{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/832 Esas<br>KARAR NO: 2024/1276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2021<br>NUMARASI: 2019/500 Esas, 2021/142 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işlettiği ...  Hotel isimli otelin odalarının müvekkili şirketin sahibi olduğu www....com isimli internet sitesi üzerinden satışının yapılması için taraflar arasında internet ortamında sözleşme yapıldığını, davalının, müşterilerin otelde konaklaması neticesinde tahsil ettiği bedelden müvekkiline komisyon ödeyeceği kararlaştırılmış ise de, müvekkilinin sözleşme gereğince hak kazandığı komisyon bedeli ve diğer alacakların ödenmediğini, müvekkilinin konaklama rezervasyonlarına ilişkin kestiği ve davalı şirkete gönderdiği faturaların itiraza uğramadığı gibi iade faturası da kesilmediğini, ayrıca davalı tarafından sisteme girildiğinde fatura borçlarına ilişkin uyarı ekranının da karşısına çıktığını, ödenmemiş toplam 4 adet fatura bulunduğunu, İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin temel ilişkiye yönelik itirazı olması sebebiyle bir para alacağından ve dolayısıyla götürülecek borçtan söz edilemeyeceğinden davada yetkili mahkemenin müvekkilinin adresi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu,  davacının takibe konu ettiği faturalar nedeniyle müvekkili şirkete mal yada hizmet sunduğunu ispat etmesi gerektiğini, ancak davacının bu konuda bir delil ibraz edemediğini, ayrıca faturaların müvekkili şirkete hiçbir zaman tebliğ edilmediğini, asıl alacağa hak kazandığını ispat edemeyen davacının faiz alacağından söz edilemeyeceğini, icra takibindeki faiz ve faiz oranının da hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddi ile, takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi ek raporunda, davalı tarafın defter ve belgelerinin incelenmesi için Av. ... ile 09/12/2020 ve 28/12/2020 tarihlerinde görüşmeler yapıldığı, HMK'nun 218. maddesi gereği defter ve belgelerin hazır edilmesi ve incelenecek adresin bildirilmesinin talep edildiği, ancak bilirkişiye herhangi bir cevap verilmediğinden inceleme yapılamadığı, bilirkişi kök raporu ile davacının incelenen defter kayıtlarında davalıdan takip tarihi itibariyle 8.499,55 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 8.499,55 TL üzerinden aynen devamına, 1.699,91 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişinin, haberleri olmaksızın neresi olduğu belli olmayan bir adrese gidilerek adreste faal bir firma olmadığından bahisle rapor tanzim ettiğini, Mahkemenin de bu hususa itibar edip taleplerini yok sayarak davayı kabul ettiğini, oysa müvekkili şirketin hiçbir şekilde defterlerini ibraz etmekten kaçınmadığını, davacının, davasına konu ettiği hizmetleri müvekkili şirkete teslim ettiğini, ilgili teslim sonrasında ise alacağa hak kazandığını ispat etmesi gerekirken bu hususların ispat edilmediğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, iddia edildiği üzere işbu uyuşmazlıkta TBK'nun 89. maddesinin uygulanması mümkün olmadığından Mahkemece yetki itirazlarının reddedilmesinin hukuki temelden yoksun olduğunu, ayrıca icra takibine yönelik yetki itirazlarının da kararda değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 8.499,55 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, ayrıca İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 10/04/2020 tarihli raporda; davacının 2018, 2019 yılı defter kayıtları defterlerinin kendi lehine delil vasfını taşıdığı, davacının defter kayıtlarına göre, davalı adına düzenlediği faturalardan 15/02/2019 takip tarihi itibariyle bakiye C/H 8.499,55 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için Mahkemece tesis edilen ara karar üzerine bilirkişi tarafından sunulan 05/01/2021 tarihli ek raporda; davalının defter ve belgelerinin incelenmesi için vekili Av. ... ile ... nolu telefonuyla 09/12/2020 ve 28/12/2020 tarihinde görüşme yapılarak HMK'nun 218. maddesi gereği defter ve belgelerin hazır olması ve incelenecek adresin bildirilmesi talep edilmesine rağmen tarafına cevap verilmediğinden inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda, Mahkemenin ve İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamında yer alan ...Com Satış Platformu Sözleşmesinin 14. maddesi uyarınca, ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmış olup her iki tarafın da tacir olması sebebiyle HMK'nun 17. maddesi gereğince yetki şartı geçerli olduğundan davalının Mahkemenin ve İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemenin 27/11/2019 tarihli 1. celsesinde, yapılacak bilirkişi incelemesi için tarafların ticari defter ve kayıtlarını 2 haftalık kesin süre içerisinde hazır etmesine, ticari defterler bu süre içerisinde hazır edilemeyecek ise yine 2 haftalık kesin süre içerisinde yerinde inceleme yapılması için yer, gün ve saatin bildirilmesine ve bilirkişi ücretine ek olarak 150,00 TL depo edilmesine karar verilmiş olup aksi halde ticari defterlerin ibrazından vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Duruşma tutanağı, ihtar içeren meşruhat eklenerek davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde ticari defter ve belgelerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Davacı faturalara konu hizmet alacağının tahsilini talep etmiş olup davalı ise faturalara konu hizmetin yerine getirilmediğini iddia etmiştir. Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere davalı vekili usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve belgelerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından ara karar ile ihtar edilen sonuç artık doğmuştur. Bu nedenle davalının ticari defterlerinin yeniden incelenmesine gerek yoktur. Dolayısıyla Mahkemece davalının ticari defterlerinin incelenmesi için ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamasına ilişkin olarak ileri sürülen istinaf sebeplerini incelemeye de ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Ayrıca davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/500 Esas, 2021/142 Karar sayılı ve 22/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 145,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 282,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17c435a81394c88c","SID":"6e535fdd737752a6"}}