{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1328 - Karar No:2024/948<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1328 <br>KARAR NO\t: 2024/948<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/238 E-2022/615 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/11/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 18.11.2019 tarihli “Yenifakılı İstasyon Binası RRR Projeleri İle Çevre Düzenlemesi Ve Mühendislik Projelerinin Hazırlanması Hizmetine İlişkin Sözleşme” imzalandığını, sözleşme konusunun projenin tamamlanabilmesi için bir kısım proje ve raporların hazırlanması ile bir kısım hazırlanmış proje ve raporların kurula sunulması ve kurul onayları alınıncaya kadar ilgili mühendislerce gerekli tashihlerin yapılması ve bu sürecin yüklenici tarafından takibi gerektiğini, işin bedelinin KDV hariç 43.000,00 TL, teslim tarihinin 31.01.2020 olarak belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından edimin ifası sırasında sözleşmeden önceki aşamalarda eksiklikler olduğunun fark edilmesi üzerine restitüsyon projesinin ve raporunun revize gerektirmesi ile mekanik ve elektrik projelerinin proje müellifi ...'in çalıştığı mühendislik bürolarına çizdirilmesi ve maliyet hesabı  ihale dosyasının hazırlanması işinin de aynı şekilde çözülmüş olması nedeniyle 14.000,00 TL fark ücret ortaya çıktığını ve bu sebeple taraflar arasında 20.07.2020 tarihinde bir ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşme ile sözleşme bedelinin KDV hariç 57.000,00 TL olarak revize edildiğini, bunun yanı sıra işveren firmanın 4. ve 5. hakedişi (toplam 48.802,50 TL) aldığında müvekkili şirkete bakiye 34.000,00 TL'yi hemen ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşmelerde öngörülen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak yalnızca 20.000,00 TL avans ve 33.0000,00 TL ödeme aldıklarını, müvekkili şirket tarafından KDV dahil 67.260,00 TL tutarlı 06.10.2020 tarih ve GİB2020000000007 sayılı fatura düzenlendiğini ve KDV dahil bakiyenin 14.260,00 TL olduğuna ilişkin Ankara 2. Noterliği'nin 30.10.2020 tarih ve 22661 yevmiye no'lu ihtarnamesinin davalıya 19.11.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamenin sonuçsuz kalması ile alacağı tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı yanın icra takibine itirazında tamamlanan projelerin teslim edilmediğinin ifade edildiğini ancak müvekkili şirketin projeleri işverene teslim etme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, tamamlanan projelerin TCDD'ye, ilgili belediyeye ve kurula sunulup imzalatılarak kurul tarafından TCDD'ye gönderildiğini, yine icra takibine itiraz dilekçesinde düzenlenen faturanın hatalı olduğu ve iade edilmiş olduğunun iddia edildiğini ancak iade edilen bir fatura bulunmadığını, faturada iddia edilen hatanın mahiyeti konusunda bir açıklama da bulunmadığını belirterek, Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2341 sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; müvekkili ile davacı şirket arasında TCDD 2. Bölge Müdürlüğü'ne ait “Yozgat Yenifakılı İstasyon Binası Rölöve, Restitusyon ve Restorasyon Projelerinin Hazırlanması İşi” kapsamında eksik işlerin tamamlanmasına yönelik sözleşme imzaladığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tam olarak yerine getirmediğini ve açıkça kötü niyetle hareket ettiğini, alacağı bulunmadığını, tamamlandığı iddia edilen projelerin, kurul onayları ile birlikte tesliminin defalarca kez talep edilmesine karşın belgelerin müvekkiline teslim edilmediğini, davacının yükümlülükleri bu teslim ile sona ereceğinden alacak hakkı bulunmadığını, 20.11.2020 tarihli ihtarname ile anlaşma sağlanan proje işinin tüm safhalarına ilişkin onaylı projelerin ve ilgili kurumlardan onay tüm belgelerin müvekkiline teslimi ile ilgili faturada yazıları ile diğer gerekli düzeltmelerin yapılması ve yapılan restitüsyon projesinin onay makamından alınacak yazı ile ispat edilmesi istenilmesine rağmen bu hususların yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde böyle bir yükümlülüğün olmadığı ileri sürülmüşse de imzalanan sözleşmede kurullarda onay aşamaları dahil tüm süreci takibinin davacının yükümlülüğünde olduğunu, zira müvekkilinin de bu onayın ardından ancak hak edişini alabileceğini, ifanın hakkı düşüren bir olay olması nedeni ile kural olarak borçlu tarafından ispat edilmesi gerektiğini, alacaklının temerrüdünün ise kendisine gereği gibi arz edilen ifayı haklı bir neden olmaksızın kabul etmemesi veya ifanın gerçekleşmesi için kendi üzerine düşen çalışmaları yapmaması olduğunu, bu anlamda davacının iddiasının aksine sözleşmede ayrıca bir madde olmasına gerek dahi olmaksızın işi tamamladığı ve üzerine düşen edimleri ifa ettiğine ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu, anlaşma sağlanan işin tamamlanmasını ortaya koyan kurul onay kararlarını müvekkiline sunmasının zorunlu olduğunu, davacının alacak hakkı bulunmamasına ilişkin bir diğer hususun da daha önce tamamlanmış olan projelerin tekrarlanarak müvekkilini zarara uğratmış olma ihtimali olduğunu, sözleşmenin müvekkilinin asıl işverenden aldığı bu işe ilişkin rölöve ve restitüsyon aşamalarının aslında İstanbul merkezli bir başka firma vasıtasıyla tamamlandığını, sadece eksik kalan işler için davacı firma ile anlaşıldığını, daha önce gerçekleşen bu çalışmalara istinaden, \"rölöve- detay paftasının, restitüsyon projesinin ve sanat tarihi, restitüsyon, yapı malzeme analiz raporlarının uygun olduğuna\" dair 15.08.2018 tarih ve 3410 sayılı, Kayseri KTVKBK kararını sunduklarını, ancak davacı tarafça tamamlanmış bu aşamaların tekrar yapılması gerektiği ifade edilerek ek ücret çıkarıldığını, aslında yapımı tamamlarmış restitüsyon vd işler tekrarlanarak ilgili Kurul'dan tekrar onay alındığını, davacının müvekkiline karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, defalarca istenilmesine rağmen tamamlanan proje ve eklerinin ilgili kurullardan onaylı suretlerini müvekkiline bir türlü teslim etmediğini, müvekkilinin de bazı işlemlerin gereksiz yere tekrarlandığı ve davacının haksız kazanç elde ettiği hususunu fark ettiğini, ticari işlerde anapara faiz oranı hususunda taraflar arasında bir anlaşma yoksa kanuni faiz oranı uygulandığını, somut olayda da taraflar arasında bu hususta bir anlaşma bulunmadığını, ayrıca müvekkili tarafından süresi içerisinde ihtarnameye cevap verildiğini, itirazların dile getirildiğini, cevabi ihtarnamenin davacının mersis adresine gönderilmiş olsa da iade edildiğinin anlaşılması üzerine dava dilekçesinde de yer alan adrese tekrar noterlik kanalı ile gönderildiğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediği ve davacının takip öncesine ilişkin faiz talep hakkı bulunmadığını, müvekkilinin cevabi ihtarnamesinde de yer verildiği üzere, davacının ihtarname ile gönderdiği faturanın hatalı olduğunu, müvekkilinin mükerrer KDV ödemesine ve zarara uğramasına sebep olacak nitelik arz ettiğini, KDV Kanunu ve bu kanuna dayanarak çıkarılan Tebliğ ve ilgili diğer mevzuat uyarınca davacı tarafından 9/10 KDV tevkifat uygulaması yapılmak zorunda olduğunu, faturanın bu hususa uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2019 tarihli sözleşmede davacının Yenifakılı istasyon binasının <br>rölöve çizimleri, sanat tarihi raporu, malzeme analiz raporu ile restitüsyon projesinin <br>tamamlanabilmesi için bir kısım proje ve raporların hazırlanması ile bir kısım hazırlanmış <br>proje ve raporların kurula sunulması ve kurul onayları alınıncaya kadar ilgili mühendislerce <br>gerekli tashihlerin yapılması ve bu sürecin yüklenici tarafından takibi gerektiği belirtilerek, hangi proje ve raporların hazırlanması gerektiği ile hangi projelerin tashih edileceğine <br>detaylıca yer verildiği, ek sözleşme ile de davacı tarafından yapılması gereken işlere <br>“Restitüsyon Projesinin ve Raporunun revize edilmesi ile Mekanik ve Elektrik Projelerinin <br>Çizilmesi” işinin de eklendiği, Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 4405 no’lu 31.01.2020 tarihli kararında <br>“...Yenifakılı İstasyon Binası’na yönelik hazırlanan revize restitüsyon projesi ve raporunun uygun olduğuna, <br>rölöve raporu, malzeme analiz paftası ile hasar analiz paftasının ölçü, çizim ve gösterim hatalarından dolayı <br>uygun olmadığına, restorasyon projesi ve restorasyon detay projesinin restorasyon raporu ve müdahale projesi <br>ile birlikte değerlendirilebileceğine karar verildi.” denilmiştir. <br>Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 4519 no’lu 12.06.2020 tarihli kararında <br>“…Yenifakılı İstasyon Binası’na yönelik hazırlanan statik güçlendirme projesi ile statik raporunun uygun <br>olduğuna, restorasyon raporunun taşınmaza yönelik restorasyon projesi ile birlikte değerlendirilmesi <br>gerektiğine, restorasyon projesinin onaylı statik rapor ve proje doğrultusunda hazırlanmasına karar verildi.” <br>denilmiştir. <br>Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 4578 no’lu 26.06.2020 tarihli kararında <br>“...Yenifakılı İstasyon Binası’na yönelik hazırlanan ve ilgili belediyesince uygun bulunan rölöve raporu, malzeme <br>analiz paftası, hasar analiz paftası, restorasyon raporu, restorasyon projesi ile restorasyon müdahale <br>projesinin üzerindeki düzeltmelere uygun olduğuna, restorasyon detay projesinin uygun olduğuna, <br>uygulamaların proje müellifi ve ilgili idare sorumluluğunda ilgili belediye denetiminde yapılmasına, uygulama <br>sonrasına ait bilgi belge ve fotoğrafların Koruma Bölge Müdürlüğü’ne iletilmesine karar verildi.” denildiği, <br>Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 4626 no’lu 24.07.2020 tarihli kararında <br>“...Yenifakılı İstasyon Binası’na yönelik hazırlanan elektrik, mekanik, sıhhi tesisat proje ve raporlarının uygun <br>olduğuna, uygulamaların proje müellifleri ve mülkiyet sahibi sorumluluğunda, ilgili belediye denetiminde <br>yapılmasına uygulama sonrasına ait bilgi belge ve fotoğrafların Koruma Bölge Müdürlüğü’ne iletilmesine karar <br>verildi.” denildiği, tüm bunlara göre taraflar arasında akdedilen 18.11.2019 tarihli “Sözleşme” ve 20.07.2020 tarihli “Ek <br>Sözleşme” ile davacı tarafından yeri getirilmesi üstlenilen işler ile davalı tarafından cevap <br>dilekçesi ekinde sunulan Kayseri KTVKBK’nın 15.08.2018 tarih ve 3410 sayılı kararı ile uygun <br>olduğuna karar verilen işler kıyaslandığında; söz konusu \"rölöve-detay paftasının, restitüsyon <br>projesinin ve sanat tarihi, restitüsyon, yapı malzeme analiz raporlarının uygun olduğuna\" dair <br>kararın 15.08.2018 tarihli olduğu sözleşmenin 18.11.2019 tarihinde, ek sözleşmenin ise <br>20.07.2020 tarihinde akdedildiği, davalı iş sahibinin uygunluğu karara bağlanan <br>bir işe ilişkin davacı yüklenici ile karar tarihinden sonra sözleşme akdedilmesinin hayatın <br>olağan akışına aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş ise de, davalının tacir olduğu ve basiretli bir tacir olarak imzalandığını inkar etmediği sözleşmelerden sorumluluğunun doğduğunun kabulü gerektiği, zira yapılan incelemede davalının edimleri ifa ettiğinin de sabit olduğunu, davalı sözleşme gereği bazı işlemlerin gereksiz tekrarlandığı iddiasına dayanmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında gereksiz tekrarlanmış işin tespit edilemediği, öte yandan davalı yan işin sözleşme gereği tamamlandığına ilişkin bildirimin yapılmadığı bu nedenle teslimin gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini iddia ettiği, dosya kapsamından davacının edimini ifa ettiğinin kayıtlardan anlaşıldığı, sözleşme gereği davacıya işin tesliminin bildirim usulüne ilişkin özel bir düzenleme bulunmamakla, davalının bu iddiasına da itibar edilmediği, davaya konu fatura davacı defterlerinde kayıtlı ise de davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı yan  davacının ihtarname ile gönderdiği faturanın hatalı olduğunu, müvekkilinin mükerrer KDV ödemesine <br>ve zarara uğramasına sebep olacak nitelik arz ettiğini, KDV Kanunu ve bu kanuna <br>dayanarak çıkarılan tebliğ ve ilgili diğer mevzuat uyarınca davacı tarafından 9/10 KDV <br>tevkifat uygulaması yapılması ve faturanın buna uygun olarak düzenlenmesi gerekirken, mevzuata aykırı fatura düzenlediğini iddia etmiş olup, faturada 9/10 KDV tevkifat uygulaması yapılması gerekmekte ise de fatura bedeli üzerinde yer alan KDV <br>tutarının ise 1/10’luk kısmının faturayı kesene 9/10’luk kısmının ise faturayı kesen adına <br>faturayı alan tarafından vergi dairesine ödeneceği ilgili mevzuatımızda hükme bağlandığı, buna göre davalının fatura bedelini öderken tevkifat kısmını keserek davacı adına vergi <br>dairesine ödeyebileceği, somut olayda KDV’deki 9/10’luk tevkifatın yükümlüsü davacı, <br>sorumlusu ise davalı, davacının faturayı tevkifat kesintisini göstermeksizin kestiği ve <br>defterine kaydettiği, davalının ise faturayı kabul etmediği, bu sebeple fatura üzerinden <br>tahakkuk eden KDV tutarının tamamı davacının üzerinde kalmış olup, uyuşmazlığın esasını etkilemediği, tüm bu nedenlerle, davanın kısmen kabulüne, davacının 5,45 TL'lik kısmına yönelik itiraz yönünden ise takipte haksız olduğu görülerek fazlaya ilişkin bu istem yönünden talebin reddi gerektiği, alacak faturaya dayalı olup likit kabul edildiğinden icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya aykırı olup, itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporu esas alınarak, eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, beyan edildiği üzere, davacı tarafça üzerine düşen yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmediğini ve buna dair müvekkilinin haklı taleplerine hiçbir olumlu karşılık verilmeden, iyi niyetten uzak şekilde yasal yollara başvurulduğunu, mahkemece de bu haksız tutuma onay verildiğini, ilaveten müvekkili aleyhinde tazminata hükmedildiğini, bu aşamaya kadar hak edilen tüm alacaklarını davacı tarafa ödeyen ve bu anlamda sorumluluklarına uygun davrandığı açık olan müvekkilinin, dava konusu küçük miktardaki bakiye alacağı ödemekten imtina edecek bir firma olmadığı gözetilmeksizin ve somut olay tam anlaşılmaksızın müvekkili aleyhine tazminata karar verilmesinin isabetli olmadığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini, somut olayı aydınlatma niteliği olmayan bilirkişi raporu ile bu rapora karşı yapılan itirazlarını karşılamayan ek bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu alacağın dayanağı işin,  daha önce tamamlanmış işlerin gereksiz yere tekrar edilip edilmediği ve alacağa hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun incelenmesinin talep edildiğini ancak buna dair teknik ve somut inceleme yapılmadığını ve bilirkişilerce bu durumun gereken şekilde irdelenmediğini, ek sözleşme öncesine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın ek sözleşme maddeleri ile bedeli ve bu bedelin usulüne uygun olarak istenip istenmemesinden kaynaklandığını, müvekkilinin asıl işverenden aldığı bu işe ilişkin rölöve ve restitüsyon aşamaları aslında İstanbul merkezli bir başka firma vasıtasıyla tamamlattığını, sadece eksik kalan işler için davacı ile anlaşıldığını, daha önce gerçekleşen bu çalışmalara istinaden \"rölöve-detay paftasının, restitüsyon projesinin ve sanat tarihi, restitüsyon, yapı malzeme analiz raporlarının uygun olduğuna\" dair 15.08.2018 tarih ve 3410 sayılı, Kayseri KTVKBK kararının dosyada mevcut olup, davacı tarafça tamamlanmış bu aşamaların tekrar yapılması gerektiğinin ifade edilerek, ek ücret çıkarıldığını, aslında yapımı tamamlanmış restitüsyon vd işlerin gereksiz yere tekrarlanarak, ilgili kuruldan tekrar onay alındığını, davacının müvekkiline karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, defalarca istenilmesine rağmen tamamlanan proje ve eklerinin ilgili kurullardan onaylı suretlerini müvekkiline teslim etmediğini,  gereksiz yere tekrarlanan işler nedeniyle davacının haksız kazanç elde ettiği hususunun fark edildiğini, kurul onayından geçmiş işlemlerde, davacı tarafından dile getirilen şekilde 'sözleşmeden önceki aşamalarda eksiklikler olduğunun' ileri sürülmesinin de kabul edilebilir olmadığını, kurulun, detaylı incelemeler yaparak gerekli onayları verdiğini, aksi takdirde bu onayın verilmeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın, onaydan geçmiş aşamalarda eksiklik olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmayıp, bilirkişi heyeti tarafından da 15/08/2018 tarihli 3410 no’lu Kayseri KTVKBK kararı ile uygun bulunan işlemlerin tekrarlanması mahiyetindeki ek sözleşme hususunun \"yeniden sözleşme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı\" şeklinde bir yorumla geçiştirildiğini, bu hususa dair somut ve teknik bir inceleme yapılmadığını, yine ek raporda da bu doğrultuda yeni bir değerlendirmede bulunulmadığını, davacının daha önce tamamlanan işlerin tekrar yapılma gerekçeleri açıklanmadığı gibi, teknik tespit ve somut değerlendirmeler yapılması beklenen bilirkişi incelemesi ile de bu durumun açıklığa kavuşturulmadığını, bilirkişi heyeti tarafından aslında ek sözleşme imzalanmasına ilişkin bu olağan dışılık fark edilmesine rağmen tuhaf şekilde davacı lehine yorumlanarak, ek sözleşme ile üstlenilen edimlerin ifa edildiğinin kabul edildiğini, yani davacının daha önce zaten onaylatılmış proje ve çizimleri tekrarlayıp tekrarlamadığı, bir önceki onaya konu iş ve işlemler, proje ve çizimlerle karşılaştırmalı şekilde incelenmesi gerekirken, yapılmadığını, davacının tekrar onay almasının haklılıklarını ispat edemeyeceğini, asıl tespit edilmesi gerekenin ek sözleşmeye konu işlerin yapılmasının gerekli olup olmadığıyken, buna dair teknik bir inceleme  içermeyen  rapor uyarınca haksız karar verildiğini, 15/08/2018 tarihli Kayseri KTVKBK onay işlemine konu tüm bilgi belgeler celp edilerek kapsamlı, karşılaştırmalı ve teknik bir inceleme yapılması ve mükerrer bir işlem yapılıp yapılmadığının, davacının talebinin haksız bir kazanç olup olmadığının somut ve teknik olarak tespiti adına yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alınmasının talep edilmesine rağmen, bu hususta bir inceleme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu, hatalı değerlendirme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, karardaki bir diğer hatalı kısmın, davacının edimini usulüne uygun şekilde ifa ettiği ve bu doğrultuda alacağa hak kazanıp kazanmadığı meselesine ilişkin değerlendirmenin olduğunu, hatalı bilirkişi raporundaki tespitin aynı şekilde gerekçeli karara aktarılıp, bir cümle ile geçiştirildiğini, mahkemece, sözleşme gereği işin tesliminin bildirim usulüne ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından bahisle savunmalarına itibar edilmemesinde hiçbir hukuka uyarlılık bulunmadığını, mahkemece aslında işin yapılıp yapılmadığına, yapıldı ise ne yapıldığına, ilgili kurullardan onay alınıp alınmadığına ve diğer hiçbir hususta iş sahibi müvekkiline bildirim yapılmadığının, bilgi belge sunulmadığı değerlendirmesinin BK’nun edim ve ifa meselelerine aykırı olduğunu, ifanın hakkı düşüren bir olay olup, kural olarak borçlu tarafından ispat edilmesinin gerektiğini, mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmede ayrıca bir madde olmasına gerek dahi olmaksızın, işi tamamladığı ve üzerine düşen edimleri ifa ettiğine ilişkin ispat yükü davacıda olup, yapılan tüm projeler vs olmasa bile en azından anlaşma sağlanan işin tamamlanmasını ortaya koyan kurul onay kararlarının müvekkiline sunulmasının zorunlu olduğunu, yapılan işlere ve tamamlanmasına ilişkin bilgi belgelerin müvekkiline sunulması, işin doğası ve Borçlar Hukuku gereğince zorunlu olmakla, ayrıca sözleşmede kayıt altına alınmasına gerek olmayıp, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, kurul onayları alınıncaya kadar tüm sürecin davacı yüklenici tarafından takibinin gerektiğini, bu takibatın yapılıp yapılmadığı, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, kurul onaylarının alınıp alınmadığı hususlarında, davacı yüklenicinin resmi ve onaylı evraklar eşliğinde müvekkili işverene bilgilendirme yapması gerekliliğinin izahtan vareste olduğunu, tamamlandığı iddia edilen projelerin, kurul onayları ile birlikte teslimi defalarca talep edilmesine rağmen davacının bu belgeleri müvekkiline teslim etmediğini, alacaklı tarafın yükümlülüklerinin bu teslim ile sona ereceğinden, alacak hakkının doğmadığını, müvekkilince çekilen 20.11.2020 tarihli ihtarname ile, anlaşma sağlanan proje işinin tüm safhalarına ilişkin onaylı projelerin ve ilgili kurumlardan onay yazıları ile diğer tüm belgelerin müvekkiline teslimi, bunun yanında ilgili faturada gerekli düzeltmelerin yapılması ve yapılan restitüsyon projesinin, onay makamından alınacak yazı ile ispat edilmesinin istenilmesine rağmen bu hususların yerine getirilmediğini, uyuşmazlık konusu işin ancak kurul onayı ile tamamlanacak olması dikkate alındığında, müvekkilinin bu resmi onay belgelerini gördükten sonra ancak kendi edimi olan ödemeyi ifa edeceğinin açık olup, müvekkili iş sahibine bilgi verme ve bu onayların sunulması davacının yükümlülüğü olduğunu ve ayrıca sözleşmede madde olarak yer almasına gerek bulunmadığını, bu hususun sözleşme imzalayan davacının görevi olduğu gibi, işi tamamladığının da resmi olarak ispatı olacağını, işi tamamladığının ispatına ilişkin kurul onay kararlarını, iş sahibi müvekkili firmaya ihtara rağmen sunmayan davacının ücret talep hakkı bulunmadığını, zira müvekkilinin de, bu onayın ardından ancak hakedişini alabileceği gözetildiğinde, işin tamamlandığını görmeden ödeme yapamayacağını, davacının projeyi gerçekten onaylatarak işi tamamlayıp tamamladığını onaylı evraklar üzerinden görmeden müvekkilinin ödeme yapması gerektiğini kabulünün açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kabule göre müvekkili tarafından hiçbir sorgulama yapmadan davacı tarafa ödeme yapılıp, sonra da ilgili kuruldan onay alınmadığının anlaşılması halinde, sorumluluğunu yerine getirmeyen davacı yükleniciye yapılan ödemenin istirdadı için yasal yollara başvurma külfetine müvekkilinin haksız yere katlanacağını, davacı tarafça hakkın kötüye kullanılarak ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde yasal yollara başvurulduğunu, işi tamamladığı ve edimini efe ettiğine dair ispat külfetini yerine getirmeyen davacının alacak talebinin ve mahkeme kararının bu husustaki gerekçesinin haksız olduğunu, yine kararda faturanın hatalı olduğunun kabul edilmesine rağmen, bunun uyuşmazlığın esasını etkilemediği yönündeki gerekçeye de katılmanın mümkün olmadığını, mahkemece kabul edildiği üzere davacının mevzuata aykırı ve müvekkilini zarara uğratacak nitelikte fatura ile alacak talebinde bulunmuş olup, her ne kadar davacının faturadaki hatasının, KDV'nin tamamının davacı üzerinde kalacağı belirtilmiş ve bu hususun işbu davanın konusunu teşkil etmediği değerlendirilmiş ise de, bu tevkifatın yapılmaması durumunda Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği ve diğer mevzuat uyarınca vergi tutarı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte vergi sorumlusundan tahsil edileceğinin malum olduğunu, ek bilirkişi raporu ile müvekkilinin vergi sorumlusu olduğunun tespit edilmesine karşın, yasal olarak usulüne uygun hareket etme gayretinde olan ve aynı tutumu karşıdan da bekleyen müvekkilinin hak kaybına uğramasına neden olacak bilirkişi tespit ve değerlendirmelerine ve aynı yöndeki gerekçeye hiçbir şekilde katılmadıklarını, söz konusu usulsüzlüğün, mahkemenin değerlendirmesinin aksine yukarıda açıklamaya çalışılan 'edim' ve 'ifa' hususları ve doğal olarak işbu davanın konusu olan alacağın, bu alacağı talep hakkının doğması, talep usulü, müvekkilinin ödeme edimini ifa zamanı gibi hususlarla da doğrudan bağlantılı olduğunu, davacının sözleşme konusu edimini yerine getirdiğini gerekli belgelerle ispat etmesi gerektiği gibi, alacak talebini de yasal gerekliliklere uygun şekilde, usulüne uygun fatura ile müvekkiline iletmesi gerektiğini ve ancak sonrasında müvekkilinin ödeme yapma edimini ifa zamanının geldiğinden bahsedilebileceğini, davacı tarafça bahsedilen hususların aksi yönde, kasıtla ve kötü niyetle hareket edildiğinden, gayet tabii olarak müvekkili tarafından fatura ve takibe itiraz edildiğini, mahkemece müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olup, müvekkilinin yukarıda sayılan tüm hususlar uyarınca, haklı olarak takibe itiraz ettiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, talep edilen hakkın tartışmalı olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını (Yargıtay 22. HD'nin 24.06.2019 tarih ve 2019/4789 E- 2019/13920 K), eksik inceleme iddialarını tekrarla, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca ulaşılmış olduğundan, yine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını (Yargıtay 17. HD'nin 18.04.2016 tarih ve 2016/87 E- 2016/4902 K), davacının kötü niyetle hareket ettiği ve müvekkili firmayı haksız bir icra takibi ile yüz yüze bıraktığı açıkken, şartları oluşmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirmeler eşliğinde verilen kararın isabetli olmayıp, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen ve devamında usulüne uygun şekilde talepte bulunmayan davacının alacak talep hakkının doğduğunun asla söylenemeyeceğini, işin esasına inceleme neticesinde davacının alacağı hak ettiği kanaatine varılsa bile, edimini ifa ettiğini müvekkiline ispat edip usulüne uygun şekilde alacak talebinde bulunmadan, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde başvurulan yasal yollara dair külfetlere ve yargılama giderlerine müvekkilinin katlanmasının açıkça hakkaniyete aykırı olup, ihtarnameye rağmen üzerine düşen edimleri usulüne uygun olarak ifa etmeyen davacının ısrarlı ve kasıtlı tutumuna rağmen bir de icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılara, davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmelere uygun olarak faturanın düzenlendiği, davalı tarafça takibe dayanak faturanın  20/11/2020 tarihli noter ihtarı ile davacıya iade edildiği belirtilmiş ise de, ihtarın bila tebliğ iade edildiği tarih ve bu tarih sonrasında davalı tarafça ihtarın yeniden tebliğe çıkarılmasının talep edildiği 04/06/2021 tarihi dikkate alındığında, takibe konu faturaya süresi içinde itiraz edilmediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.009,62 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL + 172,00 TL olmak üzere toplam 252,7‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 756,92‬‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  \t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef31899d49f8a8f7","SID":"66196c12f57c1c46"}}