{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/981 <br>KARAR NO:2024/1621<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/11/2020<br>NUMARASI:2018/1199 Esas -  2020/514 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş, sigortacılık işi ile iştigal ettiğini, Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısı .... A.Ş.'ye ait emtia, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı 420121002540 numaralı Nakliyat Abonman Sözleşmesi ve ... no'lu ... Poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalı .... A.Ş. tarafından, Almanya’ da yerleşik ... firmasına bobin kağıt cinsi emtia, 04.12.2017 tarih ve ... nolu fatura ile  satıldığını,  04.12.2017 tarihinde brüt 2,850 kg olan emtia, 3 kap olarak ambalajlandığı ve Türkiye'den Almanya'ya taşınmak üzere önce ... - ... plakalı tıra yüklendiği, sonrasında da davalı tarafından Hadımköy/İstanbul'daki deposunda ... plakalı araca aktarıldığını, Türkiye'den Almanya'ya taşınması işi davalı ... A.Ş. tarafından üstlenildiği ve bu yönüyle Türkiye'den Almanya'ya gerçekleşen taşımanın tamamından davalının sorumlu hale geldiğini, 19.12.2017 tarihinde, nakliye aracı alıcı firmanın adresine vardığını, hasara konu emtia \"bobin\" emtiası olduğunu, ekspertiz incelemesi neticesinde, emtia sandıklarının yırtılması sonucu bobinlerin bir kısmının hasara uğradığını ve hasar tutarının 10.408,44 TL olduğu tespit edidiğini, müvekkili şirketin sigortalısı oluşan hasara ilişkin olarak davalıya ihtarda bulunduğu ve müvekkilinin şirkete başvuru yaptığını, borçlu aleyhine ... sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, takibe borçlunun yapmış olduğu itiraz haksız ve mesnetsiz olduğnuu, tamamen kötü niyetli olarak alacağımızı sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığını ...  sayılı dosyasına Borçlu/Davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamını, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren borçlu/davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;somut olayda ise davacı tarafından işbu dava süresinde açılmadığını davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, 6098 sayılı tbk’nın 184. maddesi gereğince alacağın temliki yazılı şekil şartına tabi tutulduğunu, lakin davacı tarafça ödemeye ilişkin dekont dışında temlik iradesini gösterir ve yazılı şekil unsurunu haiz bir belge sunulamadığını, nitekim dekont da tek başına temlik iradesini göstermeye yeterli olmadığını, yani huzurdaki davada re’sen gözetilmesi gereken bir dava şartı eksikliği daha söz konusu olduğunu, bu bağlamda somut olayda herhangi bir temlikten bahsedelemeyeceğinden işbu ödeme ancak bir lütuf ödemesi olduğunu, bu nedenle davacı tarafın ttk. 1472 maddesine dayanması da mümkün olmadığını, davacı tarafın sigorta poliçesini dahi ibraz etmediğinden zararın poliçe kapsamında girip girmediğine dair savunmalarının saklı tuttuğunu, ayrıca hasarın CMR konvansiyonu’nun 17/4 maddesinde sayılan özel risklerden meydana geldiğinin ortaya konması durumunda -ki somut olayda bu özel riskler tarafımızca iddia edildiğini, bunun aksini ispat mükellefiyeti CMR konvansiyonu madde 18/2 gereği hak iddia eden taraf yani davacı taraf üzerinde olduğunu,  diğer bir deyişle işbu hususlara ilişkin ispat külfeti de davacı tarafta olduğunu, yani istifleme ve ambalajlamanın kifayetsiz olmadığını ispat etmesi gereken taraf davacı taraf olduğunu, yani davacı taraf istiflenme ve ambalajlamanın kusursuz bir şekilde yapıldığını ispat etmek zorunda olduğunu, kaldı ki taşıyanın istifleme ve ambalajlama yapması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira söz konusu yükler taşıyanın deposundan değil, gönderenin deposundan yüklendiğini, yine aynı şekilde ambalajlama da gönderenin uhdesinde yapıldığını, bu nedenle ambalajlama ve istifleme sigortalı tarafından yapıldığını, davanın reddine yönelik savunmalarımız saklı kalmak kaydıyla davaya konu yükler ... A.Ş.’ den sigortalanmış ve hasarın oluşmasına müteakiben de ... A.Ş. nezdinde hasar dosyası açıldığını, davanın ... A.Ş' ne ihbarını ve hasar dosyasının celbine karar verilmesini, davanın vaki zaman aşımı nedeniyle davanın reddini, davacı tarafça temlik iradesini gösterir yazılı şekil şartını haiz hiçbir belge ibraz edilemediğinden başkaca incelemeye gerek olmaksızın davanın reddini, davanın ... A.Ş' ne ihbarını, davacı tarafın haksız ve yersiz icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacı tarafa huzurdaki davada kötü niyetli olduğundan takip miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı taraftan tahsilini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... davacı ... A.Ş. ile dava dışı sigortalı ... A.Ş. arasında taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Abonman Sözleşmesi ve ... Poliçesinin akdedildiği, sigorta poliçeleri kapsamında dava dışı sigortalıya ait emtiaların sigorta teminatı altına alındığı, dava dışı sigortalı tarafından Almanya ülkesinde bulunan bir şirkete bobin kağıt cinsi emtia satıldığı ve bu emtianın brüt 2.850 kg olarak 3 kap (kasa) şeklinde ambalajlanarak Türkiye'den Almanya'ya taşımasının yapılacağı, davalı şirketin bahse konu emtiaları ... - ... plaka sayılı araçlara yükledikten sonra önce İstanbul ili Hadımköy İlçesine getirdiği, akabinde davalı şirketin İstanbul'da araç değişikliği yaparak emtiaları ... plaka sayılı araca aktardığı, davalının emtiaların taşıması işini üstlenmekle birlikte Almanya ülkesindeki şirketin alıcı adresine varıldığında emtiaların bir kısmının hasarlı olduğunun tespit edildiği, hasarın emtiaların taşındığı sandıkların kırılması sonucunda oluştuğu ve hasar bedeline karşılık olarak davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına yaptığı ödemeyi halefiyet ilkesi uyarınca hasarın taşıma sırasında meydana gelmesi ve davalının sorumluluğundan olmasından dolayı rücuen tazminini talep edildiği, davalının hasar bedelini karşılamaya yanaşmaması üzerine icra takibi yapıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu, davacının duran takibe devam edilmesi ve alacağın tahsiline yönelik olarak işbu itirazın iptali davasının açtığı, davalının TTK 885/3-4 maddesi uyarınca alacağın zaman aşımına uğradığı savunmasında bulunduğu; ancak somut olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, CMR Konvansiyonun 32. maddesi hükmü uyarınca hasar durumunda teslim tarihinde itibaren 1 yıl içinde dava açılmasının düzenlendiği, eldeki davada malların Almanya ülkesindeki şirkete 19/12/2017 tarihinde teslim edildiği, işbu davanın bir yıllık süre dolmadan 13/12/2018 tarihinde açılmakla zaman aşımına yönelik savunmaların yerinde olmadığı, öte yandan davalı şirket her ne kadar  hasarın taşıma sırasında kaynaklanmadığını, hasarın oluşmasında tamamen istifleme ve ambalajlanma yetersizliğimin bulunduğunu, bu nedenle CMR Konvansiyonu 17/4. maddesi uyarınca taşımacı olarak sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; CMR Konvansiyonun 17.maddesi hükmü uyarınca davalı taşıyıcının yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar emtianın kısmen veya tamamen kaybından doğacak hasardan sorumlu olduğu, ancak hasarın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat etmedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altında olduğu, CMR hükümleri uyarınca taşıyıcının hasara ilişkin sorumluluğunun karine olarak kabul edilmekle birlikte davalının istifleme ve ambalajlamaya yönelik aksini ispatlama halinde sorumluluktan kurtulabileceği, bu durumda aksini ispat yükünün davalı şirket üzerinde olduğu konusunda duraksama bulunmadığı, ne var ki, somut olayda hem hasar dosyası içeriği, hem fotoğraflar hem de ekspertiz incelemelerinden de görüleceği üzere hasarın emtiaların taşındığı sandıkların kırılması suretiyle meydana geldiği, başlangıçta kırık kasalarla yükleme yapıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kırık kasalarla taşıma işine başlamasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, CMR belgesinde kasaların kırık ya da ambalajın yetersizliğine ilişkin davalı taşıyıcının ihtirazı kaydı ya da şerhinin de olmadığı, bu bağlamda davalı taşıyıcının  istifleme ve ambalajlanma yetersizliğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, ayrıca bilirkişi raporunda daha detaylı olarak davalının sorumluluğunun bilimsel olarak açıklandığı, davalının aktarma işlemleri sırasında kasaların kırılmasına sebebiyet verdiği, denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporunda hasarın aktarma sırasında meydana geldiği ve CMR uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu olduğunun mütalaa edildiği, nihayetinde emtiaya gelen hasardan CMR konvansiyonu uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu olduğu tereddütsüz olarak belirlenmiştir. Bilirkişi heyetince rücusu talep edilebilecek hasar bedeline ilişkin olarak davacının kendi sigortalısına 10.408,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemeden %10 bedel artış farkının düşülmesi gerektiği, sonuç olarak rücuen tazmini gereken miktarın 9.461,84 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Davacının bilirkişi raporuna karşı %10 ilave bedel artış farkının da eklenerek davanın kabul edilmesini, ilave bedel artış farkına yönelik raporun doğru olmadığı yönünde itirazları mevcut ise de; davacı sigortacı ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesindeki ilave artış bedeli farkının sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davalı taşıyıcıdan talep edilemeyeceği, yansıtma yoluyla %10 ilave bedel artışı farkının davalı taşıyıcıdan istenemeyeceği, yerleşik Yargıtay uygulamasının da aynı yönde olduğu (Yargıtay 11. H.D. 2015/11896 Esas, 2016/9213 Karar), açıklanan nedenlerle 16/12/2019 tarihli bilirkişi raporunun bilimsel tespitler, uluslararası sözleşmeler ve dosya kapsamındaki bilgi, belge ve delillerle uyumlu olup, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık şekilde düzenlenmesi karşısında hükme esas alınmış, davacı sigorta şirketinin ... sözleşmesi kapsamında poliçe süresi içinde ve poliçeye dahil olan riziko kapsamında kendi sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelini TTK 1472.maddesindeki kanuni halefiyet ilkesi uyarıınca zarara sebebiyet veren davalı taşıyıcıdan talep etme hakkı olduğundan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, davacı itirazın iptali ile birlikte davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş ise de, dava konusu olay tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve tazmini gerekecek bedel taraflar arasında açıkça kararlaştırılmadığından, tazminat alacağı önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımamaktadır (Yargıtay 11. H.D. 2016/816 Esas, 2017/3432 Karar). Bu nedenle, İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleşmediği için yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine dair   davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 9.461,84 TL üzerinden asıl alacağı takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 avans faizi (değişen oranlarda) uygulanması suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemen reddine, alacağın likit ve muayyen olmadığı, yargılama gerektirdiği anlaşılmakla yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle 6098 sayılı TBK’nin 184. maddesi gereğince alacağin temlikinin yazılı şekil şartına tabi tutulduğunu, lakin davacı tarafça ödemeye ilişkin dekont dışında temlik iradesini gösterir ve yazılı şekil unsurunu haiz bir belge sunulamadığını, nitekim dekontun da tek başina temlik iradesini göstermeye yeterli olmadığını, huzurdaki davada re’sen gözetilmesi gereken bir dava şartı eksikliğinin söz konusu olduğunu, bu nedenle davacı tarafın TTK. 1472 maddesine dayanmasinın da mümkün olmadığını, davacı tarafından temlikname sunulmadığından, davacı tarafından yapılan ödeme lütuf ödemesi niteliğinde olup, huzurdaki davanın başkaca incelemeye gerek olmaksızın reddine karar verilmesi gerekmekte iken Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, hasarın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, hasarın istifleme, sabitleme ve ambalajlama kifayetsizliğinden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu,  karara esas alınan bilirkişi raporunda CMR hükümlerinin tamamen yanlış yorumlandığını, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaların son derece soyut ve varsayıma dayalı olduğunu, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.11.2020 tarih ve 2018/1199 E. 2020/514 K. Sayılı kararının istinaf sebepleri doğrultusunda ortadan kaldırılarak huzurdaki haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini, davacının temlikname ibraz etmemesi dolayısıyla huzurdaki davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, her halükârda huzurdaki haksız ve yersiz davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; müvekkilinin %10 ilave bedeli davalıdan talep hakkı bulunduğunu, Yargıtay kararları ve emtia nakliyat sigortası genel şartları uyarınca %10 ilave bedelini zarar sorumlusu olan davalıdan talep hakkına sahip olduğunu, %10 ilave bedelin, sigorta bedeline dahil edilmesi gereken kar kaybı, iş kaybı ve o mal için yapılan diğer masrafları ifade ettiğini, bu nedenle de müvekkilinin sigortalısına ödediği bu bedelin davalıdan talep ettiği tazminat miktarına dahil edilmesi gerektiğini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini , müvekkilinin  sigortalısının poliçe kapsamında olan alanında uzman eksperce tespit edilen zararını karşılayarak sigortalısının haklarına TTK m.1472 uyarınca kanuni halef olduğunu, bu nedenle  halefiyet hakkını kazanması için ayrıca bir temlikname düzenlenmesine gerek olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, sorumluluk yönündeki incelemeleriyle hukuka uygun olduğunu,  bununla beraber davalının emtiaya nezaret yükümlülüğü de bulunduğunu, hasarın , davalı sorumluluğundaki taşıma sırasında meydana geldiğini, dava konusu olayda davalının yüke nezaret yükümlülüğü bir yana, dava konusu emtia davalı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim alındığını, emtianın, davalının sorumluluğunda taşındıktan sonra alıcısına hasarlı şekilde teslim edildiğini, bu konuda CMR üzerine hasar notu düşüldüğünü, hasar hesabının hem alanında uzman bilirkişilerce, hem de hukuken delil niteliği taşıyan ekspertiz raporuna göre kadri marufunda olduğunu beyanla davalının istinaf başvurusunun tümüyle reddine,   istinaf başvurularının kabulü ile ... sayılı dosya takibinin aynen devamına, borca haksız itiraz eden davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; '... Poliçesi'ne dayanarak ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; halefiyet koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşımaya konu emtiada meydana gelen hasarın oluşmasında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, CMR konvansiyonu gereği davacının sigortalısına ödediği tüm tazminat bedelini isteme hakkının bulunup bulunmadığı, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Dosya kapsamına göre dava dışı sigortalının Almanya ülkesindeki bir firmaya sattığı bobin kağıt cinsi emtianın Türkiye'den Almanya'ya karayolu taşıma işinin davalıya verildiği, sigortalıya ait yükün önce  ...-... plakalı taşıtla Bolu'dan Hadımköy' e taşındığı, sonra ... plakalı taşıtla  Hadımköy'den Almanya'ya taşındığı, CMR senedi üzerinde aracın yüklemedeki istifleme ve ambalajlamadan meydana gelebilecek hasarlardan davalı şirketin sorumlu olmadığına ilişkin kaydın bulunduğu, emtianın 19.12.2017 tarihinde alıcı firmanın adresine ulaştığı , tahliye esnasında yapılan kontrolde  emtianın bir kısmının hasarlı olduğu tespit edilerek CMR senedi  üzerine hasar notu düşüldüğü  anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı .... A.Ş. Arasında 15.08.2017-15.08.2018 dönemini kapsayan Nakliyat Abonman Sözleşmesi ve 04.12.2017 tarihli yüklemeye ilişkin  ... plakalı taşıtla taşıma sırasında olası riskler için ... Poliçesi düzenlenmiş olup, davacı tarafça sigortalısına 08.05.2018 tarihinde 10.408 TL tutarında tazminat ödenerek, davalı hakkında ...sayılı dosyası ile 10.408 TL hasar tazminatının tahsili amacıyla takip başlatılmış, davalının borca itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava konusu taşımaya ilişkin CMR senedinde gönderenin davacı sigorta şirketinin sigortalısı dava dışı .... A.Ş, alıcının ... olduğu, malların teslim alındığı yerin Bolu-Türkiye, malların teslim edileceği yerin ise Almanya olduğu, taşıyıcı firmanın davalı şirket olduğu, taşıma yapacak araç  plakasının ... olduğu anlaşılmıştır. Gönderen/ satıcının, alıcı adına düzenlediği 04.12.2017 tarihli 11.590,96 Euro tutarlı faturada teslim şekli DDU olarak, gümrük beyannamesinde DAP olarak  belirtilmiştir. DDU (Delivered Duty Unpaid) teslim şekline göre satıcının teslim yükümlülüğü, malların ithal ülkesinde belirlenen yerde emre hazır tutulması ile sona erer. DAP  teslim şeklinde de satıcı, malları belirlenen varma yerinde gelen taşıma aracından boşaltmadan alıcının tasarrufuna bırakarak teslim eder.  Buna göre, eşyayı taşıyan araç varma yerine varıncaya kadar hasar ve yarar satıcıdadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta, satıcının sigortacısı olan davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmakta olup, ayrıca dava hakkının temlik alındığına ilişkin temlikname ibrazına gerek yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Hasarlı mallar üzerinde inceleme yapılarak hazırlanan ekspertiz raporuna göre üç renk kağıt emtiasının bulunduğu tahta sandıklardan iki tanesinin hasarlı olduğu belirlenmiştir. Dosyaya sunulan fotoğraflarda da aynı durum görülmektedir.Ekspertiz raporunda hasarlanan emtianın kg birim fiyatının 4,53 Euro olduğu, hasarlı olması nedeniyle kesilen emtiaının 446 kglık (4,488 metrelik) kısmının hasar bedeli 2.020,88 Euro olup, %10 ilave bedel eklendiğinde hasar bedelinin 2.222,41 Euro olduğu , poliçe kuru olan 4,6832 Euro 'dan hesaplama yapıldığında hasar bedelinin 10.408 TL olduğu görüyü bildirilmiştir. Davalının nakliyat emtia sigortacısı tarafından yaptırılan ekspertiz raporuna göre dava konusu taşımanın parsiyel yük taşıması şeklinde olup, üç renk kağıt  emtiasının  rulo halinde sarıldıktan sonra kraft kağıt ile ambalajlandığı, tahta sandıklar içine istiflendiği, tahta sandıkların da metal şeritlerle çerçevelendiği, üç rulo işlenmemiş dekor kağıdı emtiasının bir rulosunun kısmen yırtılarak alıcısına hasarlı olarak teslim edildiği, davalının sigorta poliçesinde yer alan muafiyet düşüldüğünde hasar bedelinin 1.520,88 Euro olduğu,  birim fiyatına göre hesaplama yapıldığında TL karşılığının 6.897,64 TL olduğu belirlenmiştir.Yine dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda hasarlı ürünlerin 446 kg'lık ağırlığına göre davalının sorumlu olduğu tutarın 2.020,38 Euro olduğu, poliçe kuruna göre TL karşılığının 9.461,84 TL olduğu belirtilmiştir. Davaya konu taşıma Türkiye-Almanya arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. CMR Konvansiyonu 9/2. maddesi hükmüne göre sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır. Davalı tarafça CMR senedinde yüklemedeki istifleme ve ambalajlamadan meydana gelebilecek hasarlardan davalı şirketin sorumlu olmadığına ilişkin kaydı bulunduğu, kötü ambalaj, istif ve yükleme hatasından sorumlulukları olmadığı  ileri sürülmüş ise de davalı taşıyıcı tarafından yükün taşınmak üzere teslim alındığı anda ambalajlama, paletlerin yetersizliği veya istiflenmesi ile ilgili CMR belgesine herhangi bir çekince konulmadığından taşınan yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu kabul edilmelidir.CMR Konvansiyonunun 17. maddesi uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yükte meydana gelecek hasardan sorumludur. CMR 17/2. madde, \"Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.\" şeklindedir. 17/3. maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir.Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur.  CMR 17/4-c maddesi uyarınca taşıyıcı, hasarın, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınmasından, yüklenmesinden, istif edilmesinden veya boşaltılmasından kaynaklandığını ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Bununla birlikte yükleme gönderene veya başkasına ait olsa bile taşıyıcının, malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istiflenmesi gerekse ambalajlanması itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında nezaret görevi mevcuttur. Buna göre, taşıyıcının göndereni  uyarması gerekmekte olup,  bu uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekmektedir. Somut olayda dosya kapsamındaki delillere göre CMR senedinde ambalaj yetersizliğine ilişkin bir tespite yer verilmediği gibi  hükme esas alınan bilirkişi raporunda da ahşap kasalarla yükün ambalajlanmasının somut olaya uygun olduğu ve dosyada sunulan fotoğraflara göre ambalajlamada hata olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca  bilirkişi raporunda başlangıçta kırık kasalarla yükleme yapılmayacağı, tahta kasadaki kırıkların esasen aktarmalar sırasında meydana gelmiş olabileceği, tahta ambalajın kırılması nedeniyle de taşınan kağıt emtiasının hasar gördüğü  kanaatine varılmıştır. CMR senedine alıcı tarafından hasar şerhi düşüldüğü gözetildiğinde hasarın taşıma sürecinde meydana geldiği, taşımanın parsiyel yük taşıması niteliği karşısında, yükün istiflenmesi, yüklenmesi, boşaltılması konusunda gönderenin veya alıcının taşıyıcıdan daha tedbirli olmasının beklenemeyeceği, parsiyel yük taşıması yapan davalı taşıyıcının yapmış olduğu taşımanın gereğine uygun hareket etmek zorunda olduğu, CMR 17/4-c maddesi kapsamında yürütülen aktivitelerden davalı sorumlu olup, taşıma sürecinde yürüttüğü aktarma, istifleme, yükleme aktivitelerinden dolayı sorumlu olduğu anlaşılmakla taşınan emtiada meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir (Yargıtay 11 HD.'nin 2005/4608 -2007/1987 E.K sayılı ilamı). Bu durumda mahkemece eksper raporu ile hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporundaki veriler baz alınarak hesaplanan hasar bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle  davalı vekilinin aksi yöndeki  istinaf istemlerinin reddi  gerekmiştir. Diğer yandan davacı vekili, sigortalısı arasında düzenlenen nakliyat abonman sözleşmesinin 2.maddesinde yer alan  abonman sözleşmesinin geçerli olduğu sürece sigortalının  beyan ettiği sigorta bedeline navlun ücreti ve toplam bedelin %10 artırımının dahil edileceğine ilişkin şartın uygulanması gerektiği yönünde istinaf isteminde bulunmuş ise de ödenen bu bedelin, dava dışı sigortalının doğrudan bir zararı olduğu veya CMR şartları içinde kalan bir ödeme olduğu ispatlanmamıştır. Kaldı ki davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı arasındaki sözleşme hükmünün sigorta sözleşmesine taraf olmayan davalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu kapsamda %10 ilave bedelin TTK'nın 1472.maddesi kapsamında halefiyet kuralları gereği davalı taşıyıcıdan talep edilmesi mümkün olmadığı gözetildiğinde bilirkişi raporunda  %10 ilave bedel eklenmeksizin hesaplanan hasar bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle  davacı vekilinin aksi yöndeki  istinaf isteminin reddi  gerekmiştir. Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı aleyhine rücuen açılan dava, hasar gören emtia bedelinin tahsiline yönelik olup, hükmedilen miktarın tazminat niteliğinde olması ve gerçek zararın araştırılmasının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle İİK'nın 67. maddesi uyarınca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetli olmuştur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 220,88‬ TL harcın, alınması gerekli olan 646,34 TL harçtan mahsubu ile bakiye 425,46‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6dd1fbf2ea3ddfb5","SID":"7c0b85cc94e0f97b"}}