{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/615 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1607<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/09/2019 (Dava) - 15/09/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/269 Esas - 2021/663 Karar<br>DAVA\t\t: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/269 Esas-2021/663 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 18/06/2019 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 12. maddesinde belirtilen Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396. maddelerinde sayılan işlemler için izin verilmesi hususunda yapılan oylamanın geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın anılan maddelerindeki yetkinin verilmesine ilişkin kararın, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK'nın 436.maddesindeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerektiğini, TTK'nın \"Oydan Yoksunluk\" başlıklı 436. maddesinde aynen; \"(1)Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz\" denildiğini, diğer taraftan davalı şirket hakkında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/1112 Esas ile görülmekte olan 30/06/2018 tarihli genel kurulda (bir önceki genel kurul) alınan benzer kararın iptali için açtıkları davada da aynı hususun davalı tarafın bilgisine sunulduğunu, buna rağmen davalının bilinçli olarak kanuna aykırı şekilde oylama yapmak suretiyle yine kanuna aykırı karar aldığını belirterek, bahse konu genel kurul kararının 12.maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... denetimi altında payları ... A.Ş'de işlem gören halka açık bir şirket olup, hiçbir hukuki dayanağı olmayan haksız dava sebebiyle zarara uğrama riski altında bulunduğunu, bu nedenle davacının muhtemel zararları karşılamak üzere TTK'nın 448.maddesi uyarınca teminat yatırması gerektiğini, genel kurul toplantısında alınan kararlarda kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılığın söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, daha önceki yıllarda da TTK'nın 395.ve 396.maddeleri uyarınca yönetim kurul üyelerine izin verilmiş olmasına karşın gerek geçmiş dönemlerde gerekse davaya konu genel kurul kararı doğrultusunda bu tarihe kadar yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395.ve 396.maddeleri kapsamında herhangi bir işleminin bulunmadığını, davacının bu davaya benzer bir davayı da İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1112 Esas sayılı dosyası üzerinden ikame etmiş olup bilirkişi incelemesi aşamasında olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...TTK'nın 446. (1/a) maddesi uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için ret oyu kullanmış ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına kaydettirmiş olmaları gerektiği, bu kuralın emredici hüküm niteliğinde olduğu, somut dava yönünden genel kurul tutanağında davacının, dava konusu ettiği gündem maddeleri için ret oyu kullandığı gibi muhalefet şerhini de kaydettirdiği görülmekle, TTK' nın 446/1-a maddesindeki dava şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla davanın esastan incelendiği, dava konusu edilen genel kurul kararının niteliğine göre uzman bilirkişi atanarak davalı şirkete ait defter ve kayıtlar ile dosyada toplanan tüm deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınan rapor ve dosyada toplanan tüm deliller ile ilgili yasal mevzuat ve davalı şirkete ait ticaret sicil kayıt örnekleri ve şirket ana sözleşmesi göz önünde tutularak uyuşmazlığın çözüldüğü, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli, ayrıntılı, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; davacının şirket ortağı olup, 18/06/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısına ortak sıfatıyla katıldığı, toplantı gündeminin 12. maddesinde yönetim kurulu üyelerine şirketin faaliyet konusuna giren veya girmeyen işleri bizzat veya başkaları adına yapmaları ve bu nevi işleri yapan şirketlere ortak olabilmeleri, rekabet edebilmeleri ve diğer işlemleri yapabilmeleri hususunda TTK' nın 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesi konusunun oylamaya sunulup, oy çokluğuyla kabulüne karar verildiği, oylamada davacının red oyu kullanmasına ve muhalefetini bildirmesine rağmen şirket ortakları ..., ..., ... ve ...'ya ait oyların kabulü yönünde kullanılması nedeniyle oy çokluğu ile karar alındığı, TTK'nın 395.(1) maddesinde yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı, 396.(1) maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinden birinin genel kurul iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlevi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumlu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceği düzenlemeleri ile bu nitelikteki iş ve işlemler ortak ile şirket arasında şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan TTK'nın 436.(1) maddesindeki düzenlemenin somut karar için uygulama yeri bulunduğu, TTK'nın 436.(1) maddesinde pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu veya hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacaklarının belirtildiği, bu yasal düzenlemeler karşısında her ne kadar davaya konu genel kurul kararı oy çokluğu ile kabul edilmiş ise de, kararın kabulü için oy kullanan ... ve ...'in yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle TTK'nın 436.(1) maddesi nedeniyle oy kullanmadan yoksun oldukları, yönetim kurulu üyesi ...'in 519.329,00 pay, ...'in ise 1.127.051,00 pay sahibi olup toplam 1.984.380,00 kabul kararına dayanak pay oyundan mahsup edildiğinde kabule ilişkin pay oyunun 338.000 olduğu, buna karşın red oylarının 647.576 olması nedeniyle oy çokluğuyla kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile gündemin on ikinci maddesi ile alınan kararının iptaline karar vermek gerekmekle; DAVANIN KABULÜNE, davalı şirketin 18/06/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 12.gündem maddesi ile TTK'nın 395 ve 396. maddelerine ilişkin alınan kararın iptaline....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"....Hükmün eksik ve hatalı bir incelemeye dayalı olduğunu, salt dosyada mübrez 04/01/2021 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak ve sair delilleri ile rapora itirazları göz ardı edilerek tesis edildiğini, daha evvelki yıllarda da TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kurul üyelerine izin verilmiş olmasına karşın gerek geçmiş dönemlerde gerekse davaya konu genel kurul kararı doğrultusunda işbu dilekçeyi mahkemeye ibraz ettikleri tarihe kadar verilen izin sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395.ve 396.maddeleri kapsamında herhangi bir işleminin bulunmadığını, mahkemece oydan yoksunluk halinin söz konusu olduğu ileri sürülmüş ise de; ... ve ... açısından yapılan işbu tespitin yerinde olmadığını, nitekim kullanılan oy oranları bir kez daha hesaplandığında her iki şahıs açısından da toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğunu, dolayısıyla TTK'nın 395.ve 396.maddeleri gereğince verilen izin kararının geçerli olduğunu, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmasının genel kurul kararının iptali davası için dava şartı niteliğinde olup, davaya konu 18/06/2019 tarihil genel kurul toplantısının yasa ve usule uygun tertip edildiğini, alınan kararların da yasa, sözleşme ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde alındığını, öte yandan, gerek mahkemece gerekse bilirkişice yalnızca genel kurul toplantı tutanağının incelendiğini (ki bu incelemenin de eksik olarak yapıldığı kanısında olduklarını), bunun dışında hazirun cetveli, kamu aydınlatma platformu açıklaması, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1112 Esas sayılı dosyası, dosyaya kazandırdıkları toplantıya ait CD kaydı ve sair delillerin inceleme dışı bırakılarak, üstelik bilirkişi raporuna yönelik itirazları da hiçbir şekilde dikkate alınmayarak karar tesis edildiğini, son olarak; yönetici ortakların hangi değerdeki oy miktarı için oydan yoksun olduklarının ispatı yükünün davacı yanda olup, davacının bu yönde herhangi bir somut delil ibraz edemediğini....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davacının ortağı olduğu davalı anonim şirketin 18/06/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının 12. maddesinde alınan kararın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; bilindiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Yönetim kurulu üyesi TTK'nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de, \"diğer yönetim kurulu üyeleri için\" oy kullanabilir. Somut uyuşmazlıkta, yönetim kurulu üyelerinin \"tamamı\" yönünden yapılan oylamada 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca kendileri ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu halinin uygulanması ve tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına karar verildiğine göre, her bir yönetim kurulu üyesi yönünden şirketle rekabet yasağının kaldırılması kararının yeterli nisapla alınıp alınmadığının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle, toplantıya katılanların hisse durumlarına dair ilgili tüm bilgi ve belgeler de denetime elverişli şekilde dosya içerisine alınarak ve yine yasada sayılan akrabalık ilişkileri de denetime elverişli şekilde ve net bir biçimde ortaya konularak \"her bir yönetim kurulu üyesi\" bakımından bahse konu oylamada yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığı hususu ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle (kendi ve yasada sayılan yakınları var ise yakınlarının oyları da sayılmaksızın), kendileri (ve varsa yakınları) tarafından kendileri için kullanılan oylar sayılmaksızın da karar yeter sayısına ulaşılıp ulaşılmadığı değerlendirilerek (ilgili üye iştirak etmese de alınan oyun yeterli olup olmadığı herbir üye bakımından ayrı ayrı belirlenerek), sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2016/3815 E. - 2017/2497 K., Yargıtay 11. HD 2016/2632 E.-2017/2360 K,   2016/12080 E.-2018/5297 K.).<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/269 Esas - 2021/663 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  06/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e8ccfd29a35942a","SID":"a6db7000a93d87c1"}}