{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1113 <br>KARAR NO:2024/1937<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/05/2019<br>NUMARASI:2018/37 E. - 2019/310 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılardan .... Şti. ile davalı ...Ş. arasında, 16.02.2016 tarihinde Genel Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, diğer davacılardan ...'nın sözleşmeyi hem diğer davacı...’ in yetkili temsilcisi ve hem de kefil sıfatı ile imzaladığını, davalının 16.02.2014 tarihli Genel Faktoring Sözleşmesine teminat teşkil etmek üzere Genel Faktoring Sözleşmesi ile aynı tarihli 3.000.000-TL meblağlı bir adet bonoyu hem davacı ...’e ve hem de diğer davacı sözleşme kefili ...’ya imzalattığını, davalının, Beyoğlu .... Noterliğinden davacıya gönderdiği 22.02.2016 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarname sureti ile 19.02.2016 tarihinde faktoring hesabının kat edilerek kapatıldığını, 22.02.2016 tarihi itibariyle Genel Faktoring Sözleşmesinin feshedildiğini ihtaren bildirdiklerini, davalının hemen ertesi günü yani 23.02.2016 tarihinde de 3. maddede bahsi geçen Hesap Kat İhtarına konu 96.559,79-TL kur farkı alacağının tahsili için 3.000.000 -TL. lik teminat senedine dayalı olarak ... sayılı dosyasından 96.559,79-TL. meblağlı icra takibi başlattığını, davalı tarafın bilahare İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/171 Esas sayılı dosyası ile davacı ...'nın dava dışı ...'a 2015 yılında satarak devir ettiği taşınmazlara ilişkin tasarrufun iptali davası ikame ettiğini, bu davanın dava dilekçesinde ... vekilinin aynen Davalı ..., faktoring müşterisi... A.ş. ile imzalanan 16.04.2014 tarihli sözleşme, bu sözleşme çerçevesinde muhtelif tarihlerde yapılan faktoring işlemleri ve verilen... kur farkı taahhütnamelerinden dolayı... sayılı kesinleşmiş icra takip dosyasından müvekkil şirkete borçludur.” demek sureti ile icra takibine konu borcun kaynağını nereden doğduğunu açıkça beyan ettiğini, davalı tarafın 22.02.2016 tarihli Hesap Kat İhtarı ile talep ettiğini, ... sayılı icra takibine konu ettiği 96.559,79-TL miktarlı alacağın kur farkı ... tutarlarının'dan kaynaklandığının açık ve net olduğunu, ancak kur farkı BSMV tutarlarından davacının sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceğini, davacı... A,ş. ile davalı ...ş. arasında imzalanan 16.02.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin tüm maddeleri incelendiğinde kur farkı BSMV tutarından ... A.ş.'nin sorumlu olacağına ilişkin hiçbir maddenin bulunmadığının görüleceğini, her ne kadar davalı ...ş. tarafından 06.02.2015 ve 30.03.2015 tarihli taahhütname başlıklı iki belge davacı ... A.ş.'ye imzalatılmış ise de Genel Faktoring Sözleşmesi'ne aykırı olarak davacı ... A.ş.‘ye imzalatılan bu taahhütnamelerin geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...ş.'nin sorumlu olduğunu, davalının Genel Faktoring Sözleşmesi ile davacıya yükleyemediği işbu vergi sorumluluğunu bilahare sözleşmeye aykırı olarak imzalattığı 06.02.2015 ve 30.03.2015 tarihli taahhütnameler ile davacı ... A.ş'ye yüklemeye çalıştığını, bu durumun yasaya aykırı olup kabul edilemeyeceğini, 06.02.2015 ve 30.03.2015 tarihli taahhütnamelerde sadece davacı ...A.ş.'nin imzası mevcut olup sözleşmeye kefil sıfatı ile imza atan diğer davacı ...'nın imzasının bulunmadığını, davacı ... Damcının 16.02.2014 tarihli Genel Faktoring Sözleşmesine kefil olarak imza atmış olup ancak bu sözleşme kapsamındaki borçlardan sorumlu tutulabileceğini, sözleşme kapsamında olmayan bir borçtan sorumlu olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, bir an için sözleşmenin tarafı olan davacı ... A.ş.’nin 06.02.2015 ve 30.03.2015 tarihli taahhütnamelerdeki imzalarının geçerli olduğu kabul edilse dahi bu durumundan sözleşmeye kefil sıfatı ile imza atan diğer davacı ...’nın etkileneceğini kabul etmenin kefalet müessesinin mahiyetine zıt olacağını, kefilin ancak kefalete konu borç kapsamından sorumlu tutulabileceğini, Genel Faktoring Sözleşmesinde asıl borçlu ... A.ş.'nin BSMV'den sorumlu olduğuna ilişkin hiçbir madde mevcut olmadığını, imzası bulunmayan 06.02.2015 ve 30.03.2015 tarihli taahhütnameler nedeniyle sorumluluk altına sokacak biçimde yorumlanamayacağını, davalı ...'nin icra takibi yoluyla talep ettiği BSMV gider vergisi niteliğindeki vergi olduğunu, davacılar... A.ş. ile diğer davacı kefil ...'nın kur farkından kaynaklanan BSMV'den dolayı borçlu olmadıklarının tespiti için dava açma zarureti hâsıl olduğunu, mahkemece yapılacak tahkikat ile iddialarının sübut bulacağını, ancak davalı tarafça BSMV kur farkından doğduğu iddia olunan 96.559,79.-TL alacağın, ... sayılı dosyası ile icra takibine konulduğundan kambiyo senedine davalı icra takibinin işbu dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Mahkememizde açılan menfi tespit davasının haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacılardan ....Şti. ile (...) ile davalı şirket arasında 16.04.2014 tarihli faktoring sözleşmesi mevcut olduğunu, davacılardan ... ile davalı şirket arasında 16.04.2014 tarihli ve 10.000.000-USD azami limitli faktoring sözleşmesi mevcut olup, iş bu sözleşme çerçevesinde davacı şirkete muhtelif tarihlerde faktoring işlemleri yapıldığını ve krediler kullandırıldığı, faktoring sözleşmesi ve taahhütnameler çerçevesinde yabancı para üzerinden kullandırılan krediler nedeniyle oluşan kur farkı BSMV tutarları davacı tarafından ödenmediği için Beyoğlu ... Noterliğinin 22.02.2016 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davacının faktoring sözleşmesinin feshedildiğini ve 96.559,79-TL kur farkı BMSV tutarı davacıdan talep edildiğini, akabinde davacı aleyhine 23.02.2016 tarihinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/304 D.iş dosyası ile ihtiyati haciz başvurusu yapıldığını ve bu kararın ... sayılı dosyası ile uygulandığını gerek ihtarname ve gerekse de ihtiyati haciz ve icra takibinin hiçbir itiraza uğramadığını, yapılan icra takibi neticesinde davacıların hacze kabil malı bulunmadığı ve davacılardan ... tarafından, diğer davacı ... şirketinin kurucu ortaklarından ...’a mal kaçırma amacıyla yapılan devirlerin iptali için İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/171 Esas sayılı dosyasıyla tasarrufun iptali davası açıldığını ve akabinde de davacıların eldeki menfî tespit davasını açtığını, dolayısıyla tasarrufun iptali davası üzerine bu davanın açılmasının tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmayı amaçladığını, sözleşmenin VI/1 maddesinde faktörün kayıtlarının HMK'nın 193 uyarınca münhasır delil niteliğinde olduğu ve VI/10.maddesinde müteselsil kefillerin de müşteri gibi sözleşme hükümleriyle bağlı ve sorumlu olduğu hükümlerinin yer aldığını, kur farkı BMSV tutan gider vergisinin kanununda düzenlenen bir tür gider vergisi olup sözleşmenin çeşitli maddelerinde sözleşmeden ve yapılan işlemlerden kaynaklanan tüm giderlerin vergi ve harçların bağlandığını, yine taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinin yabancı para limitli olup yapılan işlemler de yabancı para üzerinden yapılmış ayrıca davacıdan çeşitli zamanlarda sözleşmeye ilave olarak kur farkı taahhütnameleri alındığını, dolayısıyla gerek faktoring sözleşmesi ve gerekse de taahhütnameler uyarınca davacıların kur farkından kaynaklanan gider vergisi olan BSMV tutarlarından sorumlu olduğunu ve davalı şirketin davacılardan olan bu alacağı konusunda faktoring sözleşmenin VI/I .maddesinde yer verildiği üzere davalı şirketin kayıt ve belgeleri münhasır delil niteliğini haiz olduğunu, davacılardan ...’ntn davayı açmakta hukuki yaran ve davacı sıfatı olmadığını, yukarıda yer verildiği üzere davacıların faktoring sözleşmesi çerçevesinde sorumlu olduklarını, yine alman taahhütlerde davacılardan ...'nın imzası bulunmasının da gerekmeyip söz konusu taahhütlerin faktoring sözleşmesinin bir parçası olmasından başka faktoring sözleşmesine uygun ve sözleşmenin feri niteliğindeki belgeler olduğunu, ayrıca söz konusu belgelerin faktoring sözleşmesini limitini artırıcı yahut hükümlerim değiştirici bir yanı bulunmayıp söz konusu taahhütnamelerin alınmasına gerek olmaksızın faktoring sözleşmesinin uygulanmasından doğan her türlü masraf, vergi ve ferilerin davacılara ait olduğu sözleşmede müteaddit kereler yer aldığını, dava konusu icra dosyası dayanağı 06.04.2014 tanzim ve 19.02.2016 vade tarihli 3.000,000-TL tutarlı bono olduğunu, davacı ...'nın icra takibine konu bonodan dolayı avalist sıfatıyla sorumlu olduğunu, yalnızca bonodaki şekli eksiklikleri ileri sürerek dava açma hakkı tanındığından davacı ...'nın eldeki davayı açmasının hukuken mümkün olmadığını ve ...'nın davacı sıfatı olmadığını, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davacılar yönünden ayrı ayrı davanın reddine karar verilerek masraf ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; \"Dosya içerisinde yer alan faktoring sözleşmesinin II-24 maddesinde kur farkı bedelinin müşteriden tahsil edileceği hükmü yer almaktadır. Yine aynı sözleşmenin VI-10 maddesinde de müteselsil kefillerin sözleşme ve eklerinden sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Öte yandan BSMV, yasa gereğince ödenmesi gereken vergi olup oranı da yasayla belirlenmiştir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin VI-17. maddesinde de BSMV'den davacı müşterinin sorumlu olduğu açıkça düzenlenmiştir. Denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde faktoring sözleşmesini imzalayan davacı şirket ve diğer davacı kefilin kur farkı ve BSMV'den sorumlu olduğu sabit olmakla davanın reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile; \"Davanın REDDİNE\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ..., mezkur faktoring sözleşmesine teminat teşkil etmek üzere işbu sözleşmeyle aynı tarihli, 3.000.000,- TL bedelli bir adet bonoyu hem ...'e, hem de avalist sıfatıyla ...ya imzalattığını, davalı ..., Beyoğlu ... Noterliği marifetiyle müvekkillerine gönderdiği 22/02/2016 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamede mezkur sözleşme ve ekindeki taahhütnameler uyarınca BSMV kur farkının müvekkillerce ödeneceği taahhüt edilmesine rağmen oluşan 96.559,79 TLlik kur farkının ödenmemiş olması karşısında faktoring sözleşmesinin feshedildiğini ve borcun bir an evvel ödenmesi gerektiğini ihtar ettiğini, 23/02/2016 tarihinde davalı firma tarafından 3. paragrafta mezkur meblağ için 2. paragrafta bahsi geçen bonoyu takibe koymuş, bu suretle ... numaralı dosyasında icra takibinin başlatıldığının bunun üzerine kendi taraflarında mezkur takibin dayandığı borç ilişkisinin hukuken mevcut ve muteber olmadığının tespiti talebiyle işbu istinaf başvurularına konu menfi tespit davasının ikame edildiğini, huzurdaki dosya kapsamında 03/07/2018 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, bilirkişi heyetince 03/12/2018 tarihinde rapor tanzim edildiğini, anılan raporda özetle 6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca BSMV mükellefinin esas itibariyle banka veya faktöring firması olduğunu, ancak tahakkuk edilen verginin sözleşme marifetiyle iç ilişkinin diğer tarafına rücu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, müteselsil kefil ...'nın sorumlu olduğu tutarın bilirkişilere iletilen sözleşme metninde açıkça yer almadığını ve bu suretle kefalet akdinin TBK m. 583te belirtilen şartları taşımadığının değerlendirilebileceğini, faktoring ilişkisine yabancı bir bononun takibe konması ve hatta imzalatılmasının faktöring ilişkisinin özüne uygun düşmeyeceğinin değerlendirilebileceğini, ancak kur farkı BSMV tutarlarının davacı müvekkillerden istenmesinin sözleşme şartları göz önünde tutulduğunda hukuka uygun olduğunu, bu itibarla davacı müvekkillerinin davalı defterlerinde yer alan dava konusu borçtan mesul oldukları değerlendirildiğini, somut olayda ... tarafından hem şirket yetkilisi, hem de müteselsil kefil sıfatıyla ayrı ayrı imza edilen sözleşmenin ... tarafından benzer hukuki ilişkilerde kullanılmak üzere önceden tek başına hazırlanan, matbu bir metin olduğu tartışmasız olduğunu, BSMV ücretinin taraflarına rücuuna imkan verdiği iddia edilen sözleşmenin VI/4 maddesi de genel bir ifadeyle \"sözleşmenin uygulanması ve teminatların alınması nedeniyle ödenmesi gereken bilcümle harç, vergi ve rüsumlar ile masraflar… müşteriye aittir\" biçiminde düzenlendiğini, mezkur madde kapsamından mutat uygulama gereği ödenmesi gereken damga vergisi vb. vergilerden müvekkilinin sorumlu tutulacağı öngörülebilir olsa da kur farkı BSMV tutarının da bu kapsamda müvekkilinden talep edilebileceğinin; bankacılık ve finans konusunda uzmanlığı bulunmayan, uyuşmazlık konusu sözleşmenin zayıf tarafını teşkil eden, faktöring sözleşmesini kurmak istiyorsa genel işlem şartları mahiyetindeki sözleşme hükümlerini imza etmeye ticari olarak mecbur bulunan müvekkili tarafından tüm sonuçlarıyla birlikte anlaşılmasının beklenemeyeceğini, bu halde huzurdaki davanın konusunu oluşturan BSMV kur farkından müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, aksinin kabulü asıl borçlunun kefili onun rızası olmaksızın, tek taraflı tasarrufları ile yeni borçlar altına sokabileceğinin kabulü anlamına geleceğini, böyle bir yaklaşımın kefalet müessesesinin kanunda ve öğretideki tanımı ve işlevi ile bağdaşmadığının da açıkça ortada olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalıların yerel mahkeme aşamasında ileri sürülmeyen bir kısım argümanların istinaf dilekçesiyle ileri sürmekte olduklarını ve fakat davacıların iddialarını genişletmelerine muvafakatlerinin olmadığını, davacıların yerel mahkeme safhasında ileri sürmedikleri genel işlem şartı gibi bir kısım hukuki argümanları istinaf aşamasında ileri sürdüklerini yasal olarak mümkün olmayan bu hale muvafakatlerinin de bulunmadığını ifade ettiklerini, davacı ....Şti. ile (...) ile müvekkili şirket arasında 16.04.2014 tarihli Faktoring Sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı ... ile müvekkili şirket arasında 16.04.2014 tarihli ve 10.000.000-USD azami limitli faktoring sözleşmesi mevcut olup, iş bu sözleşme çerçevesinde davacı şirkete muhtelif tarihlerde faktoring işlemleri yapıldığını ve kredilerin kullandırıldığını, Faktoring Sözleşmesi ve taahhütnameler çerçevesinde yabancı para üzerinden kullandırılan krediler nedeniyle oluşan kur farki BSMV tutarları davacı tarafından ödenmediği için, Beyoğlu .... Noterliğinin 22.02.2016 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davacının Faktoring Sözleşmesi feshedildiği ve 96.559,79-TL kur farkı Bsmv tutarı davacıdan talep edildiğini, akabinde davacı aleyhine 23.02.2016 tarihinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/304 D.İş numaralı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusu yapılmış ve bu karar ... sayılı dosyası ile uygulandığını, gerek ihtarname ve gerekse de ihtiyati haciz ve icra takibi hiçbir itiraza uğramadığını, yapılan icra takibi neticesinde davacıların hacze kabil malı bulunmadığı ve davacılardan ... tarafından, davacı ... şirketinin kurucu ortaklarından ...'a mal kaçırma amacıyla yapılan devirlerin iptali için İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/171 Esas sayılı dosyasıyla tasarrufun iptali davası açılmış ve akabinde de davacılar eldeki menfi tespit davasını açtıklarını, dolayısıyla tasarrufun iptali davası üzerine bu davanın açılması tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmayı amaçladıklarını ileri sürerek, davacı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini ilk derece mahkemesince kurulan hükmün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine 23/02/2026 tarihinde 96.559,79 TL asıl alacak, 111.11 TL işlemiş faiz, 289,68 TL komisyon ücreti olmak üzere Toplam 96.960,58 TL' nin tahsili amacı ile 3.000.000,00 TL bedelli  bonoya istinaden kambiyo senedine davalı  icra takibi başlatılmıştır.Davacı ....Şti. ile (...) ile Davalı arasında 16.04.2014 tarihli 10.000.000-USD azami limitli faktoring sözleşmesi tanzim edildiği görülmüştür. Davalı cevap dilekçesinde, Factoring Sözleşmesi  çerçevesinde davacı şirkete muhtelif tarihlerde faktoring işlemleri yapıldığını ve kredilerin kullandırıldığını, Faktoring Sözleşmesi ve taahhütnameler çerçevesinde yabancı para üzerinden kullandırılan krediler nedeniyle oluşan kur farkı BSMV tutarının davacı tarafından ödenmediği için, Beyoğlu .... Noterliğinin 22.02.2016 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davacının Faktoring Sözleşmesi feshedildiğini  ve 96.559,79-TL kur farkı BSMV tutarın  davacıdan talep edildiğini beyan etmekle davalı takip konusu alacak miktarının kur farkı alacağın BSMV olduğunu ileri sürmekle ispat yükümlülüğünü üzerine almıştır.Taraflar arasında ki uyuşmazlık kur farkı alacağından -BSMV den davacıların sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Finansal Kiralama Sözleşmesinin ll-24 maddesinde;\" Taraflarca Kararlaştırılması halinde MÜŞTERİ\" 'ye dövize endeksli olarak finansman kullandırılabilir. Bu halde döviz  cinsinden  tahsil olunan finansman, taraflarca mutabık kalınan Döviz alış kuru Üzerinden Türk Lirası\" na çevrilerek  kullandırılır. Taraflarca mutabakat Sağlanamaması: halinde ... Bankasının efektif alış  kuru esas alınacaktır. Finansman ve ferilerinin geri ödenmesi sırasında, geri  ödeme tarihindeki ...  Bankasının  Efektif Satış Kuru esas alınır. Bu suretle kısmen veya tamamen geri ödeme sırasında oluşabilecek ana para kur farkları müşteriden tahsil olunur.\" Aynı sözleşmenin V-3 maddesinde,\" döviz kurlarındaki artış  veya eksilmeler sureti ile meydana gelebilecek olan riskler müşteriye aittir. Müşteri bu riskler ile komisyon v.s gibi giderlere ilişkin artışları kur farklarını karşılamayı şimdiden kabul ve taahhüt etmektedir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, Davacılardan ... A.Ş.  ile davalı arasında  16.04.2014 tarihli 10.000.000-USD azami limitli faktoring sözleşmesi tanzim edildiği diğer davacı ...'nın kefil olduğu,davacılardan şirket tarafından davalı factoring şirketine 06/02/2015 tarihli ve 30/03/2015 tarihli  taahhütname verildiği, TTK 702/2 maddesi gereğince takibe konu bonodaki kefilin şekle ait noksanlıklar dışındaki defileri ileri süremeyeceği, Kaldı ki sözleşmede de  kefil olduğu,  bu taahhütnamede davacılardan ...'nın isim ve imzası yer almasa bile Factoring Sözleşmesinde kefil olduğu limit miktarına kadar sorumlu olduğu, davacıların iddiaları sübut bulmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2019 tarih ve 2018/37 E. 2019/310 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 -TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 108,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 318,80-TL  harcın davacılar-mirasçılarından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37bb07f07afc3d73","SID":"761f6d0095ad8bba"}}