günlük sürede itiraz edilmemiş olması nedeniyle takip kesinleştiğinden davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. İİK'nın 176. maddesinin göndermesi ile İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere ödeme emri 07/12/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 21/02/2022 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İİK'nın 176. maddesinin göndermesi ile İİK'nın 158/1 ve 166/2 maddesinde belirtilen usule göre mahkemece gerekli ilanlar yapılmış, İİK 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır. İİK'nın 158.maddesinde \"Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" düzenlemesi ile iflas yoluyla takipte, iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 05/09/2013 tarihli 2013/4197 E. 2013/5054 K.sayılı ilamı \"...İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Mahkemece verilen depo emrinde, icra dosyasındaki borcun asıl alacak, faiz ve diğer giderleri ile birlikte icra dosyasına ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi istenilmiş olup; asıl alacak, işlemiş faiz, icra masrafı ve vekalet ücreti kalemlerinden oluşan meblağ açıkça belirtilmediğinden çıkartılan depo emri İİK'nın 158. maddesi hükmüne uygun değildir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı ilamı \"...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Depo kararı, verildiği gün için hesaplanan alacağı içermelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/07/2015 tarihli 2014/5678 E. 2015/5377 K.sayılı ilamı \"...Mahkemece, depo emrinin verildiği güne kadar asıl alacak, faiz ve icra masrafları hesaplattırılıp, borçluya İİK'nın 158. maddesine uygun olarak, depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır...\" Mahkemece bilirkişiden rapor alınarak 19/01/2023 duruşma tarihine kadar hesaplama yapılması istenilmiş, 19/01/2023 tarihli celsede asıl alacak 30.000,00 EURO'nun (1 EURO=20,4001 TL) karşılığı 612.003‬,00 TL, takip tarihinden duruşma gününe kadar işlemiş faiz 1.696,44 EURO'nun (1 EURO=20,4001 TL) karşılığı 34.607,54 TL, tahsil harcı 27.846,13 TL (%4,55) masraf 122,80 TL, icra vekalet ücreti 85.320,33 TL olmak üzere toplam 759.899,8‬0 TL'nin 7 günlük kesin süre içinde mahkeme veznesine depo edilmesi, aksi takdirde iflas kararı verileceği hazır olan davalı vekiline ihtaren bildirir ara karar oluşturulmuş, bu hususta meşruhatlı davetiye 25/01/2023 tarihinde davalı vekiline tebliğ edimiş, depo emri yerine getirilmediğinden 23/03/2023 tarihinde iflas kararı verilmiştir. Depo kararının ve ihtarın yukarıda yapılan açıklamalara göre usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın takip talebinde kesinleşen miktar ve oranlara uygun olduğu anlaşılmıştır. Eldeki dosyada iflas yoluyla takip itirazsız kesinleştiğinden, alacağın esasına ilişkin inceleme yapılmasına gerek bulunmadığından davalı vekilinin bu hususta istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1353f3ae5729d1fe","SID":"a0e2a58c52f2ba22"}}